• 2603
    şut çekerdi, çalım atardı, aradan ince görürdü, bileklerine çok hakimdi... bir 10 numarada ne lazımsa hepsi vardı resmen bu adamda. oynadı mı kendisine hayran bırakıyordu şerefsiz. hele bir hertha berlin performansı var ki arada bir açıp izlerim. 10-11 yaşlarında sokakta top oynarken şut çektiğimde lincoln diye bağırırdım.
  • 2605
    yıllar sonra burada yazılanları birisi görüp okusa kendisini galatasaray tarihinde hagi den sonraki en iyi futbolcu sanabilir.kendisi lütfetsinde oynasın diye bir sezon bekler bir maç oynar sonraki deplasmana gitmezdi falan,hergün kendisinin çıkardığı saçma sapan olaylarla ilgili haberleri izlerdik ve oynadığı oyun zerre keyif vermezdi bu haberlerden sonra.galatasarayı babasının çiftliği gibi görüp kendisini kulüpten ve takımdaki herkesten üstün gören birisiydi takımdan gönderilme sebebi ise habersizce sezon başı kampına gelmeyip ortalardan kaybolmasıydı.kendisi galatasaray taraftarının özlemle anabileceği karakterde birisi değildi ve bu takım için karekter çoğu şeyden önce gelir.
  • 2606
    kendisinin fanı olduğum için ülke kalbur üstü sözlüklerden, forum sitelerinden uçurulmuşluğum vardır. bambaşka bir futbolcuydu. deplasmana gitmezdi tayfası haklıdır gitmezdi. lakin sulu derbiden sonra 5 haftalık seyircisiz maçlarda taraftar yokken bu reyiz gol atıyordu gol. işin şakası bir yana, uzun yıllardır bu adam gibi yetenekli, topa dokunuşu muhteşem, bam bam şut atan, canı istediğinde çalım atan, canı istediğinde rakibine kart çıkarttıran bir oyuncuydu.

    karaktersiz olduğunu söylüyordu herkes. hala da söylüyorlar. adamın karakteri bu, eksik değil fazla değil bu. profesyonel hayatta her yerde var böyleleri. bu adam duygusal, şımarık, keyfine düşkün bir adamdı. bu adamı idare etmek o zaman içinde takım içinde yerli çetesi hakimken yapılacak şey değildi. abdurrahim albayrak hamburg maçından sonra kendisini hiç affetmediği söylese de hamburg maçına kadar çok emeği vardır kendisinin o süreçte. belki de 2000 senesinden sonra ilk defa o kadar yakınken uefaya. keşke yönetim abdurrahim albayrak'ı içerde tutsaydı o sezon diyorum. bambaşka bir lincoln izlerdik. içime sinmeyen şu adamla ilgili samiyen'de dayak yerken takım arkadaşları tarafından yalnız bırakılmasıydı.

    2007-2008 ve 2008-2009 sezonlarında takımımızda mücadele etmiş, oynadığı 67 maçta 16 gol 31 asistle katkı sunmuştur.

    kendisi için hala fm 2008 oynarım. bütün özellikleri dondurdum. 44 yaşında emekli emekli ettim. kulübün efsaneleri arasına soktum oyunda. seviyoruz kendisi bu sevda böyle bitmemeliydi dedirtir bana kendisi.

    açıkçası söyle bakmak lazım bu tür oyunculara. deplasmana gitmezdi dedirtiyor arkasından sadece.çok değil 10'dan sonra 10'u sırtına geçirenden nasıl bahsediliyordu o zamanlar.şimdi nasıl. lincoln karakteri kadarını takıma verdi gitti.gidiş o gidiş, ne bir kötü söz, ne taraftara hakaret. hagi'den sonra da gözümüzün pasını sildi o dönemlerde.

    entryi bitiremiyorum. bir topuk pası atardı sanki musa asasını yere vuruyor da nil ayrılıyor ikiye. bir no look pas atardı, sanki cennet yeşil sahaydı. ey gidi ey güzel adamdı.

    edit: nostalji videosu bırakıyorum. https://www.youtube.com/watch?v=RYwGlV7OSMw
    edit2: samiyendeki maç hala çift vuruş verilen kadıköy maçında kalmış aklım.
  • 2608
    yıldıza öyle susadığımız bir dönemde gelmişti ki, dönemin kabul görür forumlarında transferi için nöbetler tutulmuştu. nöbet tutanlar olarak sonuna kadar haklıydık; kendisiyle aynı dönemde alınan futbolcular: volkan yaman, serkan çalık, barış özbek, orkun usak, servet çetin, tobias linderoth, hakan balta ve ismael bouzid. (bouzid için kitap yazılır. elimizde song, tomas, servet, emre aşık varken almıştık. nasılsa bouzid'i aldık diyerek tomas ve emre aşık'ı göndermiştik. bouzid'in bir işe yaramayacağını görünce devre arasında emre güngör'ü transfer etmiştik.)

    hal öyle olunca, karl-heinz feldkamp "aman neme lazım, sakatlanır makatlanır" diyerek hazırlık maçlarında oynatmamıştı, ki aynı feldkamp o dönem arda turan'ı poposundan terler akana kadar koşturuyordu. lincoln'e sert giren oyuncuları, hasan şaş'ın "daha ilk taksidini ödemedik, yavaş olun" diye uyarmışlığı bile var. eğer ortada esat yılmaer'in efsane chicago bulls röportajı gibi bir durum yoksa, lincoln de "hasan şaş antrenör olmuş. ilk türkçe kelimeleri ondan öğrenmiştim ama söyleyemem" diyerek yıllar sonra hasan şaş'ın kulaklarını çınlatmıştı.

    tabi, kendisine gösterilen yalancı iyiniyet sonsuza dek sürmedi. bir süre sonra poposundan terler akarak koşmak zorunda kalan lincoln oldu. akan terleri temizlemek için kullandığı su bile eleştiri konusu oldu. sakınılarak hazırlık maçlarında bile oynatılmayan lincoln, deplasmanlara gitmiyor diye tenkit edildi. zaten sorunlu ve sıkıntılı bir adamken, bir de kötü hoca yönetimlerine denk gelince cevat güler'le aldığımız şampiyonluk dışında beklenilen etkiyi yaratamadan kaçarak gitti. çok yetenekli adamdı ama yetenekleri kadar kişilikli değildi. yine de iyi bilirdik.
  • 2609
    futbolun evriminde doğal seçilim ile elenen futbol mantalitesinin bir üyesidir.

    1990'lar ile birlikte futbol endüstrileşmiş ve artık sadece futbol olmaktan yavaş yavaş uzaklaşmıştır. bunda yayıncılık ve yayın gelirleri, bununla birlikte gelen serbest piyasa ve liberalizmin etkili olması ile futbolun bir temaşa olduğu günler uzakta kalmıştır.

    doğanın bir kanunu olarak, yeni şartlar ile beraber yeni türler meydana gelir. yaşam dinamiktir ve sürekli değişir. çeşitlilik ile oluşmuş türlerin bazıları da yeni şartlarla beraber doğal seçilim ile elenir. yeni şartlara uyum sağlayanlarla yola devam edilir. evrim mekanizması böyle işler.

    futbol da endüstriyel bir güç haline geldikçe futbolu temaşa olarak gören sporcular, taraftarlar, insanlar yerini, daha çok sonuca giden, daha sıkı çalışan, kültürel değerleri yok sayarak güç odağının peşinde hedefler koyan* kitleye bırakmıştır.

    futbol evriminin geldiği son nokta ise messi, ronaldo gibi futbolculardır. sportif direktörler, kurumsal başkanlar, hatta şirketleşme gibi yapılar egemen hale gelmiştir. bununla beraber ronaldinho gibi, daha yakınımızdan keita gibi, lincoln gibi örnekler ise mazide hoş bir sedadır artık.

    lincoln'den bahsederken bugünkü parametreler ile konuşmak anlamsızdır. zira kendi içinde şöyle bir çelişki barındırmaktadır. eğer lincoln gibiler profesyonel bakabilseler hayata maç içerisinde gereksiz no look paslar atmazlar. bir adamı dönüp bir daha çalımlamazlar. yani hedefe ulaşmayacak hareketlerden kaçınırlar. buna en temel örnek ronaldo. man utd günlerinde kıvrak bilekleri ile döner döner tekrar çalım yapardı. şimdilerde gereksiz görülen boşa çok hareketi vardı. bu futbola uyum sağlamak adına dönüştü ve şimdiki makine ronaldo oldu.

    peki lincolnler ne yapar? no look pas atar, rakibe bacak arası çalım dener. futboldan keyif alır, aldırır. göze hitap eder. derdi hedef olmadığı zaman bu mümkündür. derdi hedef olmayan insanın da "profesyonel" olması beklenemez.

    futbolun geldiği noktayı bilip içinde az da olsa eski günleri taşıyan herkesin keyif aldığı futbolculardandır lincoln. ancak geldiğimiz noktada yeri yoktur. hoş bir sedadır. zeki mürendir. müzeyyen senardır. sesi çatallaşsa da yürekten gelir, yerini kupalar dolduramaz...
  • 2611
    tabi o zaman evde ne gezer lig tv, link desen o dönem hayatımızda ki tek link 250 kuruşa satılan plastik kutuda ki link. ama orta okul talebesi olsak da kendisinin o zarif futbolunu izlemek için insanın içi içini yiyor tabi.

    bir şekilde para ayarlayıp kendisini her hafta kahvede ön sıradan dayılarla birlikte izlemek mutluluk vericiydi. cezalı olmamızdan mütevellit olimpiyat stadının boş tribünlerine nazır rizeye karşı attığı muazzam golde kale ağlarından gelen tatminkâr ses hala hatırımdadır.
  • 2612
    kıymetimızı gittikten sonra anlayan bilmem kaçıncı futbolcu.
    https://www.instagram.com/...?igshid=33w5lwmcms7v

    geldiğinde deli gibi sevinmistim çünkü 1 yıl önce schalke maçlarını izlerken bize lincoln gibi adam lazım derken ta kendisi gelmişti. ama o napti yok götüm ağrıyor yok saçım kırıldı yok sakalım kasindidiyor birçok deplasmana gitmedi.
    1-0 kazandığımız herta berlin maçını da tamamen kişisel şovu için oynadığını dusunyorum. çünkü diğer hamburgr maclarinda hiçbir şey yapmadı. iş ahlaki 0 oyuncu. belhanda'yi sorumsuz diye devamli elestiren ben, belhanda'yı kendisine 1000 kere tercih ederim.
  • 2614
    geldiği gün transferine inanamamıştım haldun üstünel gözümde sihirbaz statüsüne yükselmişti. bundesliga'nın yıldızı galatasarayımın 10 numarası olmuştu. bizdeki performansı beni hiç uzmemisti o kadar kaosa rağmen istatistikleri çok iyidir. lincoln'lü galatasarayı izlemek paha biçilemez bir keyifti rüya gibi topçuydu lan. uzun süreli formsuzluğunu hatırlamıyorum sakatlık maaş ve yönetim sorunu vardı fakat sahaya çıktığında hep ben burdayım diyen bir futbolcuydu silik değildi kesinlikle, rakipler için büyük bir tehlikeydi. takımın geri kalanı ona ayak uyduramadı hatta ayak uyduramamayı bırak kuyusunu kazdılar bunu saha içi kavgalarda bir kişinin bile kendisini savunmamasından anlayabiliyoruz. alemdar mustafa paşa'ydı lincoln şaşalı bir şekilde başladı kariyeri yeniçerilerin ihaneti ve sultan'ın yüz çevirmesi ile sona erdi kendisini hep iyi hatırlayacağım. tanım, hagi sonrası en komple 10 numaramız.
  • 2615
    kanaatimce, oynarken takımımızda iki dönemi vardı lincoln'ün. birincisi, kısa saçlı olduğu ve almanya'dan henüz geldiği, mermi gibi şutlar çektiği, leblebi gibi adam eksilttiği, oyuna adeta bir virtüöz gibi hükmettiği dönemdi. ikincisi ise saçını uzattığı, eski baskın halinden pek eser kalmadığı ama buna rağmen sahada varlığını hissettirdiği, koşmaya mecalinin olmadığı düşerken bile gol atabildiği, uzaktan, ceza sahası dışındaki şutların artık pek olmadığı, gol attığında da topun tıngır mıngır kaleye doğru usulca gittiği dönemdir. ilk dönemi, kalli tarafından cezalandırılınca sona ermiş, ardından başlayan ikinci dönemi de brezilya'ya dönene kadar sürmüştür.