• 102
    şampiyon olamaz, şampiyonluğa oynayamaz, bazen orta sıralara bile oynayamaz, arada bir küme düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalır, 10 derbinin 9'unu daha maç başlamadan kaybedeceği bellidir ve açık ara kaybeder, sporcu yetiştiremez, her sezon adı sanı duyulmamış firmalarla sponsorluk anlaşmaları imzalar*, kendi salonlarına ve tesislerine sahip değildir, federasyonlarda bir tek lobisi bile yoktur.

    bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar istisna sezonlar haricinde yaklaşık çeyrek asırdır aynı döngünün içerisinde sıkışmış olan ve resmi olarak spor kulübü adını taşıyan galatasaray markasına asla yakışmayan şubelerdir.

    kapanacakları o günü sabırsızlıkla bekliyorum çünkü yıllardır aza kanaat edilip azın bile bulunamadığı, ezeli olarak tabir edilen rakiplere sürekli kaybetmekten utanılmadığı, eş, dost, hısım, akraba gibi liyakatsizlerin komisyon yeme çiftliğine dönmüş bu şubelerin kaderinin hiçbir zaman değişmeyeceğini artık kabullendim.

    başka çözüm önerileri olan ya da bir şeylerin pozitif anlamda değişeceğine inananlar varsa lütfen gerekçeleriyle birlikte açıklasınlar. benim kafam ancak bu kadar basıyor.
  • 103
    bu kadar dert edilmesini asla anlamadığım şubeler. bu şubeler tamamen para odaklı. yani yeteri kadar para harcarsan şampiyon olmama şansın yok. kadın baskete senelik 15 milyon bütçeli bir takım hem avrupa hem de ligde banko şampiyon olur. aynı şekilde voleybolda da 10 milyona şampiyon olursun. erkek basket bunların içerisinde bir nebze daha zor ama oraya da 30 milyon dökersen başarı garanti.

    10’ar erkek-kadın voleybola, 15 kadın baskete, 30 erkek baskete verdin. hadi 5 de diğerlerine harcadın diyelim. etti mi sana 70 milyon…

    her sezon bir osimhen parasını toplam geliri 5 milyon bile etmeyecek organizasyonlara nasıl yatırabilirsiniz? ama fenerbahçe filan demeyin hiç boşuna. fenerbahçeli bir kaç zengin kafayı kırmış adamlar yapıyorlar senelerdir bu takımları zaten. basket şubesini yıllardır koç ailesi, ondan önce de ülker yönetiyordu. voleybolu da mehmet ali aydınlar senelerce yürüttü.

    bu şubelerde spor kulüplerinin yetiştirici rolde olması gerekiyor. bırakın müessese takımları kara paralarını aklasınlar. onlarla yarışacağım diye neden sürekli eksi yazalım?
  • 104
    iyi yönetilmeyen şubeler.

    öncelikle bir yanlış anlaşılmayı düzeltelim; galatasaray bu şubelere gayet de para harcıyor. daha fazla harcamasını isterim tabi ama bu bütçelerle de başarılı olursun. bizim sıkıntımız çok başka.

    mesela erkek basketbolda beşiktaş kadar para harcıyoruz ama onlar başarılı oluyor. sen ise türkiye kupasına bile kalamıyorsun. çünkü yanlış hocada ısrar ediyorsun. hem de senelerdir. bir hoca değişikliği ile lig liderini yenebiliyorsun.

    kadın basketbolda yanlış isimlerle seneler harcıyorsun, sonra ekrem memnun getirip bir takım kuruyorsun. takım da gayet iyi ama nedense adamı gönderiyorsun. yerine de fenerbahçeli ve kötü bir isim getiriyorsun. sonra da haliyle fark yiyorsun.

    voleybolda iyi takımlar kurmaya başlıyorsun ama saçma sapan bir koç peşinde yılları heba ediyorsun.

    hep aynı şey. iyi isimlere sabredemezken, torpilli isimlerle yılları heba ediyorsun. yanlış isimlere oara harcıyorsun. doğru isimleri almıyorsun. menejerler seni oyuncağı yapmış. sponsor bulamıyorsun. kısacası iyi yönetilmiyorsun.

    tabi ki çok para harcarsan başarılı olma ihtimalin fazla ama bu harcadığımız paralarla da başarılı olmamız gerekiyor. olmuyorsa yanlış yönetiliyoruz demektir.

    ve maalesef bu düzen hep bu şekilde devam edecek. hiçbir zaman buralarda başarılı olmak istemiyoruz bence. en azından yönetimsel olarak. o yüzden ben bile hiç olmamayı tercih ederim artık. böylesi daha kötü çünkü.
  • 105
    hakkında nokta atışı teşhis yapılan şubeler: (bkz: amatör şubeler/@aslanağa)

    elbette bunlar futbol kadar önemli değil ve sonuçtan çok yetiştirici olmak da önemli. ama bu kadar parayı da göz göre göre çarçur etmezsin. örneğin şu an kadın basketteki koçun başarısız olacağı çok belli. getir oraya doğru düzgün bir koç, önümüzdeki yılın yatırımını yap. ama yapmazlar umurlarında değil.
  • 106
    beşiktaş’ın benzer bütçelerle bizden başarılı olması üzerinden savunulan şubeler. ikinciyi geçince kaçıncı oluyorsunuz?

    bakın yakalım gemileri, basalım parayı ve yarışmacı takım kurup bazen 1. bazen 2. olalım diyorsak ben buna varım. ama kalkıp da ya bu bütçelerle de bir şeyler yapılabilir diyorsanız ben bile bile lades olamam. 30 milyonluk rakibinin karşısında 10 milyonluk takım koymakla 1 milyonluk takım koymanın arasında en ufak bir fark yok. o halde en azından o aradaki 9 milyonu fazladan koymamak gerektiğine inanıyorum.
  • 107
    https://x.com/...A5bq3uPAkRestdB0BhCA

    https://x.com/...A5bq3uPAkRestdB0BhCA

    https://x.com/...A5bq3uPAkRestdB0BhCA

    bu aralar amatör şubede forma giyen sporcularımızdan ve koçlarımızdan çok sık duymaya başladığımız bir şikayet var: “boş tribünler önünde oynuyoruz.” erkek basketbol koçu, kadın basketbol sporcuları, kadın ve erkek voleybol sporcularımız son zamanlarda taraftarın tribünleri boş bırakmasını sıklıkla dile getirmeye başladı. özellikle bu sezon taraftar sayısı daha da azaldı. kulüp, bu işe çare bulmalı. bu durum, en iyi sporcularımızı kaybetmeye bile sebep olabilir.
  • 108
    belediyelere ya da diğer kurum/vakıf kulüplerine devredilebilir.
    buraya yatırılan paralar futbol akademisine kaydırılabilir.
    çünkü branş branş çok bir para değil diyorsun ama toplamda 1 tane daha futbol takımı çıkıyor o paraya.

    ha dersiniz ki amatör branşlarda kar amacı yok, önemli olan buralarda var olmak, o zaman çok harcama işine de girmemek lazım. jogging yapmak lazım. çok hızlı koşmaya, hedefler koymaya gerek yok.
  • 110
    “profesyoneller işten geçimini sağlar, yüksek standartlarda çalışır ve sözleşmeli/ücretli hareket ederken; amatörler işi keyif veya hobi için yapar“

    işin temelinde aslında bu tanımın anlattığı ayırım var. futbol, basketbol ve voleybol gibi sporların dışında kalan branşlarda kulübün sadece sevk ve idareden sorumlu personel ve işleyişi sağlayacak bakım ve onarım gibi hizmetlere harcama yapılması beklenir. bunların da toplam masrafı tutmayan bir genç altyapı transferinden daha maliyetli değildir (bkz: eyüp aydın). dolayısıyla esas olan bu şubeleri her dara düştüğünde kapatma fikrine düşmek değil aksine iyi günde şube sayısını ve çeşitliliğini arttırmaya yönelmektir.

    - galatasaray her şeyden önce bir okul kulübüdür. bu kulübü değerli kılan en önemli vasıf dünyada eşine rastlanmayacak şekilde; her düzeyde eğitim verdiği halde her zaman uluslararası mecralarda yarışmacı bir okul olmasıdır. tabii ki müzesinde kupalar olması değerlidir, ancak daha değerli olan topluma yön verecek ve onları sağlıklı birer bireye çevirecek şekilde toplum hizmetine katkı sağlayan işlevidir. bunu hem eğitimle hem sporla yapar. sporu çeşitlendirmesi de sürdürmesi de birincil görevlerinden biridir.

    - galatasaray bir zümrenin maddi üstünlüğünden ötürü avantajlı olduğu bir kulüp değildir. başarılı her türk insanının ulaşabildiği, hayal edebildiği bir kulüptür. amatör branşlar buna en çok hizmet eden ayaklardır. siz örneğin masa tenisine çinli bir profesyonel getirip maaşa bağlayıp oradan kupa kazanmaya çalışırsanız türk insanı için kendinizi ulaşılmaz kılarsınız. giderinden ötürü şubeyi kapatmaya kalkarsanız çocuklara hayal etmeleri için başka seçenekler aratırsınız.

    -armanızı amatör bir branşta taşıyan bir çocuğun hayal dünyasına renk katarken, çevresini de yönlendirir genç nüfusa kendi gücünüz ölçüsünde yön verirsiniz. gençlerin hem hayallerinde hem yaşantılarında yeriniz olur.

    - okulun ve sporun doldurmadığı boşluğu özellikle gençler yanlış yönelimlerle doldurur. galatasaray hem eğitimin hem sporun bayrak adamı olmak zorundadır. toplumun spora yönelmesini sağlamak da bu minvalde zaruridir.

    hasılı amatör branşlar bizim gördüğümüzden çok daha değerli işlevlere sahip aslında. bu branşlara sadece maddi getiri gözüyle bakmak yanlıştır. keşke futbol ligindeki bütün kulüplerimize belli sayıda amatör branş zorunluluğu getirilseydi.

    şanslı bir azınlık hariç çok azımız düzenli sportif faaliyetlere katılma şansına sahip. keşke galatasaray imkanı olsa da her şehirde amatör sporlarda şubeleşebilse.

    buraya kadar sabırla okuyabilen varsa sabrından ötürü müteşekkirim. gençlerin boşa geçirdikleri zamanları gördükçe üzülüyorum ve bu yüzden içimi dökmek istedim. saygılarımla
  • 111
    yani bu kavramı gerçekten önemseyip galatasaraylılık kavramıyla bütünleştiren var mı çok merak ediyorum. bir kere bu branşlara amatör diyerek zaten bu spor dallarının ülkece bilinmediği aşikar olan bir durum kabak gibi ortada durmaktadır. galatasarayı hangimiz basketbol ya da voleybol takımıyla sevdik cidden merak ediyorum, istatistiksel olarak verisi nedir bilenler aydınlatsın lütfen . ara ara görüyorum şurda gelişmeliyiz, şöyle yapmalıyız diye. gözünüzü seveyim rakip takımın futboldaki başarısızlıklarını kamufle etmek için oluşturduğu bu platforma o kadar da önem vermeyelim, son saniye basket olunca ‘’ gooll’’ diye sevinen adamların ülke sporuna katkısı diye pohpohlandı yıllarca. kulüp tercih olarak gelişmek isteyebilir, milli sporculara yatırım olarak bu branşlar güçlendirilmelidir evet ama asla ve asla bir taraftar için en üst hedefte olmayacaktır, kendimizi kandırmayalım. galatasaray bir spor kulübü olabilir teorik ve tanımsal olarak, ama taraftar olarak her zaman ve sadece futbol kulübü olacaktır. nasıl ki real madridlilere sorsanız carvajal mi luka doncic mi diye ‘’ haa doğru luka bizde oynamıştı’’ diyeceği gibi, bizim de yanıtlarımız benzer olacaktır spor dallarını temsil eden oyuncular için.
App Store'dan indirin Google Play'den alın