• 57
    11 aralık 2013 galatasaray juventus maçının hangi saatte olduğu bilmiyordum. herhalde yine akşam oynanır diyordum. sonra sözlüğe girdim ve öğlen saatinde oynanacağını öğrendim. aklımdan hemen stada gitmek geldi ama biletim yoktu, riske etmedim kendimi, dışarda kar kıyamet. ofisteydim. bir yalan bulup kaçmam lazımdı maçı izleyebileceğim herhangi bir yere. şu an hatırlamadığım bir yalan ile çıktım iş yerinden. dedim en güzel evde izlerim bu maçı. sakin sessiz.

    evde annem vardı, anne öyle bildiğiniz annelerden değil. deli gibi maç izleriz beraber. çocukluğumda galatasaray yenilince ben üzülüyorum diye her maç galatasaray'ın kazanması için dua ederdi. dua ede ede o da galatasaraylı oldu. hatta hayatımın en önemli şampiyonluğu olan 2011-2012 sezonu şampiyonluğunda, şampiyon olur olmaz annemi aramıştım, kadın ağlayarak açmıştı telefonu, çok korktum oğlum gol yiyeceğiz diye demişti. bak yine gözlerim doldu.

    neyse o gün eve geldim apar topar, annem şaşırmadı bile, o benden önce açmış kanalı. neyse maç çok sıkıcı, ama önemli değildi, atacağımız bir gol dünyayı değiştirecekti. annemden ses çıkmıyor, ben sürekli hay senin ayağına bilmem ne diyip duruyorum. sonra o an geldi, annem mutfaktaydı ben gooool diye bağırınca içeri koştu hemen. oh be 10 dakkadır sürekli dua ediyodum mutfakta, şükür attık dedi. ben tabi sevinçten ne yapacağımı şaşırdım. sneijder ile drogba golden sonra karların üstüne atladığında yemin ediyorum bahçeye çıkıp kendimi karların üstüne atmak gelmişti.

    bana göre annemin dualarıyla attık biz o golü.