• 11686
    trabzonspor'dan geldiğinde hiç sevmiyordum selçuk inan'ı. bir sebebi de yoktu aslında. itici geliyordu sebepsizce. transfer olduğunda bir arkadaşıma ''selçuk'un ne işi var galatasaray'da? yine düşük profilli transfer yaptık.'' demiştim. sonra o selçuk melo ile inanılmaz bir ikili oluşturdu. hayranı olduğum xavi-iniesta gibi orta sahanın gerisinden tek pasla gol pozisyonuna falan sokan bir oyuncu. üstelik galatasaray'da. izlemek bir keyif olmuştu benim için. sonra azalarak bitti selçuk. her hafta daha kötü oynamaya başladı. her teknik direktör geldiğinde, her düzen değiştiğinde yeni bir umut ve medyada çıkan eski selçuk geri dönüyor haberleri. olmadı. hep daha geri gitmeye başladı. kendisini hep savundum. en ofsayt entry'lerimin sahibidir. carole, yasin, semih varken takımda selçuk en çok eleştirilen oyuncuydu. evet kötüydü. iyi olduğunu savunmadım ama daha çok eleştirilmesi gereken oyuncularımız vardı kesinlikle. selçuk'a hiçbir zaman kaptan demedim. benim için son gerçek kaptanımız hakan şükür'dür. ama onu gerçekten çok sevdim. hep eski selçuk olsun istedim. ümit de etmiyorum iki sezondur. eminim ki çok çalışıyordur. ben fizyoterapistim. bir insanın bu kadar sakatlanmayıp her sene elli maç oynayıp, otuz kırkında en çok koşan üç ya da dört oyuncumuzdan biri olması gerçekten çalışma gerektiren zor bir durum. sözlükte seni savunan belki son insandım selçuk. ama artık savunmayacağım. saygı da duymayacağım. çünkü kendisini bilmeli insan. burada olmuyorum demeli. senede bonusuydu maç başısıydı beş milyon euro hak etmediğini görmeli. hakkında olumlu yorum içeren son entry'm olarak bunu giriyorum. son destekçini de kaybettin ex maestro.