• 13
    maradona'yı seyretmemişler için;

    ben futbolu sevmiyorum, o yüzden galatasaray'ın maçlarından başka maç seyretmiyorum. galatasaray'ın son haftalarda, futbolu iyi ki sevmiyorum dedirten futboluna lanet edince bu hafta iki defa barça'yı seyretme bahtsızlığına uğradım! klasik maçın devre arasında yazıyorum. binlerce pas yapıldı maçta, ilk golü yiyen barça 3 tane yolladı, ilker'in kalesine. ilker 4 tane de çıkardı. bildiğimiz ortada sıçan, erman toroğlu ispanya'da yorumcu, rıza ile bülent hoca olsalar, messi'den çalım yiyenler bir araba dayak yemişlerdi daha şimdiden. cannavaro'ya ''neden hanry'nin ayağını kırmıyorsun, böyle gol amatör maçta yenmez'' şeklinde fırçalarını, fetvalarını dinleyecektik maç sonunda.

    yalvardık hakeme maçı bitirme diye. ben futbolu sevmekten vazgeçtikçe, barça çıkıyor ortaya, çocukluk aşkım liverpool çıkıyor, beni sehpadan alıyor. merak eden var mı? bu maçı acaba bizimkilerden kaç futbolcu seyrediyordur. bülent korkmaz bu maçı seyrediyorsa ben eşşeğim. şampiyon olamıyoruz diye üzülüyoruz, sen yat kalk sevin şampiyon olamadım diye. ya bize denk gelse şu maç. koskoca raul topla buluşamıyor, iniesta (dünya'dakien sevdiğim orta saha oyuncusu) kedinin fareyle oynadığı gibi, messi dalda maymun düzer gibi oynuyor.

    tabela mı? ne tabelası, ne önemi var golün. salı gecesi atamamıştı ölüm üçlüsü etto-hanry- messi aynı oyunu oynuyorlar. niye değişik oynasınlar ki. top aynı, saha aynı, arkadaşları aynı.koskoca barcelano her maç aynı forvetle sahaya çıkarken ,galatasaray iki hafta aynı forvetle oynayamadı henüz. onlar da hoca bizimkiler de, onlar da profesyonel biz de. onların da taraftarı var biz de taraftarız. gördünüz kartonları, biz de dağıtıldığı zaman yarımız uçak yapıp atarız aşağıya.

    neyse hepiniz maçı seyrediyorsunuz, seyretmeyen futbolsever varsa içinizde kaçırdınız kardeşim şovu. ikinci yarı başladı,çok şeyler daha yazmak istiyorum ama dedim işte barça benim futbolu sevmememi istemiyor.

    ah messi, ah iniesta siz varken ben nasıl futbol maçı seyretmem.
    iki hafta önce bizim el clasico oynanmıştı. hatırlatırım, rezil olmuştuk seyredenlere. bu da el clasico, bizimki de!
    biz bir garip çingeneyiz, nemize gerek gümüş zurna.
  • 18
    bir barca taraftarına ''senin için;benim için real'i yenmek mühim değil önemli olan kupalar ayrıca da osasuna maçı ne kadar önemliyse real maçı da o kadar önemli dedi diyorlar ne diyosun?'' diye sorulduğunda ''arkadaşım bi şöyle otur soluklan bir çay iç ondan sonrada ne içtiysen bende istiyorum kafan güzel galiba'' diye cevap vereceği rekabettir.
  • 22
    tarihe geçmiş 10 tanesi için:

    --- alıntı ---

    10. messi real’e karşı

    10 mart 2007. real madrid istim üstünde. puan farkını iyice kapatırken her maç daha iyi oynuyorlar. barcelona ise düşüşte. böyle bir ortamda nou camp’talar. real daha iyi başlıyor ve 4. dakikada van nistelrooy öne geçiriyor konuk takımı. 10’da genç messi çıkıyor sahneye: 1-1. 12’de van nistelrooy penaltıdan yine öne geçiriyor real’i messi yanıt vermekten yorulmuyor. 27’de durum yine eşitleniyor: 2-2. 72’de ramos, real madrid’e üstünlüğü getiriyor. ama artık bir dünya yıldızı olduğunu kanıtlayan messi’den 88’de 3-3’ü sağlayan gol geliyor. belki hayal kırıklığı yaşıyor barcelona. ama sonuçta messi dünya futboluna adını yazdıracağını gösteriyor.

    9. ronaldinho’ya real alkışı

    2005-2006 sezonunda frank rijkaard yönetiminde gümbür gümbür ilerliyor barcelona. ligin ilk yarısında 19 kasım 2005’te bernabeu’da oynanıyor el clasico. 14. dakikada eto’o ile başlıyor barça şov. sonrasında ronaldinho alıyor sazı eline. 2 gol atmakla kalmıyor brezilyalı. real madrid taraftarları, kendi takımlarına mendil sallarken ronaldinho’yu ayakta alkışlıyor. santiago bernabeu stadı’nda bir ilk yaşanıyor. 3-0’lık galibiyet belki de avrupa şampiyonluğunun habercisi.

    8. puskas’ı tutana aşkolsun

    real madrid’in muhteşem kadrosunun ligi domine ettiği dönem. tarih 27 ocak 1963. barcelona’da tam bir gösteri sunuyor real. gösterinin kahramanı göbeğiyle ünlü ferenc puskas. macar futbolcu belki ilk bakışta futbolcuya benzemiyor ama eşsiz stili ve zekasıyla rakiplerin korkulu rüyası. 3 gol gönderiyor o büyülü akşamda rakip kaleye. ispanya’ya ilk geldiğinde hem barça hem de real’le sözleşme imzalayan di stefano’nun bir sezon barça’da, diğer sezon real’de oynamasına karar vermişti federasyon. barcelona hakkunı devredince di stefano gerçek bir real madrid efsanesi haline geldi. işte o maçta da 1 gol gönderdi barcelona kalesine. diğer gol gento’dan. barcelona arada re ile beraberliği sağlıyor ama 5-1’lik ağır yenilgiden kurtulamıyor. sezon sonunda şampiyonluk real’e gidiyor. barça ise 6. olabiliyor.

    7. 5’in intikamı 5’le alınır

    johan cruyff yönetimindeki barcelona’nın üst üste gelen şampiyonlukları real madrid’i bıktırmıştı. işin real açısından trajik yanı 4 şampiyonluğun ikisinde son hafta tenerife’ye kaybederek en büyük olmayı kaçırmalarıydı. işte o tenerife’nin başındaki adam olan, eski futbolcuları, jorge valdano’yu getirdiler. valdano ile iyi bir çıkış yakalayan real madrid, 7 ocak 1995’te barcelona’yı ağırlıyordu. 1 sezon önce rakibinden 5 yiyen real için rövanş zamanıydı. şilili ıvan zamorano, unutulmaz bir ilk yarı çıkardı. 5, 21 ve 39’da gelen gollerle ilk yarıda durum 3-0 oldu. ironik bir durum olsa gerek sonraları bir barça ikonu haline gelecek olan luis enrique 68’de 4’ü buldu. 5 numaralı golse 70’te amavisca’dan geldi. valdano ve öğrencileri, şampiyonluğun haberini önceden vermişlerdi.

    6. real’in galibiyet serisine son

    real madrid’in avrupa’da fırtına gibi estiği günler. art arda 5 avrupa şampiyonluğu, beyaz şimşekler’i ziveye taşımış. 9 kasım 1960’ta madrid’de şampiyon kulüpler kupası’nda ikinci tur ilk maçı. bir el clasico. barcelona’nın endişelenmesi için her şey mevcut. o güne kadar bu kupada evinde oynadığı 15 maçı da kazanmış real madrid. bu maçlarda 66 gol atıp sadece 8 gol yemişler. real’in tek handikabı uruguaylı savunmacısı santamaria’nın sakatlığı. daha 2. dakikada mateos’un golüyle öne geçiyor real. aynı hikaye yazılıyor sanki. ama suarez’in frikiği eşitliyor durumu. 30’da gento yeniden öne geçiriyor real’i. bitime 3 dakika kala evaristo, macar kocsis’i kaçırıyor. yıllar sonra intihar ederek yaşamına son verecek olan kocsis kendisini yerde buluyor. yan hakemin bayrağı kalkıyor. orta hakem ingiliz arthur ellis, bu bayrağı faul olarak yorumluyor ve penaltı noktasını gösteriyor. suarez’in penaltı golüyle maç 2-2 bitiyor. barça, real’in serisini kırıyor. rövanşı da katalanlar 2-1 kazanıp, turu geçen taraf oluyor.

    5. bernabeu’da tarihi bir zafer

    real madrid’in başına geçtiğinde zor bir görevi vardı juande ramos’un. görevdeki ilk maçında barcelona’ya 2-0 kaybettiler. ama ardından peş peşe galibiyetler gelmeye başladı. 12 olan puan farkı erimeye başladı. 2 mayıs 2009’da santiago bernabeu’daki maça gelindiğinde ramos ve real’in umudu vardı. guardiola’nın öğrencileri, 14. dakikada real’in galibiyet serisinin mimarlarından higuain’in golüyle sarsıldı. ama barcelona’nın futbol formülünün teslim olmaya niyeti yoktu. henry 18’de eşitliği buldu. 20’de puyol, ender gollerinden birisini el clasico’da kaydetti. 35’te messi, skoru 3-1 yaptığında real madrid seyircisi çoktan havlu atmıştı. 56’da ramos 3-2’yi sağlayan golü attığında bir ışık belirdiyse de casillas’ın hatası 58’de henry ile bu ışığı bitirdi. 75’te messi ve 83’te pique, 6-2 gibi akıllara zarar bir skor getirdi. belki de bu galibiyet yüzünden real madrid’in başkanlığına perez geldi ve büyük transferler yapıldı.

    4. 10 gole bedel ziyaret

    general franco’nun adına düzenlenen kupanın yarı finalinde eşleşmişti real madrid ve barcelona. barça’nın o zamanki stadı les corts’ta 3-0 kazanmıştı katalanlar. 13 haziran 1943’te madrid’de bu farkı kapatabilecek miydi real? ilk yarı bittiğinde skor 1-1’di ve pek de umutlu değildi real madrid taraftarları. barcelona soyunma odasında sevinçli bir telaş vardı ikinci yarı öncesinde. o sırada kapı açıldı. içeri devlet güvenlik teşkilatı’nın başındaki adam girdi. “birçoğunuzun iç savaş’taki suçlarını futbolcu olduğunuz için sildik. sakın bunları yeniden ortaya çıkarmamıza izin vermeyin” dedi sert bir ses tonuyla. barcelonalı futbolcular, soğuk duşun ardından sahaya çıktılar. real madrid beklenenin üzerinde bir performans ortaya koymaya başladı. barcelona ise oyundan düşmüştü. maç bittiğinde tabela 11-1’i gösteriyordu. bir ziyaret 10 gole bedeldi!

    3. 19 yıllık çile bitiyor

    23 nisan ülkemizde, kuzey kıbrıs’ta ve yurt dışı temsilciliklerimizde heyecanla kutlanıyor. 2002 yılında bu günü kutlayanlar arasında real madridliler de vardı. şampiyonlar ligi yarı final ilk maçında barcelona deplasmanına gidiyordu eflatun-beyazlılar. 19 yıldır kazanamadıkları nou camp’tan avantajlı dönmek istiyorlardı. barcelona’da rivaldo’nun sakatlığı en büyük kayıptı. del bosque yönetimindeki real madrid 55’te öne geçti. raul, savunmayı üzerine çekti. zidane boş kaldı böylece. maestro şık bir vuruşla bonano’yu avladı. barcelona’nın “allah allah” nidalarıyla saldırdığı uzatma dakikalarında mcmanaman farkı ikiye çıkaran golü attı. 2-0 kazanan real madrid hem çileyi bitirdi hem de zidane’ın muhteşem golüyle kazanacağı finalin yolunu açtı.

    2. general franco’yu yatağa düşüren maç

    ispanya’yı yıllarca demir yumrukla yönetti general franco. 17 şubat 1974’e gelindiğinde franco yaşlanmış iyice. total futbol’un mucitleri rinus michels ile johan cruyff’un ortaklığıyla ortalığı darmaduman eden barcelona, santiago bernabeu’ya çıkıyordu. real madrid için iyi bir sezon değildi belki ama başlarına geleceklerden habersizdiler. 30. dakikada asensi, barça’yı öne geçirdi. 39’da sahneye cruyff çıktı. hollandalı uzun yıllar unutulmayacak bir gol attı. ikinci yarıda yine asensi, perez ve perulu sotil. real madrid’e kendi evinde 5 gol. general, o günlerde maçın etkisinden mi bilinmez iyice hastalandı. krallığı juan carlos’a bırakıp kenara çekildi ve 1 yıl sonra öldü.

    1. yabancı maddede çığır açıldı: domuz kafası

    luis figo’nun 2000 yılında real madrid’e geçişi ortalığı ayağa kaldırmıştı. portekizli futbolcu, katalonya dolaylarında hazreti isa’yı yanağından öperek romalılar’a ihbar eden havari yahuda ile eşdeğerde görülüyordu. aradan geçen yıllar bile bu nefreti bitirmedi. 23 kasım 2002’de real madrid, el clasico için nou camp çimlerine çıkarken bir barcelona taraftarı, figo’ya kendince mesaj dolu bir hediye gönderiyordu: bir domuz kafası. portekizli’ye bir de viski şişesi yollandı tribünlerden. ne de olsa eski kahramanlarıydı figo. peki bu anlarla ölümsüzleşen maç ne oldu? inanın sahada neler olup bittiğini kimse hatırlamıyor. 0-0’lık skor her şeyi anlatıyor zaten.

    --- alıntı ---

    alıntı:ntvspor
  • 23
    katalanların bu rekabette francisco franco'ya bu kadar kin beslemesinin sebebi di stefano transferiymis.

    --- alıntı ---

    ezeli rekabetin tarihine geçen bir diğer önemli olay ise di stefano’nun transferi oldu. 1953’te di stefano‘yu hem barcelona, hem de real madrid transfer etmek istiyordu. ilk olarak di stefano’yla anlaşan kulüp barcelona oldu. ancak di stefano’nun kulübü los millonarios, bu anlaşmadan haberi olmadığı gerekçesiyle kararı ispanya futbol federasyonu’na bıraktı. federasyonda barcelona’yı haksız bularak anlaşmayı iptal etti. o sırada di stefano, real madrid’le anlaşarak madrid’in yolunu tuttu. bütün bu yaşananların ardından katalanlar, bu kararda francisco franco’nun parmağı olduğunu sanarak büyük kin besledi. bu olaylı transferin ardından di stefano ispanya’da rekorların adamı olarak tam 227 gol kaydetti. attığı gollerle real madrid’e büyük başarılar kazandırdı.

    --- alıntı ---