resim
Arda Turan
Görev:Teknik Direktör
Takım:Shakhtar
Yaş:39
Uyruk:Türkiye
  • 2926
    kaptan olmayı sadece bant takmak olarak algılıyan. takım otobusune binmeyip taksiyle gitmenin başka hiç bi manası yok. yapamazsın sen bunu. kaptansın sen.

    ama dur ya. benim düşündüğüm kaptan tanımı takımını gercekten seven, ona sahip çıkan kaptanlar için geçerli.

    yaparsın koçum sen her şeyi yaparsın kral sensin burda. bugun avrupadan eleniriz bırakırsın takımı gidersin. ne düşündü acaba neill, kewell ve baros sen giderken çok merak ediyorum. ben onların yerinde olsam sikerim lan kaptan bırakıp gitmiş bana mı kaldı bu takımın derdi derim sahada da siksen mücadele etmem.
  • 2928
    çok şey istemediğimiz adam. özeti bu.

    arda sen şuradaki galatasaray için yazan 1000 adamın, ve dışarıdaki 20 milyon insanın hayallerinin olduğu yerdesin. buradaki hepimiz galatasaray'da oynamak için çıldırırdı. eminim galatasaray'ın malzemecisi olmak isteyen, masörü olmak isteyen 1 milyon adam vardır. bunları benim kadar sen de bilirsin.

    sen bunları geçip galatasaray'a kaptan olmuşsun. 10 numarayı giymişsin. tüm bunların karşılağında senden çok bir şey istemiyoruz mnskym. her maç mükemmel oyna demiyoruz. 20 asist 30 gol at demiyoruz. yüzün gülsün ulan yüzün gülsün. biraz galatasaray'da olmaktan mutlu olduğunu görelim. sevgilinin yanında güldüğün kadar ilk sevgilinin yanında da gül.

    buradaki 1000 adam galatasaray için yazarken bile mutlu oluyor. stada girip çimleri görünce yüzüne bir gülümseme yerleşiyor. ve bir çabana, bir emeğine büyük kaptan diye bağırmaya hazırız. bağırmadık mı? daha önce bağırdık, bir daha bağırırız.

    sen daha iyi bilirsin arda turan. galatasaray'da futbol oynamak her galatasaraylının hayallerinin en üstüdür. avrupa yerin dibine batsın, paranda var, sana tapacak insanlar da var, sevgilin de var, hayatın dört dörtlük msnkym.

    yüzün gülsün kaptan. gülsün ulan.
  • 2931
    galatasaray taraftarından nefret etme sebebidir.

    noldu?

    "büüyüüğğğkk bööyüüğğkk kapttöööööaaağğğğnnnn.. metttiiiiğğnnn ööooaakktaaay ruhhhhlluuuu.. biizim öööardamız vaarr fenerrrin var mööööaaaaa"

    afedersiniz de.. ne överken ayarı tutturabiliyoruz, ne yererken.

    bahsettiğiniz kişi;

    alt yapından çıkardığın adam,
    takımına kaptan olmuş adam,
    düne kadar liverpool başta birçok avrupa devinin istediği adam,
    euro 2008'in yıldızı olan adam,
    türkiye'nin hali hazırda en pahalı oyuncusu olan adam..

    kadro dışı kalsınmış? ulan siizn beyinler kadro dışı kalmış gibi. sanki barış özbek'ten bahsediyoruz amk. saman alevleri sizi.

    evet, arda çok iyi bir futbolcu. ama iyi bir kaptan olmayabilir, bu sorumluluk ağır geldi belki de, hatta evet. ağır geldi. çünkü kaptan demek, en zorda takımı ateşleyen demek. arda ise daha çok sen, ben.. amatör ruhlu. gol yendiğinde çöküyor. kavgaları ayırmak yerine en önde o oluyor falan..
    ama hadi bir düşünün?

    - her maç itirazdan sarı kart yiyen agrasif baros mu?
    - bir sonraki maçta oynayacağı muamma olan kewell mı?
    - takıma daha dün katılmış neill mi?
    -yoksa itin gtüne soktuğunuz ayhan mı?

    başka da yazmıyorum isim falan. hangisi kaptan olacağıdı? sezon başında böyle riskli bir karar, hangi aklın ürünü olarak arda turan'dan başkasına verilebilirdi?
    geçiniz.

    önce o adamın kaptan olduğu gün, sevinçten ağzınızdan akıttığınız salyaları silin. sonra entry girin. hadi kalın selametle.
  • 2936
    şu halinin* tek sorumlusu gözümde adnan polattır. en parlak olduğu kafa olarak fizik olarak futbol oynamaya en müsait olduğu dönemde** yok kariyer planlamasını yaptım, yok biz düşündük onu arda bize kupa vericek gibi açıklamalarla gitmesine izin vermeyip hazır olmadığını bile bile kaptan yapıp ateşe atmıştır ardayı. arda şu an öyle bir konumdadır ki futbolu bırakıyorum eskişehir maçı jübilem dese kimse şaşırmaz ben şahsen şaşırmam zira kendisi hasan şaşın hakan şükürün son dönemde futbolu bırakması için gördüğü baskıyı görüyor ve aynen de onlar gibi karşılıyor bu baskıyı somurtarak.
    her şey her zaman güllük gülistanlık olmayacak arda kardeş kimi zaman böyle dibe de vuracaksın da gülmesini bilmen lazım. osuruğuna tekme atarak sahada oflayarak puflayarak bu dönemi atlatma şansı yoktur kendisinin.
    eğer bu son 2 sezondur yaptığı afra tafra sadece sahadaysa gerçekten futbolu veya galatasarayı bıraksın hem kendine hem taraftarlarına zarar veriyor. ha eğer bu afra tafrası yaşam biçimi olduysa eyvah eyvah derhal psikolojik destek alması lazım zira o suratla uzun vadede de mutlu olma şansını yitirir yakında.
    edit: nedense link koymayı beceremedim ilgili resim şudur
    http://www.milliyet.com.tr/.../1281660/default.htm
  • 2939
    taraftar olarak her mac ondan guzel bir sey beklerim. bu gol ya da asisttir ya da atagi baslatan guzel bir pas. galatasaray'i bir cok kez tek basina tasimistir.

    arda galatasaray'dan er ya da gec avrupa'ya olacak diye dsunuluyordu. galatasaray ruhunu cok iyi tasiyor diye taraftar da arda'yi bir gun kaptan olarak gormek isterdi. bu sene ya da gelecek sene avrupa'ya transfer olacak diye arda hemen kaptan yapildi. lincoln'u yolladiktan sonra arda'ya jest olarak ve lincoln'e gonderme olarak 10 numarali forma verildi.

    ilk sene, ozellikle ilk maclar cok iyi bir arda, takim kaptanina yakisir bir sekilde davranan bir arda vardi. haksizliga karsi korumaya calisiyordu takimini/ arkadaslarini. ateslemeye calisiyordu takimi. sonra sinem(a)lar falan cikti, konsantrasyonu bozuldu. ben boyle dusunuyorum. sinem'in bir etkisi var diye dusunuyorum. buyuk ya da kucuk fark etmez. genc bir cift’in gezmesi normal bir sey ama arda'da konsantrasyon eksikligine neden oldu. uzun uzun yazmaya gerek yok. arda'nin hikayesini herkes biliyor.

    bu sene ise sadece 1 mac iyi oynayan bir arda var. diger maclar varlik gosteremedi. kaptan olarak ta, arda turan olarak ta. bunun sebeblerinden birisi orta daha. arda'yi fazla topla bulusturamalari.

    simdi dedikodular dolasiyor. terim'in gelmesini istiyormus arda. acikcasi boyle bir ihtimali dusunmek bile bizim ne durumda ldugumuzu gosteriyor. boyle bir ihtimale inanmak istemiyorum ama iste supheler devam ediyor.

    ben metin oktay olmasini istemiyorum arda'nin. metin oktay bir tanedir. baska yoktur ama biraz ondan biraz bulent korkmazdan, biraz da tugay dan ornek almali.

    kaptanlik morali bozuk olmana ragmen takimla birlikte florya'ya donmek demektir. kaptan demek yenilen golde baros gibi isyan etmektir. kaptan demek 2-0 geriye dustugunde takimi kewell gibi ateslemek demek. arda bunlari yapiyordu ama artik yapamiyor. kendisinin bir kaptana ihtiyaci var.

    belki yeni trnsferler geldiginde ona bir hafta izin verilmeli. ya da iki hafta. kafasini toplasin geri gelsin. belki hersey daha iyi olur. bilemiyorum. ama arda'ya olan sevgim azaliyor bunu biliyorum. nedeni kotu oynamasi degildir, simdiden soyleyim.
  • 2940
    maçtan* sonra havalimanında takımı bırakıp, taksiyle ayrılmasını kaptanlıkla bağdaştıramıyorum. maçta kötü oynar ve oynama lüksüde vardır. sonuçta robot değil. ve takımında hiç şüphesiz en iyi oyuncusudur. ama medyanın bari diline düşme. sonra oturup sızlanıyorsun ben ne yaptım neden benle çok uğraşıyorlar diye. ne yapacaksan git kameraların olmadığı yerde yap, ne bizi üz ne de kendini.
  • 2941
    evet, bizim çocuğumuzdur. evet, şu anda ülkenin milli takım bazında ofansif bakımından en etkili oyuncusudur. evet, çok büyük umutlarımız var. evet, ondan çok şey bekliyoruz. evet, arda turan iyi bir futbolcudur. iyi bir insandır da. bunların hepsi geçerli. ancak, bunların hepsinin geçerli olması onun bu takıma yaraşır şekilde kaptanlık yapabileceğini göstermez. ki bence yeteri kadar yapamıyor da. istediği kadar gol atsın, asist yapsın. kaptanlık başka birşeydir. sahanın gerçek lideri olmaktır, duran topları kullanmak değil. arkadaşına moral vermektir, yüzü beş karış aşağıda dolaşmak değil. takımın, sana ihtiyaç duyduğunda beklentileri karşılamaktır. şimdi bana söyleyin; arda, hangisini yaptı?

    edit: en azından şimdiye kadar. bu yazdıklarım, seni sevmiyorum anlamı gelmiyor. seni seviyoruz.
  • 2946
    kimse galatasaray'dan büyük değildir düsturuyla yaşarım galatasaraylılığımı. kral dediğim hakan şükür, imparator dediğim fatih terim, kahramanım hagi için de geçerlidir elbet bu laflarım. onları değerli kılan galatasaray'ın adıdır. futbol takımının kaptanı arda turan için de farklı şeyler düşünmüyorum. galatasaray'a zarar verdiği zaman karşısında bulacağı binlerce adamdan biri olacağım her zaman. ancak bu adamın galatasaray'a zarar verecek duruma sokulmasına da karşı duracağım tabi ki. madem önemli olan galatasaray'a zarar verilmesini engellemek bu da yöntemlerden bir tanesidir. en yararlısıdır, en insanisidir.

    arda turan'ın çok pohpohlandığı söylendi sözlükte. doğrudur. türkiye tek adamların ülkesidir. akp'ye oy veren adam partiye değil tayyip erdoğan'a verir. arda turan'da bazıları için tek adamdı artık. galatasaray eşittir arda turan biçiminde ilahlaştırıldı. özellikle internet aleminde. oysa bir şey unutuldu. arda turan'a yön veren top ayağındayken duyduğu taraftar ve medyaydı. taraftar maçtan önce "büyük kaptan" diye nidalar atarken, maçtan sonra "kimisi sinema peşinde" şarkısını söyleyerek arda'yı yuhalıyordu. arda'nın milli takımda çok daha iyi performans göstermesinin nedeni kendi taraftarınca yuhalanma korkusudur. ne kadar kendisine güveni olursa olsun duygusal açıdan gol atamayınca sakal bırakan hakan şükür'den farkı yoktur. medya ayağını ise herkes biliyor artık. yine hakan şükür'den bu yana hiçbir futbolcunun üzerine bu kadar gidilmedi. hergün futbol dışı onlarca asparagasla uğraşmak zorunda kaldı arda. yönetim kendisini koruyup sorumluluğu azaltacağına, kaptanlık ve 10 numara verildi. ve bunları yaparken üstüne yeni metin oktay payesi verildi kendisine. kitleleri galatasaraylı yapan adamın gölgesi verildi.

    arda turan'ın düşük performansı için eleştiriyorum diyenler hikaye anlatıyor. arda turan'ın eleştirilmesinin temelinde yerli oyuncuların gruplaşması korkusu yatıyor. ben ki o zamanki tayfanın mario jardel'i takımdan gönderişini hiçbir zaman içime sindirememiş bir adamım, bu olayın safsata olduğunu düşünüyorum. arda'nın çaktırılmadan bu grubun lideri olduğu söyleniyor sözlükte. arda'nın şu anki gücü asla bir hakan şükür, bir hasan şaş değil. serdar özkan ile mi yapacak gruplaşmayı. gruplaşmanın olması için yerli oyuncuların takımda ağırlığının olması lazım. hiç bir yerli oyuncunun bırak ağırlığı, takıma neredeyse bir gram faydası yok. galatasaray yabancıların sırtladığı bir takımdır. en çok dillendirilen bir başka olay da yabancı oyuncuları dışlaması konusu. nedeni paragrafın ilk cümlesinde saklı. ancak gel gör ki yabancı oyuncularla yapılan röportajlar pek olayın öyle olmadığını söylüyor nedense. şimdi diyebilirsiniz ki, tv'de ne söylesin saftirik. tv'de açık açık eleştiremez de bu kadar da övülmesine de gerek yok değil mi?

    arda turan türkiye'nin en popüler genci. bu yaşta bu başarıları kazanmış bir gencin egosunun olmama ihtimali yok, hatta türkiye'de egosunu törpüleme ihtimali bile yok. aksini düşünen mevlana'nın izinden gidiyordur. ne zamanki arda büyük futbolcu değil, iyi futbolcu olduğunu anlar, o zaman büyük futbolcu olma yolunda hızla ilerler. söz egodan açılmışken bir çelişkiyi daha dillendirelim. arda turan rijkaard'ın kuyusu kazmakla suçlanıp, fatih terim'i takımın başına geçirmek istediği söyleniyor. şimdi soru geliyor; egosu büyük arda turan, muhtemelen egosu en büyük spor adamıyla mı daha rahat çalışır, yoksa yıldız futbolcunun en kolay çalışabileceği teknik direktör rijkaard'la mı. arda'nın aptal olduğunu düşünmüyorum.

    arda hatalar yapıyor, daha da büyük hatalar yapacak. saha dışında basına büyük kozlar veriyor. saha içinde de çok oynamak istediği liverpool ve ingiltere ligi için yetersiz. fizik gücü yetersiz, hızlı değil, şutlarını daha da geliştirebilmeli, daha hızlı oynamalı, daha çabuk düşünmmeli, sakatken de kendine iyi bakmalı beli kalınlaşmamalı vs...yeterli çabayı gösteriyor mu bilmiyorum, ben de herkes gibi performansından memnun değilim. ancak asıl sorun sahanın dışında. ilk olarak bu adam hakkındaki karalamalara, terbiyesizliklere tepkiyi koyacaktık, yönetim gereksiz sorumluluklar yüklemeyecekti. sonra performansı hakkında en kral eleştiriler yapılacaktı. sırayı karıştırdık tekrar. hem saha içinde hem saha dışında vuruyoruz bu çocuğa. ne maç satmıştır, ne takımı sabote etmiştir, galatasaraylıdır.

    arda turan bir planlama hatasıdır. ancak hiçbir şey için geç değildir. krizden zekası ve özgüveni sayesinde en az zararla çıkıp telekom arena'ya kolunda pazubantla en ön sıradan çıkacaktır. sonra da çok istediği liverpool formasını giyecektir. şimdilik yalnız yürümediğini bilsin yeter...
  • 2947
    üzüldüm elenmiş olmamıza, her galatasaraylı gibi benim de içimden bir parça koptu maç sonrasında. çok üzgünüm. müthiş sinirlendiren ve bir o kadar hüzüne götüren bir sonuç...

    diğer takım taraftarları kızmasın ama biz sarı kırmızı aşıkları avrupa'dan her elendiğimizde bir başka kederleniyoruz. diğer takım taraftarlarına kıyasla, avrupa maceralarımızda aldığımız kötü sonuçlar bizleri daha çok üzüyor. hele hele bu şekilde elenmek... bu satırlar uefa ve süper kupa sahibi olduğumuzdan değil, arif'in, zamanında manchester'a attığı golden sonra hissettiklerimize uzanır. sonrasında mücadele edilerek kazanılan muhteşem zaferlere gider bu hüznün sebebi...

    çalışıyorum bu sıralar, mesleğimi icra etmekteyim fakat aklımda iki şey var; biri sevgilim biri de öbür sevgilim. biri üzgün ondan uzak olduğumdan, diğerinin içinde ise fırtınalar kopuyor. halbuki denizin ortasında olan ve fırtınalarla karşılaşması gereken benim.

    dün gece yaşlı afrika kıtasına yaklaşırken, büyük uğraşlar sonrasında zar zor çeken antenimizi ayarlamaya çalıştık. biz denizciler her şeyden mahrum yaşarız denizdeyken. bazen aylar öncesinin gazetesini buluruz satır satır okuruz, bazen gemiye yeni katılana sorarız ülkede olup bitenleri. dün gece ise güzel bir şölen vardı salonda. trabzon'un golüne sevindik çoşkuyla, sonra yenilen gollere ‘’tüh’’ dedik hep bir ağızdan, takdir ettik, beğendik şenol güneş’i.

    ve sonrasında galatasaray...

    önce fenerbahçetv'yi bulduk, derken sportstv diye bir kanalı. her kanal çekmiyordu zaten. 3-4 kanal dışında hiçbirini izlemek mümkün değildi. fenerbahçetv ile sportstv bizim için cennete varmak gibiydi. maçlar bitmek üzereydi. galatasaray'ın golü geldi, ardından yediğimiz bir gol...

    sportstv'de izledim bizim maçın geniş özetini. ali turan'ın kafasına tekme yediği ve sonrasında gelişen olaylar çok dikkatimi çekti. heyecan ve kahır içinde maçın özetini izlerken, çok önemli bir şey farkettim.
    ali turan yerde kıvranıyordu, birkaç rakip takım oyuncusu vardı orada. ekranda lorik cana ile lucas neill'in forma numaraları vardı bizim takımdan. arda turan ise yoktu, göremedim onu... pozisyonu hakkıyla izleyemedim ama kafasına darbe almış bir takım arkadaşını savunan iki adamı görüverdim ve bunların içinde arda turan yoktu. peki nerdeydi bu kaptan dedikleri?

    öğle civarı limana vardım, demirledik. işlerim bittikten sonra, zar zor çeken gprs bağlantısı ile gördüm ki, bizim ''kaptan'' dediğimiz arda turan, ülkeye döner dönmez takım otobüsü yerine taksiye binmiş, meçhule doğru yola çıkmış.

    ben bir denizciyim, kaptanım. gemide bir kural vardır. gemiyi terk kararını ancak ve ancak kaptan(süvari) verir ve filikaya en son o biner. bir gemi batarken, gemiyi ilk önce fareler terk eder, derler. doğrudur.

    arda turan'ı severdim her galatasaraylı gibi ama artık kendisi ''takım kaptanı'' olmadığını, olamayacağını ispatladı. her ne sebeple olursa olsun o da diğer oyuncular gibi takım otobüsüne binmeliydi. arda turan ne kadar yetenekli, ne kadar 10 numara, ne kadar takımın birinci kaptanı olursa olsun, diğer oyunculardan hele hele takıma yeni katılan musa çağıran'dan ya da altyapıda yetişen emre çolak'tan bir farkı yoktur ve hepsiyle herkesle eşittir, öyle olmalıdır. öyle hissetmelidir de.

    dediğim gibi izlediğim o pozisyon bir özetti ve maçı tam olarak izleyemedim belki arda oraya gelmiştir ama takım otobüsüne binmeyip, kendisini arkadaşlarından ayrı addeden bir adam galatasaray'ın kaptan'ı olamaz olmamalıdır. küstahça ben bu takımın ikinci kaptanı olmam demek ise haddine değildi zaten.

    bunu yazmak istemezdim ama arda dün geceki davranışıyla şu sözlerimi haketti:

    top toplayıcı bir çocuktan galatasaray kaptanı olmaz, olursa böyle olur. bu tıpkı gemiye yeni katılmış bir miçonun gemi kaptanı (1.kaptanı, süvari) olmasıdır.

    arda turan türk futbolunun son yıllardaki en büyük yeteneği olabilir ama sonunun bir sergen ya da bir rıdvan olması oldukça muhtemeldir, görünen.

    rijkaard genç futbolcularını mental olarak yetiştirmekte oldukça başarılı bir teknik adam olsa da, kılavuzu rıdvan dilmen, emre belözoğlu gibi kargalar olan futbolcu ali sami yen'de ya da aslantepe'de daha da ıslıklanmaya müstehaktır.

    yeni formaların lansmanı yapılan kısa filmlerde ise büyük bir yanlışlık yapıldığını düşünüyorum. pembe forma'yı kewell'a değil arda turan'a giydirmeleri gerekirmiş meğerse. küçük bir kız çocuğu gibi zırt pırt küsen ve antrenmana çıkmayan bir futbolcuya ancak pembe forma yakışırmış zaten.

    belki ağır oldu yukarıdaki cümleler ama kendisini herkesten fazla galatasaraylı ilan eden, 10 numaralı formanın takımda sadece kendisine uygun olduğunu düşünen, fatih terim sonrasında görüp görebileceğimiz en yeni megolamanımıza daha güzel cümleleri dizmek bu kaptanlık performansıyla mümkün değil, bundan sonra messi olsun isterse. arda turan futbol açısından mental salaktır. sebebi de ondan daha fazla para kazanabileceğini düşünen ve bu yüzden ona kaptanlık veren, onun egosunu şişiren manevi babası adnan polat’tır.

    tüm bu olup bitenlerin gerçek sorumlusu ne rijkaard ne de arda turan kaptanlığındaki yeniçerilerdir. bu ahvalde kendilerine ultra diyenler dahil herkesin bir payı vardır elbette, ama bu lezzetsiz pastanın en büyük dilimi adnan polat’a aittir. ama bu lezzetsiz pastayı nedense hep biz yiyoruz son 10 senedir.

    beni asıl üzen nokta; galatasaray'ın tugay, bülent korkmaz, hagi gibi idol olabilecek yeni bir değerini, daha büyümeden yitiriyor olması.

    ne yapalım bu da pastanın kreması işte.

    http://captainlogbook.blogspot.com/
  • 2948
    galatasaray kulübü çekişmelerinin içinde büyümüş bir adamdır arda turan. onu en iyi gördüğümüz dönemde kaptan değildi, birinci adam değildi. esip gürlüyordu o zaman sahada. arda galatasaray ile aynı manaya gelmeye başladı sonradan. bir daha da onu öyle iyi oynarken görmedik. iç çekişmelerin merkezi oldu belki de. takımda barınamayan futbolcular hep ondan bilindi. bilinecek de. ve biz bir daha arda'yı o kadar iyi görebilecek miyiz, hiç bilmiyorum. çünkü biri size gelip "silkelen, kendine gel!" dese bile bu çok zordur. kişi kendi içinde çözmelidir olayları. kolay gelsin arda turan.
  • 2950
    --- alıntı ---
    ağustos 2006 çarşamba günü saat 10 buçuk civarlarında, türk futbolu yeni prensiyle tanışmıştı. maçtan önce sağ bek oynaması beklenen, ancak son anda orta sahaya kaydırılan 66 numaralı genç oyuncu, takımının 2. ve 4. golüne imza attı, 5. golü de bir başka galatasaray alt yapı ürünü sabri'ye attırdı. bir sonraki günün gazete manşetleri aynı şeyi söylüyordu;

    ' sami yen'in yeni yıldızı: arda turan ! '

    bu maçtan sonra 2006-2007 sezonunda takımın vazgeçilmezi oldu arda. dönemin teknik direktörü erik gerets'e göre, galatasaray'ın başındayken verdiği en doğru karar, arda'yı yeniden kiralık vermemesiydi. gerets ona güvendi, arda da bu güveni boşa çıkarmamış oldu. ribery olayıyla kırılan taraftar kalbi, ondan daha iyisini görünce bu olayı unutuverdi birden.

    sezon sonunda gerets'in gönderilmesinden sonra takımın başına kurt hoca feldkamp getirildi. arda'nın takımdaki sorumlulukları biraz daha arttı. sezon sonunda final niteliği taşıyan sivaspor maçında yaptığı hat-trick ve oynadığı muhteşem oyunla, kariyerindeki oyuncu profilini değiştirmiş oldu. o artık 'gelecek vaadeden genç yetenek'likten 'takımını şampiyonluğa taşıyan büyük oyuncu' mertebesine ulaşmıştı...

    bu şampiyonluktan sonraki sezon takımın başına getirilen skibbe'nin de gözbebeğiydi arda. sezon başında özellikle lincoln'ün üstün performansıyla bir dönem 2. planda kalsa da, o her zaman taraftarın gözbebeğiydi. bir karşılaşmada hakemle atışmasından sonra, ahmet çakar'ın bunu sert bir şekilde eleştirmesi üzerine taraftarlar bir sonraki maçın neredeyse 1 saati boyunca ahmet çakar'ı protesto ederek arda'larına sahip çıkmışlardı. böyle mükemmel bir harmoni vardı mutlu çiftin arasında.

    arda sempatikliğiyle milyonların sevgilisi olmuştu 2-3 yıl içerisinde. özellikle milli takım kamplarındaki antremanlarda yaptığı taklitlerle takım arkadaşlarını kırıp geçiriyordu. sürekli gülen yüzü ile insanların takdirini kazanıyordu arda. rakip takımların taraftarları bile çok seviyordu arda'yı, birçok kez rakip takımların formalarını imzalaması da bunu kanıtlıyordu.

    arda'nın bir sınıf daha atlamasını euro 2008'de canlı olarak takip ettik. teknik direktör fatih terim'in de en büyük kozu olan arda, ev sahibi isviçre'ye 90+2'de attığı kritik golle takımının umutlarını yeşertmiş , 4 gün sonra ise çek cumhuriyeti'ne attığı gol ile ise skora karşı isyanı başlatmış ve takımın maçı 3-2 kazanmasında büyük rol oynamıştı. özellikle isviçre maçında attığı golde aldığı sorumluluk, arda'nın henüz bu yaşta 'özel biri' olduğunu kanıtlıyordu.

    başlıkta da belirttiğim faktör, tam da turnuvadan sonra yaşandı arda için. 10 temmuz 2009 tarihinde murat yalçındağ ve haldun üstünel ile kameraların karşısına geçen arda, takımın yeni 10 numarası ve kaptanı olarak basına tanıtıldı. açıklamaları halen boyundan büyüktü:

    'ayhan akman, emre aşık, sabri’ye büyük saygım var. bu kaptanlığı yaparken desteği onlardan alacağım. karar alırken onlarla birlikte alacağım. ben 10 yaşında iken harry kewell’a karşı oynayan takımını bir kasanın üzerinde izledim. kimilerinin arkadaşı, kimilerinin abisi olacağım. bilinmesini isterim takımda emre aşık’ın lafının üzerine laf söylenmeyecektir. bundan herkes emin olsun. burada amaç takımın başarısı. bunlar başarımız için bir araç. amacımız şampiyonluklara ve kupalara ulaşabilmek. benim her şeyim galatasaray. hayatımın tek anlamı galatasaray ve ailem. bugün mutluyum. heyecanlıyım, çünkü bunlar benim için çok özel anlar.”'

    arda'nın 10 numara macerası böyle başladı. takımın başına rijkaard'ın getirilmesiyle ve tanınmış oyuncuların takıma transfer edilmesiyle beklentiler arttı. sezon başında harika futboluyla göz dolduran galatasaray'ın halen en büyük kozu arda turan idi. her şey gayet güzel giderken, galatasaraylıların ortak kabusu saraçoğlu stadındaki fenerbahçe maçı, kötü günlerin habercisiydi. alınan ağır mağlubiyetin yanında, verilen sakatlarla beraber takım geri gitmeye başlamıştı. avrupa ligi'nde atletico madrid'e elenen ekip, bir diğer fenerbahçe maçıyla dibe vurmuş oldu. tribünlerin de ilk hedefi arda turan oldu tabi ki. özel hayatından dolayı eleştirilen arda'ya bir tepki de taraftardan gelmişti. kız arkadaşı için sinema kapatmasına eleştiride bulunan tribünler, arda'ya tepkilerini sloganlarla gösterdiler. arda da kafasının rahat olmadığında iyi performans göstermediğini kanıtlarcasına kötü bir futbol serigiliyordu bu dönemlerde.

    basınımızın futbolundan çok özel hayatıyla ilgilendiği arda turan da onlara bol bol malzeme vermeye devam ediyordu. 66 numarasıyla ve gülen yüzüyle milyonların sevgilisi olan arda gitmiş, 10 numaralı formasıyla ve kaptanlık pazubandıyla sinirli tavırlarıyla dikkat çekmeye başlamıştı. kaptanlık verildikten sadece birkaç gün sonra istanbul emniyet müdürlüğünü ziyaret etmesi, arda'nın da türk futbolunun ve futbolcusunun içinde olduğu o siyaset-mafya-spor üçgenin içine girdiğini gösteriyordu.

    son olarak, 2010-2011 sezonun 2. maçı olan bursaspor karşılaşmasından mağlubiyetle ayrılan galatasaray'ın teknik direktörü rijkaard'ın 'sahada sorumluluk alacak lider oyuncu yoktu' açıklamasından sonra morali bozulan arda'nın bir gün sonraki antremana özel izinli olarak çıkmaması, bana uzun süredir planladığım bu yazıyı postlamama sebep oldu. bir kaptan olarak herkese örnek olması gereken oyuncunun, moral bozukluğu sebebiyle antremana çıkmaması gerçekten düşündürücü bir durum. ayrıca ligin ilk maçı olan sivas deplasmanında takım arkadaşı ve veliahtı emre çolak'a hatalı bir pasından sonra gösterdiği tepki, arda'nın ne kadar stres altında olduğunu ve bunu kaldıramadığını açıkça gösteriyor.

    pedagogların ailelere önerisi, bebek ve çocuklara, bebek ve çocuk gibi davranmaları yönündedir. 22 yaşında kaptanlığa getirilen arda'dan 27-28 yaşındaki oyuncunun olgunluğunu beklemek, yönetimin en büyük hatası olarak değerlendirilebilir. arda , eminim ki galatasaray tarihine geçecek bir kaptan olacaktır, ancak avrupa'nın herhangi bir takımında rahatlıkla oynayabilecek bir oyuncuyu bu sorumlulukla ezmek, akıl karı bir tercih değildi bence. arda henüz 23 yaşında. öncelikle bunu hatırlamalı.daha sonra kendisinin kimseye benzeme gibi bir mecburiyetinin olmadığını hatırlamalı. yani futbol camiasındakiler gibi olmadığında kimsenin onu yadırgayıp dışlamayacağını hatırlamalı. arda, arda gibi olmalı, öyle tarihe geçmeli. arda, kaç numara olursa olsun, galatasaray formasının içinde, gülen yüzüyle, mükemmel oyunuyla, zeka ürünü espirileriyle ve liderliğiyle hatırlanmalı seneler sonra..
    --- alıntı ---

    http://bandieras.blogspot.com/2010/08/66-10.html
App Store'dan indirin Google Play'den alın