• 5176
    yavaş yavaş yanlış camiadayım duygusunu veren topluluğa dönüştü.
    biz bu renkleri metin'ler, prekazi'ler, hagi'ler, tugay'lar, melo'lar, elmander'ler sayesinde sevdik.
    "14 yıllık bu çile" diyen abilerimiz sayesinde sevdik.
    ülkeyi birleştiren zaferlerini babamızın sırtında ziya gökalp'te fenerlisi-beşiktaşlısı beraber kutlarken adadık kendimizi bu renklere.
    ideolojimize örnekler lazım oldu; metin kurt'a metin oktay'a sarıldık.

    şimdi bakıyorsun; taraftar grubunun en güçlü olduğu organizasyonlar satılmış. sucukçu ruhsuzlar taraftarı temsil eder olmuş.

    yönetim desen, ailesinin imza yetkisi dahi vermediği, şirketine çaycı yapmayacağın hükümet ajanlarına teslim.

    genel kurul desen, ünal aysal gibi, sıfırdan milyarlarca dolarlık unit group gibi bir markayı tek başına yaratmış, belki de cumhuriyet tarihinin en başarılı iş adamına (yurtiçinde çala çırpa dev olanları saymıyorum) riva ve florya projeleri için yetki vermiyor, üzerine ibra etmiyor. bu yetkileri de üstüne üstlük ortağı olduğu hiçbir şirkette imza yetkisi dahi bulunmayan, ailesinin bile güvenmediği birine emanet ediyor. gerekçesi de "tek adam olmak istiyordu aysal"! acaba lisenin yemesinden bıktığı içim almaya çalıştığı önlemlerden tırsmış olmayasınız? acaba aranızda bir tane bile güvenilir, sadece galatasaray'ı düşünen insan olmadığı için tamamen kendine ait bir listeyle seçime gitmek istemiş olabilir mi? ama başarılısınız liseliler. bu teranelerinizi yedirebiliyorsunuz çünkü. "aysal finansal enkaz bıraktı" dersiniz; bilançodan mizandan anlayan mı var? cahil yığınlar hemen atlar nasıl olsa. iki başarısız transfer ekler tezine. tamam. hadi hem borcu artırmayın, hem yeniden takım inşa edin, hem de aynı başarıların yarısına ulaştırın camiayı? ulaştıramazsanız şerefsiz hırsızlardan başka bir şey değilsiniz. gerçekleri söylemeyen kendine taraftar diyen kitle; aynı ölçüde şerefsizsiniz. bu bir hakaret değil; durum tespitidir. şerefi olanlar gerçekleri konuşur.

    gelelim takım kaptanına; ya da gelmeyelim ya. yoruldum. o formayı çıkarıp uzattığın gün seni kovmayanlarda hata. yaşattıklarını yaşamadan ölmezsin umarım. seninle ilgili başka bir temennim yok.

    bir sözüm de sana sn. albay gheorghe hagi ve sn. felipe melo ve şimdi de şişik damarımız, altın portakalımız wesley;

    konuşun!
    galatasaray'ı düşündüğünüz için sustuğunuzu biliyoruz ama konuşun!
    sustukça zarar veriyorsunuz!
    siz sustukça bu bakteri sürüsü azıttı.

    bu saatten sonra maça gidip de bu rezaleti alkışlayacak olanlara da yazıklar olsun.
    medya denen bok çukurundaki işe yaramazlar, birbir elimizdeki değerlere bok atarken ses çıkarmayanlara, "yeaa aslında doğru söylüyor" diyenlere de yazıklar olsun.
    eserinizle gurur duyun!
    bunlar hâlâ iyi günleriniz.
    umarım düşebileceği en dip yere düşer bu camia da asalaklar defolup gider; geriye gerçekten sevenler kalır.

    bu camia, bu gördüklerim, bu yaşadıklarımız; benim gönül verdiğim, aşık olduğum, parçası hissettiğim camia değil.

    ve şimdi düşünüyorum da; sanıyorum her şey lucescu'yu kovmakla başladı...