• ali sami yen'e hep beraber gözyaşlarıyla veda etmiştik. sonra ne oldu, nasıl oldu bilinmez galatasaray'ın yeni stadına rakip olarak gelip, "adam mısın arda turan!" tezahüratı duydun. umarım ne halt kazandıysan, ne kar kaldıysa yanına; bizim koca kafamızı öldürdüğüne değmiştir.
    emre abin, burak abin rezalet karakterler ama biri işine duyduğu saygı sebebiyle 38 yaşında yuvam dediği yere döndü, diğeri camiasıyla barışmayı bildi. selçuk abin zaten sizin gibi değildi tarafını hep doğru seçti. bak sen kaldın ortada, seni seven kimse kalmadı...
    hakkında ua'nın manifesto yayınladığı, her maç ıslıklanan, sosyal medyada hala yoruma kapalı fotoğraf paylaşacak zamanında tepki almış selçuk inan, iki başarılı pas attı diye alkışlanacak seviyeye fatih terim'in ona "oğlum!" diye sarılmasıyla geldi. sen de ona "babam!" diye sarılacaktın, teknelerde karı kız kovalarken yakalanıp basının hedefi olunca adına "paris hilton yakışır sana!" diye tezahürat yazan insanlarla barışacaktın. barışamadık. bu kulübün en boktan zamanlarını beraber yaşadık. sefasını sürmeyi sen istemedin.
    senden nefret ediyorum çünkü seni çok sevmiştim.
  • seni bu takımda görmek istemiyoruz arda...

    ama geldiysen de lütfen imza töreninde "adam" gibi çık ve "kötü şeyler yaptım. türk halkından, gs camiasından özür dilerim" de... çok zor değil şunları söylemek... "kendimi futbolumla affettireceğim" de...

    bak burak yılmaz'a... bjk'de iyi bi' form yakalamasaydı şu an çarmıha germişlerdi... sen burak'tan da beter şeyler yaptın biliyorsun ve biz de bjk taraftarı değiliz bunu da yine en iyi sen biliyorsun...

    dikkatli ol arda. ya gelme buralara, ya da nasıl hocanın elini öptüysen türk halkı ve gs camiasından da özrünü dile!

    bir de forma numaranı 66 seç, sakalları da kes, kaptanlığa falan sulanma.
  • a damlığı senden öğrenecek değiliz,
    r ahatımız yerinde, sen yokken çok iyiyiz.
    d aha dün '' galatasaray'ı satmam '' demiştin,
    a slında hükümet yalakasının biriymişsin.

    t amamlandı kadromuz, senin gelmeyişinle.
    u yumlu olursunuz emre kardeşinle.
    r icamızdır, takıma değmesin '' adam '' eli,
    a rtık bizden uzak olman, taraftarın emeli,
    n e oldum değil, insan, ne olacağım demeli.

    barcelona'dan başakşehir'e... ne denebilir ki buna. nasıl bir düşüş, nasıl bir yok oluştur bu? kendine yazık ettin. 10 yıl önce bu taraftar seni hagi'lerin, metin'lerin yanına yazarken şimdi nasıl kazanabildin bu kadar nefreti? söyleyecek bir şey yok.

    aferin arda aynen böyle devam.
  • ...postaneden beklemediğimiz mektup sensin arda. o yüzden bekleme gel diyelim, biz desek de içimiz keser dilimizi, bekleme, gel demeyeceğiz, çünkü gelme diyor iç sesimiz, içten sesimiz..

    bu seni sevmediğimiz anlamına gelmesin. bu tam da bir zamanlar seni çok sevdiğimiz için, artık bir mektubunu bile ciğerimiz kaldırıp dolabın içine atamayacak halde olduğu için, artık bir mektubuna bile zarf olamadığı için hiçbir cümlemiz, daha belirteç bir cümle kurmam gerekirse hiçbir fiile zarf hiçbir mektuba adres hiçbir sevgiye yangın olmadığı için ismin, gelme..

    yazma bize, yazmayalım sana. buralar postaneye döndü, mektuplar yazıyorlar sana, okuyor musun, biz nasıl yazmak istemiyorsak sen de okuma. hiç merak etme buraları, yorma postacıları, postacılar için bile yalnızca bir taban ağrısıdır kelimelerin. gelme demenin kaç çeşidi vardır, git demenin kaç usulü, ne kadar varsa o kadar işte, gayet türkçe yazıyoruz, gelme...

    hiç olmadı mı sana da arda, olmadı mı, bazen çok sevmişsindir, çok bile az kalır kelimelerin yanında, öylesine çok, ama öyle şeyler yapar ki bir zamanlar o çok sevdiğin, azalmaktadır çok, azalır ve hiçbir şey kalmaz geriye. yüzünü her gördüğünde yüzün gözün bir bahar çiçeği gibi açardı ya, işte şimdi değil yüzünü bir sözünü, bir mektubunu, bir adresini bile bilmek istemezsin ya... öyle işte... yazma.. çünkü sen öldün.. yazsan da okunmaz... okunsa da bu içe içlemez artık eskisi gibi bütün söylediklerin..

    seni kimse öldürmedi buralarda, ki buralarda derken bak aklıma ne anımız geldi. sadece bir kelime buralarda ve bir ömür gibi göğsümüzün üstüne bıçak diye sapladığın, bir kelime, buralarda. kelime de bıçak da hala durur. hala durur buralarda gördün mü? kanlı ve yaslı bıraktın bizi buralarda. sana saldıranlar vardı o zamanlar buralarda. hatırladın mı? biz sana bir mektup yazmıştık gönderici adresi sami yen, mahallesi tribün, kapalı no üst imzalı; buralardayız diye. sonra sen onların yanına gittin. gitmen o kadar değil de senin için kavga eden, sana sırt veren, kalp veren, gönül veren insanları buralarda bıraktın ya arda işte o çok koydu... o yüzden bizim adresimiz aynı. sami yendeyiz hala. hala bizi sevmeyenler aynı ama. buralardayız dediğimiz ve sana senin için mücadele ettiğimiz herkesle -hala- kavga ediyoruz. şükür hiç kaybetmedik, çünkü biz hala buralardayız.. bu mahalle bizim, bu adres can evimiz, ali sami yen yazar her mektubun gönderici isminde, senin ne yazıyor arda, senin adresinde ne yazıyor, bütün problem burada bu arda. senin ne yazıyor? anladın mı bizi?biz onlara karşı, onlara rağmen aynı adreste dövüşüyoruz, vura vura alıyoruz her zaferimizi, sen ne yapıyorsun, sen ne yaptın, ne yazıyor senin adresinde?sen neredesin arda burada mı buralarda mı yoksa orada mı onlarla mı? hepimiz buralardayız arda sen neredesin?

    yoksa yazalım. ben sana mektup yazayım sen bana yaz. ucunu yakalım, kalpler çizelim, kokular sürelim. bu kağıt bu yalana inansa bu gönül bu yalancıya inanır mı? sen bizi bırakıp gittin buralarda arda. sen bizi yalnızca bırakıp gitmedin. senin için kavga ettiğimiz, postane yaktığımız, postacı olduğumuz, buralardayız dediğimiz hasımlarımızın sofrasına gittin oturdun. otur sofra onların gönül senin ama bir de üstüne o masadan o hasımlarla gülerek pozlar çektin, postaneye bile vermedin, hasımlarımızdan öğrendik, onlar attılar mektubu, çoğuna bakamadık. çok mutlu görünüyordun arda, buralarda bizi en çok bu üzdü bu arada...

    buralardayız arda. -hala- biz hep buralardayız. ama sen buraların çocuğu buraların evladı olmayalı çok oldu. gelme. biz o mektuba noktayı koyduk, postaneye verdik, postacı getirdi getirmedi bilmeyiz ama aklında olsun diye diyorum o postane bile yerinde yok artık...yıktılar... yenisinde yazıyoruz şimdi bütün aşk harflerimizi. yine çok seviyoruz -hala- ve biriciğimiz -hala- galatasaray... ya senin arda, ya senin?

    buralardayız, hala.
    ama buralar için o arda yok buralarda.
    kalmadı içimizde.
    buralardayız ama -hala-
    adresimiz sami yen. değişir kapı numaralarımız kimi kuzey kimi güney kimi doğu kimi batı.
    ama buradan sana mektup yazan herkesin gönderici adresi aynıdır: ali sami yen.
    biriciği tektir, galatasaray..
    sen bir bak bakalım arda, senin adresin de ne yazıyor?
    senin biriciğin kim?
    hala buralarda mı bu arada o arda?
    sanmıyorum...
    o yüzden yazma bize. yazmayacağız çünkü biz sana. o mektubun ucu çoktan yakıldı, o sevdaya o ağıt yakılalı da pek oldu...

    gelme.
    biz o eskisi gibi buralarda değiliz.
    eski bizi bulamazsın buralarda.
    üzülürsün.
    gelme, üzme postacıları, üzme bu adres defterinde hep ali sami yen yazan ve biriciği galatasaray olan tribünleri...
  • sevgili arda,
    lütfen konuşurken kimle konuştuğuna ve ne dediğine dikkat et. sen her ne dersen de, niyetin ne olursa olsun, medya bunu çarpıtıp aradan 2 cümleyi seçip aramızı bozmaya, sevenleri küstürmeye çalışıyor. iş öyle bir noktaya geldi ki, federasyon bile artık utanmadan kendi yayın organıyla bu işe dahil oldu. kendi yayın organıyla senin sözlerinin en can alıcı kısımlarını öne çıkarıp o röportajı uzun süre beklettikten sonra tam da takımın toparlandığı dönemde gündem yaratmak amacıyla kullanabiliyor. lütfen artık oyuna gelme. spor basınının seni de bizi de daha fazla yıpratmasına izin verme. sadece çık ve gerek milli takımda gerekse atletico'da aslanlar gibi futbolunu oyna. biz de "işte ardamız" diyerek seninle gurur duymaya devam edelim.
  • arda 66 numara ikende sevmezdim. 5 yıl önce de sevmiyorum.şu anda sevmiyorum. gelsen ne olur, gelmesen ne olur. zamanında abdullah geldi baliç geldi. zaten bitmişsin. okeye dönüyorsun. kimse seni sevmiyor. bütün ticaret işlerin battı. magazinsel bir figürüsün.o kafa,mantalite avrupa gördü ama halen cehalet içinde. fatih hocaya demedin kalmadı sonra paşa paşa o eli herkesin önünde öptün. ne demişler eskiler, pislemeyeceğin kaba sakın işeme.