• 644
    ben tanrıya inanmıyorum. işim gereği elime hem maddi hem manevi çıkar sahibi olabileceğim defalarca fırsat geçti. çok fazla para, çok iyi mevkiler edinebilirdim. cehennem korkum olmamasına rağmen, bu fırsatları bir an bile düşünmeden elimin tersiyle ittim. hayatım boyunca kimsenin en ufak bir hakkı (dini anlamdaki hak değil) üzerime geçmesin diye deliler gibi çabaladım. en ufak bir hak yemiş olsam gözüme bir damla uyku bile giremezdi.

    şimdi de gözüme uyku girmiyor. boğazımda bir düğüm var. 31 mart 2019 tarihinden beri böyle. bu ülkenin akla gelebilecek tüm kurumlarına dair ne en ufak bir itimadım kaldı, ne güvenim, ne umudum. bir tek galatasarayım var. 37 yıllık ömrümde temizce sevmeye çalıştığım, kazanmasıyla değil, asaletiyle, haklılığıyla gururlandığım galatasarayım.

    inanın öfkeyle, küfürler saçarak yazmıyorum bunları. insanlar için en tehlikeli olduğunu düşündüğüm umutsuzlukla yazıyorum.

    ali palabıyık bir hakem. türkiye şartlarında çok iyi paralar kazanan bir hakem. görevi ise yönettiği maçlarda kuralları uygulamak. kazandığı paralarla ne yapar bilemem. 14 nisan 2019 fenerbahçe galatasaray maçından kazandığı parayla belki çocuğuna süt alacak, belki annesinin kredi kartı borcunu ödeyecek, bilmiyorum. tek bildiğim o parayı haketmediği.

    kanıtlayamam ama eminim ki bulunduğu mevkiye kim bilir kişiliğinden ne tavizler vererek geldi. dün geceki maça çıkarken nasıl talimatlar aldığından da eminim. ve sonuçta görevini layıkıyla yaptığını da hepimiz gördük.

    eğer buraları okuyorsa kendisine bir sözüm var. değmez ali palabıyık! bu yangın yeri dünya için avuç açmaya değmez, kişiliğinden tavizler vermeye değmez. varsa çocuğun onun yüzüne bakabil. aynaya, varsa sevdiğin kadının gözlerine bakabil. değmez.