• 428
    öncelikle: (bkz: türk futbolu/#964588)

    türk futboluna eleştiride bulunmadan önce, büyük resme, türk sporuna bir bakalım.

    atletizmci dediklerin, üzerine ay yıldızlı formayı teslim edip, olimpiyata gönderdiklerin, antrenörüyle birlik olup, götüne başına dopingi hormonu çakmış, ben ve benim gibi milyonlarca insana televizon başında hayal satmış. sahtecilikle, dümencilikle, dopingle, hormonla kazanılan olimpiyat şampiyonluklarından sonra da, senin benim hepimizin verdiği vergilerden toplanan devlet gelirlerinden öngörülen "altınlarla" ödüllendirilmiş hanım kızımız. 10 kere helal olsun, yüz kere helal olsun diyebilsem keşke. yalancının mumunun yatsıya kadar yanması ne acı değil mi? üzüldüğüm; türk milletini keriz, salak, ahmak, aptal yerine koyup, milli duygularıyla oynayıp insanımızı kekezleyen, aldatan, zavallı bir insan müsvettesinin gözyaşları değil aslında, hayır ben doping yapmadım, antrenörüm kocam olmasa bir hiçtim diyerek zırlamalar ise hiç değil, üzüldüğüm kandırılmanın verdiği hayal kırıklığıdır. halkına; dünya çapında hor görülen milletinin sesinin bir nebze de olsa bir atletizm başarıyısla bile de olsa olimpiyatlarda duyulmasını arzu etmeyi çok görür olmuş şerefiyle(!) spormence(!) yarışan milli atletlerimiz...

    peki ya milli sporlarımız dediğimiz güreş ile halter?

    bayanlar halterde doping skandallarını yazsam, sanırım entry harf limitine takılırım. kadınların yüzüne baktığında iyiki gilette mach 3 var diyosun. 10 numara sinek kaydı traş ediyor. 3 bıçağıyla, hormonlu sporcularımızı az da olsa kadınsı gösterebiliyor. testosteron hormonunu öyle vurmuşlar ki kendilerine, vücütlarının herhangi biyerinden sik çıkacak diye ürküyor insan. hepsi mazallah 3 oda bir salon olmuşlar, utanmadan çıkıp olimpiyatlara katılmışlar. göğüslerinde ay yıldızlı arma, sonları yine doping, yine hüzün, yine kekezlenen insanımız, kandırılan halkımız...

    bulgaristandan devşirdiğimiz sporcuların başarılarıyla 90 lı senelerde hepimiz sevinçten ağladık değil mi?

    evet ağladık... devşirdiğimiz diyorum bakın...

    sonrası ne oldu? devşirme sistemi yerine özkaynağa yöneldik, sonumuz yine doping ve hormon oldu...

    şöyle bir düşünüyorum, olimpiyatlarda teknik sporlarda türkiye'nin esamesi okunuyor mu diye? gerçekten aklıma gelmiyor. jimnastik, artistik patinaj, yüzme...

    ya yüzme demişken aklıma kim geldi, hepimizin gelmiştir. o zavallıdan da bahsetmek istemiyorum. 7-8 kere katıldığı uluslararası yarışmadan insan bir kere final yüzer be, ayıptır... senin geçimini sağladığın yer bu.. kimse senden bi başarı beklemiyo zaten...

    bu liste böyle uzar gider, biz boşuna kendimizi yorarız.

    fakat buradan türk futboluna şu şekilde bir çıkarım yaparak geçebiliriz; nasıl ki 90larda devşirme haltercilerle başarılar sağlandı, ülkemizin yüzü güldü, avrupanın diğer ülkelerine kıyasla 100 sene sonra metro inşaa etmeyi başarabilen ve ülkemin her bir alanındaki altyapıya sıfır önem veren ülkemdeki futbol da buradan nasibini aldı.

    nasıl aldı? markopaşalarla aldı, mert nobrelerle aldı... istiklal marşında britney spears playback numaralarıyla ağız oynatanla aldı.

    utanmadık,

    almanyanın senelerce altyapılarında beslediği, büyüttüğü, geliştirdiği türk-alman futbolculara göz diktik.

    ee alamnya, onlar türk ver bakalım onları bize dedik. sen bunları topluma kazandırmış olabilirsin, beslemiş, geliştirmiş olabilirsin, fakat onlar türk, onların etinden sütünden biz faydalanmaıyız sen değil. çünkü bizim böyle güzel altyapı sistemimiz yok almanya napalım? biz mi sana türk oyuncuları al geliştir dedik? yoo demedik, o zaman onları bize vericeksin, bu işin lami cimi yok.

    gurbetçi futbolculara ilişkin tutumumuz böyle olmadı mı beyler?

    mesut özilleri, murat-hakan yakınları, ilkay gündoğanları ve daha aklıma gelmeyen milli takımı olarak türkiyeyi seçmemiş bir çok başarılı futbolcuyu ıslıklamadık mı? kuru kuruya nefret etmedik mi? nefret ettirilmeye çalıştırılmadık mı?

    şikeler, dopingler, hormonlar, sahtekarlıklar, rantlar, dekoderler, mafyalar, ırkçılıklar, hizipçilikler... futbolu fahişeye çevirmediler mi? medya da bunlara en güzel çanağı tutmadı mı? pasta o kadar büyük ki, rant için çevresinde dolanan çakal sürüsü çok...

    en basitinden gs-fbrekabetini tiraj uğruna öyle bir raddeye getirdiler ki, kin ne vefret artık iç savaşa dönüştü, yağamalamalar başladı, ölümler takip etti.

    şimdi şöyle bir arkama yaslanıp bakıyorum, ne yapılabilir diye...

    ne mi yaılabilir? neresinden başlayacaksın?

    mafya-futbol / şike-futbol / yargı-futbol / medya-futbol / siyaset-futbol / futbolu yönetenler-mafya / futbolu yönetenler-siyaset / siyaset-mafya ...

    hangi ilişkiden başlayacaksın kardeşim düzeltmeye?

    hepimiz avlanan tüketicileriz. internet köşelerinde "durum bu" yazıları yazarak anca kendimizi avutabiliriz.

    bi zıpcıktı çıkar, ee o zaman sen söyle lan eleştirmeyi biliyosun, nasıl düzelsin der.

    düzelmez dostlar bu dirlik bu düzen. çünkü atatürk sporcunun zeki çevik ve alaklısını sever. gel gelelim ülkemde başta milli değerler olmak hüzere her değer ayaklar altında. rant ve bu ranttan pay çıkarma hırsı milletin gözünü kör etmiş. gerisi boş. atatürkü de kitapların ilk sayfalarında görürüz bir tek, o da zamanla yerini son 10 senedir ülkemi bu hale getiren diğer bir figüre bırakır muhtemelen...

    özetle, türk futbolu, milli birliğimizin yansımasıdır kanımca.