• 464
    1979'da kazma orta sahalara tepki olarak flero'da* doğar. futbolla daha 4 yaşındayken ailesiyle tatil için gittikleri viareggio'nun kumsallarında haşır neşir olmaya başlar.

    https://i.hizliresim.com/JOGWPq.png

    ta o zamanlarda bile sessiz sakin, çelebi bir çocuk olan andrea'nın tek yaramazlığı zamanın futbol ilahları zico, platini ve baggio'nun frikiklerini izleyip izleyip evin salonundaki kanepeyi baraj, pencereyi de kale olarak hayal ederek sünger topuyla şut çalışmaları yapmasıdır.

    yeteneği yaşının ilerisindedir ve kendinden büyüklerle rahat rahat futbol oynayabilmektedir. 13 yaşındayken voluntas u15'in danimarka'da katıldığı dana kupa'sında takımın kaptanlığını yapar. hatta yarı finalde penaltılara kalan maçın son penaltısının başına geçer ve son derece soğukkanlı bir şekilde topu kalenin tam ortasına vurarak golü yapar. "o yaşta bile diğerlerinden daha iyi olduğumun farkındaydım." demesi de bundandır.

    https://i.hizliresim.com/vJDDYR.jpg

    pirlo'nun büyük futbolcu olacağını ilk anlayanlardan biri de bizim prandelli'dir. o zamanlar atalanta altyapısında çalışan prandelli odasında otururken asistanlarından biri nefes nefese içeri dalar ve ezeli rakipleri brescia'nın altyapısında oynayan acayip yetenekli bir çocuk gördüğünden bahseder. prandelli meraklanır çünkü asistanı o güne kadar belki binlerce futbol oynayan çocuk görmüştür ama ilk kez birisi için bu tepkileri veriyordur. merakı uzun sürmeyecektir çünkü bir hafta sonra brescia genç takımıyla kendi çalıştırdığı atalanta genç takımının maçı vardır. o maçta gördüklerini "öylesini hiç görmemiştim, beni nefessiz bırakmıştı. herkesin onu farklı gözle izlediğini ama aynı şeyi düşündüğümüzü hissediyordum: işte bu o beklenen yetenek." diye anlatır cessare.

    ve fakat pirlo'nun yetenekleri zaman zaman başına bela da açar. takım arkadaşları tarafından delicesine kıskanılır. maçın birinde takım arkadaşlarından biri "sen kendini maradona mı zannediyorsun?" diye azarladığı andrea'ya pas atmayı reddeder ve bizimki sahanın ortasında hüngür hüngür ağlamaya başlar.

    yine de yetenekleri onu hiç yarı yolda koymaz. ilk beynelmilel tecrübesini u15 takımıyla tadacaktır fakat yaş sınırı 15'tir ve pirlo henüz 14'ündedir. sergio vatta, sağ olsun, işi kılıfına uydurur; "çalışma deneyimi"ni öne sürerek pirlo için bir istisna yapar ve takıma alınır. aynı numara kendisi için brescia tarafından da uygulanır ve rezerv takımla maçlara çıkabilir. "bu durum epey komikti, nasıl ki kadınlar yaşlarını sürekli düşük göstermeye uğraşırlarsa insanlar da beni sürekli olduğumdan büyük göstermeye çalışıyordu." şeklinde anlatır bu durumu bizim şapşik.

    altyapıda geçirdiği sadece bir senenin ardından a takıma kadar yükselir. peki a takımı kim çalıştırıyordur? henüz akli melekelerini kaybetmemiş mircea lucescu. evet, luce'nin pirlo'nun üzerindeki emeği büyüktür. gerçi o yetenekle luce olmasa da pirlo büyük bir futbolu olurdu ama futbol sahnesine bayağı bir erken çıkmasında luce'nin de etkisi büyüktür çünkü henüz 16 yaşındayken brescia-reggiana maçında ona şans verir*.

    https://i.hizliresim.com/YO9976.png

    o zamanlar trequartista olarak oynayan pirlo'nun serie a'daki ilk golü de bu: https://www.youtube.com/watch?v=iAqzd36UbeQ

    96/97 sezonunu serie b'de geçiren takımının serie a'ya yükselmesinde büyük pay sahibi olur. fakat brescia, 1998'de gene küme düşünce pirlo'yu daha fazla elinde tutamayacağının farkına varır ve alıcı da çoktan hazırdır: lucescu'lu inter.

    soldaki ventola, ortadaki geçen sezon fiorentina'yı çalıştıran paulo sousa: https://i.hizliresim.com/vJDGYp.png

    pirlo, kendisine çok güvenen luce'yle buluşmakla kalmaz, aynı zamanda favori takımına ve idolüne -roberto baggio'ya- de kavuşur. "onun efsanesiyle büyümüştüm ve onunla oynamak bir hayalin gerçekleşmesiydi. onunla takılmaya çalışırdım, onun gibi oynamak için uğraşırdım ve sürekli ondan bir şeyler kapmak için çabalardım." der baggio için. lakin ki gittiği inter, hemen her zaman olduğu gibi yine büyük bir kaosun içindedir. tam 4 hoca çalıştırır o sezon takımı: luigi simoni, lucescu, luciano castellini ve de roy hodgson. ertesi sezonaysa lippi'yle başlarlar ve lippi pirlo'yu reggiana'ya kiralık gönderir.

    https://i.hizliresim.com/LO6MYz.png

    reggiana'dayken o kadar çok çalışır ki franco colomba "eve gitmesi için sahanın ışıklarını kapatırdım." şeklinde anlatır bu durumu. takım zar zor kümede kalır. "ilk kez o an güldüğünü gördüm ve demek ki insanmış; onun da duyguları varmış, diye düşünmüştüm." der colombo.

    bu sezonun ardından inter'e geri döner. lippi'li inter'de oynamakta zorlanmaktadır. kendi pozisyonu için rekabet ettiği oyuncular hem çok büyük isimlerdir hem de pirlo'ya göre hızlıdırlar.

    meşhur turuncu inter formasıyla: https://i.hizliresim.com/9D7zO3.png

    tüm bunların üstüne "görev başında kalsaydı sonsuza kadar inter'de kalabilirdim." dediği lippi kovulur ve kendisini istemeyen tardelli takımın başına gelir. tüm bunların ardından andrea tekrar kiralanır, bu kez kürkçü dükkanına, brescia'ya döner.

    pirlo burada bir kez daha idolü baggio'yla buluşur ama baggio'nun varlığı pirlo'nun kariyerine bir tehdittir zira takımın ileri ucunda hübner'le birlikte oynayan baggio, takımda trequartista'ya ihtiyaç bırakmamaktadır. işte o dönemde takımın hocası
    carlo mazzone, tarihin en muhteşem buluşlarından birine imza atarak pirlo'yu regista rolüne çeker. yıllardır ofansif orta saha olarak oynayan pirlo'nun defansif orta sahaya çekilmesi karşısında başta tüm takım hocayla alay eder ama mazzone herkesten sadece topu pirlo'ya vermelerini ister. bu buluş dahiyanedir zira pirlo'nun ölümcül uzun topları karşısında rakipler çok zorlanmaktadır ve ayrıca pirlo'nun topları gönderdiği adam da baggio'dur.

    https://i.hizliresim.com/nJDdZ0.png

    bu ortaklığın en güzel meyvesi de pirlo'nun muhteşem "l1 + üçgen" pasında, baggio'nun olağanüstü first touch + çalım kombiniyle van der sar'ı geçerek juve'ye attığı şu goldür:

    https://i.hizliresim.com/3pV5ZO.gif

    "onunla oynadığım zamanlarda her şey onunla başlardı çünkü onun tanrı vergisi bir saha görüşü ve oyunu herkesten önce tahmin etmek gibi yetenekleri vardı." şeklinde anlatır o günleri baggio.

    2001 yılında inter, sonsuza kadar pişman olacağı bir hamleyle pirlo'yu 18 milyon avro karşılığında milan'a satar. bu pişmanlığı şöyle anlatayım, inter'in efsanevi başkanı massimo moratti ki alıp sattığı oyuncularla milyarlarca dolarlık futbol ticareti yapmıştır, "inter başkanı olarak en büyük pişmanlığım pirlo'yu göndermekti. onu yollamak gerçekten çok büyük bir hataydı." şeklinde dile getirir nedametini.

    inzaghi ve rui costa'yla birlikte: https://i.hizliresim.com/kXDQqD.png

    kendisi milan'a transfer olduğunda takımın başında terim vardır ve pirlo kitabında da belirttiği gibi terim'i hiç sevmez. takımdaki diğer papazlar da sevmeyince terim sadece 13 maç sonunda milan'dan kovulur ve yerine costacurta ve maldini gibi ağır abilerin takımdaşlığını da yapan ancelotti getirilir. berlusconi, o yaz dehşetengiz bir kadro kurmuştur ve takımda oyun kurucu olarak kullanılabilecek rui costa, rivaldo, seedorf ve pirlo vardır. ancelotti'den hepsini aynı anda oynatmasını ister. pirlo bir gün ancelotti'ye defansın önünde oynamak istediğini söyler. ancelotti başta bu fikre sıcak bakmaz çünkü pirlo'nun takımı yavaşlatabileceğini düşünür. yine de juventus'la oynayacakları berlusconi kupası'nda ancelotti, pirlo'nun isteğini yerine getirir. ancelotti, o maçtaki pirlo'yla ilgili "afallamıştım. çok güzel bir sadelikte ve eşsiz bir şekilde oynamıştı." diyecektir daha sonra.

    ancelotti'nin pirlo'nun oyununa bir katkısı da gattuso'yu pirlo'ya eskort olarak kullanmayı akıl etmesidir. işin pis kısmını gattuso yapmakta ve pirlo'nun defansif yükünü azaltmakta, pirlo'ya oyun kurması için yeterli alanı vermektedir. andrea'nın "dönüp geriye baktığımda her şeyimi mazzone ve ancelotti'ye borçlu olduğumu görüyorum." demesi boşuna değildir.

    pirlo'nun oyun kuruculuğundaki milan, 2004'te ve 2011'de scudetto'yu kazanır. 2003, 2005 ve 2007'de şampiyonlar ligi finali oynar; 2003'te juventus'tan, 2007'de de 2005'te kaybettikleri liverpool'dan bu kupayı almayı başarırlar.

    https://i.hizliresim.com/ZOqo1G.jpg

    tabii bu esnada pirlo reyiz araya bir de dünya kupası sıkıştırır. lippi yönetimindeki azurri'nin regista'sı da yine kendisinden başkası değildir. gattuso'yla birlikte turnuva boyunca çılgın atarlar. yarı finaldeki almanya maçında grosso'ya yaptığı asistte verdiği no-look pass efsanevidir:

    https://www.youtube.com/watch?v=cRgUb3S9Yjk

    https://i.hizliresim.com/ROvzBn.jpg

    pirlo'nun juventus kariyeri de şaşaalıdır fakat 10 sene boyunca ter döktüğü milan günleri pirlo'yu pirlo yapıp akıllara kazımıştır. kişiliği de tam olarak burada oturmuştur. maldini'yle çok iyi arkadaştır. yaşlı kurt için "nasıl davranmam gerektiğini ondan öğrendim." der. bir diğer akıl hocası da takımın dede korkut'u costacurta'dır. maldini ve costacurta gibi iki dev karakter, pozisyon almadan kravat seçimine kadar pirlo'ya her konuda rehberlik ederler. dışarıdan buz gibi görünen pirlo "beni yakından tanıyanlar ne kadar sosyal olduğum bilirler." diyerek aslında bu ikiliye selam çakar.

    selam çaktığı bir diğer isim de başına bela olduğu mağara adamından bozma yoldaşı gattuso'dur. soğuk nevale gibi gözüken pirlo, gattuso'ya takılmayı çok sever. misal bir seferinde gattuso'nun telefonunu ele geçiren pirlo, yöneticilerden ariedo braida'ya, gattuso'nun ağzıyla "kontrat iyileştirme karşılığında size kız kardeşimi öneriyorum." mesajını atar. 2006 dünya kupası boyunca da de rossi'yle bir olan pirlo, gattuso'nun yatarken kullandığı bere ve leopar desenli pijamasına takılır, adamcağızı uyutmaz. milan'dayken de gattuso'nun grameriyle dalga geçtiklerini, gattuso'nun ise onlara çatal fırlattığını hatta bu yüzden sakatlanan oyuncuların bile olduğunu anlatıyor pirlo. (tabii ucuz bile kurtulmuşlar. gattuso dediğin adam milan antrenmanındayken sahada bulduğu sümüklü böceği canlı canlı yiyecek kadar sıyırmış bir tip.) lakin birbirini çok sever bu ikili. geçenlerde, pirlo'nun emeklilik kararının ardından, gattuso'yla radyonun birinin bir röportajı vardı. densiz radyocunun "hanginiz daha iyiydiniz?" sorusuna "lütfen mantıksız konuşmayın, nutella'yla boku mukayese edemezsin." diyerek pirlo'ya gereken taltifi yaptı. "onunla ilk tanıştığımızda 15 yaşındaydık ve onu herkesten iyi tanıyorum. ne zaman baskı hissetsem topu ona verirdim ve kariyerlerimiz açısından o bana, benim ona yardım ettiğimden daha fazla yardım etmiştir." diye de ekledi.

    https://i.hizliresim.com/mJb6Z4.jpg

    pirlo, 2006 dünya kupasından sonra neredeyse real madrid'e katılmak üzeredir fakat adriano galliani onu ikna ederek kalmasını sağlar. birkaç sene sonra da ancelotti'nin çalıştırdığı chelsea'yle flört etmeye başlar ama yine galliani tarafından kalması sağlanır. 2010'da da guardiola tarafından barcelona'ya katılmaya neredeyse ikna olacakken yine milan buna izin vermez. tabii insan yine de pep'in çalıştırdığı barça'da xavi, iniesta ve pirlo orta sahası bir araya gelseydi nasıl orgazmik bir temaşa ortaya çıkardı diye düşünmeden edemiyor.

    2011'deyse olan olur. milan, 10 sene önce can düşmanı inter'in yaptığı hatayı tekrar ederek pirlo'ya yol verir. aslında pirlo, kendisi de gitmek ister zira allegri'yle anlaşamaz. allegri, sağlamcıdır ve defansın önüne pirlo'yu değil de ambrosini - van bommel ikilisini oynatmak ister. maddi açıdan zor günler geçiren milan'da pirlo'nun maaşı da göze batar*. sözleşmesi de o sezon biten pirlo'ya sadece 1 sezonluk uzatma teklif ederler. (tabii bunda pirlo'nun sakatlıklardan dolayı 2010-2011 sezonunun neredeyse yarısını kaçırmasının da tesiri vardır.) pirlo ise 3 sezonluk uzatma ve eski rolünü* ister. anlaşamazlar. milan'dan ayrılacağını anladığındaysa hüngür hüngür ağlar.

    tüm bunlardan sonra yapılanmaya giden juventus'un kurt sportif direktörü marotta, pirlo'yu havada kapar. bonservissiz bir şekilde pirlo'yu aldıklarına inanamazlar hatta. buffon'un ilk tepkisi "tanrı gerçekten varmış." olur. pirlo'nun menajeriyle konuşan conte'yse "ona üzülmemesini söyleyin, benim sistemimde ona çok iş düşecek. birlikte çok eğleneceğiz." der.

    https://i.hizliresim.com/5Gv6WA.jpg

    gerisi zaten dimağlarda. 3-5-2'de vidal ve marchisio'nun arkasında deep-lying playmaker olarak 13 asist + yüzde 86,8 isabet oranıyla 2 bin 643 pas yapar ve serie a'da yılın oyuncusu olarak seçilir. bu ödülü iki sezon daha kimselere kaptırmaz. maestro'luğunu yaptığı juventus, 11-12, 12-13, 13-14 ve 14-15 sezonlarında scudetto'yu kazanır. 14-15'te şampiyonlar ligi'nde finale çıkıp barça'ya 3-1 kaybederler. tabii ilginç bir nokta da şu ki 14-15'te takımın başında allegri vardır. milan'da yaptığı gibi pirlo'yı yine kesecek mi acaba, diye düşünülürken bu defa o hıyarlığı yinelemez. çünkü taraftar zaten kendisini istememektedir ve bunun üzerine bir de pirlo'ya dokunursa ilk hatasında sepetleneceğini bilir.

    https://i.hizliresim.com/g9GJzL.jpg

    2015'te şl finalinden sonra pirlo ve juve yollarını ayırmaya karar verir. iyi de olur aslında çünkü pirlo final maçında da görüldüğü üzere artık mevkisinin gerektirdiği dinamizmi kaybetmeye başlamıştır ve her şey tadında güzeldir. bunun üzerine o da çok sevdiği ve merak ettiği new york'un yolunu tutar. 2 senenin sonunda da nihayet bu sezon 38 yaşında futbolu bıraktı.

    https://i.hizliresim.com/Byd599.jpg

    milli takım kariyerineyse 2014 dünya kupası'ndan sonra son verir. euro 2012 performansıysa unutulmazdır. çeyrek finalde aklı sıra konsantrasyonunu bozmaya çalışan jor hart'ın şebekliklerine 13 yaşındayken attığı panenka penaltısını tekrarlayarak cevap verir. her izlediğimde gülerim:

    https://www.youtube.com/watch?v=gXFWmpB-cPQ

    bu penaltıdan sonra takım arkadaşları "delirdin mi sen?" diye sorarlar ve bizimki "pirlo olmak bunu gerektirir." diye cevap verir. şaka şaka, öyle bir şey demez ama dese efsane olurdu. onun yerine "ben ne yaptığımı biliyordum." der ki doğrudur da. buffon, bu penaltının takıma öz güven aşıladığını ve ingilizlerin sinirlerini zıplattığını belirtmişti.

    2014 dünya kupası italya için peki iyi geçmese de koca turnuvada beni en heyecanlandıran olay pirlo'nun ingiltere maçında direkten dönen şu firikiği olmuştu. (hart'ın armut gibi bakakalmasına paha biçilemez):

    https://www.youtube.com/watch?v=8j0vftFVDtc

    bu frikik, pirlo'nun vuruş tekniğinden çok ayrıydı; top havada yalpalaya yalpalaya gidiyordu. meğer antrenmana pirlo'nun frikik idolü juninho çağrılmış ve üstat, pirlo'ya birkaç taktik vermiş:

    https://i.hizliresim.com/XEgrN6.jpg

    35 yaşındaki pirlo'nun zaten çok iyi bir frikikçi olmasına rağmen gocunmadan juninho'dan ders alması... (bu arada pirlo, kitabında da juninho'ya olan hayranlığından bolca bahseder. onun gibi vurabilmek için dvd'ler topladığını anlatır.)

    pirlo'nun lakabı il architetto (mimar) alın teriyle kazanılmış bir payedir. nasıl ki makelele tipi orta saha varsa ve bu rolün ismi artık böyle kalmışsa regista'yı tarif ederken de kullanılabilecek en güzel tabir "pirlo tipi orta saha" olur herhalde. hızlı değildir, çok fazla çalım da atamaz:

    https://www.youtube.com/watch?v=5lodkFmpiZw

    lakin attığı paslar milimetriktir, anlatmaya kelimeler kifayetsizdir:

    https://www.youtube.com/watch?v=91TjRHdtLiQ

    paslarının bu inceliğinde muhtemelen çocukken kum üstünde oynamasının da büyük katkısı vardır. fakat vizyonu doğuştandır ve allah vergisidir. gerrard "pozisyon alma, görme ve açıyı yakalama konularında erişilebilecek en iyi noktayı benim için pirlo özetler." diye boşuna demez. paslarının inceliğinin hikmeti sorulduğunda "sanırım bu teknikle değil geometriyle alakalı. boşluklar bana diğerlerine göründüğünden daha büyük görünüyor." şeklinde cevap verir. "ben sahada gezgin bir çingene gibiyimdir. sürekli bir boşluk arayışındayım. böylelikle topu alır ve gol atabilmeleri için takım arkadaşlarıma iletebilirim ki asist yapmak benim için mutluluğun ifadesidir." diye de devam eder. ancelotti'yse "çoğu oyuncunun ömrü boyunca göremeyeceği pas opsiyonunu pirlo, saliseden daha kısa bir sürede görür ve pası noktalar." der. bu da onun zekasına delalettir. en meşhur vecizelerinden biri olan "futbol beyinle oynanır, ayaklar sadece vasıtadır." sözünü söylemek için de zeka gerekir zaten.

    bu arada şutlarına da tekrar değinmek gerek. uzaktan attığı çok gol var ama parma'ya attığı şu gol gerçekten başka bir şey ve hagi'nin monaco'ya attığı golle birlikte benim iki favori "uzaktan gol"ümden biri:

    https://www.youtube.com/watch?v=pbvIuGQlhys

    pirlo her zaman zerafete önem verir. atak futbolu sever ve anti-futboldan hoşlanmaz. guardiola'nın teklifini kabul etse neler olurdu, sorusu burada bir kere daha anlam kazanıyor. oynadığı mevkiye bakış gördüğü kırmızı kart sayısı oldukça azdır: 753 maçta 2'si direk olmak üzere sadece 3 tane.

    muhteşem oyunculuğu, beyefendiliği ve sakalıyla tam bir futbol ikonudur. "cool" kavramının futbol dünyasında cismanileşmiş halidir.

    https://i.hizliresim.com/ZO6kra.jpg

    hatta belki biraz fazla cool'dur. vialli'nin "onun kalbi dakikada sadece 35 kez atar." esprisi de bu halinden ileri gelir. pirlo'ya göreyse mimiksiz olması onun yararınadır. "suratım, ne düşündüğüme anlamalarına izin vermez." diyor il architetto. lippi'ye göreyse "onun ağzı değil, ayakları konuşur.". pirlo'nun gündelik hayatı da son derece sadeymiş kendi anlatımına göre. hiçbir maç ritüeli yok mesela. dünya kupası finalinden önce ne yaptığı, ne hissettiği sorulduğunda "ben baskı hissetmem, 9 temmuz gününü uyuyarak ve playstation oynayarak geçirdim*. akşamında da çıkıp kupayı kucakladım." diye anlatan mutantvari bir adam. bu nobran hallerini juve'nin sosyal medya ekibi "pirlo is not impressed" şeklinde videolaştırmış epey de hoş olmuştu hatta. akabinde new york city ve mls de bu videoları devam ettirmişlerdi:

    https://www.youtube.com/watch?v=8BVcyCBMzNQ

    https://www.youtube.com/watch?v=4zd_iFUndJQ

    https://www.youtube.com/watch?v=fPGv8iy8Oww

    adamı duygusuz, sosyopat bir tip olarak anlattım ama her büyük futbolcu gibi o da kaybetmeye dayanamayanlardan. liverpool'a istanbul'da kaybettikleri final için "hayatımın en kötü günüydü." diyor. 2015'te barça'ya kaybettikleri şl finalinden sonra da çocuklar gibi ağlıyor:

    https://www.youtube.com/watch?v=9fw8rjBCtPo

    new york'ta yaşadığı müddetçe de yaşam tarzında değişikliğe gitmiş bir adam değil. kıyafetlerini italya'dan ısmarlayıp italyan restoranlarına gitmiş, yemekte domates soslu italyan makarnası yemeye devam etmiş. son 20 yılı nasıl geçtiği sorulduğunda "benim için hep aynıydı... evde takılır, antrenmana çıkar, maçımı yapar tekrar evime dönerdim. hep böyleydi." diye cevaplıyor. otobiyografisinin önsözünde prandelli "o hala benim yıllar önce gördüğüm çocuğun ta kendisi..." diye tasvir ediyor pirlo'yu.

    ben iyi bir hoca olacağını düşünüyorum ama yapıp yapmayacağından emin değilim. paraya ihtiyacı yok. zaten hiç de olmamış çünkü zengin bir aileden geliyor. babasının brescia'da metal ticareti yapan ve pirlo'nun da hissedarı olduğu 35 senelik bir şirketi var. bunun dışında iniesta gibi o da şarapçı. senede 15-20.000 şişe şarap verebilen bir üzüm bağı var.

    https://i.hizliresim.com/WGPOmY.jpg

    velhasıl şahsen kendisini deliler gibi özleyeceğim. ne lanet bir seneyse hem totti hem pirlo futbolu bıraktı, buffon da sezon sonu bırakacağını açıkladı. bir devir de böylece kapanıp gidiyor işte...

    https://i.hizliresim.com/9DzLRN.jpg

    bu arada kendisiyle ilgili bilinmeyen bir malumatı daha açıklayayım. nasıl ki 2014 dünya kupası'nda juninho kendisine frikik dersleri verdiyse euro 2012'de de yakinen tanıdığımız bir oyuncudan penaltı dersleri almıştır ve aracılığı da prandelli yapmıştır:

    https://youtu.be/igG8eGMjlSQ?t=5m12s