• http://www.fanatik.com.tr/...i-sona-erecek-396567

    --- alıntı ---

    tff ve fener'le kavga olmayacak

    federasyon ve fenerbahçe ile ilişkiler noktasında duygun ağabey mesajı verdi aslında. biz hiç kimseyle kavga etmeyeceğiz. seçim sonrası bana ilk tebrik mesajını ali şen attı. yönetimimizdeki her ismi tanıyorsunuz. hiçbirinin kavga üzerine kurulu bir yapısı yok. federasyon dahil her kurumla diyalog kurma yönünde hareket edeceğiz. sorunlarımızı konuşarak çözeceğiz. kavga ederek bağırarak çağırarak hiçbir sorunu çözemezsiniz.

    --- alıntı ---

    hayırlısı bakalım yeni veziri ne zaman harcar şah kıraç.
  • http://dursunozbek2015.com/daha-guclu.html

    --- alıntı ---

    • galatasaray spor kulübü stadın üstünün kapatılması konusunda gençlik ve spor genel müdürlüğü’ne taahhütte bulunmuştu geçmişte... bu taahhüt yerine getirildikten sonra stadın 49 yıllık üst kullanım hakkının tapuya galatasaray adına şerh edilmesinde anlaşılmıştı. bu taahhüt gerçekleşmeyince gençlik ve spor genel müdürlüğü konuyu yargıya taşıdı. geldiğimiz nokta şöyle: yapılan görüşmeler neticesinde, bankalardan stadın çatısının kapatılması konusuyla alakalı olarak 10 milyon euro karşılığında orta vadeli kredi kullanımı için mutabık kalındı. stadın üstünün kapanmasını takiben gençlik ve spor genel müdürlüğü stadın intifa hakkını galatasaray lehine tapuya şerh koyabilecektir. başlı başına bir değer arz eden bu hak sayesinde bankalardan yeni finansman kaynakları sağlanıp; önceki dönemlere ait yüksek faizli borçlar yeniden yapılandırılabilecektir. bu arada, stadın çatısının kapatılması için galatasaray divan kurulu nezdinde, kulübümüz lehine en uygun ihale şartlarının yaratılması adına bir komisyon kurularak deneyimli üyelerin bilgi ve birikimlerinden de faydalanılacaktır.

    --- alıntı ---

    10.000.0000 euro daha mülkiyeti bize ait olmayan stat için borçlanacağımızı vaad veya çözüm olarak sunmuş başkan adayımız.

    halbuki adaylıktan çekilen mustafa cengiz stadın mülkiyetinin alınması gerektiğini sebepleri ile anlatmıştı. çatı için 10 milyon euro borçlanmak yerine harcanan 180.000.000 tl'yi 10 senede 10 taksitte ödeyelim ve mülkiyeti satın alalım. bunun için ek krediye dahi ihtiyaç yok.

    kulüp stat için yeni bir şirket kursun ve halka açılsın. 60.000 taraftarın her biri 5.000 usd yi 5 yıl içinde ödesin ve bu şirkete ortak olsun. 5.000 usd bedelin tamamını bu şirkete ödeyecek taraftarlar aynı zamanda kulübe üye yapılsın. (dernek tüzüğüne stat a.ş. ye 5.000 usd ödeyip ortak olanlar derneğe üye olur şeklinde bir madde konulabilir) toplanan 300.000.000 milyon usd'nin 67 milyon usd'si sgm ne stat için ödensin, kalan 233 milyon usd ile banka borçları kapanarak yıllık 60 milyon faiz yükünden kurtulalım. böylelikle
    a. kulüp halka açılır,
    b. yılda çöpe giden 60 milyon faiz yükünden ve devasa ana para borcundan kurtuluruz,
    c. stadın mülkiyeti kulübe geçer ve film stüdyosu vs ek gelirlere de imkan doğar,
    d. 60.000 üyenin yılda ödeyeceği 300 tl aidat ile 60.000 x 300 tl= 18.000.000 tl yapar. her yılda ayrıca 18.000.000 tl ek gelir olur.

    evet genel kurul statta yapılır. aksi halde ana para borcu kar topu gibi büyemekte verdiğimiz tüm destekler ise faizi dahi zor karşılamakta.

    galatasaray demokrasi ve hürriyet ilkelerine sahip çıkmalıdır.

    başkan adayı dursun aydın özbek devrim yaparak tarihe geçmeli zayıf yönetim listesinin tüm handikaplarını gidererek gece gündüz galatasaray için çalışmalıdır.
  • --- alıntı ---

    bir yıl önce bugünlerde yönetici bile değildiniz, şimdi başkan adayısınız bu hızlı gelişmeler nasıl oldu?

    "galatasaraylı olmayı başkan olmak veya olmamakla özdeşleştirmemek lazım. ben 11 yaşından beri galatasaraylıyım, 55 sene olmuş, dolayısıyla galatasaray camiası, içinden başkanlarını, yöneticilerini çıkarmıştır. ben de 55 senenin birikimi ile bugüne kadar geldim. bu yönetime çağırıldığım zaman hiç tereddüt etmedim, bir telefon konuşmasının ertesinde geldim. bunu özellikle vurgulamak istiyorum. duygun ağabey telefon etti, 'ben seni yönetime yazıyorum' dedi. tabii başkanım beni aradığınız için şeref duydum dedim. burayı tırnak içinde söylüyorum, 'galatasaray zor zamanlar geçiriyor. zor zamanlarda da göreve çağırılan insanların bu görevi reddetme lüksü yoktu. aynı 1915'deki gibi, galatasaray son sınıf talebeleri göreve çağırılmıştı. çanakkale'ye gittiler ve bir daha dönmediler. o sene galatasaray lisesi mezun vermedi. bu aynı anlayıştır. yönetime geldikten sonra tabii yine zor bir dönemdi, 6 ay kadar kısa bir süre vardı. kısa sürede proje üretmek, kaynak yaratmak da çok zor bir olay. ama yönetim kurulu olarak son derece başarılı bir 6 ay geçirdik. zor günde galatasaray'ın hiç zorluk çekmemesine, sportif faaliyetlerden geri kalmamasına, hatta en üst seviyede mücadele etmesine destek olmak amacıyla hem idari açıdan, hem mali açıdan büyük farklılıklar yarattık ve bugüne kadar geldik. biz seçildiğimiz gün 25 ekim'de şuna karar verdik, 6 aylık yönetim kısa bir yönetim. biz yönetimin durumuna bakalım, seçime bu yönetim girsin dedik. hatta kendi içimizden bir başkan çıkaralım, mayıs ayındaki seçime de o maksatla hazırlanalım."

    -kendi içimizden başkan çıkaralım dediğinizde o an aklınızda başkanlık var mıydı?

    "hayır benim başkanlık düşüncem yoktu. yeni bir yöneticiydim. bu biraz da şu şekilde oldu, galatasaray'da bütün görevler böyle tebliğ ediliyor. kimsenin galatasaray'a gelip, 'ben göreve talibim' gibi bir talebi yok. hak ediyorsanız veyahut başarılıysanız bir konuda, galatasaray'a daha iyi hizmet edeceğiniz takdir ediliyorsa, çağırılıyorsunuz, 'sen bu görevi yapar mısın' diye teklif geliyor. bende de öyle oldu. 6 aylık icraatımızda yönetim olarak bu seçime girmeye kararlıydık. bunu şu maksatla söylüyorum, yönetimler genelde son 1 ay 15 gün gibi sürede yapılıyor, fakat bizim yönetimimiz 6 aylık bir süre içinde hazırlandı, bu çok önemli. biz bu maksatla da girdiğimiz için çalışan bütün arkadaşlar performanslarını gösterirken yönetimde de kalabilmek için performanslarını gösterdi. yani ben arkadaşlarım gibi bu yönetimde mevcut arkadaşları seçerken şunu çok iyi biliyordum ki, kişi bu görevi 6 aydan beri güzel yapıyor. 'bu görevin adamı bu' dedim. o manada bizim yönetimimiz şu andaki mevcut adaylar arasında 6 ayda hazırlanmış güçlü ve ne yaptığını bilen bir yönetim oldu."

    -aday olmaya karar verdiğinizde bunu ilk kiminle paylaştınız?

    "eşimle, ailemle paylaştım. çünkü galatasaray'da başkanlık yapmanın insanın özel hayatını son derece etkilediğini biliyorum. bu manada benim çalışma tempom çok farklı. gece gündüz ayrım yapmadan yoğun bir şekilde, hep başarı odaklı çalışıyorum. bununla da en fazla etkilenebilecek ailem olur diye düşündüm. aşağı yukarı 41 yıllık evliyim ve eşime danıştım. böyle bir talep var, benim bunu reddetmem mümkün değil. ama sizin de fikriniz çok önemli. onlar da ziyadesiyle çok memnun oldular. benim o manada onlara da teşekkür borcum var. beni hala da bu manada destekliyorlar. "

    -8 aylık deneyim size ne gibi bir tecrübe kazandırdı?

    "bir defa olayı şu şekilde ortaya koyarsak, daha doğru bir sonuca varırız diye düşünüyorum. galatasaray 400 milyon dolar kapasiteli bir holding. galatasaray spor kulübü sadece bir spor kulübü değil, iştirakleri var. bunlar anonim şirketleri. bunların da yönetilmesi lazım. piyasaya iş yapıyoruz. gayrimenkullerimiz var, onları geliştiriyoruz. yani asıl kaynak yaratmak için asetlere ihtiyacımız var. bunların yönetimi ne olacak? sırf futbolu yönetmekle galatasaray yönetilemez. benim şirket yönetimindeki tecrübem zaten yeterli bunlar için. sizin de değiniz gibi futbol içinde bir şov işini yönetmekte nasıl tecrübelisiniz sorusu yerinde bir soru aslında. bunun için de şunu söyleyebilirim. 6 ay boyunca başkan yardımcısı olarak kulübün yaklaşık olarak bütün departmanları bana bağlandı. bu duygun ağabey'in tercihiydi. bütün departmanlar bana bağlı olduğu ortam oluştu. böylece benim kulüpte harcadığım mesai aşağı yukarı cumartesi de dahil sabah 8, akşam 5. yani yaklaşık 10 saat gibi bir mesai harcıyorum. bu tempolu bir şekilde. burada bir eksiklik yok, bu bir yönetim olduğu için yönetim kurulunun tümünün futbolu veya basketbolu bilmesi diye bir şey söz konusu değil. bu değerlendirmeleri biraz yadırgıyorum. düşünün ki bizim galatasaray olarak futbolumuz var, amatör sporlar, basketbol, voleybol, judo, kürek, yüzme, su topu, tenis hepsi var. bir başkan öyle olmalı ki hepsini bilecek. böyle bir şey olur mu? neden o zaman yönetim kurulu var. bizim 15 kişilik yönetim kurulumuz var. artı profesyonellerimiz var. başkanın yönetmeyi bilmesi lazım. onun için ben o tenkitleri hep dikkate alıyorum, ama cevaben de diyorum ki biz bir yönetim kuruluyuz. puzzle'ın parçaları gibiyiz. ben futbolu az biliyorsam, öyle de değil gerçi futbolculuk kimliğim de var. voleybolu az biliyorsam, voleybolu bilen arkadaşım var yönetimde. yönetim bir paylaşma değil mi? bir başkan bütün bunları bilecek. bir başkan bulacaksınız ki futbolu dünyada en iyi bilen adam, voleybolu en iyi bilen adam. finansmanın en iyisini bilmesi lazım. mağazacılık onu piri olması lazım. başkansın ya bütün bunları bilmen lazım. öyle bir şey yok."

    -inan kıraç'ın desteğinin sizde olduğu biliniyor. sık sık görüşüyor musunuz?

    "inan kıraç benim galatasaray lisesi'nden ağabeyim. ben galatasaray'a hizmet etmiş herkesle konuştum. kim hizmet etmişse ayırt etmeden hepsiyle görüştüm. şu yakıştırmayı yapıyorlar, dursun özbek filancanın adamı. ben evet ali sami yen ağabey'in adamıyım, faruk süren'in adamıyım, ali tanrıyar'ın adamıyım, alp yalman'ın adamıyım, bunların hepsi ile görüştüm. tüm eski başkanların adamıyım. adam kelimesi kötü bir kelime değil. insanlar bu falancanın adamı derken neyi kastediyorlar bilmiyorum ama ben galatasaray'ın adamıyım. galatasaray'a hizmet etmek için geliyorum, dolayısıyla ben bu adamıyım lafını farklı manada algılamıyorum. söyleyen kişiler iyi manada söylemişlerdir. ben galatasaray'ın adamıyım."

    -duygun yarsuvat ve ünal aysal sizi başkanlık konusunda destekliyorlar ama diğer konularda ise sürekli birbirleri ile atışıyorlar. bununla alakalı düşünceleriniz neler?

    "ben bunların kişisel olduğunu düşünüyorum. kurumsal manada olduğunu düşünmüyorum. çünkü her ikisi de kurumsal manada galatasaray'a hizmet etme çabasında. benim de kişisel olaylara girmem doğru değil. ben her ikisinin de galatasaray'a verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür etmek istiyorum."

    -ali dürüst ve abdurrahim albayrak yönetiminizde neden yok?

    "biz bu yönetimle ilk seçildiğimiz gün seçim kararı aldık. bizde şu anki yönetimden, insanlar yaklaşan kongre için bir açıklama bekliyordu. 'başkan adayı var mı, yok mu' tarzı bir açıklama. biz de aynı aile içinde olduğu gibi bu konuları yönetimde konuştuk. ben de başkan yardımcısı olarak, "arkadaşlar benim böyle bir kararım var" dedim. evet sportif çalışmaları etkilemeden çünkü diğer yandan 4. yıldıza doğru gidiyoruz. ben de bu kararı aldıktan sonra ali bey ile abdurrahim bey'e sordum, hatta ali dürüst'e, 'sen seçime gir aday ol, bu galatasaray başkanlığı sana yakışır. kulübe çok hizmetin var. ben de senin yönetim kurulunda olurum' dedim ama ali bey bu seçimde aday olmayacağını bana söyledi. hatta ısrar da ettik ama yine de kabul etmedi. sonra abdurrahim'e sordum, 'sen bu seçime girmek istiyor musun' diye. çünkü genelde o ikisi birlikte hareket ediyor. o da ali dürüst gibi seçime girmeyeceğini söyledi. sağlık sorunları olduğunu belirtti. yani ali dürüst ve abdurrahim albayrak'ın benim listemde yer almamasının esas nedeni budur. yani aramızda sorun yok, hatta biz her manada birlikte çok uyumlu çalışıyoruz. bu sabah da beraberdik. takımın başarısı için beraber sırt sırta çalışıyoruz. onların kendi tercihi bu."

    -yönetim dışından ali dürüst ile çalışmayı düşünür müsünüz?

    "bu tip sorulara cevap vermiyorum. neden? bunu ancak seçildikten sonra cevaplayabilirim. bunu şimdi konuşmak, genel kurulun kararına ipotek koymak gibidir. seçildikten sonra sportif aş'nin de bir yönetim kurulu oluşacak. bu oluşan yönetim kurulundan bir karar çıkması lazım. dolayısıyla bugünden böyle bir yorum yapmak yanlış olur."

    -başkan olmanız durumunda aziz yıldırım ile ilişkiniz nasıl olacak?

    "galatasaray ile fenerbahçe arasında 110 yıla yakın bir ilişki var. bu iki kulüp arasındaki ilişkiler, bu 110 yıllık gelişmeler ile olmuş bir ilişki. bu ilişkinin nasıl gelişeceğini zaman belirleyecektir. kişisel bir sorun değildir bu. bu durum zamanın belirleyeceği bir konu."

    -çok katı bir kişiliğe sahip olduğunuz söyleniyor.

    "katıdan ne anlıyorsunuz bilmiyorum ama koç burcuyum, onu bir söyleyeyim. koç burcunun tüm özelliklerini taşıyorum. başarı odaklı birisiyim. sıfır noktasından yükselmiş, 42 yıllık bir ticaret hayatı olan biriyim. bu 42 yıllık ticari hayatımda hiç leke yok. tabii dolaysıyla bu oluşumun bir bedeli var, bu oluşum kolay değil. bu zorluğun insanlar üstüne oluşturduğu bir etki var. bu kimlikten sıyrılamazsanız, bu kimliği taşımak zorundasınız. şu an benimle birlikte 2 bin kişi çalışıyor. öyle bir büyük sistemi korumak zorundasınız. 42 sene boyunca problemsiz, lekesiz çalışınca insan bazı formatlara giriyor tabii. bu manada katı bir insan, taviz vermeyen bir insan demeyelim. ben her zaman uyuşulabilir ve anlaşabilir biriyim. ama konu galatasaray olunca, galatasaraylı duruşundan, galatasaraylı etiğinden kesinlikle taviz vermem. bu konuda çok katıyım. bunu da herkes böyle bilsin."

    -mali problemler nasıl aşılacak?

    "bu soru tarzı artık değişmeli. brezilya dizisi gibi oldu. galatasaray'ın mali problemleri, hangi kanalı açarsan aç, orada galatasaray'ın mali problemleri. röportaj yaparken galatasaray'ın mali problemleri. galatasaray'ın mali problemleri yok. gündem yaratmak için bunu soru şekline getirmeyin. 6 aydan beri bunu yönetiyoruz. 25 ekim'de biz daha zor şartlarla geldik. bir gün bile mali problem var diye ağladığımızı gördünüz mü? demek ki yok. çalıştık. galatasaray bugünkü gazetede yine vardı. değer açısından avrupa'da 20'nci sırada en değerli türk takımı."

    -bazı ödemeler seçim sonrasına bırakıldı. buna hazır mısınız?

    "ödemelerin bana niye artı bir yük getireceğini anlamadım. ben zaten şu an yönetimdeyim. bugün dahi ben sorumluluğun bilincinde biriyim. disiplin bana bağlı bir disiplin. dolayısıyla bu gün mali bir sorun yaşanırsa benim sorunumdur. ben önümüzdeki döneme sarkacak olan borç stoku benim riskimdir, benim disiplinimdir. benim en ufak bir tereddüdüm yok. lütfen galatasaray'ın borç yükü, borç probleminden artık kimseye bahsetmeyin, sormayın. çünkü galatasaray'ın böyle fiziki bir durumu yok. bakın çok basit bir açıklama yapacağım, galatasaray'ın mevcut bankalara 200 milyon dolar civarında borcu var. bu borç galatasaray'ın önümüzdeki yıllarda vereceği hizmetlerle temlik edilmiş. galatasaray, önümüzdeki 4-5 sene zarfında sahaya çıkıp top oynarsa bu borçları kendi kendine ödüyor. nasıl ödüyor? 200 milyon dolarlık borca karşılık 400 milyon dolarlık böyle bir temlik var yani galatasaray 5 sene futbol oynayacak ve bu 200 milyon dolarlık borcunu ödeyecek ve 200 milyon dolar da artı kazanç sağlayacak kulübe. şimdi burada yapılması gereken şu, ali sami yen ağabey'den bugüne kadar 35 tane başkan bize güzel bir yemek yapmışlar, sofra hazırlamışlar. bu sofradan yiyip, ağzını silip kalkıp gitmek yanlış. herkesin bu sofraya ilave bir şeyler getirmesi gerekir. gelen yönetim hazırı yiyip giderse elbette sıkıntı 3-4 sene zarfında başlar. eğer gelen yönetim bu sofraya ilave bir şey koyarsa, bu sofra 110 yıldan beri geldiği gibi devam eder. bizim maksadımız da o. biz geldik 6 ayda yeni kaynaklar getirmeye çalışıyoruz. "

    -otel projesi ve yeni kaynaklarla ilgili ne söyleyeceksiniz?

    "önümüzdeki hafta yeni projeleri açıklayacağım. daha tam formatı bitirmedim, bitirince açıklayacağım. mağazacılık projemiz var, dünya markası. merchandisingin dünyada hangi boyutlara gittiğini düşünün. statta şimdi müze yapıyoruz. stadın turizme açılmasını sağlayacağız. o kadar muhteşem projeler var ki. riva projemiz var. sanal ortamdaki pazarlamaya yönelik iyileştirmelerimiz var. her bir proje kendine içinde 30 milyon tl, 50 milyon dolar gibi kaynaklar üreten şeyler. galatasaray'ın sonsuz sayıda kaynağı var. bir ay zarfında harekete geçecek projeler. şimdi bunlar ne istiyor, çalışma istiyor, işin takibini istiyor, biraz da fedakarlık istiyor mesai verme açısından. verirseniz oluyor. galatasaray'ın marka değerinin karşılığını galatasaray bu güne kadar alamadı."

    -yönetimi neye göre baz alarak hazırladınız?

    "işe göre adam seçtim, işin özeti bu. mağazacılıksa ona göre adam seçtim. sportif manada basketbola göre, voleybola göre, futbola göre adamlar seçtim. biz bunları lanse ettiğimiz zaman göreceksiniz ki galatasaray resminin puzzle parçalarını teşkil eden yönetim kurulu yan yana geldiği zaman çok büyük bir resim ortaya çıkıyor. hiç kimse isimleri bugüne kadar magazinde duyulmadı diye, isimleri bugüne kadar spor sayfalarında manşet olmadı diye yönetimi sakın tecrübesiz diye yorumlamasın. isimlerin altına baksınlar. her biri kendi branşında dünya markası olmuş kişiler."

    -cüneyt tanman'a futbolda tam yetki ve hamza hamzaoğlu ile devam kararınız olacak mı?

    "hamza benim çok eskiden beri tanıdığım, galatasaray'ın bir evladı. o'nu göreve biz getirdik. hamza inandığımız bir kişiydi. bu inancın da hakkını verdi. dolayısıyla hamza galatasaray'da uzun süre devam edecek bir antrenör. fakat bu soruların cevabını seçildikten sonra vermek gerekir. bu bir yönetim kararıdır. kim görev yapacak? bugün söylendiği zaman farklı bir algı yaratır. seçildikten sonra bu sorunuza net bir cevap verebilirim. cüneyt tanman'ın görevi de seçimden sonra şekillenecek."

    -metro sorunu... kapanmayan çatı...

    "çatıyı kapatacağım. çatıyı kapatmak çok kolay. bir yerde de bunu zikrettim. çatının kapanmasının çok büyük bir avantajı var. gsgm ile yapılan protokol sonucunda çatıyı kapatmadığımız için intifa hakkı tapusunu alamıyoruz. bir protokol yapılmış bununla ilgili. gsgm haklı. biz bu çatının kapanması için bir fon vermiş. biz bu fonu başka maksatla başka yerlerde harcamışız, bu protokole aykırı davranmışız. gsgm'nin bize söylediği, 'lütfen kapatın'. benim yapacağım birinci iş, çatıyı kapatmak. pahalı bir şey de değil. aşağı yukarı 12 milyon mertebesinde bir şey. galatasaray gibi büyük bir camiada bu çok kolay halledilir. bu galatasaray'a ne getirecek? intifa hakkı tapusunu almak demek, 49 yıllık bir aset. bir tapu değerinde. bankalarda bir teminat niteliği taşıyor. bir anda 300-350 milyon dolarlık bir teminatınız oluyor. metro ile ilgili olarak biz defalarca büyükşehir ile görüştük, hem de şehircilik bakanlığı ile. metro, büyükşehir'in dışında devletin yaptığı bir yatırım. yeni sezonda açılacağının sözü verildi. kaza oldu orada, o nedenle kapalı."

    -otel projesi...

    "otel projesinin kendi ruhsatı var. söz konusu olay bizim kendi ruhsat alanımızın dışında önümüzdeki bir yeşil bandın tanzimi ile ilgili. büyükşehir'e gönderildi. o bize sadece otelin bodrum katının 2 metre aşağıda mı, yukarıda mı olacağını sağlıyor. yan biz subasman kotunu büyükdere caddesi'nden mi alacağız, yoksa yandaki sokaktan mı alacağız. bizim için ikisi de fark etmiyor. otel bittiği an asgari olarak galatasaray'a 5 milyon dolar kazanç sağlayacak. galatasaray'a ödenecek kira bedeli 5 milyon dolar."

    -basketbol şubesindeki iddia sürecek mi? can topsakal basketbol şubesine yönetici olursa ergin ataman ile anlaşmaları mümkün mü?

    "galatasaray'daki bu tartışmalar aile için tartışmalardır. kavga ettiğiniz için de ailenizdeki kişilerle ömür boyu görüşmüyor musunuz? yok böyle bir şey. galatasaray başarı odaklı olmak zorunda. galatasaray markası hangi müsabaka sahasında yarışacaksa, orada şampiyonluğun, birinci gelmenin birinci adayıdır. dolayısıyla basketbolda şampiyonluktan başka galatasaray'ın hedefi olamaz. önümüzdeki sezonda da bu maksatla takımı oluşturacağız. tabii burada başka bir şeyi dikkate getirmek istiyorum. mali disiplini hiçbir zaman saptırmayacağız. ondan sapmadan, o çerçevede transferleri, takımı oluşturacağız. mali disipline riayet edildiği zaman göreceksiniz, 1- 1,5 yıl gibi bir süre zarfında finansal yapı itibariyle tanınmayacak hale gelir. buna daha önceleri dikkat edilseydi, bugün magazinde, basında bunlar konuşuluyor olmazdı."

    -yabancı kontenjanı ve transferler...

    "futbol takımına yapılacak transferlerle ilgili konu teknik bir konu, dolayısıyla o da seçim sonrasında. orada başkan şöyle istiyor, bunu yapalım gibi bir şey yok. bu ortak bir çalışmanın ürünü olarak teknik kadro o günkü şartlarda bunun politikasını belirleyecek ve transferler o çerçevede yapılacak. şu hiçbir zaman gözden kaçmamalı, galatasaray spor kulübü her branşta şampiyonluğun birinci adayı. transfer yapılacaksa bu manada yapılacak. her şey başarı odaklı yapılacak. bunların hiçbirisinden sapma yok. yanlış anlaşılmasın, buna bağlı bir küçülme galatasaray'ın içinde yok. galatasaray hep büyümeye odaklı, hep başarılı olmaya odaklı. bir dünya markasının 17'nci sıradan, ilk sıralara zorlayacak şekilde olması lazım. sadece benim değil, gelen bütün yönetimlerin hedefinde bunun olması lazım ."

    -geçmişten örnek aldığınız bir başkan var mı?

    "galatasaray'da çok net söyleyebilirim, okul yıllarında selahattin ağabey'e çok imrenirdim, selahattin beyazıt. o zaman tabii yaşımız da ufaktı, selahattin ağabey'in başarıları, duruşu hep hayalimde kalmıştır. bu şu manaya gelmiyor, yani galatasaray'daki bütün başkanlar o derece başarılı buluyorum, hiç istisnası yok. ali sami yen ağabeyden, duygun ağabey'e kadar olan başkanların öyküsünün temel taşları olarak görüyorum. bu başarının mimarı olarak görüyorum. ama dönemsel itibari ile selahattin ağabey o zaman bizim çocukluk yıllarımızdaki galatasaray başkanıydı, ona özenirdik. birgün selahattin ağabey gibi olsak diye hayalimiz vardı."

    --- alıntı ---

    http://www.webaslan.com/...e-dedi-SXHBQ77281SXQ
  • https://twitter.com/...s/598839760447250433

    bir galatasaray başkan adayı şunu yapacak kadar ... (siz doldurun) olmamalı. daha 3 hafta var. birini en yakın rakiplerinden biriyle oynayacaksın. saçmalıktan başka bir şey değil. ciddiyse bu dediklerinde zeka seviyesinden şüphe duyuyorum kendisinin. hele en az 5 sene kullanılacak (5 sene üst üste şampiyon olabilirsen tabi) 4 yıldızlı formayı sakın kaçırmasınlar diyor ya evlere şenlik cidden.

    bu adam başkan seçilirse klübün vay haline
  • cumhuriyet gazetesine röportaj vermiş olan galatasaray başkan adayı.

    https://twitter.com/...s/601346393857470464

    --- alıntı ---

    galatasaray’ın 23 mayıs’taki kongresinde başkanlığın güçlü adayı olan ve mevcut yönetimde başkan yardımcılığı görevini yürüten dursun özbek, projelerini cumhuriyet’e anlattı. özbek, “başkan seçilirsem ve şampiyonluğa ulaşırsak; camiamıza bir sürprizim olacak. günü geldiğinde açıklayacağım” diyerek taraftarları heyecanlandıracak önemli bir müjde verdi. işte özbek’in gazetemize özel açıklamaları:

    ‘enkaz edebiyatı yapmadık’

    göreve geldiğimizde galatasaray’ın mali konularda, yönetim boşluğu konusunda medyada yansıtılan bir imajı vardı. biz öncelikle kısa sürede mali konuların ne olduğunu anlamaya çalıştık. artı biz göreve geldiğimizde profesyoneller de istifa etmişti. sistem de profesyonellerle yürüdüğü için biraz sahipsiz bir yere geldik gibi oldu. kısa sürede toparlamayı başardık. medyaya yansıyan tablolar çok parlak değildi. ama galatasaray’ın marka değerine ve gelirlerine bağlı olarak bunun böyle olmaması gerektiği düşüncesi vardı. bir inceleyelim dedik. şu görüldü hiçbir şekilde galatasaray’ın mali dinamikleri devreye sokulmamıştı. hep kolay borçlanmaya gidilmişti, ilgiyi gerektiren parametreler dikkate alınmamıştı. galatasaray’ın mali konularda onu düzlüğe çıkaracak, onu destekleyecek çok parametresi var. galatasaray büyük bir marka. bunun için mesai verilmesi, çalışılması, bunların devreye sokulması gerekiyordu. biz 7 ayda bunu yaptık, hiçbir zaman enkaz edebiyatı yapmadık. galatasaray’ın mali konuda bir problemi yok.

    ‘işe göre adam olacak’

    bundan sonrası daha kolay. geçen dönem kısa süre için geldik. 6-7 ayda bütün parametreleri devreye sokamıyorsun. çünkü bir kısmı ufak yatırım istiyor, bir kısmı orta vadeli projeler, bunların hepsini devreye sokamıyorsun. yönetime gelirsek 3 sene, bugün devreye alamadığımız parametreleri devreye almak için yeterli bir süre. önümüzdeki dönem galatasaray için daha rahat geçecektir. idari anlamda hâlâ kadronun şişik olduğunu düşünüyorum. biraz da işe göre adam prensibiyle destekleyeceğiz.

    ‘aday olunmaz, gösterilir’’

    25 ekim’de biz mazbatayı aldığımız zaman dedik ki 7 ay için bir göreve gelinmez, seçime girecek diğer adayların da iyi hazırlanabilmesi için bu 6 aylık yönetim de seçime hazırlık yapacak, kendi içinden de bir başkan adayı çıkaracak. bugünkü yönetimin yaptığı bu, 7 aydan beri çalışıyor, kendi içinden de bir başkan adayı çıkarıyor. yönetime girdiğimde başkan adayı olayım düşüncem yoktu. çalıştığımız süre içinde gösterilen performans, g.saray’a verilen katkılar çerçevesinde camianın ve yönetimdeki arkadaşlarımın “gel abi sen başkan ol” demesiyle olmuştur. g.saray’da kimsenin “başkan oluyorum” diye ortaya çıkmaması lazım. camianın onu “başkan ol” diye destekleyip aday göstermesiyle olması lazım.

    ‘abd’nin de borcu var, batıyor mu?’

    - kulübün borcu neden hep gündemde?

    galatasaray, türkiye’deki en şeffaf spor kulübüdür. biz kamuoyunu bilgilendirirken rakamları olduğu gibi yansıtmak durumundayız. sadece rakamlara bakarak yorum yapmak yanlış. herkes galatasaray’ın borcundan bahsediyor. geliriyle ilgili bir şey söyleyen var mı? yok. halbuki deloitte para ligi’ne girin galatasaray ilk 20’nin içinde. bunu kimse söylemiyor, galatasaray’ı yıpratmaya yönelik söylemlerde bulunuyorlar. galatasaray’da rakamların yüksekliği, marka değerinin büyüklüğünden ve büyük bir holding gibi olmasından kaynaklanıyor. buna bakarak amerika birleşik devletleri’nin borcu bilmem kaç trilyon dolar, amerika batıyor mu? rakamın içine girip, borcun niteliğine bakmak lazım. bunun karşılığında galatasaray’ın finansal dinamiklerini incelemek, gelir seviyesine bakmak lazım. galatasaray’ın her zaman borcu olacaktır. ama yönetim başarısında, bunu yönetilebilir bir borç şekline çevirmesi, gelir-gider arasında her zaman kazandığından daha az harcaması gibi unsurlar var. biz zaten şu anda bunu yapıyoruz.

    ‘borç yönetilebilir olacak’

    - borç yapılandırması için süre var mı?

    7 aydır görevdeyiz borç çevrimi kendi içinde dönüyor, biz seçilirsek bunu daha mükemmel hale getireceğiz. benim sözüm bu. “2 sene içinde galatasaray’ın mali yapısı düzelecek” dediğim zaman şunu söylemek istedim. “galatasaray’ın borcu bitecek” demedim, yönetilebilir bir borç olacak. biz belli bir oranda performansımızı gösterdik. daha iyi şekilde, kazandığından daha az harcayan bir galatasaray olacak, ama bütün bunları yaparken de sportif başarı esas.

    ‘gençlerin yolunu açarız’

    - başkanlık için planınız 3 yıl mı, bir dönem daha aday olmayı düşünür müsünüz?

    galatasaray’a hizmet etmenin süresi yok. 7 ay için göreve gelinir mi? gelinmez. ama 7 ay için göreve geldik. galatasaray’da süreklilik esas. şimdi 3 yıl için gelirim, genel kurul seçerse bir dönem daha kalırım kalmam, daha iyi hizmet edecek insanlar çıkar, genç bir kadroyla geliyoruz onların yolunu açmak lazım. bizim kadromuzun içinden başkan adayları çıkacak. sürekliliği ön planda tutmak lazım. bu bir bayrak yarışı. ben, “şu kadar süre için geliyorum” demeyi doğru bulmuyorum. sürekliliğin en iyi örneğini bu dönemde verdik. galatasaray bir sezonu 3 değişik yönetimle, 2 seçimle geçirdi. ne değişti? seçim periyotları kulüplerde zelzelelerin olduğu dönemlerdir. süreklilik esastır. benim kaç yıl süre için geleceğim, ileriki tasarruflarım önemli değildir. elbette benden daha iyi yapacak insanlar olacaktır.

    ‘misyonumuz şampiyonluk’

    galatasaray’ın futbolda şampiyonluğun adayı olmadığı bir sezon gösterin bana.. galatasaray’ın misyonu şampiyonluk. her sezon başlarken galatasaray şampiyonluğun en büyük adayıdır. kimsenin bunu değiştirmeye hakkı yok. hamza hamzaoğlu ile devam edeceğiz. seçilirsem düsturum belli. bütün branşlarda şampiyonluğun en büyük adayıyız. bu değişmeyecek.

    ‘başarısızlıkta çok şey kaybederim’

    - kulüpteki yöneticilik tecrübenizin az olması eleştiriliyor...

    20 senedir kulübün içinde sponsorluk yapmak ve yönetime destek vermek açısından varım. belki şu eksiğim var; gazeteye çıkıp “g.saray’a şunu yaptım” demedim. 42 seneden beri kendi şirketlerimi yönetiyorum. başarı çizgimiz belli. g.saray’ı yönetmeye talibim. g.saray 400 milyon dolar hacimli bir holding. kendi şirketlerimin hacmiyle yaklaşık eşit. yönetici olarak tecrübeye sahibim. 7 aydan beri yaptığım iş ortada. g.saray’da tecrübeli olmak ne anlama geliyor bilemiyorum. ticari hayatımda başarılı olmuş biri olarak şunun da farkındayım; g.saray’daki başarısızlık kendi özel ve iş hayatımı da etkileyeceği için bu riski bilmeden, anlamadan veya deneyimsiz birisi olarak göze alamam. genel kurul üyelerinin ve taraftarın bunu böyle değerlendirmesi gerekli. g.saray’da başarısız olursam çok şey kaybederim. g.saray’a sadece vermek üzere geldiğim için bu riskin nasıl alındığına bakmak lazım. başarısızlığı hiç düşünmüyorum.

    - riva arazisi için projeniz nedir?

    riva ile ilgili çok güzel bir proje çalışması başlatmıştık. seçilirsek devam edeceğiz. riva’nın 3. köprünün yapılmasının ertesinde değeri bir kat daha arttı. eskiden yapılan projenin revize edilmesi lazım. o revizyona çalışmıştık, yeni dönemde de devam edeceğiz. maksadım g.saray’ın gayrimenkullerinin g.saray tarafından değerlendirilmesi. bunların geliştirilmesiyle elde edilecek kârlılığın g.saray’ın kasasına girmesi yönünde çok büyük uğraşım var. mecidiyeköy’deki otel projesini g.saray kasasından harcayarak yapıyor. riva’da da aynı şeyi düşünüyorum. riva’yı yaparken, 4 veya 5 faza bölerek, g.saray’ın boğazından geçebilecek lokma haline getirip mecidiyeköy’deki tarzda gelişmiş projeyi yapıp gayrimenkulü o şekilde değerlendirmek istiyorum.

    --- alıntı ---
  • --- alıntı ---

    artık ligin bitimine çok az bir süre kaldı ve galatasaray oldukça avantajlı. şampiyon olacak mı sizce galatasaray, ne düşünüyorsunuz?

    tabii ki olacak. ben haftalar önce söyledim. yönetim olarak çok inandık. hem yönetimdeki birlik beraberlik hem takımdaki arkadaşlık... dolayısıyla şampiyonluğun gelmemesi için hiçbir sebep yok. herkes 4 yıldızlı formasını almaya başlasın, sonra kalmayacak, sizin aracılığınızla tekrar söylüyorum bunu. herkes forma açısından tedarikli olsun.

    galatasaray store’da 4 yıldızlı forma çıkarılıyor mu? çalışmalar ne durumda?

    gelmek üzeredir. geçen gün toplantısını yaptık 4. yıldızı nereye koyalım diye.

    florya’da hava nasıl? ali dürüst ve abdurrahim albayrak genelde oradalar. siz gitme fırsatı yakaladınız mı?

    florya’dan gelen haberler çok iyi. orası ali ve abdurrahim’e emanet, onların kontrolünde. çünkü orayı çok iyi idare ediyorlar. yönetim olarak zaman zaman gittiğimiz oluyor ama oradaki bütün kontrol onların elinde ve bu işi de çok iyi yapıyorlar. bizim yönetim olarak florya ile ilgili bir endişemiz yok. onlara da teşekkür ediyorum buradan tekrar. şu kısa sürede florya’yı çok iyi yönettiler, oyuncuların aidiyet duygusunu iyi bir şekilde geliştirdiler ve gayet başarılılar. gayet ortada her şey.

    başkan olmanız durumunda florya ile ilgili planınız ne olacak? listenizde ali dürüst ve abdurrahim albayrak yok. cüneyt tanman’ın sorumlu olacağı konuşuluyor. bu konuya açıklık getirir misiniz?

    şu aşamada biz sadece mevcut yönetim olarak şampiyonluğa odaklıyız. kulüp olarak odaklandığımız tek şey sportif başarı ve 4. yıldız. 31 mayıs’a kadar başka bir gündemimiz yok. ne kongrede ne de kulüpte böyle bir gündem var. biz bu dönemde galatasaraylılara gidip sadece seçimden sonra neler yapacağımızı anlıyoruz. bu periyotta bu konuyla ilgili herhangi bir tasarrufumuz yok.

    nasıl bir seçim öngörüyorsunuz?

    genel kurul üyelerinin seçime gelmelerini istiyorum. yüksek katılım çok önemli. galatasaray’ın demokrasisine yakışan bir seçim olmalı. genel kurul, galatasaray spor kulübü’nün sahibi, patronu. üyelerin sahip gibi davranması lazım. gelip oylarını kullansınlar. oylarını kime verdikleri önemli değil ama yüksek katılım, seçilecek yönetimi son derece kuvvetli yapacaktır ve başarılı olmaya itecektir. böyle büyük bir desteğe seçilecek yönetimin ihtiyacı var. bir de herkes formalarını alsın, sonra pişman olurlar.

    taraftarlar, seçim sürecinin şampiyonluk yarışının önüne geçmesinden korkuyor. kritik bir beşiktaş maçı da var önünüzde. siz bu görüşe katılıyor musunuz?

    ben bu görüşe katılmıyorum. mesela siz böyle bir şey hissediyor musunuz? seçim yarışı var ama bayram havasında. kim seçilirse seçilsin bu duruma itirazı yok. bu seçim tüzük gereği olmak zorunda. tarihi de böyle bir zamana denk geldi. ben ve kongreye katılacak tüm kişiler, başarılı giden sistemin önüne geçmemeye dikkat ediyoruz. biz takımı rahatsız edecek bir davranış içinde değiliz. seçim sürecinde yaptığımız taraftara ve kongre üyelerine planlarımızı anlatmak ve oy istemek. takımla ve florya ile ilgili bir görüş bildirme ve polemik üretme gibi bir durum yok. florya için karar seçimden sonra, yeni gelecek yönetimin inisiyatifinde olacak.

    sizin başkanlık planınız duygun yarsuvat yönetimiyle mi ortaya çıktı yoksa uzun zamandır böyle bir düşünceniz var mıydı?

    galatasaray’da başkan olmak istemeyen bir tane insan söyleyebilir misiniz? söyleyemezsiniz ama galatasaray’da başkan adayı olabilmek için kongrenin, genel kurulun, divan kurulunun sizi teşvik etmesi ve aday göstermesi lazım. biz ekim ayında göreve geldiğimizde, “biz geçici bir yönetimiz ancak sonraki seçime hazırlık yapıp içimizden başkan çıkarmalıyız ve seçime böyle girmeliyiz” diye konuştuk. şimdi biz bunu yapıyoruz. yönetime seçildiğim zaman başka olmak gibi bir hayalim yoktu ama kalbimin bir köşesinde galatasaray’a başkan olmak vardı. duygun başkan yönetimindeki gidişat ve performans sonunda yönetimdeki arkadaşlarım, “ağabey sen aday ol, biz seni destekleriz ve seninle çalışmak isteriz” dedi. bunun üstüne ben de galatasaray’da faydalı olduğumu görünce bu adaylığı kabul ettim.

    peki, başkan adaylığı fikrini yönetimden ilk kim ortaya attı?

    ilk fikir abdurrahim albayrak'tan çıktı.

    tekrar ali dürüst ve abdurrahim albayrak'ın yönetime girmeme konusuna dönecek olursak; sizin, ali dürüst'ün ve fatih altaylı'nın yediği bir yemek vardı. o yemeğin ardından bu karar kesinleşti. neler yaşandı o yemekte?

    ben bunu daha önce de söyledim. ben ali'ye yöneticilik teklifini, fatih altaylı ile yediğimiz yemekte etmedim. aynı yönetimde çalıştığımız için bire bir, yüz yüze konuşmamız oldu. ali'ye de abdurrahim'e de, "biz seçime gireceğiz. gelin siz de bu yönetimde olun. zaten mevcut yöneticisiniz, son derece de başarılıyız." dedim. bu düşüncemi, benim başkanlığım temelinde de ifade etmedim esasında. ali dürüst'ün kendisine de söyledim, "sen başkan ol, ben senin yönetiminde çalışırım eğer kabul edersen" diye. ali, "yok ağabey, ben 20 sene hizmet ettim. bu dönem görev almak istemiyorum." diye açıkça ifade etti. ben onun ağabeyiyim, o yüzden ali diye hitap ediyorum. son derece iyi ilişkilerimiz var, ben kendisini çok seviyorum ve son derece de başarılı buluyorum. dolayısıyla bizim aramızda 'sen-ben' davası yok. aynı şekilde abdurrahim'e de söyledim. fakat o da hastalığından bahsetti ve ailesi de gerçekten yönetime girmesini istemiyor. hastalığından dolayı tereddütleri var. saygı duyuyorum düşüncelerine. görevi zorla kabul ettirme durumu olamaz.

    şu an camianın içerisinde seçim havası nasıl? uzun zamandır deklare edilen bir inan kıraç etkisi var. bununla birlikte 'derin galatasaray' kavramı ortaya çıktı. bu durumun seçim döneminde ya da sonrasında bir etkisi olduğunu veya olacağını düşünüyor musunuz?

    hayır, hiç öyle bir şey düşünmüyorum. galatasaray'ın içerisinde 'derin galatasaray' diye bir şey yok. inan ağabey, galatasaray eğitim kurumlarına çok büyük etkisi geçen birisi. galatasaray bir bütündür. eğitim kurumu, sportif kısım diye bir ayrım yok. olaya böyle bakmak gerekir. galatasaray'ın bütün organları bütünün parçaları. herkes lise olsun, üniversite olsun desteğini devam ettiriyor. galatasaray'da 'derin galatasaray var' diye bir yorum yapmak son derece yanlış.

    aslında bu camia içerisinden çok kamuoyunda oluşan bir algı.

    bu bir algı yönetimidir. birileri bunun böyle olduğunu iddia ediyor. ben şu an seçimin içindeyim ve hiç böyle bir etki yok. ayrıca ben herkesle görüşürüm. inan ağabeyle de görüşüyorum, ünal ağabeyle de görüşüyorum, adnan polat'la da görüşüyorum... hepsi benim sevdiğim ve iyi ilişkiler içerisinde olduğum kişiler. herkesten de aynı şekilde sıcak bir kabul gördüğümü hissediyorum. dolayısıyla galatasaray içerisinde 'derin galatasaray var', 'liseli-lisesiz ayrımı var' gibi algılarla kutuplaşma yaratmak galatasaray'a ihanettir. ben bu kutuplaşmayı bitirmek ve birlik beraberliği sağlamak için adayım bir anlamda. çünkü ben herkesle barışığım, geçmişten gelen bir husumetim yok. galatasaray'ın gücü, kutuplaşmanın bitmesiyle daha da artacaktır. ben 'derin galatasaray' kavramını hissetsem kesinlikle söylerim. böyle bir şey yok.

    ünal aysal döneminde oluşan ve sizin bulunduğunuz yönetimde sıkça vurgulanan bazı sorunlar vardı. bunlara karşın ünal aysal seçimde size destek vereceğini belirtmişti. sayın aysal ile iletişiminiz ne durumda?

    ünal ağabey benim ağabeyim. beni sonuçta galatasaraylılar seçecek. benim geçmişe dönük bir husumetim, bir davam ve kavgam yok. insanlar yönetimdeki performansınıza da bakıyor. durup dururken kimse kimseye destek vermez. ünal ağabey durduk yere bana neden destek versin? inan ağabey, alp ağabey ya da adnan polat neden durduk yere destek açıklaması yapsın? bunu süzgecinizden geçirin. ben herkesle görüşüyorum ve konuştuğum herkesin desteğini istiyorum. son derece keyifliyim ve herkes de desteğini açık açık ifade ediyor. aklın yolun bir; galatasaray'da kim başkan olursa olsun bu dağınıklığı ortadan kaldırmak zorunda. hiçbir galatasaraylı bu bölünmüşlüğü kabul etmez. ben neden kabul edeyim? ben bütün açıklamalarımda şunu söylüyorum: "derin galatasaray, liseli-lisesiz ayrımı yapmayalım. herkes galatasaray için eşittir. aynı değerler paylaşılmalıdır." nitekim galatasaraylı olmak bunu gerektiriyor. birimizin diğerinden farkı olsun istemiyorum. çalışmalarım bu yönde sürüyor. eğer seçilirsem de bunu net olarak göreceksiniz. yönetimime bakın, 9 tane lisesiz 6 tane liseli var. ayrımla alakalı konuşurken bile hicap duyuyorum. ben onların hepsine galatasaraylı gözüyle bakıyorum, ayrımcı mantıkla bakmıyorum.

    türkiye'deki her kurumda, eski yönetimle ilgili "enkaz devraldık" ifadeleri kullanılır. siz mevcut yönetimden çıkan bir adaysınız. yöneticisi olduğunuz duygun yarsuvat dönemiyle alakalı, başkan olmanız takdirde eleştirileriniz olacak mı?

    galatasaray 110 yıllık bir spor kulübü rahmetli ali sami yen ağabeyin galatasaray lisesi'nde temellerini attığı. yıllar boyunca da kulüp belli bir seviyeye gelmiş. geçmişte yarıştığımız birçok spor kulübüne bakın. şu an neredeler, ne durumdalar. bir de galatasaray'a bakın. galatasaray deloite para ligi'nde 3 yıldır ilk 20'nin içerisinde. türkiye'de başka takım yok. yıllık 170 milyon euro getirisi var. avrupa'nın diğer liglerinin ardından 6. sırada. dünya ve avrupa'da bilinirliği en çok olan türk takımı galatasaray. 35 tane başkan gelmiş galatasaray'a ali sami yen ağabeyden duygun ağabeye kadar. geldiği noktada türkiye'nin en çok getirisi olan ve en başarılı kulübü. demek ki 110 yıllık periyotta bir başarı öyküsü var. bunda da 35 başkanın katkısı var. bu yadsınamaz.

    hal böyleyken işin pozitif tarafına bakmak lazım. yanlışlıklar olmamış mıdır? elbette olmuştur. bu yanlışlık ve hataları konuşmak yerine bunlardan ders alıp, yeni yönetimlerin aynı hataları tekrarlamamaları esas olmalıdır. galatasaray etiğine yakışan budur. kişileri cımbızla seçip, "şu şöyle yaptı, bu bunu yapmadı" demek yanlış. bu bir show business. 90+4'te top çizgiyi geçerse başka bir şey, geçmezse başka bir şey. bu kulüp 110 yılda buraya geldiyse herkesin payı olduğundan tek tek ayırmayı yanlış buluyorum. sizin aracılığınızla da galatasaray'a başkanlık yapmış kişilere, vefat eden varsa rahmet diliyor, hayatta olanlara da teşekkür ediyorum. iyi bir iş yapıp, galatasaray'ı başarılı bir kulüp haline getirmişler.

    ünal aysal geldiği ilk günden itibaren sportif başarıya vurgu yaptı. takım o dönemde toparlanıp tekrar avrupa'da adından söz ettirdi fakat borç da sürekli arttı. şu an mali yapının bozuk olduğu söyleniyor ancak takım yine şampiyon olmak üzere. siz de 2 yıl içinde borçları bitireceğinizi söylediniz. nasıl bir yol haritası izleyeceksiniz?

    bakın, muhasebe açısından, kağıt üzerinde ya da tabloya yansıdığında evet galatasaray'ın borcu var. galatasaray, yaklaşık 400 milyon dolar hacmi olan bir holding. forbes dergisi bir araştırma yapsa, ilk 500 içinde 152. sıraya oturuyor galatasaray iş hacmiyle. böyle bir kuruluşun borcunun olması kadar doğal bir şey olamaz. büyük şirketlere bakın, herkesin borcu var. dünya lideri amerika, dünyanın en borçlu ülkesi. bu borcun niteliğine, içine girip bakmak lazım. ben şu an galatasaray'da finansman kısmını yönetiyorum ve bu borcun içine girdim. netice şu: galatasaray, eğer iyi yönetilirse borç hiçbir şey değil ve rahatsız edici hiçbir tarafı yok. hatta galatasaray, getirisiyle birlikte süper lig'de 2 farklı takımı şampiyonluğa oynatır. yapılması gereken, galatasaray'ı kendi imkanlarıyla yönetmek. borçlanırken, harcama yaparken har vurup harman savurmadan uygun bir şekilde borçlanmasını ve parasını uygun bir şekilde harcamasını sağlamak. biz o maksatla geliyoruz. 'galatasaray'ın borcu var', 'galatasaray batıyor' söylemelerini de yadırgıyorum. 7 aydır yönetimdeyim ve gayet de başarılı gidiyoruz. dediğiniz gibi bir kara tablo olsa bu başarı gelmez. oynayanların hepsi profesyonel. parası almasa sahaya çıkmak istemez. bu yüzden borç söylemini reddediyorum. evet, galatasaray'ın borcu vardır ama kara tablo içinde değildir.

    son 2-3 yılda galatasaray çok ciddi sponsorlarla anlaşmalar imzaladı ve önemli bir gelir kaynağı elde edildi. başkan seçilmeniz durumunda sponsorluklarla ilgili nasıl bir çalışmanız olacak?

    projelerimiz var. 7 aylık dönemde de bu konuda çalışmalar yaptık. bazı sponsorlarımızla yaptığımız anlaşmaların süresi doluyor. önümüzdeki dönem için yeniden görüşeceğiz. sponsorlar, artık sporda olmazsa olmaz durumda. özellikle şov getirisi çok az olan amatör branşlarda sponsora ihtiyacımız var. futbol takımımız için de keza öyle. çalışmalarımız sürüyor. bazılarının da hazırlığını yaptık. gayet de iyi gidiyor. seçildikten sonra da bunları deklare edeceğiz. türkiye'de sponsorluk aktivitelerinde düşüş var. ancak biz çalışmalarımızı tamamlamak üzereyiz ve seçilmemiz halinde seçimin ardından imzaları atacağız.

    basketbol şubesi için son günlerde odeabank ile anlaştığınız yönünde iddialar var.

    odeabank ile bu konu için görüşüyoruz. son derece iyi ilişkilerimiz var. kadın basketbol takımı, odeabank sponsorluğunda devam ediyor. kendilerine teşekkür ediyorum. verdikleri sözleri yerine getirdiler. erkek takımı için de görüşüyoruz. henüz bitmiş bir şey yok ancak pozitif devam ediyor.

    gelecek sezon nasıl bir galatasaray erkek basketbol takımı izleyecek taraftar?

    hoca ile de konuştuk. biz kendisine zaten bir bütçe vereceğiz. bu sezon yaşanan maddi sorunlar ve oyuncuların gidişi talihsizlik. sporcularla yapılan sözleşmeler, ciddi sözleşmeler. bir sporcunun parasını ödemediğiniz takdirde, ondan kurtulmuş olmuyorsunuz. o sizi yeterince etkiliyor. çünkü sporcuların hakları o sözleşmelerle korunuyor. buradaki talihsizlikler de gün farkıyla meydana geldi. oyuncular biraz sabırlı olsalardı 2. gün paraları ödenecekti. bu tabi oyuncunun görüşüyle ilgili. gitmek istiyorsa, bu durumu bahane gösterebilir. tabi burada takımın bir nakit akışı sistemi var. bu zamana kadar galatasaray'da kimse 'param kaldı' dememiştir. gelecek sezon ise daha iyi bir kadroyla, yine başarıya odaklı hareket edeceğiz. şu unutulmasın, galatasaray yarıştığı her alanda şampiyonluğun birinci adayıdır. böyle olmak zorundadır. bunun dışında başka bir görüşü olamaz. biz her zaman çıtayı daha yukarı çıkarmanın yollarını arıyoruz. basketbolda da aynısını yapacağız. gelecek sezon da taraftarımız sahaya sürdüğümüz takımı görünce bunu anlayacaklar.

    ergin ataman’la görüştüğünüzü söylediniz. sözleşme uzatma konusunda yaklaşımı nedir?

    ergin hoca çok beğendiğim bir koç. galatasaraylı zaten kendisi. milli takım’ın da koçu. avrupa şampiyonluğu olan son derece başarılı bir isim. dolayısıyla biz ergin hocayla çalışmayı tabi ki isteriz fakat benim şu an onun adına bir şey söylemem yanlış olur. bugün yönetimde olduğum için bazı şeyleri söylemem yanlış anlaşılabilir. yönetimde olmasam daha rahat konuşacağım ama şu an başkan yardımcılığı gibi önemli bir görevim var. bazı şeyleri ifade edemiyorum çünkü haddini aşmış oluyor.

    prandelli ile olan tazminat sorununu çözdüğünüz ve ergin ataman ile italya’ya giderek 7 milyon euroluk miktarı 3 milyon euroya çektiğiniz söyleniyor. bu konuyu açabilir misiniz?

    ergin hoca çocukluğu italya’da geçmiş ve ana dili gibi italyanca konuşan bir isim. prandelli de italyancadan başka bir dil bilmiyor. türkiye’deyken ergin’le ailecek görüşecek noktaya gelen bir arkadaşlıkları oluşmuş. prandelli ile olan konuyu mahkemede değil, barış içinde çözmek istiyorduk yönetim olarak. uzlaşmak istiyorduk. ergin prandelli’yle zaten görüşüyordu ve böyle bir durumun olasılığından bahsetti. sonrasında ergin’le birlikte kalktık apar topar milano’ya gittik. görüşmede bu kavgayı bitirmemiz gerektiğini ve bu konudan hem kendisinin hem de galatasaray’ın zarar göreceğini söyledik. uzlaşma yolu aradık, görüş alışverişi yaptık. 10 gün önce de avukatı geldi buraya. cas’taki miktar 7 milyon euro artı masraflardı. kendisine, bizim 3 milyon euroya çözmek istediğimizi söyledim. bir kerede olmadı bu. uzun süren bir görüşmeydi ama neticede işi bağladık ve imzalanacak protokolle dava çekilecek.

    prandelli’yle takımın son durumunu görüştünüz mü? bir düşüncesi var mı?

    herhangi bir görüşme olmadı. kendisi de bir şey sormadı.

    takımın en büyük iki yıldızı muslera ve sneijder ile ilgili görüşleriniz nelerdir? muslera’ya iyi bir teklif gelse satar mısınız, sneijder’in gitmesini ister misiniz?

    bir yönetim düşünün, 4 nala başarıya gidiyor. ben niye satayım 2 dünya yıldızımı? en iyi performanslarını bu sene gösteriyorlar. satmak intihar gibi bir şey olur.

    sneijder’in gelecek sezon bitecek sözleşmesiyle ilgili bir tasarrufunuz var mı?

    mevcut yönetim zaten kısa bir süre sonra görevini bırakacak. o yüzden böyle bir düşünce zaten yok. bu, yeni gelecek yönetimin işi.

    son zamanlardaki en önemli gündemlerden biri, zlatan ibrahimovic’i transfer edeceğiniz konusu… siz bunu yalanlasanız da geçtiğimiz günlerde cem kınay, “dursun başkan isterse ibrahimovic’i alır” şeklinde bir açıklama yaptı.

    cem orada yanlış bir ifade kullanmış. şöyle düzelteyim: galatasaray isterse her oyuncuyu transfer edebilir. galatasaray markası öyle bir marka ki, bütün yıldızlar gelmek ve oynamak ister. galatasaray da öyle bir kulüp ki, almak istediği her futbolcuyu alır. bu soru, seçilecek yönetimin karar vermesi gereken bir şey. bir şeyler söyleyip, onların kararına ipotek koymuş izlenimi yaratmak istemem. çünkü ben şu an görevdeyim.

    hamza hamzaoğlu’yla devam etmek istediğinizi zaten söylemiştiniz. olası bir anlaşmazlık durumunda, herhangi bir b planınız var mı?

    hamza bizim evladımız ve galatasaray’ı seven birisi. biz onu göreve çağırdığımızda ne para sordu ne de başka bir şey. hemen geldi. biz de sürekli hamza’yı çok beğendiğimizi söylüyoruz. galatasaraylı duruşu var, son derece beyefendi ve başarılı bir antrenör. o yüzden herhangi başka bir planımız yok.

    haziran’da tff seçimleri var. mevcut federasyonu nasıl buluyorsunuz?

    federasyonla ilgili temasları ali ile abdurrahim yapıyor. bu soru onların cevaplayabileceği bir soru. futbol federasyonu bizim federasyonumuzdur. biz hiçbir zaman federasyonla kötü ilişkiler içinde olmayız, bunun yaratılmasına da fırsat vermeyiz. ben seçilirsem bu iyi ilişkilerin devam etmesi görüşündeyim. hiçbir zaman kavgacı ya da negatif bakmıyorum.

    ezeli rakip başkanları aziz yıldırım ve fikret orman ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

    bu sorunun beni ilgilendiren bir kısmı yok. ben şu an başkan adayıyım. rakiplerimizle yaklaşık 110 yıllık bir serüvenimiz var. bu süreçte ilişkiler kendini oluşturmuş, belli bir seviyeye getirmiş durumda. bundan sonra kişisel tavır ve söylemlerle değişmesi mümkün değil. dolayısıyla bu zaman içinde değişim gösterebilir. yapabileceğim tek yorum, eğer seçilirsem galatasaray’ın menfaatlerini korumak yönünde son derece arzuluyum. başka da bir tavrım olamaz. galatasaray’ın menfaati ne gerektiriyorsa ben onu yaparım.

    --- alıntı ---

    http://www.webaslan.com/...u-alir-SXHBQ77652SXQ
  • kendisiyle aynı adı taşıyan akrabası (amcasının torunu) dursun özbek, 1986'da florya’da yapılan antrenman sırasında derwall’ın gözleri önünde hayatını kaybetmişti. derwall türkiye anıları kitabını ona ithaf etmişti. https://pbs.twimg.com/...zfWAAETBnM.jpg:large

    --- alıntı ---

    o günü hiç unutmayacağım. bir salıydı.

    florya'daki tesislerde, ön taraftaki çim sahada çalışıyorduk. gökyüzü kül rengiydi, puslu ve bulutlarla örtülü. hiç de güzel bir hava değildi. buna karşın bizim havamız iyiydi. antremana başlayalı yarım saati geçmişti. soluk alma sesleri, bağırmalar, gol atınca atılan sevinç naraları artmıştı.

    çabukluk antremanı yapıyorduk. bu arada ayakta kalma gücü ve dayanıklılık da ölçülüyordu. programa göre önce yüksek tempolu koşular yapılmıştı. sonra bütün saha boyunca koşarak kısa pas calıştık. oyuncular hem kısa, hem de uzun mesafelerde en yüksek tempoyla koşacaklardı. amaç; gerekli hızı tutturabilmek, topa tam zamanında yetişebilmek ve hareketi ceza sahasında kaleye şut çekerek tamamlayabilmekti.

    yanımızdaki sahada, eski bir milli futbolcu olan bülent 16-18 yaş arasındakilerden kurulu bir takıma antreman yaptırıyordu. bütün tesislerde hareketli bir gün yaşanıyordu. biz de bir yandan galatasaray'ın gençlerini, geleceğin oyuncularını seyretmekten kendimizi alamıyorduk.

    her zaman olduğu gibi kenarda seyirciler de eksik değildi. onlar da artık antremanın bir parçası haline gelmişlerdi. zaten taraftarı göz ardı etmek olmazdı. çünkü onlar takıma motivasyon ve destek sağlıyolardı.

    a ve genç takımları antremanlarını aynı zamanda bitirirlerse o güzel, bakımlı küçük sahamızda aralarında maç yaptırır, böylece antremanda öğrendiklerini gerçek oyun ortamında uygulama olanağı bulmalarını sağlardım. bunu her iki üç haftada bir tekrarlardım ve oyuncuların normal antremanın üstüne yaptıkları bu gerçek maçlardan büyük zevk aldıklarını bilirdim.

    kadroları genellikle yedişer kişilik gruplara bölüp oyle oynatırdım. sahamızın büyüklüğü 40x70 metre oldugu için takımları daha kalabalık tutamıyordum. amaç çabuk ve ayağa oynamaktı. topu uzun süre ayakta tutmak ve fazla dripling yapmak yasaktı.takımların biri kurallara uymayınca top diğer takıma geçiyordu.

    o bulutlu öğleden sonrada da galatasaray'ın florya'daki tesislerinde durum her zamanki gibiydi. ilk iki takım arasındaki maç başarıyla tamamlanmiş, oyuncular evlerine gidip ailelerine kavuşacak olmanın sevinciyle soyunma odasına yönelmişlerdi. ben de karıma akşam dışarıda yemek yeriz diye söz vermiştim. deniz kıyısına , yeşilköy'de balıkçı hasan'a giderdik. istanbul'un en iyi balık lokantalarından biriydi. kırmızı biberli karidesle bir kadeh şarap ya da rakı içer, kalkan ya da lüfer yerdik.

    birden bire karşıma orta saha oyuncum arif dikildi. sanki yerden bitmişti. antremanın başından beri ortada yoktu. her zaman olduğu gibi bu kez de geç kalmıştı. bir sürü mazeret sıralamaya koyuldu. ben de lafı fazla uzatıp vakit kaybetmemek için kabul ettim.

    günün son maçını oynayacak iki takım da ellerinden gelen en iyi biçimde oynamak için hazır bekliyordu. birincilerin amacı önümüzdeki şampiyonluk maçında takıma alınmak, ikincilerin ilerisi için göze girmekti. uzun bir antremanla geçen günün sonunda hepsinin de şanslarını zorlamaya hazır olduğunu görüyordum.

    çitin öbür yanındaki genç takım antrenörü bülent'e seslenerek bana bir oyuncu daha göndermesini söyledim. takımların eşit olabilmesi için arif'in karşısına da bir oyuncu alınması gerekiyordu. bülent genç takımdan birisini seçerek yolladı. gelen genç; dursun'du... her zaman mutlu ve keyifli görünürdü. şimdi de takımın yıldızları ile oynayacak olmaktan da çok memnun olduğu açıktı.

    düdük çalarak oyunu başlattım. bu kez maçta hız çok daha büyük bir rol oynayacaktı. takımlar sekizer kişilik olduğundan oynama alanı da küçülmüş, topu ayağında bulunduran oyuncunun gerek hareket alanı gerekse oynama zamanı azalmıştı.

    daha on dakika bile geçmemişti ki olanlar oldu. savunma topu orta sahanın üzerinden ileriye, dursun'a uzatmıştı. rakip bir durakladı, sonra topu ıskaladı. dursun kaleye doğru atak yaptı. ayağında topla koşarken bir yandan da kendisini destekleyecek bir orta saha oyuncusu arıyordu.

    birden koşması yavaşladı, kontrolünü kaybetmişti. hareketleri yuvarlanır gibiydi. dengesini bulmak ister gibi kollarını salladı, kim bilir belki de yardım istiyor, korkuyla seslenmeye gayret ediyordu.

    ben donup kalmıştım. sanki birisi dipsiz bir kuyuya düşüyordu. kötü bir şeylerin olduğunu anlamıştım. yerde yatmakta olan ve hiç bir yaşam belirtisi göstermeyen delikanlıya yardım etmek için yerimden fırladım. masörümüz mehmet'e doğru koştum. o da kötü bir şeyler olduğunu anlamıştı. ben yanlarına vardığımda mehmet, kendisinden geçmiş, hareketsiz yatan dursun'un yanında diz çökmüştü. dursun'un gözbebekleri donup kalmıştı. hiç bir şey algılamadıkları belliydi. mehmet onun boğulmasını önlemek için gırtlağına doğru kaçmış dilini önce çekmeye çalışıyordu. ben nabzını duymayınca ellerimle göğsüne bastırarak kalp masajı yapmaya başladım.

    ama kalpte bir hareket yoktu. vucudu hareket etmeden cansız gibi öylece yatiyordu. cevremize birikmiş oyuncuların yüzünden duydukları dehşet okunuyordu. herkes yardıma hazırdı, hepsi ellerinden geleni yapabilmek icin yaklaşmıştı. oyunculardan ikisini doktor cağırmaya ve ambulans bulmaya yolladık. endişeyle dursun'un baygınlığının sona ermesini bekleyerek gayretlerimizi sürdürüyorduk. her saniyenin önemi vardı.

    mehmet'le ikimiz devam ettik. bu genç vücudun yeniden nefes almaya başlamasını sağlamaya hayat öpücüğü de yetmedi. gençlerden birisi yanına diz çöktü, ağzı ve soluk borusu serbest kalsın da kalbi yeniden kan pompalamaya başlasın diye başını yana çevirdi.

    ambulans hala gelmemişti. hiç bir zaman böylesine öfkelenmemiştim. en gerekli olduğu zaman hiç bir şey çalışmıyordu. eşgüdüm diye bir şey yoktu, hiç bir şeye hakim olunamıyordu. ''bir şey zamanında gerçekleşirse rastlantıdandı'
    .
    elimden başka ne gelirdi? aklıma antreman sırasında çitin arkasında, ilerdeki evlerin yakınında bekleyen polis arabası geldi. allahtan hala oradaydı. fırlayıp koştum, bu en son kurtarma umuduydu. polislere acele yardım gerektiğini hangi dilde anlattım bilmiyorum ama hemen fırladılar. arabaya binip sahanın çevresinden dolaştılar, kulübün arka kapısından geçip dursun'u en yakın hastaneye götürmek için yanımıza geldiler.

    dursun'un nabzı hala duyulmuyordu. kalbini calıştırabilmek icin her şeyi denedik. göğsüne kısa aralıklarla bastırarak yeniden masaj yaptık. birden bire kalp yeniden atmaya başladı ama cok yavaştı.

    içinde bir doktor ve gerekli donanım bulunan bir ambulans hala ortada yoktu. polisler telsizle arayarak hastanelerden biriyle bağlantı kurmaya ve bir ambulans sağlamaya calışıyorlardı. oksijen ve kalbi destekleyen ilaçlar olmadan dursun'un durumunun düzelme şansı yoktu. polisler onu arabalarıyla bakırköy'e hastaneye götürmeye hazırdılar. biz de bu riski artık göze almıştık. yoksa burada çimenlerin üstünde yatmaya devam ederse onu kaybedeceğimiz kesindi. yeter ki bir mucize olsun... bülent'le mehmet polis arabasına binip birlikte gittiler ve yol boyu, doktorlar müdahale edene kadar dursun'u yaşatabilmek için hayatlarının mücadelesini verdiler.

    ama başaramadılar... dursun hastaneye 300 metre kala pes etmiş, hocası bülent'le masör mehmet'in kollarında son nefesini vermiş. biz hepimiz bu gencin ölümü karşısında çaresiz orada kalakalmıştık. ben bir cenaze töreninde daha önce hiç bu kadar perişan insan görmemiştim. kimse böylesine sevilen bir insanın yok olup gittiğine inanamıyordu.

    bütün galatasaray dursun adındaki oyuncusu için yas tuttu. büyük bir aile gibi, kulübün üyeleri onun anısına tabutun başında nöbet tuttular. genç takımdaki arkadaşları onu kulüp binasından caddede bekleyen cenaze arabasına kadar sırtlarında taşıdılar. tabut oradan camiye götürüldü.

    ailesini bir parça olsun avutmaya çalıştım. annesi elimi sıkıca tuttu, bana sarıldı ve teşekkür etti. ikimiz de söyleyecek başka söz bulamamıştık. acımız öylesine büyüktü. arkasından bir kaç adım daha yürüdük, sonra onu ulu tanrı'ya emanet edip yalnız bırakacaktık. büyük bir kalabalığın toplandığı şişli camisinin avlusunda onu uğurladık. ''hoşça kal genç dostum. yine görüşeceğiz''...

    ben de düşüncelerim arasında kaybolmuştum. aklıma antrenörlük yaşamımın çeşitli dönemleri, çocuklarım patrick ve manuela geliyordu. manen tükenmiştim. bir yıl daha sabretmem gerekti. ikinci kez şampiyon olmak istiyorduk.

    hemen hemen otuz yıldan beri genç insanlarla birlikte iyi zamanlar da kötü zamanlar da geçirmiştim. birlikte zaferleri tattığımız kadar yenilgileri, haksızlıkları da yaşamıştık. bu dünyadaki bütün şampiyonlukları, bütün galibiyetleri, en parlak zaferleri seve seve verirdim. yeter ki bu delikanlıyı, dursun'u geri alabileyim...

    bu kitabı dursun'a adamak istiyorum. o bana hayatımda ne kadar güzel yıllar geçirdiğimi hatırlattı. ne kadar şanslı olduğumu, futbolun hayatım boyunca neler kazandırdığını.. yazık ki bunların bir çoğuna o erişemedi..

    've futbol topu, onun bir gün gerçekleşeceğini umduğu hayallerine çarpıp yıktı. uzaklara doğru yuvarlanıp gitti...

    --- alıntı ---

    jupp derwall

    dursun adında bir delikanlı;
    kendi yaşındaki bir çok delikanlı gibi onun da kalbi sırf futbol için atıyordu. ama bir gün antremanda, tam oyunun ortasında duruverdi. bir daha atmamak üzere duruverdi. ayağındaki top, bir gün gerçekleşeceğini umduğu rüyalarından yuvarlana yuvarlana uzaklaştı.
  • eskiden google "dursun" yazdığın zaman dursun ali erzincan'lı, dursun çiçek felan çıkardı. şimdi yazdığın zaman ilk sırada kendisi çıkıyor.
    http://gss.gs/k9f
    bir kere kendi popülerliği ile ilgili kısmın büyük bölümünü halletti. işin faaliyet ve icraat kısmını zamanla herkes gibi bizde görüp değerlendireceğiz. benim asıl değinmek istediğim tavır ve davranışları. galatasaray başkanı olmuşsun, gazetelerde çarşaf çarşaf resimlerin, beyanların yayınlanıyor, bir ağırlığın olması lazımken, konuştuğun kelamı iki kez tartıp söyleyecekken abuk subuk kelimeler, çocuk çocuk tavırlar nedir ya? abdürrahim albayrak'ı bile içine sindirememiş taraftarı temsil ederken sakil sakil hareketler nedir ya?

    25 mayıs 2015 ibb fenerbahçe maçından sonra şampiyonluğumuzun kesinleşmesi ve cemiyette ki tavırlarını hiç konuşmuyorum bile. nerede içeceksen iç, kimse sana karışmıyor zaten ama o kadar içkiliyken ve isminin önünde 20 milyon taraftarı olan galatasaray spor kulübü yönetim kurulu başkanı yazıyorsa, oto kontrol nedir, nasıl sağlanır bilmen gerekir. yoksa senin 18-19 yaşında hata yapmaya müsait genç taraftardan farkın kalmaz, makara konusu olursun.

    bana kalırsa, henüz başkanlığın nasıl bir şey olduğunu bilmiyor ve alışamadı. konuşurken elini kolunu bile nereye koyacağını bilememesinden belli. onu kaldırabilecek bir yapısı yok gibi duruyor. umarım kısa zamanda beni yanıltır.

    adnan öztürk adaylıktan vazgeçmese ve başkan olsaydı şahin başkan olarak herkes eleştirecekti belki, fakat hiç bir zaman böyle bir fotoğraf vermeyecekti.*
    https://www.youtube.com/watch?v=ss-LrrMyr5U