• düzgün bir adam. başarılı olacağına inanıyorum ben.

    "bizi eleştirecek olan da destekleyecek olan da taraftar. elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım. bu yaşımdan sonra stres yapacak değilim, sakinim. sorumluluk almaktan çekinmeyeceğim." demiş.

    bazı karakter yoksunları gibi karşımda titremeyip yüzüme söylesinler falan dememiş. bu seneye damga vuracak adamlardan birisi kendisi olabilir bence.
  • 1 haziran 2015 tarihli 90+ programinda sezonun istatistikleri vardi.

    hucum bolgesine isabetli top:
    1. bilal (232)
    2. caner (217)
    3. aatif (217)

    galatasaray'a yeni gelen transfer kim olursa olsun bizde ne is yapacagina bakarim. simdiden itin gotune sokmaya gerek yok. ayrica her hocanin onceden bildigi ve inandigi 1-2 oyuncuyu yeni takimina isteme hakki/sansi vardir. sonucta sneijder ve selcuk'a alternatif olsun diye aliniyor. emre colak'in yerinde olsam iste simdi hep ben hep ben amk derdim.
  • nasıl başlasam bilemedim açıkçası. acaba dedim bilal'in dünkü maçtaki performansını mı yazsam? yoksa bilal'in teknik özelliklerinden ya da karakterinden mi bahsetsem? bilmem bilir misiniz futbolda "kadife bilek" diye bir tabir vardır. neyse, ben ne yazacağıma karar veremedim. en iyisi dedim öyle bir yazmaya başlayayım da gerisi gelir. sonra aklıma dün okuduğum bir entry geldi. orada bilal kısa'nın 17 ekim 2015 galatasaray gençlerbirliği maçında attığı gol için şöyle bir ifade geçiyordu; "şans golü".

    dün, bilal'in attığı gole şans denilen yazıyı okuduğumda vücudum çok değişik tepkiler verdi. başka bir aleme gittim. demet akalın'ın "çalkala" isimli şarkısını açmışım. istemsiz olarak gülmeye başladım, gülerken aklıma insanoğlunun son yıllardaki hali geldi. sonra bu konuları daha fazla düşünmemek için karşımda sessiz sessiz bira içen arkadaşıma söyledim bunu. "oğlum, bilal'in golüne şans demiş adam" dedim. çocuk da haklı olarak "hangi golüne?" dedi. "bugünkü golüne" deyince "dalga geçmiştir ya" dedi. sonra biraz bu ihtimal üzerinde durdum. ama hayır, dalga geçmemişti. sonra başka arkadaşım geldi yanımıza. bir gelsene diyerek çağırdım ve golü izlettim. video bitince "pozisyon hangisi?" dedi çocuk. "bu kadar" dedim. "sen benle daşak mı geçiyon olum? ne yani, benden bu gole şans dememi mi bekliyon?" dedi.

    velhasıl kelam, eğer bir kişi bilal'in 17 ekim 2015 galatasaray gençlerbirliği maçında attığı gole "şans" diyorsa, ben o kişinin daha önce herhangi bir futbol maçı izlediğinden, izlemişse de o maçlarda herhangi bir golün (gol: futbolda topun tamamının, kale direkleri arasındaki kale çizgisini geçmesi) atıldığından şüphe ederim. eğer futbol izleyicisi ise o kişinin futbol diye izlediği şeyden şüphe ederim. ama eğer gerçekten normal birisi ise ve o gole şans diyorsa bu kişi -kısa ve öz- art niyetlidir. bu art niyet konusuna bir örnek de şu; burada aklı başında olan, kalem gücü olan, yazı yazabilen kişiler bile mevzu bahis olan kendi egoları olunca o kadar art niyetli oluyorlar ki burak'ın penaltı poziyonu için "aslında burak rakibe faul yaptı ama hakemi kandırıp penaltı aldı" diyorlar. eh be kardeşim, el insaf be kardeşim.

    abi bakın, sakin olun, sakin düşünün. neden bu art niyet? bilal üzerinden değil sadece daha genel olarak neden bu kadar art niyetlisiniz? kapak takmışmış. taktırmasaydın kendine kapağı. bilal'i yeterince tanımadan, futbolu yeterince bilmeden buralarda ahkam kesmeseydin. kimse bilal'e bir mesut özil demiyor. ama adam iyi oynadı işte arkadaş. art niyet taşımayan, futbolu az veya çok bilen, ingiliz, ispanyol, alman, türk kim var kim yok dünkü maçı izlesin "sarı-kırmızılı takımın 5 numaralı futbolcusu iyi oynadı, çok da güzel bir kafa golü attı" der. yahu bunu söyleyemeyecek kadar ya da bilal'i bu kadar küçümseyecek, bu kadar aşağılayacak kadar ne düşünüyorsunuz? ayıbını geçiyorum yazık, yazığını geçiyorum ayıp. ne yaptılar size? ne yaptılar sizin beyninize? bir yerlerde birileri komplolar üretiyor siz de buna inanıp kendinize kurban seçtiğiniz futbolcuları çeşitli yollarla aşağılıyorsunuz.

    yine aklıma geldi, yahu adam gole şans demiş ya. golü bilgisayarıma indirdim, "şans golü" diye de kaydettim. ibret-i alem olsun diye bu golü gelen her arkadaşıma izleteceğim. "bu gole şans dediler" diye sunumlar yapacağım. bu golü kendimden sonraki nesillere aktaracağım. ha belki de aktaramam. neden aktaramayacağım biliyor musunuz? çünkü buraya yine öyle şeyler yazacaksınız ki bu gole "şans" demek o diyeceklerinizin yanında devede kulak kalacak. "ya tamam kardeşim sen de abartma" demeyin, çünkü abartmıyorum.

    belki okuyup "ben ne yapıyorum?" dersiniz diye buraya bir şeyler yazıyorum ama bunu da art niyetli okuyorsunuz. rica ediyorum bunu okurken sinirlenmeyin. ben sizin düşmanınız değilim. ben sizin zihniyetinizin, gidişatınızın yanlış olduğunu söyleyen, gece gece bunu yazan bir bireyim. rica ediyorum bunu düşünün.

    saygılar.
  • ülkenin bayern münihi olma yolunda emin adımlarla gittigimizin resmiyeti olan oyuncudur.

    2009-2010 sezonun en çok parlayan yerli oyuncularından birisi yekta kurtulus'tu aldık.
    2010-2011 sezonunun en iyi orta sahası selcuk inan'dı aldık.
    2010-2011 sezonunun en iyi yabancı orta sahası amrabat'tı aldık.
    2011-2012 sezonun en iyi forveti burak yılmaz'dı aldık.
    2013-2014 sezonunun en iyi oyuncusu olcan adın'dı aldık.
    2013-2014 sezonunun en dikkat çeken genc oyuncularından birisi tarık çamdal 'tı aldık.

    sıra 2014-2015 sezonunda, bilal kısa bu sezonun en iyilerinden bence, biz de en önde olanı almaya alıskınız, aman diyeyim alt yapıdan genc oyuncu falan cıkartmayalım nasılsa hazırı var.
  • bulunduğu müddetçe ne bir polemiğe adı karıştı, ne de yedek kaldığı için oraya buraya trip attı... oynadığı maçlarda da kendisine yaşlı diyenlere inat en çok koşan, en çok mücadele eden futbolcu oldu hep...

    96-00 dönemindeki efsaneleri bir kenara bırakıyorum, son 15 senedir bize gelen yerliler arasında -necati'yle birlikte- hep olumlu hatırlayacağım biri varsa o da bilal'dir.

    yolun açık, benden yana -varsa- hakkın helal olsun sakallı. bir gün gene buluşalım galatasaray çatısı altında...
  • "bu adam başarısız olsa da hamza hoca'ya rahatça sövsek" diye bekleyen bi güruh olacak. aynı güruh önümüzdeki sene, bilal 2-3 tane maçı tek başına çözse, "32 yaşında bilal'e kaldık yeeaaaaa süper ligimiz böyle kalitesiz yeaaaa diye" de kendilerini tatmin ederler artık. çünkü şımarık galatasaray taraftarı olmak bunu gerektirir.
  • kadife bilekliğillerden bilaldir.

    ya böyle oyuncular için yaş güzeldir. bu herifler fiziğiyle oynamıyorlar ki. 32 yaş futbolcu için bitik yaşlar değil. bakın şu atarlı emre eğer kaptanımız selçuk kadar oynasa fenerbahçe için ne kadar büyük avantaj olur. fark ettiniz değil mi? 35 yaşında adam ama oynamak isteyen için yaş problem değil o kadar.

    uzun süre yazmayınca böyle bi kitlendim ne diyecektim ne diyordum dur bi ya. heh zaten türk futbolcusu futbolu 20li yaşların sonunda öğreniyor. 23 yaşındaki bilali almazdım. 23 yaşında burak yılmaz'ı da almazdım. çolak daha bak öğrenecek diye bekliyoruz hala. bi semih var yaşından olgun olan geri kalanlar çer-çöp ya.

    bak şimdi. kıyas yapacağım oyunculara bakalım mı? of çok pis taşşak geçilicem ama olsun ya sağlık olsun. ryan giggs, efendime söyleyeyim başbakan pirlo, tugay kerimoğlu daha daha başka oğuz çetin. bunlar iyi futbolcular akıllı adamlar oyunu yönlendirebilen çok da işin kaosuna karışmayan kaostan fayda çıkaran futbol zekası üst düzey oyuncular. topa can katan, bi anda her şeyin seyrini durduğu yerden değiştirebilen soğuk kanlı tayfadan. ya parasıymış bilmemneymiş ne bekliyorsunuz ulan. galatsaraya gelen adama 100.000 euro para mı verecektik? adam kariyerinin son deminde ağız tadı vermeye gelmiş bize çok da şeyapmayın yani parayı. hem zaten ne alıyor ki ya piyasa bu işte böyle.

    ya şimdi 34 hafta türkiye ligi 6 şampiyonlar liği 10 da türkiye kupası olsun hadi. 50 tane maçımız var. ya böyle adamın kadroda olması beni mutlu eder ya yapmayın. ali sami yende kilidi açmak için bilal girse kötü mü olur yani cümbür cemaat hücum yaparken organize etse hem de şutör allahına kadar. bilmem ben tatmin oldum şahsen. gerçi benim böyle yumuşak futbolcu fetişim var ya siz bakmayın bana belki de abartıyorum da neyse ya. hoşgeldin bilaloğlancığım skoru tutmak için oyuna girip paslarınla takımımızı rahatlatacağın günleri iple çekiyorum.
  • bu yaşa bu kulvarda böyle mücadele gerçekten takdir edilesi bir şey. futbolu algı yolları kapalı bazı arkadaşlar anca kötü oynadığı maçta yerin dibine sokmasını bilir, hamza'nın evladı statüsünde oynuyor der, maçta hiçbir etkinliği yok der... hep bok atmak adına der bir şeyler yani... ben kendisine 21 ekim benfica maçındaki performansından dolayı teşekkür ediyorum. mücadeleye devam aslan parçası
  • en az bir aydır her allahın günü ısrarla buraya yazmamıza rağmen hala aynı argümanlar. çok iyi oynayacak yabancı hayranlarını susturacakmış. hayır sözlüğü hiç mi okumuyorsunuz arkadaş. bu adamın transferinde asıl tartışılan ne kadar ihtiyacımız olduğu.

    sen şimdi yeni sağ bek gelmediği için sabri' nin hataları gol olunca susacak mısın? melo' nun yerinde alakasız birisi gelince derbilerde takım sindirilince, alakasız goller yediğimizde susacak mısın? sağ kanatta umut bulut' un yapamadığı işlerden sonra susacak mısın? pivot forvetin olmadığı için son 20 dakika akın akın atak yiyip gol yedikten susmayı bilecek misin? bilal kısa' yı alana kadar eksiğimiz olan bir sürü bölge var ve orta sahamız çok kalabalık. elindekileri gönderemedin, birazda zor gönderirsin. olurda eldekiler giderse bilal kısa transferi anlamlı olabilir.

    neyse bilal kısa bir gol atar bize kapak olur ama eksiklerimizden dolayı 3 gol yeriz. burada bunu yazınca da sözlük çok kalitesizleşti yeaaaa diye gezersiniz.
  • geçen sene bu takımda yekta, dzemaili, umut gündoğan gibi vasatlar bulunuyordu. nasıl oynadıklarını hatırlayanlar bu adamı hangi hakla eleştiriyorlar anlamak mümkün değil. bi' kere takımda en az kazanan oyunculardan biri. ne yaptı diyenlere de şöyle küçük bir liste sunayım;

    doğru düzgün oynamaya başladığı tarihten itibaren;

    trabzonspor deplasmanında 1-0 kazanırken attığımız golün serbest vuruşunu kullandı.
    başakşehir deplasmanında podolski'nin golünde asist yaparak kilidin açılmasında katkı sağladı.
    gençlerbirliği maçında * ilk yarı 1-0 yenik kapattıktan sonra skoru beraberliğe taşıyan kritik golü attı.
    eskişehirspor maçında * oyuna girdikten sonra kapanışı harika bir golle yaptı.

    astana deplasmınında uzaktan harika bir gol attı.
    benfica maçında * penaltı yaptırarak 1-1'i bulmamızı sağladı.

    kendisinin lig'de forma giydiği 8 maçın 6'sını kazandık, 2'si ise berabere bitti. bu 6 karşılaşmanın 4'ünde de skora direkt etki etti. şimdiye kadar yaptıklarına bakacak olursak; kafayla gol, kafayla asist, frikikten asist, uzaktan şutla gol, penaltı yaptırma. ve bu adam melo gibi takımda hiç kimsenin yerini zerre dolduramadığı bir yerde oynatılırken yaptı bunları. yanlış yerde oynatılmasından dolayı defansif zaafları önemli ölçüde ortaya çıktı ancak hata kendisinin değil, hamza hoca'nındır.

    iyi bir galatasaray'ın ilk 11'inde direkt oynayacak bir oyuncu olmadığı konusunda hemfikirim ama bu kadar güzel işler yapan bir adam, hamza hoca'ya olan kızgınlık ve melo'nun yerinin doldurulmamasından dolayı bu eleştirileri haketmiyor. adamla birlo diye dalga geçiliyor, pirlo gibi bir efsanenin başbakan lakabını 34 yaşında transfer olduğu juventus'ta aldığı unutuluyor. bilal kaliteli bir oyuncu. yanında melo gibi bir adam olsun, yeri gelir selçuk'u, yeri gelir wesley'i yedekler.

    bu adam geçen sene akhisar'dayken de tüm beşiktaş ve fenerbahçe maçlarında skora direkt etki edip rakiplerin çok kritik yaralar almasına sebep olmuştu. mustafa denizli, sırf hamza hoca'nın çok tuttuğu bir oyuncu diye bu adama tavır alır ve göndermeye kalkarsa çok yazık eder.
  • bizim seviyemizde iyi bir rotasyon oyuncusuydu. oynaması gereken maçlar da belliydi. şutu olduğu için geriye düştüğünüz maçlarda, iyi bir pasör olduğu için de oyunu tutmak istediğiniz maçlarda oyuna sokabilirdiniz.

    bilal'in üstün bir fiziksel yapısı yoktu, çok sağlam ciğerleri yoktu ama buna rağmen sahada çok gezinirdi. iyi duran top kullanırdı, iyi bir pasör ve iyi bir şutördü. kendisinin on bir başlayacağı maçlar da belliydi: kupa maçları.

    emin olun bilal hiçbir zaman ilk on bir oyuncusu olarak düşünülmese bugün galatasaray seviyesini real madrid seviyesi zanneden dostlar da bilal'i çok güzel hatırlayacaktı.

    galatasaray'da bazı saha sorumluları, teknik direktör demeyeceğim, bilal kısa'yı, umut bulut'u, ryan donk'u, hatta dzemaili'yi bitirmeye çalışmıştır. içlerinden bir tek ryan donk kendini kurtardı, hem de ne kurtardı.

    yani bilal'i izledik. şutu olan ama çekip vurmaktan ziyade genişte çevresi boşken yakalarsa iyi vuran bir futbolcuydu. üstelik uzun pası da vardı. iyi kısa pas yapabilen biriydi de. kendisini aptal gibi ilk on bir oyuncusu olarak kullanmak yerine ilk pasından sonra daima boş alanlara hareket edecek şekilde yönlendirseydik belki de geçen sene galatasaray'da yüz küsür maça çıkmış bir futbolcu olarak buradan ayrılırdı.

    mesele bilal de değil. kendisi de babamın oğlu değil. nötrüm kendisine karşı. yalnız donk, dzemaili, bilal var ya, tam da galatasaray seviyesinde topçular. donk kaç yaşında ingiltere'ye gitmiş, dzemaili nerelerde kaç maç yapmış bir bakmak gerek. şımarıklığın lüzumu yok.