• 2
    (bkz: #2408560)

    ilgili entry için "sözlüğün en kötü entrysi" demek, bence öyle olmasa da, gerçekten entrynin çok kötü olduğunu düşünüp bu duruma üzülerek en kötü entryi girerek; bu entryi en kötü enrty olmaktan çıkarmak için atılan bir adımdır. cümle uzun ya da anlatım bozukluklarıyla dolu olabilir. ancak kendince bir fikri temele sahip, hiç kimseyi aşağılamayan, kendince ve galatasaray için doğruları düşünüp "daha iyi seçenekler var." denilen bir entry sözlüğün en kötü entrysi değildir. belki önerdiği isimler yanlıştır ama kendince bir fikri alt yapısı vardır ve boş beleş sallanmamıştır.

    yani kendisinin entrysine sözlüğün en kötü entrysi demek için sözlükle tanışır tanışmaz sadece şu entryi okuyup, beğenmeyip, aa en kötüsü bu diyebilirsiniz. başka ihtimal yok.
  • 5
    (bkz: muğdat çelik/#2408560)

    yazdığı isimleri yada savunduğu düşünceyi beğenmemiş olabilirsin ama şu entry sözlüğün en kötü entrysi olmaktan öyle uzaktaki zlatan bizim takıma çok çok daha yakın yani öyle diyeyim.

    entrye gelince yazdığı adamlardan bilal basacıkoğlu'nu bölgesinde rotasyonda 2. adamı olarak emre mor'u bölgesinde rotasyonda 3. adam olarak deniz türüç'ü bölgesinde rotasyonda 4. adam olarak isterim gerisini at çöpe gitsin bana göre ama entryi kötü yapmaz böyle bir durum
  • 14
    (bkz: #2473451)

    az yazan ama öz yazan yazar.

    neredeyse yazdığı her entrysine katılıyorum. ancak unutmaması gereken bir şey var bizim taraftarımız biraz balık beyinlidir. vuramadığı topları, en basit şekilde kaptırdığı topları, hatta yanındaki adama atamadığı pası ve daha nicesini elbette 60 günde unuttu çoktan. rezil oynadığı hafta sonu maçından sonra çok değil sadece çarşamba günü "bu hafta golünü atıp takla atacak oyuncu" diye az methiyeler düzülmedi. tabii her hafta aynı tas aynı hamam. hele bir maçlar başlasın maalesef tekrar görülür gerçekler. gerçi 2 gün içinde yine unuturlar ama olsun.
  • 17
    (bkz: #2473451)

    davete icap etmeye geldim.

    (bkz: #2473159) entry'de ne yazmışım?

    --- alıntı ---
    önceliğimiz kesinlike bir 8 numara olmalı.
    rotasyon için değil, hücum işini sadece belhanda üzerinden çevirmemek için. tudor'da belhanda ve fernando baskı yediğinde mariano ile oyun kuruyordu. o sakatlanınca zaten her şey allak bullak olmuştu. deplasmanda 69.2 kere topla buluşuyorsa belhanda, o takımın sorunu bu oyuncuya bağımlı olmaktan başka bir şey değildir.
    --- alıntı ---

    biraz geriye gidiyorum.
    belhanda'nın transfer edildiği geçen sezonun başına...
    çünkü, belhanda'nın neden alındığını anlarsak, entry'lerimizde "varsayalım belhanda yazıldığı gibi 10 numara olmasın" gibi bir cümle kurmayız. kurarsak aslında onu hala 10 numara olduğuna inandığımızı gösteririz ki bu bizim ilk hatamız olur. belhanda 10 numara değil.. artık değil. bize gelmeden önce değildi. şimdide (ilerleyen satırlarda kendisinin 10 numara olmadığını bir kaç ağızdan okuyacağız, beklemede kalın) değil..

    tudor, takımı yakın arkadaşı conte gibi iki sistemin iç içe geçtiği bir geçiş oyunu gibi oynatmak için sezon başında bir dizi transfer yaptı. bunun en can alıcı noktası orta saha transferleriydi. bunu yaparken imbula ve lemina gibi farklı oyuncu profillerini de gördük.

    ne oynamaya çalıştığımızı anlamazsak, belhanda'nın geliş sebebini de anlamayız. bu şu demek değil tabi ki "belhanda mutlaka alınmalıydı?" bunu hiç bir zaman söylemediğim gibi şu entry'mde (bkz: #2446700) bahsettiğim gibi yerine daha farklı oyuncularda alınabilirdi.

    ne demişim o entry'de kısa bir kuble söyleyeyim size.

    --- alıntı ---
    aynı gün, younes belhanda transferi açıklandı.

    8 milyon euro net bonservis maksimum 2 milyon euro net bonus. 10 milyon euro'luk bir transfer.
    profesyonel futbolcu younès belhanda ve kulübü fc dynamo kyiv ile oyuncunun transferi konusunda anlaşmaya varılmıştır. buna göre, futbolcunun eski kulübüne net 8.000.000 eur tutarında transfer bedeli ödenecektir.

    ayrıca, bonuslara istinaden maksimum 2.000.000 euro (net) olmak üzere,

    kulübümüzün 2018-2019 ve 2021-2022 sezonları arasında uefa şampiyonlar ligi grup aşamasına katılmaya hak kazandığı her bir dönem için 500.000 euro net

    kulübümüzün 2018-2019 ve 2021-2022 sezonları arasında uefa avrupa ligi grup aşamasına katılmaya hak kazandığı her bir dönem için 250.000 euro net

    futbolcunun forma giyeceği her bir yirmi beşinci resmi maça istinaden 250.000 euro net...

    http://www.galatasaray.org/...-galatasarayda/35945

    cenk ergün bu transferi, ambrabat beni görünce "bu adam önüne ne koyarsa imzala" dedi diye anlatıyor. senelik 3.350 bin euro teklif etseler buna ek olarak futbolcuya takımın futbolcunun fiilen oynadığı tff süper lig ve uefa müsabakalarında alacağı her bir puan için 5.000 eur prim ödeyecektir. kulübümüzün, oyuncunun görev aldığı maçlarda kazanacağı her 25 puan sonrası ekstra 100.000 euro prim ödemesi yapsalar anında imzalardım.

    younes belhanda'nın mazisine bakalım.
    2013'te sürpriz bir şekilde kiev'e transfer oldu. ondan sonra 2,5 sezon oynadı ve 15-16 sezonun devre arasında schalke'ye gitti. 16 maçta 2 gol 3 asist ile oynadı. sonraki sezon yine kiev'de düşünülmedi nice'e kiralandı 30 küsur maçta 3 gol 7 asist yaptı.

    kiev yeni sezonda yine düşünmediği bir oyuncuydu. dahası 2018'de boşa çıkacaktı.
    sözleşmesinin son senesindeki oyuncu için 10 milyon euro'luk bir bonservis ödemiş. senelik 3.5 milyon euroluk bir maaş veriyorsun. artı ödenen aile için komisyonlar hariç..

    ve bunu, çok zor bir transferi kolayca hallettik diye açıklıyorsun.

    ryota morioka, hany mukhtar, lovro majer, hans vanaken, bryan cristante'yi alabilirdin çok daha ucuza ama yapmadın. 10 milyon bonservis verip üzerine birde komisyon dağıttın.
    --- alıntı ---

    sonunda özellike belhanda yerine daha farklı iş yapabilecek oyuncularıda yazmışım. yani azılı bir belhanda savunucusu olmuş olsam bu entry'i "belhanda mevcut ortamda alınacak tek adamdı" diye bitirirdim.

    her neyse, tudor conte'nin yaptığını yapmak istedi.
    david luiz'i kullandığı gibi fernando'yu iki stoperin arasına atarak önlerinde kante/matic ikilisinin bir benzerini yaratmak istedi. kante yoktu n'diaye vardı, matic yoktu belhanda'yı istedi. matic /belhanda arasındaki benzerlik, pas yapabilen ve aynı zamanda savunma katkıları olan oyuncular olması. matic'in mazisinde sneijder alınmadan önce hocanın listesine yazdığı 4 oyuncudan biri olması gibi ilginçliklerde yok değil.

    gerçi, tudor aynı işi sıradan bir 8 numaraya da yaptırabilirdi. hatta soner aydoğdu bile belhanda'dan iyi oyuncu. istatistiklere bakınca anlıyorsun... istatistikler ile ilgili şunu belirtmek istiyorum. anadolu kulüplerindeki istatistikler, büyük takım istatistikleri arasında bazı özel oyuncular dışında hep farklılık yaratır.

    yerlisi yabancısı fark etmez.
    genel olarak böyledir. mesela ;

    eren derdiyok; 39 maç kasımpaşa 16gol/7 asist, 66 maç galatasaray 16 gol/6 asist.
    olcan ; antep 113 maç 24 gol/ 13 asist, trabzon 105 maç 30 gol / 29 asist, galatasaray 84 maç 9 gol / 11 asist. akhisar 47 maç 8 gol /11 asist...
    sercan yıldırım ; galatasaray 26 maç 5 gol / 5 asist, balıkesir (kiralık olarak bir sezon) 31 maç 8 gol /11 asist. sonra geri dönmüştü.. bursa istatistiklerini almadım bile.
    yekta ; kasımpaşa 98 maç 10 gol / 8 asist, galatasaray 93 maç 7 gol/3 asist

    neymiş? istanbul takımlarında oynamadan ortaya konan istatistikler yanıltıcı olabiliyormuş...

    on numara öldü dedik madem, altı buçuk, sekiz veya serbest sekiz ayırmadan bazı kreatif iç orta sahaların geçen sezon sergilediği lig performans istatistiklerinden bahsedelim. (lig ve deplasman)

    *kante ve bakayoko'nun önünde oynayan fabregas 14 maçta 4 asist yapmış. ne kante, ne bakayoko yaratıcılık olarak üst düzey birer yardımcı değiller ama savunma yapmayı düşünmüyorsun onlar varken. tüm sezonu 2 gol 4 asist ile bitirmiş.

    *çift yaratıcı orta saha ile oynayan city'de david silva 13 maçta 6 gol, 7 asist, bruyne 19 maçta 3 gol, 4 asist yapmış.
    *arsenal'de yine bu rolde oynayan ramsey 10 maçta 1 gol, 4 asist yapmış,
    *totthenam'dan dele alli ise yine 5 gol, 5 asist katkısında bulunmuş.

    bu üçlüye değinmiyorum bile. insan değiller. keşke alabilsek. 100 milyon euromuz olsada dele alli'yi kız arkadaşı ile birlikte getirebilsek.

    hadi bu adamlar yıldız oyuncular diyelim; ki bu adamların oynadıkları lig ile bizimki de kalite olarak farklı ama neyse.

    *west ham'da lanzini 14 maçta 2 gol, 5 asist, tüm sezonu, 5 gol 7 asist ile bitirmiş. 12 gole direkt katkı. (p.d. 20 milyon euro)
    *sociedad'da illarramendi 19 maçta 3 gol, 2 asist, tüm sezonu 7 gol, 5 asist ile bitirmiş. 12 gole direkt katkı (p.d. 20 milyon euro)
    *atalanta'dan remo freuler 17 maç, 3 gol, 1 asisti, tüm sezonu 5 gol 3 asist ile bitirmiş. 8 gole direkt katkı. (p.d. 14 milyon euro)

    hadi bu adamlar bizim ligde olsaydı ayağını eline verirlerdi, bizimkilere bakalım:

    *mossoro: 10 maç, 3 gol, 1 asist, tüm sezonu 4 gol 3 asist ile bitirmiş 7 gole direkt katkı.
    *andré castro: 16 maç, 1 gol, 6 asist, tüm sezonu 4 gol 9 asist ile bitirmiş 13 gole direkt katkı.
    emre akbaba 16 maç, 4 gol, 5 asist, tüm sezonu şov yaparak 14 gol 10 asist ile bitirmiş 24 gole direkt katkı.
    soner aydoğdu 14 maç, 4 gol, 4 asist katkısında bulunmuş. 7 gol 6 asist ile bitirmiş 13 gole direkt katkı.

    belhanda 13 maç 0 gol 0 asist, 3 gol 8 asist ile bitirmiş sezonu. 11 gole direkt katkı yapmış. ligdeki oyuncuları dikkate almıyorum zira karşılarındaki rakipler, istanbul takımlarına oynadıkları gibi oynamıyorlar. ama istatistik istatistiktir sonuçta. soner'in 7 golünün 4'ü penaltı.

    dikkat edilirse aynayı nereye tutarsanız, traş orada daha iyi görünür.

    yahu koskoca iniesta bile bu sezon 0 gol/ 0 asist deplasman performansı (hadi adam yaşlandı diyelim 2013/14 sezonundan beri böyle. o sezonda sadece 3 asist yapmış deplasmanda ile bitirmiş. forvet hattında messi ve suarez var üstelik. öyle bir durum ki iniesta geliyorum dese "hayır gelmesin" diyecek adam sayısı çok ama çok azdır. giroud'un dünya kupasında isabetli şutu yok ama adam ilk 11'in vazgeçilmezi. neden? takımın oynadığı savunma ağırlıklı futbolun hücum etmesi için sırtı dönük oyunu iyi oynayan, takımın rakip yarı sahaya yerleşmesinin bir numaralı sebebide ondan. geçen sezon 13. haftadaki alanya maçından sonra son göztepe maçıda dahil (karabük maçını es geçiyorum zira o hiç bir istatistiğe katılmaması gereken bir maç) gomis'in sadece 2 golü var. deplasmanlarda takım halinde boktan olmamız gerçeğini niye atlıyoruz?

    o zaman, bu mantıkta oliver giroud'unda oynaması doğru değil.
    onun yaptığı işi sıradan bir forvette yapar. hatta daha iyi yapar... oyun sizin beklediğiniz gibi değil. forvetlerin görevi sadece gol atmak değil. orta sahaların görevi sadece asist yapmak değil. belhanda bir pas istasyonu. bu takımın savunulmasını kolay hala getiriyor aynı sneijder zamanında olduğu gibi. sneijder sola kayınca carole, podolski, bruma, sneijder solda kümeleniyordu. orayı kapattığın anda galatasaray'ı durduruyordun. belhanda'ya yapılan her baskı sana sorun çıkarttı bu sezon. bu sadece belhanda'nın yetersizliğinden değil, donk ve fernando'nun n'diaye profilinde olmamasından kaynaklanıyor. fabregas örneği verildiğinde aklıma ilk gelen, arkasında iki tane kapı varken savunma yapmayı düşünmezsin ona rağmen sezonu bitirdiğin istatistikler ortada. belhanda, neredeyse serdar aziz kadar top kazanıyor...

    oyuncuları değerlendirirken tam olarak ne için sahada olduklarını anlamak lazım.
    bu selçuk inan üzerinden yapıldı zamanında. mancini "onun görevi topun bizde kalmasını sağlamak" diye açıklamıştı selçuk'tan beklentisini. tüm taraftarlar ise ilk sezonundaki gibi oynasın istiyordu. topun bizde kalmasını sağlıyordu. geriye, yana, geriye pas atarak. sonra öyle bir hale geldi ki kendini buna öyle bir şartlandırdı ki sonunda sadece geriye, sağa sola top atan bir adama dönüştü. ama o günün şartlarında görevini yerine getiriyordu. mancini'den daha bildiğimiz için oyunu.....

    oyuncuları sahadaki sırt numaralarana göre değil, ona verilen görevlere bakarak değerlendirmek gerek.
    savunma ile hücum arasındaki bağ belhanda. görevi, topu savunmadan çıkartıp oyun kurmak. direkt asist yapmak, gol atmak, 8 takla atmak değil. bunları ekstra yapsa çok güzel olur, harika olur, efsane olur ama onu yapsa zaten sana gelmeden otuz kere giderdi bir orta sıra ingiltere takımına. feeghouli'yi yok pahasına elinden çıkartan westham salak mı? belhanda, bu ekstraları yapabilir ama arkasında sürekli arkaya yaslanan iki defansif orta saha varken kendini öne atmasıda pek kolay değil.

    bu yüzden 8 numara gerekliliğinden bahsetmeye devam ettim yazıda. okuyalım...

    --- alıntı ---
    şu andan itibaren, maaşına, yaşına, boyuna posuna bakmadan pas yapan bir 8 numara (yeri geldiğinde 6 gibide oynayabilen), bir hareketli forvet ve stoper almak (almak derken kiralamak) gerek... forvet almak gerekli ama oraya sinan'ı monte ederek bir false nine oynayabiliriz. o sonraki iş. önceliğimiz bu değil ama bu seçenekte elde var. öne yapılacak takviye her ne kadar önemli gibi dursada asıl mevzu 8 numara.
    --- alıntı ---

    ısrarla belhanda yerine, yanına, önüne, arkasına bir 8 numara alınması gerektiğini vurgulamış.

    (bkz: #2471677)
    özellike belhanda üzerinde yazdığım bu entry'de de belirtim. elinde daha iyi bir seçeceğin yok. bu adamı satma şansında şu an yok. başka 8 numaranda yok. bir ara yazıda iki tane kaliteli 8 numara ile rotasyona giremiyorsun filan denmiş ama bizim takımda 8 numara mı var? kaliteliyi geçtim.. selçuk inan'dan başka kim var?

    gelelim varsayalım 10 numara mevzusuna.
    bu konuda belhanda'yı dinleyelim...

    “wesley sneijder ile karşılaştırılmam doğru değil. wesley 10 numara ben ise 8 numara pozisyonunda oynuyorum. beni nokta pas istatistiği ile değerlendirin ve... yaşımın biraz ilerlemesinden dolayı, eski meziyetlerim aynı seviyede değil.herve renardile olan görüşmemizde kendisi beni 10 numara olarak değilde 8 numara olarak kullanmak istediğini söyledi, sonrasında ise takımın en çok top kazanan isimlerinden biri oldum.''

    10 numaradan 8 numaraya evrilmesinin başlangıç hikayesi bu. bu adam için hala varsayalım 10 numara değil belhanda... diye yazmayın rica ediyorum...

    dripling için söylenen "omuz omuza koşmayı sevdiği için dripling yapıyor" cümlesini okuyunca kanım dondu.
    bir oyuncuyu beğenmemek çok normal. oyuna bakışı farklıdır herkesin. ama hater'lık bambaşka seviyeki burada hater'lık belhanda ile sınırlı değil.

    eskiden ios ve andorid'ciler arasında bir tartışma yaşanırdı.
    en iyi kim? tartışmasında herkes savını ortaya atardı. samsung üzerinde yürürdü bu ve ben bize exynos işlemcili telefonları gönderip snapdragon'ları göndermedikleri için hep ios'cu oldum. ama tartışmanın içinde hep, ne beklediğine ve ne istediğine göre değişirdi kazanan. olayın net bir kazananı çıkmazdı hiç bir zaman.

    belhanda'da öyle.
    ondan beklediğin şeyleri yapan bir adam. fazlasını vermeme konusuna yüzde yüz katılmakla birlikte bunun birazda kadro mecburiyeti olduğuna inanıyorum.

    yazıya geri döneyim.

    --- alıntı ---
    yukarıda tüm yazılanlardan belhanda'yı övdüğüm, bazı arkadaşların dediği gibi ne yaptığını göremedikleri şeyleri anlattığımı iddia etmiyorum. sizin anlamadığınız şey şu... bu şeyleri yazınca belhanda'yı övmüyorum aksine takımı eleştiriyorum.
    --- alıntı ---

    bu yazdığım şeyi başıma böyle bir şey gelmesin diye yazdım ancak karşılığında "tüm bunları yazıp da üzerine belhanda'yı yermiyorum dersem abes kaçar değil mi? yeriyorum" diyerek atıfta bulunmak zekice görünebilir ancak bir takımın en iyi oyuncusu olduğunu anlatmak için kaleci istatistiği verdiğinde kalecinin muhteşem olduğunu anlatmıyorsun, takımın en iyi oyuncusunun kaleci olması üzerinden takımı eleştiriyorsun. aradaki fark okuduğunu anlamak ile anlamamak arasındaki fark kadar.. anlamayanlar için tekrar edeyim... benim için belhanda örnekteki kalecidir. oyun kurmanı sağlayan etmendir. bizler, yani galatasaray taraftarı şut atan, frikik atan, bir hareketi ile maçı değiştiren 10 numaralara alışınca bu arkadaş bize yanlış geldi.

    mesut özil'in skor katkısı yapmadığı için eleştirildiği bir dönemde "benim işim oyun kurmak gol atmak değil" diyerek tanımını yapmıştı. geçen sezon 26 maçta 13 gole direkt katkısı var. 1 gol 2 asist deplasman performansı.

    son olarak emre akbaba'nın top kaybı mevzuuna geleyim. bu istatistiği bilerek verdim. ikiside kreatif ön alan oyuncuları, ikiside top kaybediyor demek içindi. "sıkı durun" diyerek aslında birazda durumu anlatmak istedim ama ne göreyim?

    emre kreatif işler yaparken, denerken top kaybı yapması normal iken, sadece deplasmanda 69 kez topla buluşan ve takımın savunma ve hücum arasındaki bağlantısını kuran pas istasyonu, ligin en çok kilit pas atan oyuncularında, asistin asistini yapan yanı oyunu kuran oyuncusu top kaybı yaptığında "çok top kaybetmesi" anormal.

    ne bileyim ilginç. dediğim gibi sadece belhanda hater'lığı ile açıklanmaz bu.
  • 18
    birilerini eleştirmeden önce nedenlerine bakmamız gerek. oyuncuları iyi tanımamız gerek. belhanda'dan beklenenleri görünce, aklıma hep kanat forvetini 4-4-2'nin kanadına yazan insanlar geliyor. mesela hazard'ı 4-4-2'nin kanadına yazan adam ile belhanda'dan 10 numara beklentisi içine girenler benim için aynıdır. futbol öyle bir şey değil ne yazık ki. herkes her yerde oynayamaz. aynı performansı veremez. sırtına 10 numarayı geçirdi diye bir hagi, bir mesut özil olamaz.

    benim yaptığım iş şu... n'diaye ile yan yana oynarken belhanda 2 gol 7 asist yapmış ilk 16 maç (deplasman yine 0'da 0...iniesta'da geçen sene deplasmanda 0'da 0 yapmış. hemde önünde messi ve suarez varken. abowww!!) n'diaye gittikten sonra 1 gol 2 asist.

    işte bu durumu analiz edip "ya adamın yanına bir 8 numara (malum 4-3-3 oynuyorduk düne kadar) daha lazım belli ki. skor katkısı için iki defansif orta saha ile oynayınca hücuma desteği azalıyor" desek bir şeylerin değeri olacak. benim için itham edilen fanboyluğunda. ben bu aradaki farkı görüp yazıyorum belhanda hakkında. fanboylukla suçlayanlar ise parası üzerinden adamın hayatı boyuncu bir sezon tam olarak yaptığı, bir dahada asla yapmadığı şeyleri bekliyor. belhanda'dan sorumluluk almasını, sneijder gibi 30 metreden şut çekmesini, büyük maçlarda oyunu sırtına almasını beklemek, belhanda'yı tanımamak demektir. dahada kötüsü futbolu bilmemek demektir...

    sevgili romalılar, belhanda hayatı boyunca böyle bir futbolcu olmadı. belki biraz montpellier'de. o kadar..
    ondan sonra hiç bir zaman öyle bir oyuncu olmadı. kiev onu almasa muhtemelen arap takımlarına gidecekti. montpellier'in deli başkanı louis nicollin'in istediği bonservisi veren çıkmadı. fenerbahçe çok yüklendi çünkü aykut'un aradığı orta saha oyuncusuydu. ne 10 ne 8 numara. ikisininde işini az az yapan bir adam.

    favre onu kanatta oynattı. sırtını çizgiye dayadığında arkasını kontrol etmediğinde daha rahat ettiğini fark etti. bazen içeride oynattı. bazen kanatta. bazen sekiz numaraya attı. belhanda'yı tanısak klasik 10 numara beklentileri içine girmeyeceğiz ama işte takip etmediğimiz için, sırtındaki forma numarasına bakıp yorum yaptığımız için kötü algı oluşuyor. adam 10 numara değil, işleyen bir sistemde işini yapar o kadar.

    birde artık şundan vazgeçmek gerekiyor... yani para mevzusundan.

    bilmem kaç para alan adam. bilmem kaç para eden adam.. bu tanımlardan uzak durun çünkü, futbolu gözünüzle izlemediğinizin kanıtıdır bu tip söylemler.

    en baştan başlayacağım.
    transfer nedir? nasıl yapılır?

    bir oyuncuya gidersiniz. "kardeşim biz seni takımımızda görmek istiyoruz. nedir bize gelişin? kaça olur? fiş almazsak ne olur?" dersin. pazarlıklar sonucu bir yerde anlaşırsın. bakın anlaşırsınız. orta yol bulursunuz. iki tarafından kabul ettiği rakamlardır bunlar. hatta, dersiniz ki ; "aga söz uçar yazı kalır gel seninle bunu yazıya dökelim". birde üzerine anlaşmayı yazıya dökersiniz. adı üstünde anlaşma...

    şimdi fanboy'luk ile itham edildiğim belhanda'nın aldığı primlerle bilmem kaç parayı oynadığı futbol üzeriden eleştirmek çocukça. bu adamın ederinin bu olmadığını, daha ucuza alınabilecek oyuncuları yazdığım bir entry'i daha evvel paylaşmıştım bir üst entry'de. ama okuduğunu anlamak zor bu zamanlarda. pisa testi yalan söylemez.

    o yüzden tekrar paylaşıyorum.

    --- alıntı ---
    aynı gün, younes belhanda transferi açıklandı.

    8 milyon euro net bonservis maksimum 2 milyon euro net bonus. 10 milyon euro'luk bir transfer.
    profesyonel futbolcu younès belhanda ve kulübü fc dynamo kyiv ile oyuncunun transferi konusunda anlaşmaya varılmıştır. buna göre, futbolcunun eski kulübüne net 8.000.000 eur tutarında transfer bedeli ödenecektir.

    ayrıca, bonuslara istinaden maksimum 2.000.000 euro (net) olmak üzere,

    kulübümüzün 2018-2019 ve 2021-2022 sezonları arasında uefa şampiyonlar ligi grup aşamasına katılmaya hak kazandığı her bir dönem için 500.000 euro net

    kulübümüzün 2018-2019 ve 2021-2022 sezonları arasında uefa avrupa ligi grup aşamasına katılmaya hak kazandığı her bir dönem için 250.000 euro net

    futbolcunun forma giyeceği her bir yirmi beşinci resmi maça istinaden 250.000 euro net...

    http://www.galatasaray.org/...-galatasarayda/35945

    cenk ergün bu transferi, ambrabat beni görünce "bu adam önüne ne koyarsa imzala" dedi diye anlatıyor. senelik 3.350 bin euro teklif etseler buna ek olarak futbolcuya takımın futbolcunun fiilen oynadığı tff süper lig ve uefa müsabakalarında alacağı her bir puan için 5.000 eur prim ödeyecektir. kulübümüzün, oyuncunun görev aldığı maçlarda kazanacağı her 25 puan sonrası ekstra 100.000 euro prim ödemesi yapsalar anında imzalardım.

    younes belhanda'nın mazisine bakalım.
    2013'te sürpriz bir şekilde kiev'e transfer oldu. ondan sonra 2,5 sezon oynadı ve 15-16 sezonun devre arasında schalke'ye gitti. 16 maçta 2 gol 3 asist ile oynadı. sonraki sezon yine kiev'de düşünülmedi nice'e kiralandı 30 küsur maçta 3 gol 7 asist yaptı.

    kiev yeni sezonda yine düşünmediği bir oyuncuydu. dahası 2018'de boşa çıkacaktı.
    sözleşmesinin son senesindeki oyuncu için 10 milyon euro'luk bir bonservis ödemiş. senelik 3.5 milyon euroluk bir maaş veriyorsun. artı ödenen aile için komisyonlar hariç..

    ve bunu, çok zor bir transferi kolayca hallettik diye açıklıyorsun.

    ryota morioka, hany mukhtar, lovro majer, hans vanaken, bryan cristante'yi alabilirdin çok daha ucuza ama yapmadın. 10 milyon bonservis verip üzerine birde komisyon dağıttın.
    --- alıntı ---

    iyi okumak lazım burayı. bir üst entry'de de yazdım. eğer belhanda'nın sezon başında doğru isim olduğunu düşünsem direkt bu entry'yi "cenk ergün alabileceği en iyi oyuncuyu aldı" diye bitirirdim. iyi okuyalım. okuduğumuzu anlayalım... sen gitmişsin adamın ayağına. sen demişsin gel abi senin ederin kaç para... sonra gelip burada bilmem ne kadar alan oyuncunun... diye cümleler kurmayı doğru bulmuyorum. bu yönetim hatasıdır. belhanda'nın sorunu da değil açıkçası. biz zamanında söyledik bu adam yerine alabileceğin daha ucuz oyuncuları. ama aldın. artık senin oyuncun. nasıl verim alacağını yazmak lazım.

    ben elimizdekileri nasıl kullanabiliriz derdindeyim, zira ekonomik durum belli. almak isteyende yok kimseyi.
    ama fanboyluk ile suçlayanlar soner aydoğdu bile ondan daha iyi diye entry girecek kadar körleşiyor. benim sayfalarca yazmamın nedenide tam olarak bu. körleşmeyi önlemek. ülkenin en büyük sorunu ne yazık ki bu çünkü körleşmek...
  • 21
    sanıyorum yazmam gereken başlık bu kez burası. ilk önce https://rerererarara.net/entry/2501425 linkini verdiğim girideki moderatörümüz salyangoz'un yazdıklarına kırıldığım için ilk ona cevap vereceğim.

    https://rerererarara.net/entry/2473159 ilgili girideki https://hizliresim.com/moDy54 kısmında belhanda şut atmıyor diye eleştiride bulunduğumuz için zırvalıyor olduk ktei'ye göre.

    sözlük kurallarını okudum ben.on beş senedir sözlük formatında iş yapan sözlüklerin tümünde yazıyorum. bu sözlüğün farkını ve stilini de okuya okuya öğrendim. ktei bir süreye kadar benim de keyifle okuduğum bir arkadaştı. çok hızlı bir şekilde sükse yaptı ve hepimiz mutlu olarak takip ettik. ama bu onun bize zırvalamayın demesini gerektirmiyordu.

    ona bu konuda bir özür beklediğimi özel mesaj yolu ile belirttim.

    akabinde belhanda'nın iyi oynadığı bir maç sonrasında yine böyle laf yedik eleştirdiğimiz için:
    https://rerererarara.net/entry/2479345

    dahası da var. ünlü olmak için ktei'yi kullandığım ve dünyanın en saçma insanı olduğum da özel mesaj kutumda yazıyor ktei tarafından.

    açık konuşayım bu tartışmadaki üslubumu karşı tarafın dozajı belirliyor. ve bu durumda ceza almakla açıktan tehdit ediliyorum.
    buraya yazabilmeyi yıllarca arzu ettim. maksadım ikili tartışmalarla yer işgal etmek değildi.
    https://rerererarara.net/entry/2481349 verdiğim linkteki gibi girilerdi yazmayı arzu ettiğim. kısa bir süre sonra gireceğim ciddi bir sınav sebebiyle de arzu ettiğim ölçüde yazamıyorum burada.

    lakin ben kafatasçı zihniyet ile saldırmıyorum. ben sorumluluk almayan, deplasmanda oynamayan, her saniye kırmızı kart görme riski olan bir adama güvenilip yola çıkılmaması gerektiğini anlatıyorum ve anlattım.

    bakın belhanda tam da yazdığım gibi deplasmanda hem silik başladı hem kırmızı kart gördü. gören gözler için hiç süpriz değildi. bir sezon gibi bir sürede bu sorumsuzca hareketleri on defaya yakın yaptı. bir kısmında da dışarı atıldı.

    gelelim işin diğer tarafına. https://rerererarara.net/entry/2501318 ilgili giride arkadaşımız yanlış bilgilendirilmiş.
    ben half space'e de, asistin asistine de inanıyorum. mesele bu değil. mesele bunları kullanarak çöp bir oyuncuyu savunmaya çalışmakta. 1500 sayfa kitap yazsanız mesela mehmet topal'ın aslinda hücuma iyi katkı yaptığını bana anlatamazsınız. ama kitabınızda verdiğiniz teorik bilgilerin büyük çoğunluğu doğru olabilir aynı zamanda.

    doğru oyuncularla, doğru fizik gücü ve motivasyonla daha ince ve teknik ayarlar vererek daha iyi bir futbol oynayabilirsiniz.

    konumuz bu olmamasına rağmen benim sahte 9 ile gizli forveti ayıramadığım, buna rağmen eleştiri yaptığım yazılmış.
    o giride sizleri yanlış bilgilendirdiğim için özür diliyorum. evet yıllarca futbolu izledim lakin teorisi üzerine herhangi bir lisans, sertifika yahut profesyonel çalışmam yok. bunlar olmadan da bu ayrımı yapabilmeliydim ama bu da benim kusurum oldu. ama sizlere anlattığım gibi belhanda'nın her saniye kırmızı kart yiyebilecek sorumsuz bir oyuncu olduğunu bilmeme mani olmadı tabi bu bilgi.

    vurun beyler, problem değil. ben haklı çıktım. belhanda olmadı. galatasaray formasını giyebilecek bir oyuncu olmadığını ıspatladı. hem de tam da yazdığım şekilde:

    https://hizliresim.com/nlD6LB bakın bunu tam bir ay önce belhanda başlığı altına yazmışım. buna rağmen geçen maç iyi oynayınca belhanda sustum. sistem değişikliği nedeniyle falan 3-4 hafta üst üste iyi oynasaydı aslında ben göremiyorumuşum deyip özür dileyecektim. hem de yalandan değil, gerçek bir özür. daha yazacak bayağı şey var ama uzun yazı okunmuyor çok fazla.