• 462
    sene 1992'de, anadolu lisesi sınavındaki birinci tercihim olan lise. asilden ikinci tercihimi kazanmış, ön kayıdımı yaptırmıştım, galatasaray lisesi'nde ise 278. yedek konumundaydım. yedek listelerin yerleştiği haftanın, son gününün son saatine kadar ailemin yarısı kaydımı aldırmak üzere asilden kazandığım okulda, yarısı da hemen kayıt yapabilmek için, belki sıra gelir ümidiyle galatasaray lisesi'nde bekledi. cuma akşam saat 5'e kadar bekledik, ama maalesef yedeklerde 200'üncüye gelmeden kayıtlar doldu. 11 yaşındaydım ve çok da iyi bir okul kazanmış olmama rağmen çok üzülmüştüm. okul gömleklerinde bile çok sevdiğim sarı-kırmızı renkler vardı çünkü.

    o yıldan sonra da liseli arkadaşlara hep gıptayla baktım, içten içe kıskandım hatta. sizin tanıdıklarınızı bilmiyorum, ama benimkiler hepsi pırlanta gibi çocuklardı, hem bilgili ve eğitimli, hem sosyal ve girişken insanlardı.

    güncel ne yaşanırsa yaşansın, ben bu büyük kulübün kurulduğu liseyi çok önemsiyorum. bu kulübü neden destekliyorsanız, hangi başarısı ile övünüyorsanız, direkt liseli olmaslar bile hangi sporcusuyla veya teknik adamıyla gurur duyuyorsunuz, altında lisenin gücü var, lisenin vizyonu var. bir sınıfından "bir renge ve isme sahip olmak, türk olmayan takımları yenmek" gibi bir vizyonun aşılandığı bir liseye saygı duymamak mümkün mü?

    her kurumda iyiler-kötüler, doğrular-yanlışlar olur bunda hemfikiriz. ve evet galatasaray spor kulübü, galatasaray lisesinden yönetilmek için fazla büyük, açılmalı, daha güncel bir şekilde yönetilmeli, bu konuda da hemfikiriz, ve bu konuda çalışmalıyız.

    ama lütfen artık liseyle ilgili kelimelerinizi seçerken biraz saygılı davranalım, lütfen.