• 28100
    --- alıntı ---

    galatasaray'dan ayrılan çok sevdiğim sabri için bir kaç şey ve bir kaç anı yazmak isterim..

    öncelikle, iyi niyet, özveri ve galatasaray'lılığına sonsuz saygım var. şampiyonluklardaki katkılarına, emeklerine teşekkür ediyorum.

    sabri, ilk f.terim zamanında altyapıdan a takıma çıkmış, inanılmaz çalışkan ve iyi niyetli bir oyuncudur.

    galatasaray formasını, bir çok yabancı ve yerli oyuncudan daha fazla hakederek fedakarca terletmiştir.

    son 10 yılda artan yabancı kontrat bedelleri ve iş bilmez yöneticiler sayesinde, yerli oyunculara ödenen bedellerin artması,

    sabri ve onun gibi çok yerli oyuncunun hedeflerini sığ tutarak, gs'da sorumluluktan uzaklaşarak, yabancıların arkasına saklanmalarını getirdi.

    bunlara örnek olarak melo'nun yüksek kontratı ve ardından burak ve selçuk'a ödenen yaşlandıkça artan kontratı,

    boşluktan ve almış olmak için yapılan transferler, vizyonsuz yöneticiler sayesinde sadece alırken değil giderken de ciddi paralar ödendi.

    demek istediğim, galatasaraylı oyuncu tarihinden ders alarak çizdiği vizyon gereği paraya değil, hedefe oynaması gerekirken,

    birden arkadaşının aldığın yüksek kontrat üzerinden, belki de hiçbir zaman hayal edemediği ücretleri telaffuz etmeye başladı.

    küçük bir anı: sabri'nin ilk ciddi kontratlarından biriydi ve o yıl lincoln futbol hayatını bitiren bir kontratla galatasaray'a gelmişti.

    o transfer de bildiklerimi ve anılarımıve galatasaray'dan kimlerin zengin olduğunu kitabımda okursunuz. ;))
    konumuz o değil.

    tesis bahçesinde oturuyor personelin dertlerini dinliyorduk hasan sas ile beraber. yine ödenmeyen maaşlar, ay sonunu getiremeyen çalışanlar.

    sabri geldi yanımıza ve üzgündü.
    hayırdır çakır dedim(gözlerinden dolayı) sorma kaptan dedi ve ekledi.

    elin adamına milyonları veriyorlar ama bize gelince 3 kuruşun hesabını yapıyorlar. sezgin ile konuşuyorum, imza at veya kulüp bul diyor dedi.

    sabri o dönem takımın yükünü çeken ve ihtiyacımız olan bir oyuncuydu.. bu sebeple onun için konuşmam gerektiğini düşündüm sezgin'e çıktım,

    tabi benim hiçbir zaman menajerim olmadı. hayallerimin takımında oynuyorum, daha ne istiyorum, hakkımı yemezler diye düşünüyordum.

    sabri'de o dönem öyleydi..
    sonra menajeri oldu ve doğru olanda buydu. biz yapamadık ve çok acısını çektik. pişman değilim..

    şimdi anlatacaklarım ülkeyi, kulüplerin borçlarını, iş bilmez veya başka hesapları olan yöneticileri çok iyi anlatıyor.

    sezgin'in yanına çıktım ve sordum.
    abi sabri üzgün ne oldu neden anlaşmıyorsunuz (ne) istedi sizden?
    sıkı durun!

    önceki kontratları net 800 bin avro olan lincoln'e hava parası dahil senelik 3.5 milyon kontrat yapıldığı gün.
    (eminim lincoln almıştır!)

    sabri ne istedi sorusuna cevap;
    550 bin tl istedi oldu.
    sordum sen ne veriyorsun diye;
    500 veriyorum dedi.
    güldüm! bu mu yani dedim..

    abi ayıp,adam sana 550 demiş 50 bin için yaptığına bak!
    senin, 550 isteyen genç bir oyuncuya tamam, al 600-650 deyip halletmen gerek dedim.

    sonra bu oldu sabri anlaştı ve o sene birçok deplasmana benim ricamla! götürdüğümüz oyunculardan daha fazla katkı sağladı..

    bu arada benim kontratımda 600 bin dolardı. ümit karan 2 katım nonda 3 katım alıyordu. bunları dert etseydim başka yerde oynardım..

    yemin ederim öyle hikayeler var ki bugünlere nasıl gelindiğine dair. bunları düşünerek, bunlardan haberi olmayanlar karşısına çıkmak çok zor.

    diğer sabri anım: ciddi bir kondisyon idmanıydı ve takımın testlerde en iyi çıkan oyuncularından ikisiydik sabri ile ben.

    istasyon çalışmasında sabri ile eşleşmeyi ben istedim iyi bir idman olsun diye.. sabri de güldü ve bana ayak uyduramazsın ihtiyar dedi ;))

    hayatının hatasıydı benim gibi inadı tuttu mu, adalesini parçalayacak birine bunu demesi ;)) ve istasyon başladı.

    uzun soluklu ve dayanıklılık idmanında
    birbirimizi test ediyor takımda bizi dolduruyordu.

    çok uzatmadan ifade edeyim işin sonunda sabri istifra etti ve bıraktı :)))
    dediği ihtiyar çetin çıkmıştı...

    hoş kahvaltıyı fazla kaçırdım falan dedi ama iş işten geçmişti. o günden sonra yaşı ilerlemiş biri olarak tembel gençlerin "tavşan"ı oldum.

    isterlerse koşmasınlar. isterlerse antrenmana 5 dk kala gelsinler de göreyim dedim.

    sabri özünden çıkmış galatasaray'lı, özverili bir oyuncuydu. emeklerine teşekkür ediyor ailesi ile beraber mutluluklar diliyorum.

    --- alıntı ---

    `
    hakan şükür` twitter hesabından.
App Store'dan indirin Google Play'den alın