• 4978
    şimdi hocam, son zamanlarda bu başlığı çok sık ziyaret ettim. ki bu normalde yaptığım bir şey değil. bir duruma öfkelendiğimde, tepki vermek için sakinleşmeyi beklerim. yazmak aslında bir reaksiyon biçimi değil. öyle olmamalı. biraz düşünüp sakinleştikten sonra yazmak lazım. nihayetinde burası bana ait bir yer değil ve bu yazılanları herkesin okuma imkanı var. o yüzden biraz bilinçli yazmakta fayda var. 6-7 senedir bu sözlükte yazıyorum, okuyorum; çok sinirli biri de sayılmam. alttan almaya çalışırım. prandelli'yi bile savunmuşluğum var. skibbe'den ümitliydim. bana bıraksan carrusca bile parlayabilirdi. ontivero'nun bir şeyler yapabileceğini hala ara ara düşünürüm. yani bana bıraksan, ben tüm hocaları ve oyuncuları sevebilirim. mustafa sarp'tan bile ümitliydim diyeyim sen anla. başlığında durur hala entrylerim. neyse. sözün özü, yazarken sakin olmaya özen gösteririm. çok sinirliysem yazmam. ama daha önce de belirttiğim gibi, geçmeyen bir öfke ve bunla beraber bilinçsizlik var üzerimde.

    hamza hocaya dair eleştirileri tekrar etmeye gerek yok. sorun bilal değil. jem paul değil. alınmayan oyuncular değil. hatta sabri bile değil. bu oyuncularla bile başarılı olunur. bunu yapan hocalar var. belki geçtiğimiz sezonu 3 kupayla kapatmış olmasına güveniyordur. öncelikle, aldığın 3 kupayı skeyim galatasaray'a bir şey olmasın. kendimi bildim bileli galatasaraylıyım. fenerbahçeli bir babanın galatasaraylı oğluyum. babamın, amcalarımın ısrarıyla bile çocukken bırakmadım galatasaray'ı. şunu bir tahmin etmeye çalışın, etrafınızdaki herkes, çocukken fenerbahçeli olmanız için baskı yapıyor, hediyeler teklif ediyor. çocukken diyorum. örnek almaya, sevdiğiniz birinin yaptığı şeyi yapmaya çok teşne olduğunuz zamanlar. yani benim işim formaya iliştirilen yıldızla, müzeye giden kupayla değil. bu tarz başarılarla elbet mutlu olurum ama, benim nihai hedefim bu değil. açıkçası hayatımdaki en önemli şey de galatasaray değil. ama en çok keyif aldığım şeylerden biri galatasaray'ı izlemek. tekrar edeyim, prandelli ve mustafa sarp dahil herkesi sevdim ve ümitle bekledim. benim bunca yıllık ümidimi kırmaya kimsenin hakkı yok.

    hamza hamzaoğlu'nun en büyük eksikliği; dünü dünde bırakıyor olması, bugünü anlayamadan yaşaması ve geleceği planlamaması. zamanla hiç olgunlaşmayan ve hatalarından zerre ders almayan bir adam. vizyonsuz, çapsız, cahil, taktik-teknik yoksunu... bir sürü eksik sıralanabilir ama, zamandan bu kadar bağımsız yaşanmaz. geçtiğimiz sezonu sneijder-yasin ortaklığıyla gelişen hücumlar, duran toplar ve muslera ile kotardıktan sonra, bir sürü maçı kenarda çaresizce izledikten sonra biraz ders çıkarıp bu sene için çalışması lazımdı. yetersiz bir kadroyla bile bir şeyler yapılabilir. doğru diziliş, doğru taktik ve doğru analizle kötü bir kadronun bile şansı vardır her zaman. bir sürü kuzey avrupa takımı, slav takımları sıfıra yakın yetenekle ama oyun disipliniyle avrupa kupalarında belli bir yere kadar gidebiliyor. bu teknik direktör etkisidir. ama hamza hoca'nın böyle bir etkisi de yok. şimdi alt alta sıraladığında;

    oyuncu yönetimi
    hatalardan ders çıkarma
    taktik
    teknik
    rakibi analiz
    a planı
    b planı
    hücum organizasyonu
    savunma planı
    oyuncu transferi
    kadro yönetimi
    sözleşme düzeni

    bunlardan hiçbirinde başarılı değil. yakın zamanda da bir gelişme gösterdiğine tanık olmadık. bir tane olumlu adım yok. şunlardan herhangi birinde vasat, bir tanesinde iyi olsa; biraz ümitli olacağım. ben mustafa sarp'ı sevmiş adamım ve hala arada carrusca ne yapmış diye bakarım. ben ümitli olmaya hazırım. iğne ucu kadar ışık görsem "oooo gandalf geldi beyler" diyecek kadar tezcanlıyım.

    hamza hoca'nın herhangi bir teknik direktörlük meziyeti yok, umarım istifa edecek karakteri vardır.