• 15
    --- alıntı ---

    hüseyin ağabey’in öyle bir galatasaray sevgisi vardı ki, tanıştığı her galatasaraylıya inanılmaz bir muhabbetle yaklaşırdı. isminin bir anda bu kadar parlaması da bu sevgiden kaynaklanmaktaydı. sırf galatasaraylı oldukları için hiç tanımadığı insanlarla beraber nice kavgalara girmiş birisiydi. hüseyin için, amigo mehmet’le tanışması tribün hayatında yeni bir başlangıçtı. gözünün karalığı sayesinde galatasaray tribününde ismi hızla yayıldı.

    tribünde 80’li yıllarda tanınmaya başlanan hüseyin’i galatasaray taraftarı çok sevmişti, gözünün karalığı, mertliği aynı zamanda bir o kadar cana yakın oluşu kendisine “peygamber” lakabı takılmasına sebep oldu.

    beyoğlu, galatasaray lisesi’nden dolayı galatasaraylıların mekanı olarak bilinir. bu eskiden beri böyledir. fakat 1980’lerin başında durum bundan biraz farklıydı. amigo mehmet balıkpazarı’nda mercan birahanesi’nde, ağabeyi fener’in amigosu yaşar da hemen mercan’ın üst sokağında, küçük mercan denilen başka bir birahanede çalışıyordu. mehmet ağabey’in yanına o yıllarda galatasaray tribününden arkadaşlar uğruyorlardı. maç çıkışları ziya, kuru ahmet, sakal fatih’le beraber mercan’a giderdik. hafta içi evimin taksim’de olmasından dolayı ben ara sıra uğrardım. alp dilmen de mercan’ın sahibinin oğlu oğuzla arkadaş olduğundan pıska mert ve burak’la beraber mercan’a uğrayanlardandı. galatasaray lisesi’nden kırmızı yanaklı yusuf, mercan’ın müdavimlerindendi. ama genel itibari ile fenerliler sayıca bizden daha çok olurdu. kasımpaşadan ve diğer semtlerden gelen fenerliler hemen hemen her gece beyoglu’nu mesken edinmişlerdi. bu durum, hüseyin ağabey’in beyoglu akşamlarına takılmaya başlamasına kadar sürdü. hüseyin ağabey’in kendine özgü bir stili vardı. girdiği mekanda önceleri çok sakin ve sıradan davranırdı. muhabbet ilerlemeye başladığında (alkol sınırlarını hep zorlardı) gözüne takılan hoşlanmadığı bir durum varsa anında müdahale ederdi. müdahaleleri de biraz sert olur, karşısındakinin canını ciddi manada yakardı. kişi sayısıyla ilgili bir sorunu da yoktu hüseyin ağabey’in. üçe beşe bakmaz, anında dalardı aralarına.

    normal olarak dayak yemekten, kan görmekten korkmayan birisiydi. beşiktaşlılar pusu kurup beş kişiyle saldırdıklarında amigo mehmet koşup gelmiş, onu yerde kanlar içinde bulunca hemen hastaneye kaldırmıştı. yüzü tanınmaz haldeydi. sıradan birisi o halde insan içine çıkmaktan utanacakken, hüseyin abi maçlara gelmeyi aksatmadı. peygamber lakabı kendisine boşuna takılmamıştı. hüseyin ağabey’in bu agresif tutumu, etrafında onu seven galatasaraylıların da oluşmasını sağlamıştı. hamza, behzat, çarli, gazo ve yılmaz bu grubun başlıca elemanlarıydı. böylelikle tribünde de “pasaj grubu” diye bilinen bir grup oluştu.

    bir zaman sonra nevizade’de yadigar ağabey’in açtığı, küçücük bir dükkana takılmaya başladı pasaj tayfası. sonradan yadigar ağabey bu talebi küçük dükkanla karşılayamayacağının farkına varınca hemen karşısında iki katlı daha büyük bir dükkana, mutlu birahanesi’ne geçti. galatasaray taraftarının yeni mekanı burası oldu, yadigar ağabey’in en büyük transferi ise mercan birahanesi’nden amigo mehmet’i kendi mekanına aldı. böylelikle mutlu birahanesi tam bir galatasaray kalesi oldu.

    “şahin baba ve oğulları, diye adlandırılan fener tribününün ileri gelenlerinden bir grubun gece beyoğluna çıktığı, hüseyin ağabey’in ekmek bıçağı ile hepsini kovaladığı söylenir, o geceden beri beyoğlu galatasarayındır”

    hüseyin ağabey’in çok iyi bir su tesisatçısı olduğu bilinir. büyük inşaatların su tesisatını yaparmıs ekibiyle birlikte. düzceye kız istemeye giderken, yolda trafik kazasında hayatını kaybetti.

    allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

    --- alıntı ---

    https://nostaljitribunler.wordpress.com/...o-huseyin-peygamber/