• 1
    futbolda çok,diğer sporlarda az gözülür.tamamen kişilik meselesidir,futbolu bırakma yaşına gelmiş ama takımın en iyisi olan bir çok oyuncu varken,daha 25-30 yaşında ama maddi olarak hayallerinin zirvesine gelip kendini salmış ve artık kariyer değil para peşinde koşmaya başlamış bir çok oyuncu da mevcuttur.parayı seçenlere örnek olarak emre belözoğlunu, kariyeri seçenlere de barcelona'dan daha düşük bir yıllık gelirle galatasaray'a gelen ve taraftarda bıraktığı etkiyle bugün gelse oynayabileceğinin düşünülmesine sebep olan hagi'yi gösterebiliriz.
    diğer branşlara da kısaca bir göz atacak olursak ; teniste,hala çıkış beklense de eski günlere dönmesi imkansız olan roger federer,nba'de ne halt ettiğini şaşıran,yolu beşiktaş'a kadar gelen iverson ( gerçi hakkını yemeyelim,adam kızının hastalıkları yüzünden formsuz kaldı lan yoksa ne işi var ? bjk ye ısınmaya gelmişti,baktı ısınamıyo gitti ) ya da t-mac gösterilebilir.bunlar da başarıya doymuş sporcudur.bir de doymayanlar vardır ,bunları yazmayım sabah işim var yatmam lazım...bikaçından bahsediyim bari puyol,gerrard,xavi,casillas... diye gider,adamlar hala aç.(ha bu arada golfte de tiger woods,polülaritesi düşmekte ama hala golfün zirvesindedir.o da doymadı bir türlü (bkz: başarıya doyması istenen sporcu) )
  • 3
    (bkz: galatasaray futbol takımı)

    2011-2012 sezonu ile başlayan başarılı dönemde galatasaray forması giyen ve şuan da takımın iskeletini oluşturan futbolculardır. selçuk, burak, semih, sabri bunlara örnek verilebilir. bu isimler galatasaray'da misyonunu tamamlamış, kazanılacak bir çok başarıyı kazanmış isimler. semih'in ilk çıktığı yıl gösterdiği performansı ele alalım. a takımda yeni yeni şans bulmaya başlayan genç bir stoperdi. yanında ujfa gibi bir tecrübe ile çok iyi uyum yakaladı. gösterdiği çaba ve mücadele ile taraftarın takdirini kazandı. selçuk geldiği ilk sezon hem performans hem istatistik olarak kariyerinin zirvesini gördü. bunda trabzonspor ile elinden alınan şampiyonluğunun ve galatasaray gibi bir camiada oynamanın etkisi büyüktü. burak yılmaz geldiği ilk sezon yanlış hatırlamıyorsam ligde 32 golle kral oldu, şampiyonlar liginde 8 gol attı ve o da kariyer zirvesini gördü. sabri ise biraz farklı. senelerdir bizde. senelerdir eleştiriliyor. ama ben son iki sezondur kendisinden nefret etmeye başladım. neden acaba? eskiden bu adam mücadele ediyordu, efsane maçlar çıkarıyordu. yine saçmalıyordu ama bir şekilde taraftara sempatik gelecek bir şeyler yapabiliyordu. ama son iki sezondur rezil ötesi bir hâlde. bunun sebebi de artık ben oldum, bitti her şey havası. bölgesini kapatmaz, geri dönmez lakayt bir oyun orta koyar.

    bu dört isim ilk aklıma gelenler. kuşkusuz daha bir çok isim sayılır belki. mesela melo. misyonunu tamamladı ve ayrıldı. belki kalsa o da eleştirilecekti böyle ölümüne. hatırlarsanız geçen sene formsuz olduğu dönemler de kuyusu kazılmaya başlamıştı bile. melo ne yaptı? ayrıldı. iyi de bir bonservis kazandırdı. ama türk futbolcusu nedense böyle düşünmüyor. bırakana kadar kalayım, paramı kazanayım da ne olursa olsun mantığında.

    bize yeni bir yapılanma lazım. muslera, poldi ve sneijder'i çevresine sinan gibi, carole gibi, linnes gibi başarıya aç isimler alınarak yeni bir takım kurulmalı. zaten ffp yüzünden yıldız alacağımız yok. elimizde hali hazırda üç tane var. bu üç yıldızı taşıyacak 4-5 tane işçi futbolcu ile istikrar ve başarı tekrar gelecektir. kadronun iskeleti az çok belli zaten. muslera linnes carole sneijder poldi sinan. emre çolak, koray günler, josé gibi oyuncularda takımda tutulur. al sana genç ve başarıya aç takım. elbet başarılı olurlar. ilk sene olmasa ikinci sene.

    tabi bu yapılanmaya sabır gösterecek taraftar da lazım. o konunun çok ayrı bir boyutu. ama kendi şahsım bu konuda epey sabırlı olabilirim diye düşünüyorum. benim gibi düşünenler de illa ki olacaktır. zaten takımın başka türlü kurtulmasıda zor bu durumdan.

    edit:burak 2012-2013 sezonunda 24 gol atmış ligde. 32 golü 2011-2012 sezonunda trabzonspor ile atmış. aydınlattığı için dasg beye teşekkürü borç bilirim.
  • 7
    vizyon-başarıya doymuş sporcu-transfer politikası.

    bunu uzun uzun yazmaya bile gerek yok.
    transfer politikan şampiyonlar ligini kazanmak isteyen, dünya kupasında bireysel ödül veya şampiyonluk için daima kendisini hazır tutan, avrupa süper kupasını ve dünya kulüpler kupasını kazanmak isteyen, bunlar için kariyerinin sonuna kadar çabalayan adamları almak olmalıdır. bu vizyondaki adamlar, bu başarılara ulaşırsa başarıya doymuş sporcu olur. bu başarıları bir kere kazanıp doyan futbolcunu 1 sezonda gözler, gönderirsin. baktın hala aynı çabası var, takımda tutarsın.

    lokal ligde 2-3 kupa ve şampiyonluk ile doyan adamın galatasaray'da işi olmamalı. çünkü bizim amacımız türk olmayan takımları yenmek. "gerçek galatasaray"ın en büyük arzusu şampiyonlar ligidir. gerçek galatasaraylı onu ister. sırada o var. lokal ligdeki kupalarla doyan adam, galatasaray'da olmamalı.
  • 8
    2, bilemedin 3 senede bir değişikliiğe gidilmesi gereken sporcular. her takım bu süreçten geçiyor maalesef. futbolcular doymuşluğun yanı sıra şımarıyorlar da aynı zamanda. buna imkan vermemek için önlem alacaksın. duygusallık maalesef bunun önüne geçiyor. duygusal davranıp futbolcular ile yolları ayıramıyoruz. üstüne 3 yıl daha sözleşme imzalıyoruz.
    sonuç: 2019 2020 sezonu.

    belhanda, selçuk, feguli, mariano. nago.
  • 9
    zannımca saçma sapan bir aforizma. başarıya doymuş futbolcu yoktur. real madrid ile kazanmadığı kupa kalmayan. sergio ramos, marcelo, varane, benzema gibi oyuncular hala daha canla başla oynuyor ve kazanmaya devam ediyor. neden mi bu oyuncuları saydım ? çünkü daha kısa bir zaman önce kendileriyle karşı karşıya geldik de ondan. canlı canlı hepimiz izledik ve gördük. messi ronaldo örneklerini vermeye gerek bile duymuyorum. olsa olsa futbolcunun gevşeği ve futbol anlamında “ karaktersizliği” olur.