• 13
    derdim bu adamları savunmak değil ama arda, sabri, semih, emre. hepsinin de ortak özelliği alt yapıdan çıkmaları. ve biz hepsine bir kulp taktık, daha oynarlarken dışladık hepsini bir şekilde. bu adamlara böyle muamele yapıp sonra alt yapıdan topçu çıkmasını beklemek yada atalay’a yunus’a sözleşme uzatmıyor diye kızmak çok saçma değil mi? adam kendisinden önce çıkanların gördüğü muameleyi görünce neden galatasaray’da bir gelecek düşünsün ki? büyüdüğü semt, yada onu futbolcu olmaya iten varoşluğu yüzünden itin götüne sokulup çıkartılmak için mi?

    yada kendimize şu soruyu soralım. biz gerçekten alt yapıdan oyuncu çıkmasını istiyor muyuz? yoksa kendimize yeni stres topları mı arıyoruz.
  • 15
    aslında alt yapılarda iyi oyuncular yetişmektedir. (bkz: cengiz ünder) , (bkz: melih demiral), (bkz: çağlar söyüncü), (bkz: ozan kabak), (bkz: yusuf yazıcı), (bkz: abdülkadir ömür) bu sırayı daha da genişletebiliriz. bizim derdimiz oyuncuları beğenmemek ve oynatmamak. elin adamı 17-18 yaşındaki gençleri hemen ilk 11 oynatıyor. bizde ise hemen kendisini ispat etmesi bekleniyor. oyuncu tabi ki hata yapacak ve kendini geliştirecek. bizim o oyunculara destek olmamız gerekiyor ki alt yapı ürünlerimizi dışarıya yüksek fiyatlarla satabilelim. bir de yetişen oyuncuların karaktei umarım arda'ya ya da emre çolak'a benzemez.
  • 17
    altyapı hocalarının asgari ücret aldığı yerde ne kadar kaliteli “altyapı topçusu” yetişebilir diye sormak lazım öncelikle.

    ya da bu kadar kalitesiz tesisler varken ne kadar iyi oyuncular yetişir? reserve takımlar kurulup oyuncular profesyonel rekabete girmedikçe ne kadar iyi futbolcular bekliyoruz ki? veyahutta 85 milyon nüfustan illa ki çıkan birkaç yetenekli futbolcuya ancak zorunluluktan şans veriyorken ne bekliyorduk ki?

    çıkan da semih kaya, emre çolak falan oluyor anca bu halde.
  • 18
    altyapılar ile ilgili en büyük eksiklik, takımlarda istikrarlı bir üst yapı bulunmamasıdır. altyapılar üst yapıların sistemine uygun tarzda oyuncu yetiştirirler. örneğin, kanatlarda her oyuncunun hızlı olması istenir ama içeri kateden mi yoksa çizgiye inen bir oyuncu mu istenir bunu üst yapının taktiği ve oyun sistemi belirler. altyapıya da bu iseteğe göre oyuncu alırsınız ve buna göre yetiştirirsiniz. ancak, başta galatasaray olmak üzere takımlarda bir istikrar olmadığı için oyuncular belirli tarzlarda seçilmiyor, ne istendiği bilmeden yetiştiriliyor. a takıma çıkacağı noktada ise bu defa takımla ve taktikle uyumsuz bir oyuncu oluyorlar. bu da kötü oyun ve istemsizce oyuncunun geri plana itilmesine sebebiyet veriyor. altyapı oyuncusunu kiralamak da aynı şekilde. siz oyuncunun yapısına uygun takıma kiralamazsanız gittiği takımda hiç oynamadan dönebilir. bizim takım için de durum aynı, arada bir istisnalar çıkıyor ozan gibi, arda gibi. örneğin, kaideyi taciz eden istisna'nın sürekli ifade ettiği target man konusunda altyapıda herhangi bir çalışma var mı, yıllardır hiç bu rolde oynayacak yapıda oyuncumuz çıkmıyor. mustafa kapı ne olarak yetişiyor. beklerimiz savunma beki mi hücum beki mi olacak. oyuncunun fizik gücü mü yükselecek, hızdan feragat edilecek mi? orta mı yapacak, içeri mi katedecek, bunu oyuncu değil, senin ihtiyacın belirler.
    kısaca, taraftarın sabrı konusuna takılıyor herkes ama, her oyuncu uygun kadro ve taktik ile oynadığında bir şeyler verebiliyor. biz üstyapıda doğru düzgün bir planla ilerlemediğimiz için bugün bırakın gençleri tüm as oyuncular eleştiriliyor. bu ortamda hangi genç sorumluluk almak ister, oynamak ister. sorun sadece altyapı veya taraftar değil, plan ve meşhur ifade ile bir üst akılın yokluğunda...
  • 19
    inanılmaz bir potansiyele ve genç nesile sahip bir ülkenin bir türlü yeterli sayıda çıkartamadığı topçu çeşidi. yeni nesil nasıl ki öğretmenlerin eseriyse, alt yapı topçularıda altyapı hocalarının eseridir. alt yapı hocaların ne kadar kaliteliyse o kadar kaliteli ve yüksek sayıda oyuncu a takımlara çıkar. amatör kulüplerin ve alt yapı hocalarının durumu içler acısı. 3 kuruşa 5 köfte almak isterseniz alamazsınız. gerek altyapı hocalarının eğitimleri, yeterlilikleri gerekse altyapı tesislerinin yeterlilikleri ülkece tamamlanmalıdır. tff, yök ile beraber çalışarak lisans düzeyinde teknik direktörlük programı açmalıdır. mezunlar altyapılarda sınavla gerekli yeterlilik testleri sonucu değerlendirilmelidir. yeni nesillerden, genç dimağlardan faydalanılmalıdır. bilim, ilim, taktik, teknik, anatomi, yeme içme, fiziksel gelişim, dinlenme programları, maç analizi, istatistik vs. futbola dair şeyler konuşulmalıdır. altyapı topçuları şuanda malesef emekli futbolcuların bol küfürlü futbol hikayeleriyle büyümektedir. fiziksel yeteneklerin yanına mental yeteneklerinde konulması gereken a takım düzeyinde birçok futbolcumuz, gencimiz, değerimiz ziyan olmaktadır.
  • 20
    bol maaşlı isimli ama yaşlı topçulara karşı sonuna kadar destek verdiğim topçu kardeşlerimizdir. yeter ki "ben bu işi ciddiye alıyorum" diyerek sahaya kendilerini versinler. özellikle stoper mevkisinde çok potansiyelli kardeşlerimiz olduğunu düşünüyorum. galatasaray için doğru olan bu kardeşlerimizi değerlendirmektir.

    (bkz: 2019-2020 sezonu)
  • 21
    elbette kredisi diğer oyunculara göre daha fazladır.

    ancak altyapı topçusu da biraz çağdaş futbolu örnek almalı, gayret ettiğini taraftara ve teknik heyete göstermeli.

    mesela denilmiş ki "19 yaşındaki yunus akgün eleştiriliyor."
    yunus istediği kadar yetenekli olsun, sonradan oyuna girdiği maçlarda bile topsuz oyunda rakibini kovalamıyorsa, topu sürekli ayağına bekliyorsa elbette eleştirilir.

    yapamıyorsan da çabala, sen podolski gibi vurduğunu gol at hadi bir nebze koşmuyor oluşunu kabullenelim ama sende o da yok; vurdumduymaz izlenimi verirsen kusura bakma ama taraftar eleştirir.

    bir başka husus da altyapı topçularının genelinin zayıf fiziksel özellikleri.
    şimdi tip-2 kas lifi hipertrofisi aslında teorik olarak esnekliği azaltır ve sihirli yetenekleri olanlar öyle abartılı gelişim istemez.

    ancak 90'lar döneminde değiliz artık.
    günümüz futbolunun geldiği noktada temaslı futbol, sert mücadele artık kaçınılmaz, herkes rakibine yakın ve şarjlı oynuyor.
    ayakta kalabilmek için fiziksel özelliklerini geliştirmen lazım.

    herkes fiziki olarak güçlü ve hacimli değil tâbi ki; mesela luka modric gibi allah vergisi güçlü denge ve balans özelliklerin vardır, illa fiziksel gelişim göstereceğim diye kasmazsın.

    benim gözümde yunus 2 yıldır aynı sanki. umarım bu konuda ekstra çaba harcayıp güçlenir.

    ülkenin kafa yapısını öğrendik, yabancı oyuncu sınırlaması gelecek belli ki.
    altyapı oyuncularımızın bir an önce belli bir seviye üstüne çıkmasını umuyorum.
    sizler bizim geleceğimizsiniz.
  • 22
    hangi mevkide olursa olsun ben taraftar olarak az biraz şans bulan alt yapı oyuncusunun tüm gücüyle mücadele etmesini bekliyorum. genel olarak taraftarımızında oyuna 80. dk da girip koşmayan, top bekleyen alt yapı oyuncusu görünce üzüldüğünü düşünüyorum.

    edit: çok düşük bir cümle varmış burda toparlandı.
  • 23
    kişisel ve mesleki gelişim bizim ülkemizde geri planda olduğu için bir şeyler beklememek gereken futbolcu tipi.
    neredeyse bütün meslek gruplarında para kazanmaya başlayan kişi kendini geliştirmeyi durduruyor. nasılsa para geliyor diyerek daha fazla çalışmayı bırakıyor.
    yetenekli ya da değil bütün çocuklarımıza hayatlarının her döneminde çalışmaya devam etmelerini öğütlersek belki düzen değişir.
  • 24
    alt yapıdan genç futbolcuların a takıma yükselebilmesi için öncelikle makine gibi işeyen, birbiriyle uyumlu, bakmadan gözü kapalı paslaşabilen bir takım olmamız gerekiyor. 1997den sonra bu şekilde saat gibi işleyen takıma her yıl bir ya da iki alt yapı oyuncusu monte edebildik. işleyen takımda gençler acemiliklerini atana kadar sırıtmadılar, yeri geldi abileri onların açıklarını kapattılar. takım o kadar iyi bir temel üzerinden yürüyordu ki gelen kariyeri düşüşteki futbolcular(hagi, popescu, taffarel) kiralık vasat futbolcular bile maksimum faydayı sağlamıştı(örn:flerquin, victoria, sergen vs.) fakat işleyen makinenin dişlileri kırılmaya başlayınca (örn:takımın saha içindeki liderleri hagi, bülent vs futbolu bırakınca) ne alt yapıdan doğru düzgün futbolcu çıkarabildik ne de eskisi gibi kariyeri düşüşte olan futbolcularu tekrar zirveye çıkarabildik. aksine yıldız söndüren, genç futbolcu öğüten fenerbahçeye benzemeye başladık(örn:misimoviç,felipe, elano, lincoln, cris vs) koskoca uzun yıllardır alt yapıdan çıkardığımız iki tane evet sadece iki tane futbolcu var, arda ve ozan.. nedenini kısaca anlatmaya çalıştım kısaca. takım olamayış, işlemeyen, olmayan sistem.. işte en büyük umutsuzluk da bu..
  • 25
    tugay ve bülent' le tanıdım galatasaray altyapısını. hatta ikisinin akşam lisesinde aynı sırada fotoğrafları çıkmıştı gazetelerde. sonra malumunuz emre, sabri, arda katıldı altyapıdan.
    benim için altyapı topçusu kaptancüneyt tanmandır. maç seyretmek için top toplayıcılık yaptığım sıcak bir ankara gecesinde hazırlık maçı için şekerspor ile oynuyorduk. çok gençti cüneyt tanman sanırım 1 sene giresun' da kiralık gitmişti. takıma tekrar katılmıştı. maç öncesi ısınmada bana çok uzun gelen bir sohbetimiz olmuştu.
    çocuk aklı ile " hiç gidilir mi galatasaray' dan? " demiştim, üşenmedi cüneyt tanman, koca adama anlatır gibi anlattı bana. oynamak için gittiğinden, her genç oyuncunun galatasaray' da oynamasının mümkün olmadığını söyledi. üzüldüm içimden. ikinci yarı oyuna girdi cüneyt tanman ve bir daha da çıkmadı.
    o zamanlardan beri bizim olsun, çamurdan olsun diye düşünürdüm altyapıyı. ama gerçek futbol böyle değildi. yetmiyordu bizden çıkanlar. ne yapıyorduk peki ? toplamaya başlıyorduk başka takımların iyilerini. hatırlayın ismail' i, yusuf' u derwall zamanından. onlar da başka takımlarda yetişmişlerdi ve biz kapıvermiştik. gerçek buydu. sende yoksa olanı alacaktın. yoksa işin zordu.
    geldik bugüne. hala özlemle bekliyorum cüneyt tanman' ları. arada arda ağzımıza bir patmak bal çaldı, gitti. şimdi celil, yunus var. ama yetmiyor işte. onlardan daha küçüktü tugay ve bülent. hala unutamadık. demek ki yapabilenler vardı bu işi.
    niye yoklar suç sistemde mi çocuklarda mı? 3 tane koşan, basan, top kapan çıkmadı son yıllarda altyapıdan. gol atan, gol tutan değil, okan, emre, suat gibi 3 savaşçı bulamadık. bu anlayışla bulamayacağız da. örnek varken aslını bulamamak çok üzücü. galatasaray kültürü altyapı topçusunu sever ve sahiplenir. beşiktaş' ın sadece bir dönem yapabildiğini biz yıllarca yaptık ama şimdi olmuyor maalesef.
    sonuçta ben eksiği oyuncularda görüyorum. gelişmiyorlar. buna fizikleri de, oyunları da, beyinleri de dahil. kabul edelim çalışmıyorlar. siz inanıyor musunuz altyapı hocalarının bunların üstüne titremediklerine ? idman 2 saatse fazladan 1 saat çalışan oyuncu olsa niye yeni arda çıkmasın ?
    kendilerini olmuş, bitmiş sanıyorlar. yok öyle bir dünya artık. trabzon' da o kadar genç parlıyor nerede florya' dakiler ? ozan kabak var önlerinde neden o' nu geçmeye çalışmıyorlar ?
    hep mi kabahat hocada ? hep mi yönetimde ? varsa yeteneğin, hevesin taraftar arkanda, göster kendini. 19 yaşına geldiler hala altyapı topçusu lakapları.
    sınırlı demek ki yetenekleri o zaman yapacak bir şey yok. dağılacaklar alt liglere, hayatlarını kazanacaklar, benim de içim yanmayacak. anadolu futbolunun da böyle gençlere ihtiyacı var. birilerinin de bu kadroları doldurması gerek öyle ya her altyapı topçusunun kendi takımına monte edilmesi şartı yok. zaten kadroyu da zorlayamıyorlar.
    evet, zorlamanın alemi yok. altyapı çalışacak. herkes cengiz, merih, ozan olamayacak. kalan sağlar bizim olacak.
    cüneyt tanman aklıma geldi sabah sabah. defansta başlayıp, forvete bile geçti. gitsinler sorsunlar cüneyt' e , tugay' a, bülent' e, abi nasıl yaptınız, diye.
    uzattım ama sinirimden. yetenek doğuştan lakin geliştirmek çalışmaktan geliyor.
    çalışanlar avrupa' da top koşturuyor,
    tembeller de kupa maçı bekliyor ve o maçta da yoklar ortada. kimse sadece kupa maçı olmaz ama demesin.
    hevesi olan tek maçta gösterir maharetini, biz de dururuz arkasında.
    ama ümidim yok maalesef.
App Store'dan indirin Google Play'den alın