resim
Bülent Korkmaz
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:55
Uyruk:Türkiye
  • 3029
    hiçbir sporcu, hakemin kararlarından memnun olmaz ama bülent korkmaz bambaşka bir seviyeydi. her zaman faul yapmadığına inanır, ne zaman yaptığı harekete faul çalınsa "hayır" manasında hakeme parmak sallar ya da "hadi oradan" diye kolunu savurur, koşarak mevkisine dönerdi. rakip takımdan herhangi biri özellikle kendisine ya da bulunduğu bölgeye yakın bir alanda takım arkadaşına faul yapsa kart isteme hareketi ile hakeme doğru koşardı. hakem sarı kart verse "niye kırmızı vermiyorsun", kırmızı kart çıkarsa "neden lisansını yırtmıyorsun" diye itiraz ederdi (tamam son kısım abartı). takım gol yese gene mutlaka elini havaya kaldırır "ofsayt var" derdi.

    şimdi düşününce bülent korkmaz'ın bütün olayı el/kolmuş diyesim geliyor. uefa finalinde "bu adamdan daha büyük galatasaraylı yok" diye düşünmeye sevkeden o sargılı kolu ile sahalarda pek örneği görülmeyen azimle verdiği büyük mücadeleye tanıklık eden hangi galatasaraylının gözleri nemlenmemiştir? ama aynı kolu gençlerbirliği'nin yardımcı antrenörüyken galatasaray tribünlerine doğru kaldırmasıyla "böyle efsane olmaz olsun" mertebesine getiren de kendisiydi. "bülbülün çektiği dili belası"ysa, bülent korkmaz'ın da belası kol oldu. o kol, "galatasaray için" kalktığı sürece değerliydi, "galatasaraylıya" kalktığında değil. durduk yere gece gece sinirlendim.
  • 3031
    54 şampiyonlar ligi maçı olan oyuncu. beşiktaş 50, fenerbahçe 40 maça çıkmıştır.

    fenerbahçe avrupa kupalarına ilk 1959 yılında, bülent korkmaz ise ilk 1988 yılında çıktı. 2003 yılında ikisi de 101 maça ulaştı.

    beşiktaş ise 1958 yılında başladıkları avrupa macerasında ilk deplasman golünü 24 sene sonra 1982'de atmayı başaran, ilk turunu 28 sene sonra atlayan, ilk deplasman galibiyetini ilk katılımından 28 yıl sonra alan,ikinci deplasman galibiyetini 39 yıl sonra 1997'de alan, 2001 yılında ümit davala real madrid'e avrupa kupalarında 200. golümüzü atarken 100. golünü atması için önünde 2 yılı vardı...
  • 3032
    galatasaray'ın herhangi bir futbolcusu veya teknik direktörü ile profesyonel çerçevede yolları ayırma kararı almasında hiçbir zaman bir sıkıntı görmedim. sözleşme uzatmama, sözleşme fesih gibi şeyler her sektörde olduğu gibi, futbolda da var. şartlar veya zaman gereği efsane isimlerle de yollar ayrılabilir. bunda da bir beis yok. galatasaray'ın 2005'te 37 yaşındaki futbolcu bülent korkmaz ile yolları ayırmasında bu yüzden bir sıkıntı görmedim. 2008'deki hakan şükür ile olan ayrılık, 2013'teki fatih terim ayrılığı, 2017'deki sabri sarıoğlu ile ayrılık, 2022'de yine fatih terim ayrılığı vs. bu ayrılıkların hiçbirinde çok fazla üzülmedim açıkçası. galatasaray'ın duruşunda bir sapma veya yanlışlık görmedim. konulara "o haklı, bu haklı" olarak yaklaşmadım. alınması ve uygulanması zor olan kararlar olsa da, bence dönemin şartlarında zorunluluktu. her isim özelinde üslup, yöntem açısından daha farklı uygulamalar olabilirdi ama bu alınan kararları eleştirmeme veya "vefa nerede?" dememe neden olmadı hiçbir zaman.

    lakin bülent korkmaz özelinde istisnai olarak üzüldüğüm bir şey var. bülent korkmaz'ın 12-13 haftalık bir galatasaray teknik direktörlük dönemi var 2008-2009 sezonunda. çok iç açıcı değildi açıkçası performansı. sezon sonunda da yollar ayrıldı ve rijkaard göreve getirildi zaten. ancak 2015-2016 sezonunda mustafa denizli'nin mart ayındaki ayrılığı sonrası lisanslı teknik direktör arayışında ilk başvurulan adres bülent korkmaz ile olmuştu. bülent hoca ile sözlü olarak 1,5 yıllık bir sözleşme için anlaşılmıştı. ancak o dönem takımda bulunan sneijder'in bülent korkmaz'ı istememesi ve altyapı antrenörü riekerink ile yola devam edilmesinden yana olmasından sebep bir gece önce 1,5 yıl için anlaşılan bülent hocaya 24 saat sonra iki aylık yeni bir teklif ile gidildi. bülent korkmaz da bunu doğal olarak kendisine yapılmış bir hakaret olarak algıladı ve kabul etmedi. bu noktada galatasaray'da futbolcu veya teknik direktör olarak hiçbir sözleşmesinde sorun çıkartmamış (2009'da ayrılırken de bülent hocanın sözleşmesi devam ediyordu, tazminatsız bir şekilde gitti) bülent korkmaz gibi bir isime 1,5 yıllık bir sözleşme çok görülmemeliydi. ismi, cismi ne olursa olsun; takımdaki bir futbolcunun sözü veya isteği ile haraket edilmemeliydi. bülent hoca da ilerleyen zamanlarda sözleşmenin süresinde yapılan değişiklikten ve dönemin yönetiminin tutarsızlığından ötürü çok üzüldüğünü ifade etmişti. bir galatasaraylı olarak ben de bu hikayeden ötürü üzülmüştüm. vefa ve saygı kavramlarına başvurmaya galatasaray'ın aldığı idari kararlara dair en çok yaklaştığım konu başlığı da budur.
  • 3033
    gençlerbirliği maçı ile başlayan el/kol yapmalarına galatasaray'ın camiaca tiksindiği neresi varsa oraya elinde tuzlukla koşan*, en son kemerburgaz'ın açılışına da teşrif etmeyi kendine zul gören, başarılarından kaynaklı efsane olan eski futbolcu. şimdilerin antrenörü, youtube yorumcusu.

    galatasaray efsanesi olmak ise çok daha farklı bir şeydir. bir çırpıda akıllara fatih terim gelir, hagi gelir, taffarel gelir, turgay şeren, muslera, metin oktay gelir. *
App Store'dan indirin Google Play'den alın