• 604
    iyidir, kötüdür; kendileriyle yüz yüze bir ilişkim olmadan bunu bilemem. ancak söylemek istediğim, ki bu sadece galatasaray için değil tüm türk takımları için geçerli, çalışma metodlarını değiştirmeleri gerekiyor. belki yapılıyordur bilmiyorum ama misal yarı zamanlı çalışacak bir izleyici havuzu oluşturulsa, aralarında çeşitli meslek gruplarından ve kültürlerden insanlar da barınsa, hatta oyuncular araştırılırken sosyologlara, psikologlara da danışılsa; uzun lafın kısası bilimsel ve yarı profesyonel bir işbirliğiyle ilginç sonuçlar alınabilir.

    ayrıca bence de kendimize özgü bir yayılma alanı bulmalıyız. örneğin güney amerika'yı bize yar etmezler ama balkanlar, orta doğu, orta asya, hindistan gibi bölgelerde bir şekilde yayılabiliriz. benim bu konuya özel yaklaşımım futbolun çok tutulmadığı, futbol kültürünün çok oturmadığı bölgelerde de bir şansımız olabileceği yönünde. buna kanada, avustralya, yeni zelanda, finlandiya gibi sayıca çoğaltılabilecek örnekler verilebilir. ama bu durumda da, genç oyuncuyu değil de çocuk yaştaki oyuncuyu hedef almak gerekiyor. bu da ayrı bir kurumsallaşma gerektiriyor.

    fırsat transferleriyle zaten scout ekibinin değil de, transfer komitesinin ilgilenmesi gerekiyor. ancak bütün bu konularda organik bir yapılanmanın varlığına ihtiyaç var. doğru adımlar atılırsa ve porto gibi oyuncu ihraç edip kar etmeyi amaçlamak yerine bu yolla dev kulüp olmaya cüret edebilirsek, hiç görmediğimiz kadar güzel günler görebiliriz. tüm dayanağımsa şu basit cümle üzerine:
    "elin oğlu yapıyor..."