• 1
    gece gece denk geldiğim fantastik düğün.

    https://youtu.be/L8_5CvSMWWM

    düğün mü yapıyorsunuz, viyana seferine mi gidiyorsunuz arkadaş bu ne?

    edit: arda turan’ın adamlığından, dm’den kıza yürümesine kadar laf söyleyenler burda sahte duyar kasıyor. arda dm’den birine yürümüş sanane o zaman lan? bu kadar duyarlıysanız hiçbir futbolcu hakkında yorum yapmayın. bu arada denk geldiğimi yazdım, 1 sene önce olmuş olay. 10-15 yıldır internetin içindeyim. futbolcuların özel hayatını takip eden biri değilim o yüzden kusuruma bakmayın eski bir haberi önünüze koymuşum.
  • 4
    bir çeşit sapıklık.

    edit: şimdi bazı renktaşlar bu konu için ifade özgürlüğünden filan dem vurmuş. ben de birkaç kelime yazmak istedim bu fikir özgürlüğü konusunda.

    baştan belirtmek isterim, herhangi bir dini inancım olmadığı gibi herhangi bir dini nefretim de yok. tüm dinler benim için eşit düzeyde, anlamsız ideolojiler-inanç sistemleridir. materyalist bir insanım. islamın tek rehberi olanı kuran’ı anladığım dilde birden fazla kez okudum. inançsız olmama rağmen şunu söyleyebilirim ki: aykut demir ve fikirlerinin kuran’da yazanlarla hiçbir alakası yok. evet bu sefer gerçekten, gerçek islam bu değil.

    ifade özgürlüğünü ben toplumun ilerlemesine, aydınlanma değerlerine ve huzuruna saldırmadığı müddetçe ifade özgürlüğü olarak ele alırım. bu başlıklara saldırdıktan sonra benim için ifade özgürlüğü yerini kara propagandaya bırakır.

    yıllarca laiklik bize din ve devlet işlerinin ayrılması olarak yutturuldu. gerçek laiklik şudur, dinin toplumsal yaşamdan soyutlanıp bireyin iç dünyasına kapatılması. şimdi başlıkta sözü edilen video bu tanımla çelişiyor. çelişmeyi geçelim direkt saldırıyor. laikliğin en önemli göstergelerinden olan kadının toplumsal yaşamdaki yeri silinip süpürülüyor. bir kadın hayatının en mutlu günlerinden birini bu gerici ideoloji yüzünden yaşayamıyor. ee madem laikliğie saldırıyor aykut demir ve onun fikirleri, laiklik bir aydınlanma değeridir, o zaman ben kendi dünyamda o fikirlerle mücadele ederim. onun fikirlerini ifade etmesini yeri geldiğinde engellerim bile.

    ifade özgürlüğü konusunda meramımı belki de tam anlatamamış olabilirim, derdimi anlatamadığım yazarlardan ricamdır kendilerine şu üç soruyu sorsunlar:

    1) bir ışidlinin kafa kesmesi, ifade özgürlüğü müdür?
    2) bir sapığın çıkıp da kadınlara/çocuklara tecavüz etmek zevklidir, demesi ifade özgürlüğü müdür?
    3) adolf hitlerin milyonlarca yahudi’yi kadın erkek çoluk çocuk ayırtmaksızın katletme fikri, ifade özgürlüğü müdür?

    aykut demir’in fikir özgürlüğü de bunlardan farksız.
  • 5
    https://galeri7.uludagsozluk.com/...le-kullan_510028.jpg

    ülkenin bakış açısını değiştirecek kadar kıymetli birisi olabilir. gülmeyin! önce bir okuyun.

    bu adamla oturup, bir saat boyunca hayalleri, dünya görüşü, ideolojisi, ideal devlet yönetimi vs. fikirlerini almak istiyorum. içinde ne tür bir sapık, manyak var, hepsini öğrenmek, ibret dolu bir hayata doğru yol açmak istiyorum.

    keşke birisi bunu yapsa. sonra ülke üzerindeki genç bireylere izletilse. insanlar üzerinde yol açtığı korku ve bilinç, biliyorum ki daha duyarlı, ahlaklı ve doğru bir insan olmak adına etkili olacaktır. bir nevi japonların küçük çocuklarına izlettikleri birinci dünya savaşı belgeselleri gibi. böylece genç bireyler nasıl bir insan olmaları gerektiğini, yaşayan kanlı canlı bir örnekle daha iyi anlayacaklar. yaşı daha büyük olanlar içinse bir nevi köprüden önceki son çıkış olabilir.

    bu adam gibi memlekette onbinlerce insan var. bir tanesi de futbolcu olmuş işte. işin tuhaf yanı bu adam hollanda'da büyümüş. dünya üzerindeki en rahat ve kuralların gevşek olduğu bir yerde böylesi bir manyak olabilmek de ayrı bir meziyet, tebrik ediyorum.
  • 7
    kendini bağlayan çevresinden başka kimseyi ilgilendirmeyen olay.

    aykut demir'in bu noktaya geliş serüvenini daha önce de yazmıştım. trabzonspor'da oynadığı dönemde ktü'nün kız yurdunun önünde takılan ve hatta silah sıkan vatandaşı, durgunlaşsın diye ismailağa cemaatiyle tanıştırdılar ve hayatı hep uçlarda yaşamayı seven arkadaşımız bu sefer de radikalleşti.

    bir kaç yıl önce başka bir radikal boyuttayken bugün başka bir radikallik boyutuna erişti.
  • 8
    kendisini ve eşini ilgilendiren düğün. ben yapar mıyım? yapmam ama yapanla da ilgilenmem. bu arada islami düğünle de alakası yok mevzu bahis etkinliğin. islami düğünlerde yemek yenir, ney üflenir, gelin ve damata takı takılır olay biter. bu bildiğin sefer hazırlığı öncesi, gövde gösterisine benzemiş. at üstünde salona girmemiş olması da büyük kayıp kendisi için.
  • 9
    bir futbolcunun kendi içerisinde büyük çelişkiler barındıran inancı gereği yaptığı düğün.

    bize ne size ne cümlesi ancak özgürlük, demokrasi gibi kavramların içselleştirildiği yerlerde mümkündür. böyle bir ülkede, bu kavramların tehdit altında olduğu bir ülkede mümkün değildir. sen adamın dinine laf edince sorun oluyor, adam senin yönetim biçimini eleştirince ise ifade özgürlüğü. özgürlük karşıtlığını savunmak ifade özgürlüğü adı altında meşrulaştırılamaz.

    kendisinden de temsil ettiği değerlerden de iğrendiğim bir yobazın düğünüdür.
  • 10
    herkesi eleştirmeye geldim.

    öncelikle aykut rezil rüsva biri. yukarıda bir yazar anlatmış, serseri iken durulsun diye ismailağa cemaatine girdikten sonra böyle olmuş. bu gerizekalıyı nereye çeksen oraya gider. ben uzun, kaliteli cümlelerle ejderha olduğumu anlatsam yarın öbür gün kuyruğunu ne güzel saklıyorsun helal olsun diyecek adam bu. kalitesi belli, kapasitesi belli. bu videoyu 1-2 yıl önce izlemiştim, o gün de şaşırmamıştım.

    ama bu yalnızca kendisi, eşi ve çevresini ilgilendirmeyecek bir konudur. bu ülkenin bir takım kuralları var. kadınların bazı hakları var. kadını yok sayan bu hareketlere tepki göstermezsek yarın düğünde gelinin üzerine sıçarlar, öbür gün tavana asarlar. bunlara tepki vereceğiz, uzun uzun tartışacağız ki bu gibi oçlar insanlara değer vermeyi öğrenecek. en azından öyle yapıyormuş gibi görünecek.

    ayrıca tabi ki gs sözlükte tartışacağız, adam futbolcu aq. nerede tartışalım bunu? her yerde tartışılsın zaten o ayrı da, ilk tartışılması gereken yerlerden biri burası ne alaka yani.

    bir de başlığı açan yazar dostum internet bağlantın hayırlı olsun. 2 yıllık olay be bu
  • 11
    türkiye’nin içinde bulunduğu kültür iklimi ve sosyokültürel çıkmazları nedeniyle aykut demir olayının çok iyi ve dikkatle analiz edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

    önce şunları tespit edelim:

    -aykut demir, hollanda gibi cinselliğin, alkol ve uyuşturucunun sınırsız olduğu bir ülkede büyümüş kısmen müslüman bir aile çocuğudur. (ortalama bir geleneksel müslüman anadolu ailesinin çocuğu)
    -ülkemizde dindar-dinsiz ayrışması kadar, bağnaz-gelenekçi-modern müslüman ayrışması da vardır.

    aslolan, ayrı kültür yapılarının içiçe olduğu ülkemizde, özellikle metropollerde bu kadar ayrışmamaktır ama bu şimdiye kadar engellenememiştir. bunun nedeni hükumetlerin yanlış, umarsız ve kötü niyetli politikalarıdır. bugünkü sorunlarımızın temelinde de büyük oranda bu ayrışma vardır.

    örneğin istanbul’da fatih merkezli iki-üç tarikatın tüm ülkeye yayılmış mensupları ile adıyaman merkezli tarikatları incelerseniz, aykut demir’in yansıttığı, şekilciliğin içine hapsolmuş bir din anlayışını çok net görürsünüz. bu kişiler bazılarının zannettiği gibi selefi değildirler. tam aksine selefilerin tam karşısındadırlar. giyim şekilleri ve sakal benzerliği nedeniyle böyle zannediliyor ama türkiye merkezli tarikatlar tamamen tasavvuf amaçlı nefis terbiyesine odaklanmış gruplarken, selefiler işid gibi, tarikatları reddedip savaş ve cihad metodunu esas alan bir anlayışa sahiptirler. nitekim işid tamamen selefilerden eleman devşirmiş ama tek bir tarikatçıyı elde edememiştir.

    aykut demir bu açıdan selefi değildir ve mahmut efendinin temsil ettiği nakşi bir tarikatın üyesidir. giyim kuşam olarak çok benzeseler de selefiler tarikatçıları tekfir ederler. yani kafir, şirk koşan gruplar olarak damgalarlar. bu açıdan işid gibi örgütler, dinsizlerden daha çok aykut demir gibilerine düşmandırlar. çünkü onları dinin bukalemun düşmanları olarak tanımlarlar.

    ancak bu durum tarikatların, şekilciliğe gereğinden fazla saplantılı olmalarını engellemez. çünkü bunlar da gelenekçi müslümanları cahil, modern müslümanları fasık (günahkar) kabul ederler. bunlara göre bir erkek sakal koymuyorsa, bir kadın, bırakın başörtüsünü kara çarşaf giyinmiyorsa büyük günahkarlardandır. kız çocuklarının kuran eğitimi dışında bir eğitime tabi tutulmasına şiddetle karşıdırlar. yani bir kadının sosyoloji, psikoloji ya da edebiyat öğrenmesini zül sayarlar. kuran öğrensin ve evde çocuklarına ve kocasına baksın yeter diye düşünürler. onların çocuklarını nasıl yetiştireceklerini, bilgisiz ve cahil annelerin ancak güvensiz ve cahil çocukları olabileceğini hiç kabul etmezler. kadınların sosyal, kültürel ve ekonomik hayattan tamamen soyutlanmasının toplumları nasıl çürüttüğünün farkında bile değildirler. halbuki mevlana’nın dediği gibi ilk eğitilmesi gereken kız çocuklarıdır. yine mevlana’nın deyimiyle bir erkeği eğiten bir kişiyi, bir kız çocuğunu eğiten bin kişiyi eğitmiş olur. çünkü çocukların asıl eğitmeni annelerdir ve onların nesiller boyu eğitimini düşünürsek gerçekten bir anneyi eğitenin binlerce kişiyi eğittiğini kabul etmeliyiz.

    kadınların sosyal, kültürel ve ekonomik hayatın içinde olmalarının bazı sakıncaları yok mu? tabi ki var. bir takım sapıkların tacizlerine, şiddetlerine, dışlanmalara, ötekileştirmeye maruz kaldıkları olmuyor mu? tabi ki oluyor ama bunlar olmasın diye kadını dört duvarın arasına hapsetmenin çok daha kötü sonuçlara yol açtığını görmeli bu insanlar. burada çözüm toplumu eğiterek kadınları bu tür sapkınlıklardan korumaktır.

    ancak ülkemizde bazı gruplara bunu anlatmak mümkün değil. bugünkü hükumet bile hatta recep tayyip erdoğan bile yaşam tarzı ve aile yapısı olarak bu grupların hor gördüğü bir konumdadır. belki bazı sözlük yazarları ve okurları zor kabul edeceklerdir ama bu ülkemizin bir gerçeğidir. bu gruplar siyaseten erdoğan’ı destekler ama kendi ifadeleriyle “ehven-i şer” (kötünün iyisi) olduğu için desteklerler. yoksa asıl istedikleri, bütün kadınların kara çarşaf giydiği, erkeklerin sakal koyduğu, buna göre bir eğitimin yapıldığı bir ülkedir. bu açıdan hiçbir tarikatın ülkede hakim olmaması gerekir.

    benim gibi modern müslümanlar ise ülkede vardır ama yeterli çoğunlukta değildir. çünkü bizlerin bağlı bulunduğu tarikatvari bir yapı yoktur. bizler, modern eğitime, bilime ve evrime inanır, giyim kuşam, sakal gibi şekilciliğin islamda yeri olmadığını düşünürüz. aslolan kişinin kalbi ve inancıdır. bizler namazımızı kılarız, orucumuzu tutarız, yalan söylemeyiz, haramdan ve hileden uzak dururuz (istisnalar hariç tabi) ama sakal koymayız, cübbe, şalvar giymeyiz, kızlarımızı eğitmek için gücümüz yetiyorsa amerika’ya gönderirirz. ancak bizim ateistlerden farkımız bu tarikatçı gruplara kin ve nefretle bakmamamızdır. (her ateist için geçerli değil tabi) çünkü ülkemizde maalesef böyleleri var ve sayıları da azımsanmayacak ölçüde. biz aykut demir’in de içinde bılunduğu bu gruplara anlayış gösterir ve yaşam şeklimizle onlara bu kadar şekilciliğin gereksiz olduğunu fısıldarız. (devlet politikası olarak da bu gruplara şiddet ve zorlama olmaksızın modern müslümanlığın dikte edilmesi gerektiği kanaatindeyim) örneğin her pazar sabah namazında binlerce insanın toplandığı ismail ağa camiinde cemaate sakal ve cübbenin bu kadar dikte edilmesinin önüne geçilebilir. böylece oradan feyz alan insanlar diğer insanlara kafir gözüyle bakmaz, dışlamaz ve de dışlanmazlar.

    çok uzun oldu biliyorum ama aykut demir özelinden yola çıkarak ülkemizin içinde bulunduğu bu açmazların ve de büyük resmin dikkatlere sunulmasını önemli gördüğüm için bu entryi girdim. sabırla okuyanlara teşekkür ediyorum. (aslında konunun çok daha detaylı ele alınması gerektiği kanaatindeyim ama tabi ki bunun yeri galatasaray sözlük değil)
  • 14
    sanırım sadece kadını aşağılamakla kalmamış islam görüşüne ve hukukuna da aykırı hareket etmiştir. ateist bir kardeşiniz olarak, islam'ın aslında arap yarımadasında hor görülen kadına değer vererek yükseldiğini belirtmek isterim. üstelik bizlere öğretilen "cennet anaların ayakları altındadır" lafı da bir islam görüşüdür. aynı zamanda islam nikahı duyurmayı öğütler. ancak bu çok müslüman aykut demir bey nikahı duyurma işini yanlış yorumlamış olacak ki gelin hiç gözükmemekte.

    tabi 53 saniyelik bir video ile bütün düğünü yargılamak da yanlış. belki de gelin ve damadın salona gelişi ayrı ayrı resmedilmek istenmiş de olabilir. zira izlediğimiz video aykut demir'in salona geliş videosu.

    sonradan edit: ha tabi bütün bunlar sırf görüşüdür diye saygı duymamı gerektirmez. inanmıyorsan saygı yok bilmem ne saygı yok o senin müdürün saygı duy falan fasarya. ben niye saygı duyayım ya? ben insanın düğün yapma hakkına saygı duyarım yaptığı düğüne değil. ya da bir insanın inanma hakkına saygı duyarım neye inandığı beni bağlamadığı gibi saygı duymamı da gerektirmez. dostlar baya baya spagetti canavarı diye bir inanış var. mesela ben ona da saygı duymam geçerim afedersiniz taşağımı eğlenirim. ama insanların buna inanma hakkına saygı duyarım orası ayrı bir konu. haklara saygı duyarım; kişilere ya da metalara falan değil. aykut demir'in kendisi de, inandığı şey de benim saygı duymak zorunda olduğum bir şey değil. saygı duymuyorum da. ama aykut demir'in yaşama, inanma gibi haklarına saygı duyarım orası ayrı. ne çok saygı dedim. ama en çok da "saygı duymalısınız bik bik" diyene saygı duymam. görüşünü belirtmeye hakkı var buna saygı duyarım ama görüşü bence saygıyı haketmiyor.
  • 16
    bireylerin eylemleri ve düşünceleri toplumu bağladığı için hakkında "sözö nö ömk" diye konuşulması zır cehalete ve liboşluğa delalet olan düğün. "kişi istediğini yapar kimse de karışamaz" gibi bir dünya yok.

    insan bütün davranışlarıyla doğaya ve canlıların hepsine karşı sorumludur. topluluk halinde yaşamanın kuralı budur. "isteyen istediğini yapsın, serbestlik olsun, yaşasın liberalizm" kafası yüzünden ülkece burnumuz boktan çıkmıyor.

    bu vatanı karanlığa teslim etmeyeceğiz.
  • 17
    görüşü sebebiyle saygı duyulması gereken olaydır efendim. insanlar çevresindeki diğer insanları tahrik etmediği, rahatsızlık vermediği, saygısızlık etmediği sürece tuzluğa da tapabilir, sakalını uzatıp ucuna boncuk da takabilir, kafasına takke de takabilir. eğer bu adam sizin görüşünüze saygısızlık etmediği sürece siz ona yükselirseniz asıl gerici siz olursunuz arkadaşlar. hukuk der ki bir insanın özgürlüğü, diğer insanın özgürlük sınırına girene kadardır. yani benim görüşüm en iyisi diyip kimseyi linç unsuru haline getiremezsiniz. baharatlı yemek erkeği tahrik eder diyen sapığa gidin harcayın enerjinizi. onun yaptığı gerçek saygısızlıktır.
  • 21
    elimizde bence kalitesiz bir futbolcu, bence kalitesiz bir düğün var. bunu izleyerek eleştiriyorum.

    tekrar söylüyorum. benim bu olaya kalitesiz demem, rezil demem, iğrenç demem, beni ilgilendirir. aykut'un sakallarını ağzıma sokmak istercesine sana ne lan diyerek aynı düğünden bir tane daha yapma hakkı vardır. ben aykut denilen bence kalitesiz futbolcuyu eleştirebilirim. sabahtan akşama kadar. aykut da yine aynı rezil düğünü yapabilir. anlaşılması için yazıyorum.

    eylemde özgürlük varsa, eleştiride de var. şunu lütfen anlayalım artık. kim ne isterse yapar. bu "ne isterse" içinde eleştiri de yok mu? aykut'un sakalına mı küfür ettik? eşine mi küfür ettik?

    bence kalitesiz bir düğün. kalitesiz bir akıldan çıkan kalitesiz bir düğün hem de.
    eleştirilebilecek bir düğün ayrıca. hani özgürdük?