• 76
    hiç yazmıyorum artık tolganın vefat haberini vermek için yazdım en son merak edenler oluyordu diye. devamında doğal olarak neler yazılmış diye bakarken ertesi günlerde bu arkadaşın yazdığı yazı dert oldu içime.

    airkaynana için ilk yazdığı zaman cevap vereyim dedim sonra boş geç dedim . sonra göründü ki adam bıkmadan usanmadan her ortama yazmış utanmadan. baglamaist (bkz: #1323296) yazısı ile inceden dokundurmuştu yazısına, sonrasında belki ondan kendi kaldırdı belki de moderasyon yakışık olmaz böyle bir yazı deyip kaldırdı yazıyı kim bilir.

    beyimizin malum her ortamda paylaştığı yazısı http://i.imgur.com/JyDsG8J.png ve beğenmemiş olacak ki kaldırdığı/ kaldırttığı cevabımız;

    --- alıntı ---

    kaz ciğeri yemiş yazar. dandik sözlük yazarları gibi yaptığım tanımı: "bu tanımımız olsun : )" maskaralığıyla duyurduktan sonra, kısaca derdimi anlatayım. göz yaşlarıyla kaz ciğeri yiyen bu arkadaşımız, avrupa'da gezip tozuyormuş. kopenhag veya her ne zıkkımın köküyse galatasaray'ın o takımla oynadığı maçı da rakip taraftarların arasında izlemiş. airkaynana'nın ölüm haberini aldığı sırada da yanında bir kız varmış. kızlarla gezip tozuyor yalıçapkını. ayrıca, kaz ciğerini zıkkımlanırken, şarap da içiyormuş. şarap "sanırım" ispanyolmuş ve ağızda buruk bir tat bırakıyormuş ve ağızda lanet olasıca bir tat bırakan bu kahrolasıca şarap, işetiyormuş da adamı. işedikten sonra bu arkadaşımız saçlarının seyreldiğini fark edip, vay amınakoyim demiş. yaşlanıyorum... ama elbette bu yaşlılık şarap yahut kaz ciğerinden ileri gelmiyor, o kadarını üstâd-ı azam söylemeden de anlıyoruz. bu seyrek saçlı yazar, yüksek hayat standartlarını bizlere bir güzel anlattıktan sonra, airkaynana'nın ölümüne gelmiş... ah be abi demiş, sikeyim böyle şampiyonlar ligini...
    burada kısa bir ara vereyim, airkaynana galatasaray sözlük vasıtasıyla 3 yılı aşkın süredir ismine aşina olduğum ve twitter'dan takip ettiğim biriydi. açıkçası ne fikirlerini bilirdim ne de çektiği sıkıntıları. hastalık haberi ve tedaviye yanaşmaması üzerine, kendisine facebook'tan ulaşmıştım. meğer facebook'tan da arkadaşmışız da, hiç haberim yokmuş. bazen güzel insanları ıskalayabiliyoruz, air de onlardan biriydi. aylar süren konuşmalarımızda birkaç sefer; ölme ihtimaline karşı şimdiden bazıları gayet duygusal ama içi boş, saçma sapan entry'ler hazırlamıştır, tek gereken senin ölüm haberin, bari fazla bekletme de millet rahat rahat göndersin şu entry'lerini. bu bahaneyle, kirlenen vicdanlarını bir güzel temizlerler demiştim. elbette ne amaçla söylediğimi gayet iyi anladığından, "aslında sırf o yazıları görmek için ölmeyi dört gözle beklemiyorum desem yalan olur" demişti. ben ve birkaç kişi bekliyorduk bol "ah be abi : (((" içerikli saçma sapan entry'leri. bekliyorduk da, bu kadarını değil... bu seyrek saçlı arkadaş gibi birinin çıkıp, bahaneyle, yediğini, içtiğini anlatıp vicdanını temizlemeye gayret edeceğine hiç ihtimal vermiyorduk. o vicdanı nasıl o hâle getirdiğini merâk ediyorum doğrusu. zira, ne kaz ciğeri öyle vicdan karartır ne de ispanyol şarabı.
    neyse, vesile oldu, air'i de anmış olduk. iyi çocuktu, daha iyi bir hayatı hakediyordu. hakediyordu da; hayat, bizim dilek ve iyi temennilerimize aldırmayacak kadar sert, acımasız. air için iyi temennilerim bir işe yaramadı, bari kalan haklarımı bu arkadaş için kullanayım. umarım hem galatasaray sözlük'te hem de burada bol bol on veya her ne zıkkımın köküyse ondan alır da rahatlar, muradına erer.

    --- alıntı ---