• 1
    21 eylül 2003 galatasaray- fenerbahçe maçına muhittin boşat'ı atayan dönemin mhk başkanı. malum derbide hasan şaş yedek klubesindeyken kırmızı kart görmüştü, luciano voleybol oynamıştı ceza sahasında. galatasaray tarafından yaka paça mhk'den indirildikten sonra canı yandığından her fırsatta galatasaray'a söven kişilik, halen daha "hakemler galatasaray'ı kolluyor" yaygarasını koparmaktadır. galatasaray'ı kollayan hakemler barış'ın, lincoln'ün o kadar tekme almasına sakatlanmısına nasıl göz yumarlar ben de bunu anlamıyorum.
    (bkz: karşındakini kendi gibi bilmek)
  • 3
    kirli çamaşırlarını çıkarıp çıkarıp kompozisyon yapacağım gıcık kaptığım bir iddiaya göre 12 eylül dayakçı yüzbaşısı. ancak bu dayak işiyli ilgili alıntı'yı en sona koyacağız. önce bir maça götürüyorum sizi. 14 nisan 2002 beşiktaş - fenerbahçe macına. kendisi o dönem mhk başkanı. atadığı hakem bilin bakalım kim? muhittin boşat... yani (bkz: #37255) 21 eylül 2003 galatasaray- fenerbahçe macının hakemi. önce maç içi detaylar sonra bir iki gün sonra yaptığı açıklama ve en sonunda 12 eylül meselesi.
    (alinti: beşiktaş'a mutlaka galibiyet gerekiyordu... sezonun son derbisinde fenerbahçe, 35. dakikada ali eren'in kırmızı kart görmesiyle, 10 kişi kalan beşiktaş karşısında zor deplasmandan 3 puanla ayrılırken, hem şampiyonlar ligi'ne katılmakta büyük avantaj yakaladı, hem de olası puan eşitliğinde üstünlük sağladı. maçın dönüm noktası sayılacak dakikada, muhittin boşat doğrudan kırmızı kartını çıkarırken, daum'un tüm oyun planları altüst oldu. maçın sonlarında hakemin kırmızı kart hastalığı yine depreşti ve boşat fenerbahçe'den ümit özat ve ceyhun'a, beşiktaş'tan da ilhan'a çıkararak, derbiyi 4 kırmızı kartla tamamladı. )

    35'te beşiktaş doğrudan kırmızı kartla 10 kişi... 45'te gol, 53'te gol. operasyon tamamlanınca eyyam devreye girer. ümit özat çift sarıdan kırmızı. sonlara doğru iki kişi daha atılıyor iki takımdan da... işin acıklı yanı bu hakem daha sonra 21 eylül 2003'te galatasaray-fenerbahçe maçına atanıyor. hem de şu açıklamalardan sonra:

    (alinti: merkez hakem komitesi -mhk- başkanı bülent yavuz, fenerbahçe kulübü başkanı aziz yıldırım'ın kendisini aradığını doğruladı. beşiktaş kulübü başkanı serdar bilgili'nin "yıldırım, mhk başkanı'nı tehdit etti" iddiasıyla ilgili açıklamada bulunan yavuz, "yıldırım, perşembe günkü telefon görüşmemizde, beşiktaş maçından dolayı tereddüt ve kaygılarının olduğunu söyledi. ben de hiçbir kaygı duymamasını ona ilettim" diye konuştu. yavuz, yıldırım ile aralarında geçen konuşmayı, görev anlayışı gereği, federasyon başkanı ulusoy'a aktardığını söyledi.)

    eh aziz'in kaygı duymasına gerek kalmamış hakikaten de. şu da 12 eylül muhabbeti. cem dizdar canlı yayında söylemiş vaktiyle.
    (alinti: kendisinin hiçbir suç işlemediği halde polis ve askerden korktuğunu söyleyen dizdar, bülent yavuz'a dönüp "hocam 28 yıl önce samsun'da görevliydiniz. -bülent yavuz o dönem hakemliğe başlamamıştı ve yüzbaşı rütbesiyle samsun'da bölük komutanıydı.- 12 eylül dönemiydi. ben de solcularla beraber içeri alınmış ve sizinle karşılaşmıştım. saçlarım sıfıra vurulmuş halde karşınıza çıkardılar beni, siz de kroşe mi, direkt mi şimdi tam hatırlayamadığım bir vuruş şekli ile burnuma patlatmıştınız. burnum kanamıştı ve bayılmış numarası yapmıştım. 15 gün sonra suçsuz bulunup içeriden çıkartılmıştım" dedi. bülent yavuz olayı hatırlamadığını söylerken dizdar, "çok önemli değil ben hatırlıyorum" dedi.)

    daha çok kirli çamaşırını bulacağım bülent... *
  • 5
    erol büyükburç gibi bir adam bu. ağaran peruğuna rağmen hala itidal kazanamadı. bir şeyler yazıp konuşuyor, hiç bir denetime takılmıyor. denetim derken peruğun altındakinin denetiminden bahsediyorum. insanın en önemli denetimi orada çünkü.

    küfürü severim, hakkını verip yapanı da. ama edilen adamın da önemi büyüktür, edenin vurgusu kadar. küfürün estetiği çok önemlidir. mesela hakkını vererek söylenen "uleeyn!" bile değme küfürden estetik gelir kulağa. hakaret değildir zaman zaman. uyarıdır, sitemdir, cuk oturmasıdır düşünülenin.

    şahane bir maç izledim cumartesi. sonra bu adamları düşündüm. eleştiri bab'ından bir küfür dizgesi sıraladım.

    raul orta sahada yapılan bir faul ile eli ile sarı kart işereti yaptı. sahanın onca güzelinden bir güzel hakem vardı. dönüpte bakmadı bile. vay! dedim "anuna koyiiim" bizi kandırıyor bu ibneler. öyle ya "basacaktı sarıyı", öyle öğretmişlerdi bize bu "ibiş"ler. ama adamda tık yok. "ulan" dedim kendi kendime, "el clasico'dafifa kurallarına yamuk ha?" sonra da düşündüm lan bu raul çıkarsa lezzet nerede kalacak. bu herifi seyretmek isteyen gözlere ne olacak? neyse, real'in kalecisi sinirleniyor kale içinde bin türlü küfür bela okuyor korner atılırken hakeme. kafamda oynatıyorum,ileri geri sarıyorum. hakem umursamıyor bile. ne olacak şimdi. iyi ki uğurcuum yok orada. sarsak ileri geri 30 sarı 10 kırmizi var. bir sürü kelam, bir sürü bela küfür.
    sahada herkes oynuyor, herkes harika futbolcu. ama bir puyol var ki bayılıyorum ona. sonra filipescu aklıma geliyor, adamın anasını bellediler. ne hayvanlığı ne vahşiliği kaldı kovdular buralardan. ulan diyorum puyol "edirne'den bu tarafa gelen puyol'un anuna koyayım". öyle ya rastlarsın bir yüzbaşı eskisine ya da çavuş bozuntusuna ömrünü çürütürsün. vay anasıni be! ispanya'da barcelona gibi takımın yıkılmaz kalesi olacaksın. burada olsan maymun!

    nerede yaşıyoruz biz yav?

    bay bülent neymiş? korteks önemli imiş...

    ilkel beyin herkeste var çünkü. ta "homo-sapiens" ten bu güne. ama korteks?...
  • 17
    bugün katıldığı radyo programında bence yine utanç verici bir tutum takınmıştır. hiç üşenmedim ve bu ikiyüzlü konuşmayı kaydettim.

    bülent bey her zaman olduğu gibi cüneyt çakır'a toz kondurmazken tolga özkalfa'yı yan hakemine neden kırmızı kart göstermedi diye eleştiriyor.
    http://fs2.directupload.net/.../150511/vyrejhey.swf

    burada da tolga özkalfa'nın taça çıkan topa gerçekten de üç metre yakınlıkta olduğunu görebiliyoruz.
    http://i59.tinypic.com/2d9znyo.jpg

    buradan sormak istiyorum. amacın ne bülent yavuz, kimin adamısın. sürekli gerçekleri manipüle etmenin nedeni nedir...