resim
Barış Alper Yılmaz
Takım:Galatasaray
Mevki:Sol Kanat
Yaş:25
Boy:1.86
Uyruk:Türkiye
  • 8377
    100 milyon da verilse satılmamalı, maaşına da bir lira zam yapılmamalı. iyi o zaman, paranın kokusunu alan antrenmana çıkmasın, çocuk gibi küssün, ben gitçem banane desin. biz de ah canım git madem zaten burası da çiftlik diyelim.

    otursun, şampiyonlar ligini de, 2026 dünya kupasını da tvden izlesin. galatasaray markası yalancı, cahil, 70 iq bir menajerin şantajlarına asla prim vermez.

    bedel ödemek zo-run-da !
  • 8378
    kendisinin transfer sürecinde çok komik bir şey öğrendiğim futbolcu; ortada 40-50'yi bırak 30'u bile bulan bir teklif yok galatasaray'a yapılan.

    menajerler neom'a gidip "biz bu işi ucuza hallederiz, komisyonumuz da şu kadar olur" diye pazarlık yapmışlar.
    ölmeden miras paylaşılmış anlayacağınız. şimdi de barış'ı öldürmenin yolunu arıyorlar yana yakıla. o menajer bozuntularının ve twitterdaki satılık kalemlerin götleri tutuşmuş şekilde "nolur barış'ı satın" diye 40 takla atmalarının sebebi bu.
  • 8379
    100 metre öteden ne mal olduğu belli olan bir adamı kendisine menajer yapmış, herifin bunu iyi bir yere götürme ihtimali bile yok, yabancı dil bildiği bile şüpheli. maldan denen herif tam bir sokaktaki sıradan adam. herhangi birisi. hiçbir özelliği yok, portföyünde barış dışında hiçbir değer yok. dümdüz birisi, barış iyi çıkınca allah yüzüme güldü diyor ama senin o sıfatına sıfatına vuracak bu kulüp.

    barış da bu herifi menajeri yapacak kadar akılsızmış.
  • 8380
    beyaz tv'de o menajer denilen herifin konuşmasına bakılırsa ortada araplardan gelen bir teklif yok. barış, menajeriyle bir olup bonservisini düşürmeye çalışıyor. anlaşılan biz ne kadar düşersek bunların cebine girecek.
    yönetim bu işi sessiz kalarak çözeceğini düşünüyorsa yanılıyor.
    galatasaray'ın büyüklüğünü herkese hissettirmeleri gerekiyor. gerçi önce kendileri farkına varmalı.
    ayrıca barış, 2 milyon euro maaş alıyormuş da sane 9-10 alıyormuş diye ortalığı karıştırıyorsa bunun da ayrı cezası olmalı. öyle bir hale sokacaksın ki bundan sonra başka kimse bunu demeye cesaret edemeyecek.
  • 8386
    hocamız ve yöneticilerimiz kulüp menfaatleri doğrultusunda profesyonel davranacaktır ve muhtemelen satılacaktır. benim taraftar olarak isteğim ise sözleşme süresi boyunca as takımla idman bile yapmaması yönünde. realist bir bakış değil tabi ki.

    sözleşmesi sona erdiği zaman ise çok sevdiği menajeri ile keçiörengücüne dönebilir. ankarada yaşayan biri olarak maçlarına gelir, orada bile ağır konuşurum kendisine.
  • 8387
    muallakta olan futbolcu. 1-2 gün süresi var benim gözümde, bu sürede ya çıkacak özür dileyecek ve şark kurnazı menajeri olan bozguncu maşa ile yollarını ayıracak ya da kariyerini bitireceğiz.

    kariyerini bitirme konusunda yönetimden beklentim kontratı boyunca süründürülmesi, para her şey değildir. diğer kulüp ve menajerler kafasına vurup lokması alınacak bir kulüp olarak görmemeli bizi. zaten ortada bırak 30u, 20 25 bile teklif yok. 30 alsakta yerine bir otuz da cuestalara harcarız boşuna.

    bir nokta da aslen gönül verdiği takım. mesela fatih terim ve metin oktay için eskiden beşiktaşlı oldukları söylenir, ama doğru ama yanlış. mesela suyun karşı tarafının attack dog'u ve emekli ayıcığı(kartaldan arkadaşlarını bizzat tanıyorum) gençliklerinde galatasaraylıydı. barış da kerem gibi(bunun da abisini bizzat tanıyorum) çocukluktan fenerli. çocukluk resimleri internette mevcut, volkanla alexle formalı fotoları var. tabi bu her şeyi açıklamaz ama fenerli kafasını hesaba katınca rasyonel davranılmaması daha normal oluyor. o camiaya bulaşan sapıtıyor. biz de ise öyle değil yunus ya da başkası gerektiğinde çok rasyonel.

    sözün özü bence kendini çöp edecek ama umarım böyle olmaz
  • 8390
    oynadığı arkadaşının parasının hesabını yapan, antermana çıkmayıp arkadaşlarına saygısızlık yapan adam özür dilese ne dilemese ne. ancak menajer dediği çakalı başından atacak ve gelecek herkesten samimi şekilde özür dileyecek ve ortalık duruluna kadar as kadroda yer almazsa belki. umarım 50 milyonu getirir ve gider. ya da okan hoca artık bu naifliğini bırakır da biraz fatih hocayı örnek alır. kendisini kadro dışı bırakır. gerçi bu kararı okan hoca değil esas yönetim verecek. çek kenara, yazma avrupa listesine bakalım kim kaybediyor.
  • 8391
    bu iş uzadıkça kötüye gidecek belli oldu. uzamadan çözülmesi artık şart, ama bu çözüm ancak ve ancak galatasaray'ın şartları ile olursa çözüm olacak herkes için.

    iki senaryo var bu işin çözümü için:

    1) barış satılacak. menajeri komisyonunu alacak. keçiörene payı ödenecek. biz de aldığımız bonservis ile zaman kaybetmeden şartlarda anlaştığımız kaleci - sağ bek - stoper ve hızlıca anlaşacağımız orta saha transferlerini çözüp konuyu arkamızda bırakacağız. bu satış da bizim şartlarımıza uygun olacak, ne alıcı kulübün ne menajerin ne barış alperin ne keçiörenin değil. bizim şartlarımızla olacak. bizim şartlarımız için de bu 4 transferde kullanılacak para emsal alınacak, bu bedelin altında bir bedel kabul edilmeyecek.

    konuşulanlara göre de bu 3-4 transfer için bize 40 milyon euro'dan biraz daha yüksek bir bedel gerekecek. hadi 40 diyelim, keçiören payını da bunun üzerine ekleyip arap kulübüne bu bedel söylenecek. bu bedeli getirecek, peşin olarak tek parçada ödeyecek (taksit - pay vs. olmayacak asla) ve konu kapanacak.

    yel kayadan ancak toz alır. barış gidince nasıl olsa kendisi kaybedecek, bizim kaybedeceğimiz bir şey (bu para alınır ve doğru transferlerde kullanılırsa) yok burada. hasan şaş'ın konuşmasında en çok beğendiğim söz zaten "galatasaray ağaçtır, gerisi dal. kırılır gider" sözü oldu. aynen öyle. ağacın dalı kırılır, köküne bir şey olmaz. hele hele şu andaki halinde emin olun hiç bir şey olmaz.

    ama şunu da ekleyeyim, her ne kadar bizimle artık alakası olmayacak olsa da barış menajerinin aklına uyup menajerine hayatında bir daha göremeyeceği paraları kazandırıp da arabistan'a gittiğinde "ulan ben ne yaptım" diyecek. arabistan bu ya yani, sanki bana italya - almanya. neyse, dediğim gibi o kısmı bizim için artık önemsiz.

    2) barış satılmayacak. sözleşmesinde iyileştirme vs. yapılmayacak. keçiören'e de hiç bir şey ödenmeyecek. biz de yapmamız gereken 3-4 transferde gideceğimiz profilleri biraz düşürüp yine eksikleri tamamlayıp yola devam edeceğiz. ama burada da bunu bundan sonrası için hem menajerler hem oyuncular için emsal hale getirmemiz lazım.

    barış'ı kemerburgaz'da hiç bir seviyede antrenman yaptırmayacağız. bireysel çalışacak. altyapı takımları da dahil olmak üzere hiç bir oyuncu ile etkileşimde olamayacak, galatasaray'ın hiç bir antrenörü barış'la çalışmayacak.

    barış'ın menajeri ve bu işe dahil olan diğer 2 menajer (tuncay maldan - cenk melih yazıcı ve gökmen özdemir) ile ilişkisi olan tüm topçulara "menajerinizi değiştirin, bu isimler ile çalıştığınız sürece galatasaray'da olamazsınız" işi yerleştirilecek kafaya. bu 3 menajer ile bağlantılı hiç bir oyuncuya gidilmeyecek, oyuncularının sözleşmeleri yenilenmeyecek.

    neom kulübü transfer kurallarını çiğnediği gerekçesi ile fifa'ya şikayet edilecek. sözleşmesi olan oyuncu ile kulübünden izinsiz görüşme yapmak transfer talimatlarına göre yanlıştır.

    keçiören başkanına da barış'ın satılmayacağı, kendisinin alacağı komisyonu alamayacağı ve barış'ın sözleşmesinin sonuna kadar (30.06.2028 - tff sitesinde bu şekilde belirtiliyor) kulüpte kalacağı sonrasında da sözleşmesi yenilenmeyip serbest bırakılacağı bildirilecek.

    bu iki yoldan birincisi herkesin daha fazla işine geliyor elbette. neom istediği oyuncuyu alıyor, oyuncu istediği maaşı alıyor, menajerler komisyonuna bakıyor, keçiören parasını alıyor, biz de hem sorunlu oyuncudan kurtulup hem de eksiklerimizi istediğimiz profildeki oyuncular ile dolduruyoruz. konunun tüm tarafları için win - win.

    ikincisi ise demir yumruk. ve göründüğünden çok ama çok daha zor, uzun ve meşakkatli bir süreç. her ne kadar bir taraftar olarak gönlüm 2. şıkkı uygulayıp galatasaray'ın gücünü cümle aleme göstermek istese de bu yoldan gidilmesi şu anda mantıken bence doğru değil. galatasaray tam dünyadaki imajını istediği yere getiriyor, oyuncuların gelmek için can attığı bir kulübe doğru evriliyor, o dünyadan daha büyük hayallerimize doğru yürüyor, marka değerini inanılmaz arttırıyor derken bir anda böyle bir tabir-i caizse "astığım astık kestiğim kestik" anlayışı bu yaptıklarımızı çok kolaylıkla yıkabilir. bu marka değerine, bu noktaya kazıya kazıya geldik, bir anda yokuştan aşağı yuvarlanmak inanın en yanlış yol olacak izlenecek.

    mantıklı hareket etmemiz şart. bizim şartlarımıza uyduktan sonra nereye gidiyorsa gitsin, biz de işimize bakalım.
  • 8394
    uzun olacak baştan uyarayım;

    pardayanlar diye bir roman serisi vardır. müsluman ve akp ahlaki ile bezeli günümüz türkiye'sinde pek de kiymeti olmayan erdem, dürüstlük, cesaret gibi özelliklerle donatılmış şövalyelerin hikayesini anlatır. bence her çocuğa okutulması gerekir bu ülkede bu serinin.

    ***

    eski başkanlarımızdan alp yalman'ın bir söylemine denk gelmiştim. alp yalman bir dönem üç büyükler arasında sezon öncesinde bir sözleşme imzalandığını anlatmıştı. adı centilmenlik anlaşması olan bu sözleşmeye göre 3 büyüklerden birinin teklif yaptığı bir oyuncuya diğer kulüp teklif yapmayacak görüşmeler devam ettiği sürece. alp başkanım göreve geldiğinde bu sözleşmeyi imzalamamış. bunu diğer iki kulübün başkanına şöyle açıklamış; ''bu anlaşmanın adı ne? centilmenlik anlaşması. peki gerçek centilmenlerin yazılı bir anlaşmaya ihtiyacı var mıdır?''

    ***

    bugün galatasaraylı olmayan herkes barış alper'in transferinde önerilen yüksek maaş karşısında barış'ın gitmek istemesine hak veriyor. ''o kadar para sana teklif edilse takımını değiştirmez misin'' vs. diye de bir empati kapısı açıyorlar insanlara...

    ***

    rahmetli volkan konak'ın katıldığı bir programda söylediği bir söz vardı. kendisine gelen reklam tekliflerinin kabul etmemesi üzerine konuşuyordu; ''eskiden param yoktu yine de kimsenin önünde eğilip bükülmezdim, şimdi zaten param var şimdi zaten kimse beni bükemez.''

    https://youtube.com/...?si=PoWL0XtjP6HjjHfo

    ***

    box diye bir film var, aslında bir korku hikayesinden uyarlama. önce kısa film olarak uyarlanıyor, sonrasında richard kelly -ki donnie darko gibi kült bir filmin yönetmeni kendisi- uzun metrajlı olarak çekiyor. hikaye şöyle; orta halli bir ailenin kapısını esrarengiz bir adam çalar bir gün ve onlara bir kutu verir. kutuda bir düğme vardır. 24 saat sonra gelip kutuyu geri alacağını söyler adam. bu 24 saat içerisinde eğer kutudaki düğmeye basarlarsa dünyanın herhangi bir yerinde hiç tanımadıkları herhangi bir insan ölecektir ancak aynı zamanda da aileye 1 milyon dolar verilecektir. hikayede de kısa metrajlı filmde de uzun metrajlı filmde de düğmeye basılıyor. zaten halihazırda dünyanın her yerinde her saniye birileri ölüyor üstelik 1 milyon dolar da çok büyük para, niye basılmasın ki değil mi? işte benim nazarımda bizi o empatiye zorlayanların neredeyse tamamı o düğmeye basacak insanlardır.

    bir insanı öldürmek ile bir transferi nasıl bir tutabilirim? çok haklısınız. ama burada değinmek istediğim konu başka; ilkeler ve değerler.... 100 bin dolara takımını değiştirirsin, 1 milyar dolara düğmeye basarsın... çünkü düğme çok daha büyük bir değer çatışması barındırır içerisinde, takım değiştirmek ise kolaydır. yani kabul etseniz de etmeseniz de buradaki mesele fiyat farkı sadece yoksa iki örnekte de ilkeler üzerine bir dilemma mevcut.

    magazinleştirmeden daha net anlatayım derdimi; barış'ın gitmek istemesini, çok para kazanmak istemesini anlıyorum ama barış burada da bedavaya oynamıyor. yani volkan konak örneğine gidersek barış'ın para karşısında sıradan bir vatandaşa göre zaten daha zor eğilip bükülmesi lazım her şeyden önce. zira 1 ay önce sözleşmeye imza atmış bir centilmenden sözleşmeye sadakat beklersin. centilmen birine, şövalye ruhlu birine bu yakışır. diğer yandan elbette teklifi değerlendirmek isteyebilir, bonservis bize az gelir, barış der ki ben 10 değil 8 kazanayım, aradaki farkı da siz alın oradan da 8 milyon avro eklenmiş olsun ekstradan. zaten sana böyle gelen adama yardımcı olmaya çalışırsın. ama barış ne yaptı? size kaç teklif ederlerse kabul etmek zorundasınız zira ben anlaştım... e o zaman benimle neden sözleşme imzaladın ki, niye zam verdim sana?

    düğme örneği biraz abartı bir örnek biliyorum, bir oyuncunun 1 ay önce imzaladığı sözleşmeyi, çok sevdiğini söylediği takımını yok saymasını ve o takıma saygısızlık yapmasını elbette düğmeye basma ile bir tutamam. ama ben orada bir şeyi düşündürmek için verdim o ekstrem örneği... her değer satılık mı gerçekten de? eğer öyleyse bugün chp'den akp'ye geçen insanlara niye kızıyoruz. bu arada barış bunların hepsinden daha zengin bir adam ve bunu da galatasaray'a borçlu ya neyse...

    ***

    spoiler geliyor şimdi kutu filmine/öyküsüne dair. ben kısa film üzerinden anlatayım olayın sonunu. çiftimiz diğmeye basıyor, ertesi gün esrarengiz adam geliyor, bir çanta dolusu parayı veriyor ve kutuyu alıp gidiyor. o sırada arkadan çiftimiz bağırıyor: ''peki şimdi ne olacak?''

    ''bu kutuyu sizi hiç tanımayan dünyanın herhangi bir yerindeki başka bir aileye götüreceğim ve aynı teklifi sunacağım...''
  • 8395
    bir futbolcu gitmek isteyebilir, hayalleri, hedefleri olabilir, maddi
    olarak bir beklentisi de olabilir burada bir sorun yok.
    ancak kulübünle sözleşmen devam ediyorsa kulübün menfaatleri doğrultusunda, kulübün kasasına para koyarak ve kulübün bu beklentisine saygı duyarak gideceksin.

    2 gündür yandaşların hepsi galatasaray’daki “gelir dengesizliğini” konuşur olmuş. haddine olmayan, garip tipler, galatasaray hakkında laf etmiş. hiçbir konuda bozulmasam bile işte bu konuya bozuluyorum. kimse ama kimse galatasaray’a laf getiremez, hele ki ekmeğini yiyen bir futbolcusu… galatasaray yoksa hiç birimiz yokuz* , herkes haddini bilsin.

    barış kalır gider ayrı, çıkıp konuşsun niyetini söylesin, bilelim. gitmek isteyen kimseye “kal” demek doğru değil ama her şeyden önce galatasaray’ın menfaati önemlidir.
  • 8396
    24.08.2025 tarihi itibariyle yönetim tarafından yüz yüze görüşmeye çağırılıp çağırılmadığına, her hangi bir ceza verilip verilmediğine, kadro dışı bırakılıp bırakılmadığına yönelik tek bir somut haber olmayan futbolcu.

    kendisi için sadece üç çıkış yolu var:

    1) yönetimin ve taraftarların karşısına çıkacak, yaptığından özür dileyecek, tuncay maldan denilen "sözde" menajeri temsilciliğinden uzaklaştıracak ve okan buruk tarafından takdir edildiği vakit takıma dönecek.
    2) neom futbol kulübü tarafından galatasaray tarafından talep edilen tüm bonservis bedeli ve anlaşma şartları karşılanacak. sonra dilediği paraya imza atabilir.
    3) galatasaray yönetimi tarafından kadro dışı bırakılacak, gerekirse 2028 yılına kadar paf takımla antreman yapacak ve bonservissiz ayrılacak, yine de tuncay maldan, cenk yazıcı gibi komisyoncu menajerlere beş kuruş para kazandırılmayacak.

    fener trolleri işi "osimhen-napoli" meseslesi ile özleştirip bizi futbolcuya yol vermemekle itham ediyor. ancak kıt zekalı insanlar böyle bir kıyaslama ve suçlamada bulunabilir. osimhen, napoli kulübünden ayrılırken yaşanan esas meselelerden biri uğradığı ırkçılıktı. napoli yönetimi de kendisini satmak konusunda belli bir isteğe sahipti, sözleşme çıkış bedelini getiren takıma oyuncuyla anlaşırsa (italyan takımları hariç) zorluk çıkarmayacağını belirtmişti.

    barış'ta bu durum böyle gitmedi, gitmiyor. her şeyden önce kulüp barış'ı şampiyonlar ligi hedefleri için takımda tutmak istiyor. transfer dönemi başladığında kendisine avrupa'dan arzu edilen resmi bir teklif gelmedi, tek yapan takım bologna oldu, ama değerinin çok altında olduğu için değerlendirmeye alınmadı. barış bu süreçlerin sonunda sözleşmesini kendi uzattı, kesin bir kez, iddialara göre iki kez yıllık ücretinde iyileştirmeye gidildi. ancak transfer sezonunun kapanmasına 10 gün kala, önünde üç yıllık sözleşme de dururken bir anda kulübü zor durumda bırakacak ve takım içi harmoniyi bozacak şekilde gitme çabasına girişti. kimse kusura bakmasın, bunun adı "yediği kaba pislemektir".

    bu olaya sadece "lookman-atalanta" meselesi örnek olabilir, orada da lookman'ın düştüğü hal ortada.

    yönetim tarafından hızlıca hakkında karar verilmeli ve verilen karar yürürlüğe konmalıdır.
  • 8398
    kendisi osimhen gibi, icardi gibi bir milat oldu kulüpte. bundan gayrı kafasına göre gelip “ben gideceğim beni salın” diyemeyecekler. 50 milyondan da 200 milyondan da daha değerli bir duruştur bu.

    evet kardeşim gerekirse ağlayarak o idmanlara çıkacaksın. kapı gibi sözleşmeyi bırakıp son 10 günde allahın neden olduğunu bilmediğimiz bir zenginlik bahşettiği adamların sana usülsüz bir biçimde yaptıkları tekliflere istinaden ekran karartır, tasmasız köpeklerine açıklama yaptırırsan seve seve çıkacaksın o idmana.

    ve hatta dışlanacaksın bir süre, ıslıklanacaksın da. sonraki transfer sezonunda 50 milyonu getirecek senin köpeklerin, çakalların, sonra da nereye istersen gideceksin.

    yok öyle yağma kardeşim, herkes kendine gelsin, çocuk oyuncağı değil bu. önce marcao, ve hatta arda, sonra nelsson sonra kerem… en sonunda da sen. bu arada seninki en ahlaksızı…

    toparlanmanı istemiyorum. umurumuzda bile değilsin. istersen ayağın parça pinçik olsun. cız etmez içim. ki geçen hafta hakkında öyle güzel şeyler yazmış biri olarak söylüyorum. bana adağımı bile yutturacaksın belki…

    https://gss.gs/4249478

    ama gerçekten umurumuzda değilsin artık. trafik kazası yaptığında içimiz cız etmişti, rey manaj sana vahşice müdahalede bulunduğunda ülkeyi ayağa kaldırmıştık, iş savcılığa intikal edecekti neredeyse. milli takımda sana torpilli derlerken hep seni savunduk can hıraç. 30 milyon annen, ablan, baban, kardeşin, amcan, arkadaşın yoldaşın vardı. kaybettin…

    hepsinden öte cristiano ronaldo’nun dünyada yarattığını türkiye’de yaratacaktın sen ama tırnağı olamayacağını tek hareketinle gösterdin.

    hem yazık ettin kendine, hem yazıklar olsun sana.

    kulüp stratejik açıklamalarını yapsın. yapacak. yok öyle, bu artık prestij meselesidir, parayla alakalı değil… fakat…

    sen kaybettin.
  • 8399
    bu saatten sonra fayda sağlayacağını düşünmediğim futbolcu. yarın statta ismi söylense muhtemelen ıslıklanacak. öncelikli tercihimiz satmak olmalı fakat kesinlikle bizim kendi şartlarımızın kabulüyle olmalı. yani sadece bize en az 40-45 milyon euro para gelmesi lazım. bu seviyeyi görürsek direkt satılabilir. altında bir tutarda ise takımda tutulup bu sene alt takıma gönderilmeli. as takımla kesinlikle antrenman yapmamalı. galatasaray barış'a bir borçluysa, barış galatasaraya 10 borçludur. bizim bir ihtiyacımız varsa ona, onun bize 100 ihtiyacı var. 3 sene antrenman yapar bizde altyapıda, sonra nereye gitmek isterse gider.
App Store'dan indirin Google Play'den alın