• 1
    2 aralık 2017 beşiktaş galatasaray maçında uygulamadığımız için hezimete uğradığımızı düşündüğüm eylem.

    futbola romantik tarafından baktığım için sizin gibi öyle taktik teknik olaylarından çok fazla anlamiyorum. ha yine anlarim ama sizin kadar değilimdir illa burda yılların renktaslari var. ama ben beşiktaş maçındaki bu ezici mağlubiyetimizin en büyük nedeninin bu olduğu kanaatindeyim.

    nacizane düşüncemi yazayım.

    abi forvetimizde öyle her havadan gelen topu indirebilecek güçte ve yetenekte bi drogbamız yok. adamların defansında yılların pepe'si var. kaleden göndereceğimiz herhangi bir topu pepe'nin indireceği gün gibi ortada. ne diye kaleden her aldığımızı vurduk allah için biri açıklasın ya. zaten futbolcularımız ayağına hakim. defanstan ayağa kısa paslarla çıkıp topu kanatlara taşımayı deneyebilirdik. yani ben öyle düşünüyorum. kaleden gönderdiğimiz her top adamların bir diğer atağının başlangıcı oldu.
  • 2
    deplasmanda yapamadigimiz eylem.*

    klasik bir deplasman galatasaray'ini tarif edicem size simdi;

    maicon serdar'a, serdar tekrar maicon'a, maicon saga mariano'ya, mariano'yu rakip karsiliyor tekrar maicon'a, maicon top almaya gelen fernando'ya, fernando topu alinca rakip hemen basiyor fernando'dan geriye serdar'a, serdar geriye muslera'ya donuyor ve muslera ileri sisiriyor, top ya rakibe gidiyor ve trabzon macindaki gibi golu yiyoruz, ya da eren 10 topun 9'unu indiremiyor ve top rakibe geciyor.

    bu konuda ne yapilir en iyi hoca bilir tabi ama deplasmanda ilerde pres yapan ya da stoperlere baski yapmayip ilk topu alan fernando-belhanda'ya baski yapan tum rakiplere karsi zorlaniriz. uzun atinca indirecek santrforumuz da yok cunku.
  • 5
    defansinizda kagni gibi iki oyuncu varsa, ayni zamanda ayagi da duzgun degilse, hele bir de orta sahada topu defansdan alip cikarmak sadece 1 kisiye kalmissa, ona rakip baski uygularsa, o meshur 8 numara ondan iyisi olmayan, golden once 750. pasi atan adamimiz da aldigi 10 topun 7 sini kaybediyorsa kusura bakmayin da bu takimin defanstan cikmasi imkansizdir.
  • 6
    hem bu eylemi hiçbir şekilde gerçekleştiremiyoruz hem de napoli'yi filan örnek vererek, false 9 ile 4-6-0 oynamak istiyoruz. sarri'nin napoli'si, mertens ile false 9 oynadı ama guardiola'nın takımlarından bile geride daha iyi oyun kuran bir takımdı. adamlar gerekirse kendi ceza sahası içinde top çeviriyordu ama ileri şişirmiyordu. (hatta bunu geçen sezon başakşehir'de bazı maçlarda denedi ama pek bir faydasını görmedi.) nitekim, ancelotti'nin gelişiyle bu plan değişti ve bir ara ilgilendiğimiz milik santrfor oynamaya başladı.

    bize gelirsek, 1 eylül 2018 trabzonspor galatasaray maçından sonra bu konuda ciddi değişimler yapmazsak, büyük ihtimalle fragman etkisi yaratacak. çünkü, şampiyonlar ligi'nde de büyük ihtimalle önde baskıyla karşılacağız ve trabzonspor maçındaki gibi bir durumla yüz yüze kalacağız.
  • 8
    günümüz futbolunda sık sık kullanılan taktiktir. sıkışılan anlarda kalecinizin buna uyumlu olarak orta ve/veya uzun paslarla boş alandaki arkadaşlarını da bulması gerekir. biz defanstan bu şekilde çıkmaya çalışırken ve her oyuncumuz birerbir tutulurken muslera boştaki arkadaşlarına topu atmakta maalesef çok başarısız. 1 eylül 2018 trabzonspor galatasaray maçında ilk golü de zaten bu şekilde yedik. eğer bu tarz oynamak istiyorsak kalecimizin de üst düzey ayaklara sahip olması gerekir. muslera da bu özelikler yok. bu nedenle özellikle de dış sahada defanstan inatla bu şekilde çıkmaya çalışmak intihardır. belki ndiaye'nin takıma katıması bu konuda bize yardımcı olabilir. pas kaletesi ile değil ama ani dönüşleri ve dripligleri ile bu baskıyı açmamazda önemli faktör olabilir.
  • 9
    özellikle nitelikli preste uzman takımlara karşı, ancak ve ancak aynı futbol dilini konuşmasını; hep birlikte bu dille, şiir yazmasını öğrenecek kadar beraber oynamış bir takımla mümkündür.

    bir dili öğrenmenin en etkili yolu, ona maruz kalmaktır. o dilin konuşulduğu ve yaşatıldığı coğrafyalarda bir yabancı olarak yaşamak, o dile adapte olmayı da beraberinde getirir. futbolu da bir dil olarak gördüğümüzde, bu oyuna uzun süre maruz kalmış; birbirini en ufak jest ya da mimiğinden, koşu biçiminden, pas tekniğinden ve farklı olaylara verdikleri anlık tepkilerden tanıyan futbolculardan kurulu bir kadro, baskı altında, bir organizma gibi; aynı dili konuşan insanlardan oluşan bir toplum gibi davranabilecektir. bu yüzden bugün "birlikte oynamak", satır aralarının favori kalıbı.

    bir takım paslaşma üzerine ne kadar çok pratik yapmış olursa olsun; bunun için matematiği ve teknolojiyi ne kadar etkin kullanmış olursa olsun, paslaşmada biraz daha kusursuzlaşma olasılığı hep korunacak. bence bir ucu rakiple dalga geçmeye varacak bir paslaşma tekniğine kadar gidebilir iş. bu da, söylediğim gibi, (belki evrimsel psikolojiyi de işin içine katan) bir adaptasyon kavramıyla mümkün hâle gelir. bu noktada bir organizma gibi davranabilmek; hatta bu organizmanın, eşsiz reflekslere sahip olması; sahada oynayanların futbol oynadıklarını unutup bir vecd hâline geçmesi gibi edimler ayırt edici olabilir. bu da birçok açıdan özveri anlamını taşır.

    (bkz: mens agitat molem)
  • 11
    içinde kalecinin olmadığı ve söz konusu pas trafiğinin bizim ceza yayımızda değilde, orta saha yayı yakınlarında yapılırsa bir anlamı olan hede. ama biz, rakip deli gibi hücum pres yaparken topu gevelemeden bir önde ki bloğa topu yerden havan aktarsak, hem presi kıracağız hem de 3-4 rakip oyuncuyu oyundan düşüreceğiz ama yapmıyoruz.
  • 12
    çok seri bir şekilde gerçekleştirilmezse bir işe yaramaz. bunun için de orta saha oyuncularının hareketli olması gerekir. defans bir şekilde topu onlara aktarıyor. ama bizimkiler çok yavaş paslaştıkları zaman bir faydası olmuyor. işlem tekrar başa dönüyor. efsanevi set örme taktiğine dönüşüyor.

    bir de pasların direkt ayağa değil pozisyona göre atılması lazım. ince işçilik de ister. zordur yani.