• her insanın üstüne düşen sorumlulukları vardır.

    taraftarın kulübü kayıtsız şartsız desteklemesi, futbolcunun kendine iyi bakıp formunu üst seviyede tutması, yöneticilerin kulübün haklarını sonuna kadar savunması vs.

    fakat iş altyapıya geldiğinde olay biraz daha derine iniyor. taraftar burdan çıkacak futbolcuyu kendi ailesinden bir bireymiş gibi görüyor. onun çok iyi noktalara gelmesini istiyor ve hayal kırıklığına uğradığında en büyük tepkiyi ona gösteriyor.

    burada ele alacağım 2 tane futbolcu var. birisi aydın yılmaz diğeri sabri sarıoğlu

    http://gss.gs/Z99

    beşiktaş maçında şu görüntü baya dikkatimi çekmişti. resmen omzu çökmüş çocuğun. en basit bir özgüven eksikliği göstergesidir bu. tamam adam yıllardır kendini geliştiremedi kabul ama;

    fatih terim'in gelişiyle gösterdiği bu gelişim, biraz da suçu önceki antrenörlere ve kendimize atmamızı gerektiriyor. biz sürekli maçta attığı bir depar sonrasında bile gelip;

    - patladı patlayacak.

    - big bang mübarek

    - gol olursa 5 yıl daha burada

    gibi espriler yaparsak olmaz işte. bu yorumlar sadece espri amaçlı yapılan ve mesajların on alması için yapılmış yazılar. hangi birimiz çıkıpta '' bu çocuk bu kadar yetenekli olmasına rağmen niye hala gelişemiyor? '' diye sorduk kendi kendimize? yeri gelince komedi gırgır baya var. *

    bakın işte bu ilerlemeyi göstermesi için adam gibi bir antrenör yeterliymiş.
    maalesef ülkeye gelen yabancı hocaların bir çoğu takımı sadece şampiyon yapma peşinde. hiçbirisinin derwall gibi gelipte eksik kısımları giderip bir nevi devrim yapma niyeti yok. arda'nın kendini gösterdiği gerets döneminde bile adnan polat olmasa gerets gönderecekti arda'yı. tamam hiçbirimiz fatih hoca gibi kalıp kulübü çok sev hatta kadın voleybol maçlarına git demiyor ama bir zahmette şu altyapıya adam gibi bir özen gösterilsin. maşallah her yeni gelen hoca altyapıya önem gösterecez deyip durur da adama sorarlar ''hani nerde icraat?'' diye. işte bazıları:

    -4 yıl önce almanya 20 yaş altı milli takımı antrenörüydüm ve orada da çok başarılı oyuncularla, mario gomes gibi şuanda a milli takımda oynayan oyunlarla çalıştım.ben genç oyuncularla çalışmaya çok önem veriyorum.galatasaray'ı seçmemdeki sebeblerden biri de bu başarılı alt yapısının ve oyuncu potansiyelinin olmasıdır. önümüzdeki birkaç sene içersinde paf takımından a takıma birden fazla oyuncu kazandırmak isterim.

    michael skibbe
    http://www.galatasaray.org/...raytv/haber/1304.php

    -transferde hollandalı, alman, fransız ayrımı yapmayacaklarını kaydeden başkan adnan polat, “rijkaard altyapıya önem veren bir teknik adam. beş yıllık dönemde altyapıdan almış olduğu oyuncular barcelona’da üç kupanın üçünü de kazandılar. bu bir süreç. türkiye’de maalesef büyük kulüpler taraftar ve camiası ile sabır gösteremiyor. hem takım değişimi yapalım diyip, hem de aynı yıl şampiyonluk istiyoruz. bu senenin transfer mevsimi bittiğinden beri galatasaray’da eskiden 3-4 oyuncu kalacak ve yapılanma bitmiş olacak. rijkaard da değişim içinde yer alacak. barcelona ispanyol oyuncularını kendi alt yapısından çıkarıyor. başka ispanyol oyuncu almıyorlar. bizim de arzumuz bu... altı oyuncumuz var a takımda. bunu da artırmak istiyoruz..”

    rijkaard'ın getiriliş sebebi
    http://www.galatasaray.org/...ol_as/haber/4035.php

    -altyapıyla ilgili çalısmaları olacak mı?
    -a takım benim odaklandığım nokta. galatasaray’ın genç oyuncuları da iyi. ilerde tabi ki gençler için çok iyi şeyler olacaktır.

    frank rijkaard
    http://www.galatasaray.org/...ortaj/haber/4265.php

    ee? aydın sizin döneminizde yok muydu hocam? hani nerde altyapı? nerde emre çolak? nerde semih kaya? yoksa siz bu adamları hazırladınız da şimdi mi patlama zamanları geldi? neyse konu sapmasın kariyerinizde başarılar dileyelim.

    gelelim sabri'ye...

    --- alıntı ---

    insanlar kendileri ile ilgili problemlerde kendilerine saldırılıp eleştirilmeden konuşulduğunda bu problemi çözmek için çaba sarf ederler. onun karakterine değil yaptığı şeye hitap ederek konuşun.

    --- alıntı --- *

    bir insana deli olmadığı halde deli muamelesi yaparsanız o kişi kendisini git gide deli gibi hissetmeye başlar.
    tamam kötü oynuyor formsuz şu bu.. google'a sabri yazınca öyle videolar resimler karikatürler çıkıyor ki resmen utanç verici. youtube a sabri yazıyorsun saçma sapan videolar milyonlarca hit almış. bunlar bu adamın kulağına gitmiyor mu sanıyorsunuz? adam sahaya '' kötü oynasam yine dalga geçecekler yuhlayacaklar.'' psikolojisiyle çıkınca ne verim bekliyorsunuz ki?

    lisede öğrenciler arasında bir olay vardır hep. bir kişi seçilir öğrenciler arasında.genelde ufak da olsa bazı kusurları vardır bu seçilenin. ne zaman ayağa kalkıp söz alsa anında sınıf dalga geçecek bir şey arar. millet ağzını açmasını bekler o seçtiği kişinin. niye? dalga geçecek malzeme arar çünkü. durum böyle olunca o kişinin özgüveni git gide azalır ve o kişiden artık lise hayatı boyunca hayır gelmez. işte burda seçilen adam sabri. işin acı kısmıysa bizde buna çanak tutuyoruz. en çok da onu galatasaraylıların geçtiği maytap üzüyordur bence. neyse hayırlı olsun. ben artık sabri'den bir hayır geleceğini sanmıyorum. aslında gelmesine gelir de gelse de insanlar kafasında sabri modelini çoktan oluşturmuş. ömer çatkıç'a maçın sonunda bilmem kaç metre depar atıp attığı aşırtma gol bile dalga malzemesi olarak kullanılıyor daha ne bekliyoruz ki?

    kıssadan hisse: sabri'yi el birliğiyle kaybettik hayırlı olsun. bari iyi bir oyuncu olma ihtimali hala var olan aydın'ı harcamayalım.
  • altyapıya para harcamalıyız, büyük transferler yerine altyapıya para ayırsak türk futbolundaki sorunlar çözülür, uzun vadeli plan yapmak için altyapıya önem vermeliyiz.

    bu cümleleri futbol ile ilgilenen herkes ilgilenmeye başladığından beri sıklıkla duymuş ve kullanmıştır. peki altyapıya para harcamaktan kasıt nedir ? altyapıya önem vermek deyince kimin aklına ne geliyor ? proje geliştirmek yerine futbolcu geliştirmek ise kasıt* zaten yıllardır altyapımız çalışıyor. bu durumda bile kötü çalıştığını söylemek kesinlikle doğru. proje derken örnek verilen ilk şey la masia'dır. peki la masia'yı özel kılan şey nedir ? burada oturup uzun uzun la masia anlatmayacağım. fakat işin özünü kavrayamadığımızdan yetersizlik sorunu ile karşılaşıyoruz. proje üretmemiz gerektiği konusunda ortak bir akıl oluşturmamız futbol açısından altyapıya önem vermekten çok daha önemli bir iş. altyapıya yatırım yapmaktan ne anlıyoruz diye sormamın sebebi de bu. yani güzel sahalar yapmak, ülkedeki potansiyelli futbolcuları bulmak ise amacımız, tekrar söylüyorum bunu yıllardır iyi veya kötü yapıyoruz. fakat kimse proje üretmiyor. ülkeler ile nüfus karşılaştırarak niye bizde çıkmıyor dememizin sebebi de bu. çünkü sorun sayısal değil niteliktir.

    türkiye'deki altyapılarda genellikle fiziksel olarak yaşıtlarından daha üstün futbolcular sıyrılır ve onlara kondisyon yüklemesi yapılarak üst seviyelere çıkması sağlanır. karakter ve yetenek bakımından ortama uyum sağlayabilenler ise ağzımızın suyunu akıtır. bu konuda o kadar çok açlık yaşıyoruz ki batuhan karadeniz, özgürcan özcan, aydın yılmaz, emre çolak, muhammet demirci gibi birçok futbolcuya fazlaca bel bağladık. sonuç yüzde 99 kötü çıkmaktadır. sebebi ise kimisi sadece yetenekli, kimisi sadece fiziksel olarak bazı özellikleri üstün diye bir yere gelmeleridir. bugün selçuk'a burak'a bu kadar küsmemizin sebebi de budur. konudan çok ayrıldım kusura bakmayın. örnek vermek gerekirse türk futbolcuları arasında top kontrolü dünya standartları seviyesinde hiçbir futbolcunun aklımıza gelmemesi daha aydınlatıcı olacaktır. biz futbol nasıl oynanır diye öğretmek yerine nasıl futbolcu olunuru öğrettiğimiz sürece bu seviyeden öteye gidemeyeceğiz.

    proje diye söylenmemin sebebi de budur. http://www.youtube.com/watch?v=GMy37ZNHpPY şu videoyu çoğu insan izlemiştir. çoğumuz da beğenmişizdir ve bunun sebebi bir proje olmasıdır. altyapıya para aktarımı bu şekilde olacaksa önümüz açılabilir. bu futbolcunun yeteneklerinden ziyade mental gelişimini sağlar. türkiye'nin en büyük problemi de budur. aynı şekilde şu programı da çoğu insan izlemiştir. http://www.youtube.com/watch?v=snyu3cg-MdM özellikle 2.30 a dikkat etmenizi istiyorum. bu detay çok önemli çünkü altyapı hocalarının bu kadar titizlikle çalıştığını düşünmüyorum. böyle bir detaya dikkat etmek futbolcunun mevcut yeteneğinin en üst verimini almak için önemlidir. bu frikik çalışması olduğundan yeteneğe çok daha bağlı bir durumdur fakat top kontrolü, tek top oynamak, top sürmek gibi temel futbol bilgilerini böyle titizlik ile öğrettiğiniz zaman sizin de la masia kurmanız için geriye sadece seçmeler yapmanız kalıyor.

    bruma gibi bir potansiyelin üzerinde böyle tartışmamızın sebebi de budur. bu durumda oyuncunun hiçbir suçu yoktur, zira topa vurma konusunda yaşadığı sıkıntıları bu şekilde açacak bir sistemimiz bulunmamaktadır. ne böyle bir altyapı hocamız var ne de bu vizyonda yöneticimiz var.* aynı şekilde selçuk ve burak'ın mental ve bazı teknik özelliklerinin yetersizliği de bundan kaynaklanmaktadır. mancini ilk geldiğinde bile trequartista hakkında yazdığı tez ne kadar hoşumuza gitmişti. her ne kadar teknik ve taktik açıdan beğenmediğim bir hoca da olsa futbol üzerine tez yazabilecek seviyede futbol bilgisi mevcut bir adamdı. fakat bizim ülkemizde dünyada 10 numaraların geçirdiği evrim hakkında bir ''tez'' yazabilecek futbol adamı bir elin parmaklarını geçmez.

    sözün özü türkiye ne zaman futbolcu yetiştirmeyi bırakıp futbol öğretmeye başlar* o zaman altyapı konuşulur. tesisleşme kafasından kurtulmak bir başlangıç olacaktır. zira temeli olmayan hiçbir yapı* ayakta kalamaz.
  • --- alıntı ---
    altyapı başlangıçtır, başlangıç her şeydir, doğru altyapı doğru başlangıç demektir, doğru başlayan her şey eğer doğru devam ederse “gelişim” denen şey gerçekleşir

    almanya löw’ün dediği gibi bir günde dünya şampiyonu olmadı.
    2000’li yıllara doğru futbolda göreceli de olsa geriye düşen almanya ciddi bir altyapı hamlesi başlattı. bunun için “altyapılarda futbol akademileri” projesini yaşama geçirdi.

    2014 dünya kupası meyvesi işte bu akademilerin 10-15 yıllık bir sürecinin doğal sonuçlarıdır.

    burada öncelikle dikkat edilecek nokta; söz konusu bu proje löw’e ya da bir başkasına “almanya futbol direktörü” gibi megalomanik paye ve ünvanlar vererek değil, zaten var olan iş ahlakı, iş sorumluluğu, iş üretkenliği, değerli emek ve bilimsel temelden hareket eden geniş bir kadronun işe koşulmasıyla gerçekleşmiştir.

    işe koşulan insanlar eski profesyonel futbolcu veya değil diye ayrıma tabi tutulmamış, özellikle okuyan, kendini geliştiren, yenilik ve gelişmelere açık özellikle de “çocuk ve genç futbolundan” anlayan eğitmenlerden oluşturulmuştur.

    projenin esası, almanya futbol federasyonu’nun, 2002 yılında bundesliga ve 2. ligdeki tüm takımlara altyapı akademisi kurma zorunluluğu getirmesidir. dikkatinizi çekerim altyapı takımları kurma zorunluluğu değil, altyapı akademileri…

    kulüplerin kasalarına, geleceğin yıldızlarını yetiştirmeleri için 900 milyon euro finansman sağlandı. ve bunlar sistematik bir biçimde denetlenerek değerlendirmeleri gerçekleştirildi.

    yetenekli oyuncuların keşfedilmesi için kapsamlı bir tarama sistemi oluşturuldu. bu tarama işinin ciddi, objektif olması yanında pedagojik koşullara uygun olduğunun altını çizmek gerekir. yani boya, kiloya veya maç içinde birkaç motor davranışa bakarak ilkel bir taramadan söz edilmediğinin bilinmesi gerekir.

    çocuk yaşta keşfedilerek amaca uygun olarak yetiştirilen çocukların bazıları alt seviyede olmasa dahi bir üst seviyelerde keşfedilme imkanları buldular. çocuklara “bundan bir şey olmaz” gözüyle bakılmadığı gibi, her çocuğun gelişim sıçramasının bazı dönemlerinin olabileceği göz önünde tutuldu hep.

    işte bugün özenerek ve övünerek izlediğimiz mesut öziller, ilkay gündoğananlar, nuri şahinler çok katmanlı bu altyapı sisteminin ürünleri olarak almanya ve dünya futboluna kazandırıldılar.

    almanya, bu büyük altyapı hamlesini belli bir süreçte bırakmadı. olması gereken oldu ve yetiştirdiği genç oyunculara büyük bir cesaretle görev verdi. tarihinin en genç kadrosuyla gittiği 2010 dünya kupası’nda yarı final oynadı. 2 yıl sonra avrupa futbol şampiyonası’nda bir kez daha son dörde kaldı. ve ardından birbirinden yetenekli oyuncuların bulunduğu bu takım, daha çok da “takım” olma özelliğini öne çıkararak 2014 dünya kupası şampiyonu oldu.

    2010-2011 sezonu itibariyle bundesliga’da forma giyen 525 futbolcunun 275’i kulüplerin altyapısından yetişen oyunculardan oluşmaktadır. bu rakam giderek artmaktadır. bu, altyapıya verilen önem ve değerin pratiğe yansımasının sağlanması ile gerçekleşmektedir.

    bayern münih’in bugün ortaya koyduğu futbolun içinde thomas müller, toni kroos, bastian schweinsteiger ve philipp lahm gibi altyapı ürünleri vardır.

    mesut özil, sami khedira, per mertesacker, lukas podolski gibi yurtdışında forma giyen yıldız oyuncular sözü edilen altyapı projesinin ürünleridir.
    almanya’nın 2009’da avrupa 21 yaş altı şampiyonu olduğu takımda yer alan neuer, höwedes, mesut, boateng ve hummels khedira 2014 dünya kupası’nda yer alan oyunculardı.

    türkiye’deki futbol camiasının başta federasyon olmak üzere, fatih terim ve onun anlayışındaki tüm futbol aleminin böylesi bir projeyi hayata geçirecek tesisleri, paraları ve yaptırım güçleri olduğu halde birikimlerinde ve hayatı algılayış biçimlerinde sorunlar nedeniyle mümkün görünmemektedir.

    çünkü futbol camiasının geneli popüler kültüre teslim olmuş ve var olan sistemi devam ettirerek konumlarını korumak ve sürdürmek peşinde olan insanlardan oluşmaktadırlar.

    başta süper lig takımları olmak üzere hiçbirisinde altyapıya özen, güven ve büyük yatırımlar yoktur. çoğu eski profesyonel futbolcunun egemenlik kurduğu ve kendini konumlandıracağı bir yer olarak algıladığı ve sadece bir şube görünümü sergileyen altyapılar, sadece akademi liglerine takım kurmak peşinde olan birimlerdir.

    bunun yanı sıra altyapılar çoğu antrenör adayı için hedefe ulaşılmak için bir geçiş yeri, öncelikle kapılanacağı bir yer olarak görülen, orada çalışmanın statü ve ekonomik gelir açısından çok değerli görülmediği bir alandır.

    türkiye’de altyapılardan üstyapılara uzanan süreç oyuncu akışını ve değerlendirmesini sistematik bir biçimde işleyecek bir düzene kavuşturulamaz, bunun için gereken nesnel koşullar yaratılamaz ise, tesadüfi olarak 20 yılda bir arda turan ve benzeri futbolcular ile durumu idare etmeye devam edip gidecektir bu ülke.

    --- alıntı ---

    ismail topkaya

    http://www.sendika.org/...arak-ismail-topkaya/
  • ne kadar içler açısı durumda olduğunu türkiye'nin üçüncü büyük kulübü olan beşiktaş jimnastik kulübünün altyapı tesislerine bakarak öğrendiğimiz, genç oyuncuları yetiştirme akademisi: https://twitter.com/...s/688324883961516034

    bu sahada maç yapmış biri olarak söylüyorum, o genç kardeşimizin topu auta atması çok normal. eğer röportaj sırasında veya topa vurmadan genç arkadaşımızın arka tarafına bakarsanız çimlerin ne kadar berbat halde olduğunu görürsünüz. kısım kısım bölgelerdeki çimlerde topa vurmak yerine çime denk gelirseniz mazallah en az 5-6 ay sahalardan uzak kalabilirsiniz nitekim ben maç yaparken bir arkadaşımız az kalsın bu şekilde hastanelik oluyordu. maç sırasında geri geri koştururken çukara girip yere düşen mi ararsınız, koştururken çimden dolayı sendeleyip tökezleyeni mi ararsınız her türlüsü olmuştu. türk futbolunun altyapı yetersizliğine bire bir örnektir bu saha ki sahanın en düzgün alanı ise hatırlayabildiğim kadarıyla bu genç kardeşimizin şut çektiği kalenin önündeki altı pas dediğimiz alan. teknik anlamda kendisinin bir yeteneksizliği var ise, tabi ki bu da ayrı bir altyapı sorunu.

    bir de şöyle bir sıkıntı var hafta içi veya hafta sonu müsait olduğu zaman burası halı saha şeklinde işletiliyor yani bir sürü insan giriyor çıkıyor, ne zaman bakım yapılacak, ne zaman sulanacak öyle sorular yok allah kerim yağmur yağarsa sulanmış oluyor, insanlar gire çıka da işte çimlere bakım yapılmış oluyor basıla basıla tabi, kramponun altında bir yerden bir yere gidiyordur artık...

    bir de metz takımının altyapı tesislerine bakınca aradaki dağlar kadar uçurum çok net bir şekilde görünüyor: https://twitter.com/...s/687783761065410563
  • abi biz asla alt yapıya yatırım yapamayız çünkü bu tipte bir yönetici yok bize hakikaten vizyon sahibi biri lazım alt yapıya az yönelsek var ya abartmıyorum 5 sene sonra ortalık toz duman olacak.

    alt yapıya harcanması gereken para saçma sapan adamları almamak demek sadece. bakın hamit'in maç başı ücreti 25.000 euro var sen hesap et daha kimler bu takımda beleş beleş para alıyor.

    ülkemin hala galatasaray''ım hali aynı mevzu yatırım olsa uçacağız,çığır açıp o imrendiğimiz takımlar haline geleceğiz ama başımızda manav bile yönetemeyecek zihni fukara cebi bir şekilde dolmuş çürükler var hal böyle olunca biz keremlere, cafercanlara,mülayimlere, oğzulara, irfanlara daha çok kızar daha çok hayattan soğuturuz suçu da bu çocuklarda ararız mevzu her daim sistemdir.

    bizde sistemsizliğin krali, imparatorluğu vardır, her yıl 5 kişi gelip 5 kişi gider kimse gereken önemi vermez, eğitimsizlik had safada...

    okuyun adam daha iyi ve net özetlemiş hem de içten biri..
    https://twitter.com/Fleurquin10
  • türkiyede laf olsun diye kurulmus olan ve bu sebeple de atil kalmis, önem verilmeyen yapidir.

    avrupanin büyük ligleri arasinda altyapi oyuncularina en az süre veren lige sahip olmakla birlikte, genclere verilen süreler de rezalet ötesidir.

    örneklerle aciklayayim;

    (bkz: fransa liginde 21 yas alti fransizlara verilen süre)
    https://twitter.com/...s/951409854794514434

    (bkz: ispanya liginde 21 yas alti ispanyollara verilen süre)
    https://twitter.com/...s/951409604050612225

    (bkz: italya liginde 21 yas alti italyanlara verilen süre)
    https://twitter.com/...s/951409351931019264

    (bkz: ingiltere liginde 21 yas alti ingilizlere verilen süre)
    https://twitter.com/...s/951409100293791744

    (bkz: alman liginde 21 yas alti almanlara verilen süre)
    https://twitter.com/...s/951408597082107905

    (bkz: süper ligde 21 yas alti türklere verilen süre)
    https://twitter.com/...s/951408349194702848

    fransa, almanya, ingiltere ve ispanya zaten almis basini gitmis, aralarinda en kötü durumda olan italya liginde bile listede tek haneli mac sayisina sahip oyuncu yokken bizim listede koskoca yarim sezonde 4 maca cikmis 21 yasinda oyuncu var.

    hadi galatasaray, besiktas, fenerbahce yarismaci oldugundan dolayi altyapidan oyuncu oynatmayi tercih etmiyor diyelim de kendimizi kandirmaya calisalim, peki küme düsmemeye oynayan genclerbirligi neden hala bonservisiyle satin aldigi oyunculari sahaya sürüyor?

    bu sene genclerbirligi küme düsecek, bunu ön göremeyen yoktur sanirim. seneye bu bonservisle aldigi oyuncularin hemen hepsi saga sola dagildiginda bugün oynatmadigin genc oyuncularinla tekrar süper lige cikma mücadelesi vereceksin. e neden ikinci ligde, süper lig tecrübesiyle oynayacak oyuncu yetistirmekten kendini alikoyarsin ki?

    bir de sözlükte yatırımlık genç futbolcudiye bir baslik gördüm. damizlik hayvan arar gibi yatirim yapilacak ya da yapilmayacak oyunculari ayiklamaya calismanin mantigini anlamis degilim. avrupanin kafaya oynayan takimlarinda herkes top sürüp, sut atip, duran top kullanip ayni zamanda muazzam bileklere sahipmis gibi futbolcu prototipi olusturmaya calismak mantiksiz.

    genc bir oyuncuya yatirim yaparsan karsiligini verir. genc yetismiyor diye bir sey söz konusu olamaz, ancak en yetistirmeyi bilmiyorsundur.
  • --- alıntı ---

    adana büyükşehir belediye u14 kız takımı, tr şampiyonası için adana'dan otobüsle yola çıktı.
    14 saat yolculukla çanakkale'ye 100 km kala belediye yetkilileri arayıp, “oteli iptal ettik, dönün” dedi.
    çocukların hayal kırıkılığı, 28 saat gidiş-dönüş
    niye?
    beylerim seçim kaybetmiş!

    (melis alphan)

    https://twitter.com/.../1112968048963653638

    --- alıntı ---

    http://www.basketfaul.com/haber?haber=80288