• 5
    örnek vermek gerekirse "öylesine solgunduki hayalet gibiydi.". buradaki bağlaç olan ki ayrı yazılmamıştır. neden bağlaçtır? zira oradaki "ki" eki solgunluğu açıklamak üzere görevlendirilmiştir. halbuki geçen cümlenin içinde yer alan "oradaki" "ki" bağlaç olmadığından, birşey açıklamadığından, özel görev yoksunu olduğundan, sığıntıdır, tek başına anlamsızdır.
  • 12
    yazar olunca ilk yazmak istediğim başlılardan bir tanesi burasıydı çünkü, o kadar çok benzer hata yapılıyor ki anlaşılır bir şekilde yazıp, anlaşılmasına, düzeltilmesine yardımcı olmak istedim.

    başlıktan da anlaşılacağı gibi, bağlaç olan "ki" ayrı yazılır. bunun daha iyi anlaşılması için hangi "ki"lerin bitişik yazılacağı yani hangilerinin bağlaç olmadığını da bilmek gerekiyor.

    öncelikle belirtmem gereken;
    ek: bir kelimenin sonuna gelir, bitişik yazılır.
    bağlaç: başlı başına bir kelimedir, ayrı yazılır.

    örnekleyerek anlatmaya çalışayım; bilinmelidir ki aitlik eki olarak "ki" bitişik yazılır. nedir aitlik eki? iyelik eki de denilen, geldiği kelimeye aitlik, sahiplik kazandıran ektir. örnek: seninki, benimki, onunki, bununki gibi. mesela bir zamana aitlik kazandıran ek olarak örnekleyelim; "yarınki maç", "geçen haftaki söylediklerin" gibi. sonuna geldiği kelime zamir, isim veya zarf olabilir. tek bakmamız gereken kelimede bir aitlik olup olmadığı. aitlik ekine örnekler; benimki (bana ait olan), yarınki (yarına ait olan) üstteki (üst tarafta bulunana ait olan), sağdaki (sağ tarafta bulunana ait olan) gibi, görüldüğü üzere hepsinde aitlik anlamı var ve bitişik yazıyoruz.

    aitlik eki olmayan "ki" zaten ek olmaktan çıkıyor ve bağlaç olarak yazılmaya başlanıyor. bağlaç olan "ki", iki ayrı anlama sahip olan cümleyi birbirine bağlamak için kullanılır örnek;
    "rakip takımın teknik direktörünün kafası o kadar kocaman ki yedek kulübesine sığmıyor" bu cümlede birinci ve ikinci cümleler ayrı ayrı yazılıp, başka anlamlara sahipken, "ki" bağlacı ile birbirine bağlamış olduk.

    veya bağlaç olan "ki", bulunduğu cümlenin anlamını pekiştirmek, güçlendirmek için kullanılır. örnek;
    "tiner o kadar keskin kokuyordu ki." bu cümlede de normalde "tiner çok keskin kokuyor" diyebilirdik bu, normal bir anlatım olurdu. anlatımı daha güçlü kılmak için örnekteki gibi "ki" bağlacı ile birlikte yazdık.

    sonuç olarak bilmemek değil öğrenmemek ayıptır mantığıyla hareket edersek bir şey kaybetmiş değiliz. ancak adının ya da nickinin önünde "yazar" sıfatı bulunan birisinin artık bu basit konulara hakim olması gerekir diye düşünüyorum. umarım anlaşılır bir şekilde yazabilmişimdir.

    .
  • 13
    bunlardan biri bazen ben olabilirim. neden? çünkü lanet olası bir endüstri meslek lisesi mezunuyum ve üniversite de okumadım. dikkat etmeye de çalışıyorum ama bazen tam da beceremediğimi itiraf edeyim, yanlış da yapıyorumdur bazen mutlaka. açıkcası; -ki ve -de bağlacı umurumda mı, valla değil. sadece bildiğim kadar özen göstermeye çalışıyorum. edit: umurumda değil, umrumda olacakmış. ünlü düşmesi mi bir şeyler olmuş amk. kacokkahocam'a teşekkürler. *)
  • 14
    bence daha vahimi bağlaç olmayan ki' yi ayrı yazmaktır. sözlükte çok sık yapılıyor bu.

    öncelikle; oysaki, halbuki, mademki, meğerki, sanki bağlaç oldukları halde bitişik yazılır. bu 5 istisnayı ezberlemek gerekir. bunun haricinde her zaman değil ama yüzde doksan hayat kurtaran bir tüyo;

    -daki, -deki... şeklinde kelimeye ekleniyorsa genelde sıfattır ve bitişik yazılır.(sendeki futbolcu, ondaki yetenek)

    -imki, inki... şeklinde kelimeye ekleniyorsa genelde zamirdir ve bitişik yazılır. (seninki gol attı, ebeminki atamadı)
  • 16
    uzunca bir süredir gündemde olan yazım hatası. öncelikle, her anadil konuşucusuna ölçünlü (standart) dili öğretmek devletin asli görevlerinden sayılmaktadır. dolayısıyla bu entrydeki amacım asla kurallara karşı tavır koymak, ya da kuralları yazan arkadaşlarımıza karşı çıkmak değildir.

    birbirimizle anlaşabilmemiz için kimi kurallar üzerinde mutabık kalmamız gerekiyor. ben yalnızca bu başlık vesilesiyle ölçünlü dil yazımı/dilbilgisi kuralları ile dilbilimsel yaklaşımlar arasındaki farkı elimden geldiğince ortaya koymak istiyorum. bunun önemi bana göre şu: dil yazım kuralları her zaman dilin gerçekleriyle örtüşmez, bilimsel açıdan tutarlı olmaz ya da dilin kaçınılmaz değişimiyle güncelliğini yitirebilir. bağlaç olan "ki", dahi anlamındaki "da" ve soru eki/parçacığı "mi" işte bu çerçevede tartışılabilecek dil öğelerindendir.

    nitekim konunun tartışmaya açık olduğu (bkz: #2348009)'daki kurallara ek olarak (bkz: #2348047)'de verilen istisnalarla da ortaya çıkmaktadır. tdk konuya şöyle bir açıklama getirmiş:

    --- alıntı ---

    birkaç örnekte ki bağlacı kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. bu örnekler­den çünkü sözünde ek aynı zamanda küçük ünlü uyumuna uymuştur.

    --- alıntı ---

    yani bağlaç olarak kabul ettiğimiz "ki" bazı kalıplaşma durumlarında (bir kullanımın kalıplaşmış olduğuna kim nasıl karar verir?) ek gibi bitişik kullanılmaya başlanmış. hatta "çünkü" örneğinde olduğu gibi bitişik yazılmakla kalmamış bir de tıpkı türkçe'nin ekleri gibi sözcükle ses uyumuna da girmiştir. oysa bağlaçlar bağımsız birimler olarak tanımlanmaktadır. bağımsız birimler de diğer bağımsız birimlerin ses özelliklerinden etkilenmezler.

    tam bu noktada bir başka tartışma da ortaya çıkar. dahi anlamındaki "da" ve soru parçaçığı "mi" de tdk kurallarına göre ayrı yazılmaktadır. yani ek olarak değil bağımsız birim olarak kabul edilmektedir. peki bağımsız birimler neden diğer bağımsız birimlerle ses uyumuna girmektedir?

    aldı mı?
    gitti mi?
    öldü mü?
    oldu mu?

    demek ki "mi" bağımlı bir birim. o zaman neden ayrı yazıyoruz? ayrı yazmasaydık anlam bozulur muydu? (bozulurmuydu?)

    benzer bir durum dahi anlamında "da" dediğimiz birim için de geçerli.

    aslı da geldi.
    ali de geldi.

    peki bunları bitişik yazsak bir anlam karmaşası olur muydu? türkçe'nin bulunma (locatif) hali dediğimiz -da eki ve dahi anlamındaki "da", aynı bağlamlarda kullanılmadığı ve farklı işlevleri olduğu için bir karışıklık olacağını söylemek zor.

    ki'ye dönersek, benim öngörüm, türkçe'deki tüm ki'ler bitişik yazılsa da, anlamın etkilenmeyeceği yönünde. elbette tüm bu sayılanlar, geniş bir çalışmayla analiz edilmeli ve örneklerle test edilmeli. burada en büyük direnç, şu an alıştığımız yazım kurallarını değiştirdiğimizde yaşayacağımız geçiş dönemini göze alamamamız ve dahası bu değişimi bir yozlaşma olarak görmemiz. oysa dil doğası gereği önlenemez biçimde değişiyor. benim tahminim nasıl ki tdk bir bölüm kullanımın (halbuki, oysaki vb.) kalıplaştığına ve bitişik yazılacağına karar vermiş, kaçınılmaz olarak yukarıda saydığım diğer örneklerin de zaman içinde bitişik yazılacağına karar verecektir. belki de -bugün biraz göz yorsa da- alttaki yazımlar 10-20 yıl içinde "doğru" sayılacak:

    galatasaray seneye şampiyonlar liginde final oynarmı?
    fenerbahçe tarlaları öyle bir sürmüşki 17'de 17 yaptı.
    beşiktaşta şikeden hüküm giydi.

    kombo:

    messi öyle büyük bir oyuncuki kimse onunla boy ölçüşemez. sizcede öyle değilmi?

    sonuç olarak yazım kuralları gereklidir ama tabu, kanun ya da dogma değillerdir. türk dil kurumu'nun iki dudağı arasındaki, hatta bazen keyfi kararlarına göre belirlenen (a'ların üzerindeki şapka kalktı, geri geldi, tekrar kalktı vb.) eğitsel gerekliliklerdir.

    şimdilik ki'leri, de'leri, mi'leri ayırın, ayırmayanları çok kibarca uyarın, hoşçakalın.
  • 17
    bir yazıda içeriğe şekilden daha fazla önem veririm fakat yine de bir millet evladının kültürünü ve dilini iyi bilmesinden yanayım. eğer ki bir cümleyi okuyup da oradaki ki'nin ek mi yoksa bağlaç mı olduğunu anlayacak türkçe dil bilgisine sahip değilseniz ki'yi çıkarıp cümleyi bir daha okuyun. eğer cümlenin yapısı ve anlamı tamamen bozuluyorsa bilin ki o ki ek olan ki'dir ve birleşik yazılır. cümlenin yapısı ve anlamı yerle yeksan olmamış ise bilin ki o ki bağlaçtır yani apayrı bir kelimedir. o yüzden ayrı yazılır.

    hepsi bir yana, ayıp değildir.