resim
Ali Yıldırım Koç
Görev:Başkan
Takım:Fenerbahçe
Yaş:57
Uyruk:Türkiye
  • 2284
    yeni transferi simon falette'e lisans çıkaramamış başkan. 12 milyon euroluk açık kapanmadan yeni oyuncu için lisans çıkmayacakmış. şu haber neden bu kadar ağladığının göstergesi aslında.

    öncelikle simon falette transferi sonrası taraftarı iyice çileden çıkartan comolli konusu var. herkes comolli'ye sallayıp menajerlik şirketi üzerinden cebine para attığını ima ederken adam dayanamayıp yardımcısına twitter hesabı açtırdı ve ''benim bu transferle bir ilgim yok'' dedi. herkesin salladığı oyuncuyu bizzat yalı çocuğu gidip almıştı. bunun ortaya çıkmasına dayanamayan yalı çocuğu hemen o gün comolli'nin yardımcısının işine son verdi. comolli'yi kovamadı çünkü tazminatını ödeyecek parası yok.

    son konuşmasında da alışılmış şekilde galatasaray'a sallarken alışılmadık şekilde trabzon'a da yüklendi. çünkü elinde 3 temmuz bahanesinden başka bir şey kalmadı. taraftar artık galatasaray'a, fatih terim'e sallamasının sadece gündemi meşgul etmeye yönelik hareketler olduğunu anladı. bu yüzden yeni bir şey bulması gerekti. o da en kolay yolu seçip 3 temmuz üzerinden trabzon'a salladı. hemen ardından teknik direktörü, futbolcuları, resmi twitter hesabı ve paralı trolleri taraftarı gazladı ve gazlanmaya müsait fener taraftarını yine bu hamleyi yedi.

    zorlu görüşmesi patladı federasyona'a yerleştirdiğin nihat abin sana yardım edemiyor, transferlerde eleştri odağı olan comolli sorumlunun kendisi olmadığını açıkladı, ''vizyonuma uymuyor'' dediğin ersun'u taraftar tepkisiyle getirdin yapamadı. cebinden verdiğin paralar dışında kasaya giren 1 kuruş yok. çünkü nasıl para kazanıldığını bilmiyorsun.

    2019 yazında son kurşununu attın ama yine başarılı olamadın. limitlerini bile bile harcayabileceğin paranın fazlasını harcadın, federasyona komple fenerlileri doldurdun yine yapamadın. şimdi de ''yapamadım'' diyemediğin için ''bizi şampiyon yapmayacaklar'' diyorsun. kim yapmayacak mesela? divan kurulu üyen cumhurbaşkanı mı? eski 2. başkanın federasyon başkanı nihat abin mi? iş ortağın mhk başkanı mı? çoğu fener'li ve takımının kaptanın da avukatlığını yapan disiplin kurulları mı? kim engel oldu sana?

    battın yalı çocuğu. hayatında ilk defa kendi başına bir iş yapmaya çalıştın eline yüzüne bulaştırdın. son çırpınışlarını izlemek çok zevkli olacak.
  • 3081
    --- alıntı ---

    gelişi çok da umurumda olmayan oyuncu, tutarsa iyi transferdir tutmazsa çöptür bu türk futbol seyircisinin ritüeli haline geldi artık o yüzden burayı geçiyorum benim merak ettiğim şey şu;

    irfan can' emre akbaba'sı mohamed'i nagatomo ve ndiaye'si için de devreye girip fiyat yükselttiren bir arkadaş vardı, gazete haberi falan değil bu arada direkt başkan söylemişti ayıp oluyor artık diye, bunların derdi ne?

    hatta sivas'tan ayrılan iki oyuncuyu da ekleyelim, sırf galatasaray ucuza kapatmasın diye pahalıya birini kendine alıyor adam, diğerini de alacak repütasyonu yetmiyor haliyle para da bir yere kadar, hayrını görsünler bu arada bizim uğraşacak paramız yok kimseyle.

    bir de şunu anlamıyorum, oğulcan kimsenin yüzüne bakmadığı rize'de yedek kalan oyuncu, galatasaray talip oluyor hop birileri araya giriyor kulübüne sözleşmesini uzatın bize satın diyor, çocuk form tutup oynamaya başlayınca çat bir ceza çıkarılıyor.

    kerem aktürkoğlu forma bulup kendini göstermeye başlıyor hop oradan biri çıkıyor asker kaçağı yalanı çıkarılıyor.

    taylan bir sene yedek otururken kimsenin aklına gelmeyen imza parası meselesi taylan takımın vazgeçilmezi olunca bir anda sanki büyük bir olaymış da yeni duyulmuş gibi servis ediliyor falan, nereye varmak istenildiği açık aslında ama neyse...

    --- alıntı ---
  • 2593
    galatasaray'ın şampiyonluğundan sonra* seçime giden fenerbahçe'nin 37. başkanı olmuştu.

    yalnız fb başkanlığı için aziz yıldırım ile çekişirken birbirlerine şu sözlerle meydan okumuşlardı:

    aziz yıldırım: "siz ne veriyorsanız ben 1 fazlasını vereceğim"
    ali koç: "siz ne vereceğinizi söyleyin, asıl ben 1 fazlasını vereceğim"

    ben dahil herkes fenerbahçe'ye para akışı sağlanacağını düşünmüştük. meğersem galatasaray'a ne kadar şampiyonluk kazandıracaklarından bahsediyorlarmış.
  • 1863
    65 yıllık hayatımda yaşadığım önemli düş kırıklıklarından birinin öznesi olmuş spor kulübü yöneticisi. seçilmesinde, sayın başkanımızla birlikte spor ahlakına katkısı olacağına neredeyse emin olduğum bir karakterdi. önce ufak söylemleri, derken bildiğiniz, başarısızlığı örtüp hedef saptırmak adına doğrudan hedef alarak saldırganlaşması büyük düş kırıklığıdır. ülkemize az gelmiş gibi, düşmanlık yaratan söylemleriyle kendi adına da yazık etmiştir.
  • 2438
    gün geçmiyor ki galatasaray sözlük'te bu kalantor zengin çocuğuna umut ışığı filan denip yine dadaloğlu payesi verilmesin.

    suyun akışına göre hareket eden, dibine kadar kapitalist, dibine kadar elitist, dibine kadar da halktan kopuk bir zengin çocuğu olmaktan başka hiçbir başarısı yok bu adamın şu hayatta.

    böyle ışığın hüzmesine tüküreyim.
  • 2070
    2019 eylül'ü itibarı ile, fenerbahçe spor kulübü başkanı olarak çok ciddi anlamda ateşle oynayan kişi.

    dördüncü fatih terim dönemi'ni sahada alt edemeyeceğini anlayınca üçüncü fatih terim dönemi'nin sonundakine benzer bir kaos yaratıp bu şekilde sonlandırmaya çalışması yine bir yere kadar kabul edilebilir. sonuçta tarihte ilk defa 3 şampiyonluk öne atılmış bir galatasaray ve geçen sezon kümede kalmayı 32. haftada garantileyen bir fenerbahçe var. buna ek olarak maddi konularda dibe batmış bir fenerbahçe karşısında durumu kontrollü şekilde giderse sıkıntı yaşamayacak olan bir galatasaray var.

    ve bu durumu ortaya çıkaran, en çok kendi kendini baltalamayı seven bu camiayı bir arada tutan bir fatih terim var.

    ali koç'un yerinde kim olsa aynı şeyi hedeflerdi elbette. bu konuda kendisini kınamıyorum..

    hatta türk futboluna yatırım yapan, nemalanan kim varsa aynı şeyi ister. bugün galatasaray-fenerbahçe rekabeti olmasa türk güya spor özünde futbol basınının toplam hacmi şimdikinin %5'i kadar falan olurdu. bu rekabetin bir şekilde sekteye uğraması, birinden birinin fark açması en istenmedik senaryo. sidik yarışı bile olsa, bunu rekabet üzerinden köpürtüp tiraj yapmaktan geçiyor paranın yolu. en büyük medya patronundan tut en dipteki maaşlı muhabire kadar...

    üçüncü fatih terim dönemi durup dururken bir günde sona ermedi. kimin sızdırdığı, niye sızdırdığı, gerçek olup olmadığı bile bir yere kadar net olan bir özel mesajlaşma programı ekran görüntüsü ile başladı eleman polemiği. taa ağustos ortalarından başlayıp eylül'ün 20 küsuruna kadar kurcalandıkça kurcalandı. o zaman da 2 sezon üst üste şampiyon olmuş bir galatasaray vardı. o zaman da üçüncü sezona biraz farklı başlamış bir galatasaray vardı. son 7 senede 1 kere şampiyon olmuş, onu da 3 temmuz muhabbetiyle kaybetme tehlikesi yaşamış bir fenerbahçe vardı.

    o dönemi hatırlayanlar yapılanları da hatırlar elbette. o ekran görüntüsünün prime time'da televizyon ekranlarına çarşaf çarşaf konulmasını, günler haftalar boyunca her fırsatta hem hoca hem de başkana inatla bu konunun sorulmasını, hayatında basın toplantısına gitmemiş gazetecilerin köşe bucak hocayı ve başkanı kovalamasını, birinin ağzından diğerine uydurma açıklamaları üfleyip cevap almasını, çok bilmiş ulemaların saatler boyu eleman muhabbeti yapmasını...

    fenerbahçe'si, siyasi erki, basını hepsi kol kola yürüdü o dönemlerde. çünkü birkaç paragraf yukarda dediğim gibi bu rekabet futboldan pay alan herkesin altın yumurtlayan tavuğu. kimse bunu kaybetmek istemezdi. nitekim eninde sonunda da amaçlarına ulaştılar. üçüncü fatih terim dönemi bir gün resmen bitti. hem de öyle bir şekilde bitti ki taraftar ne ünal aysal'ı affedebildi, ne de fatih terim'i...

    ünal aysal biraz galatasaray'ın iç dinamikleri, biraz da türkiye'nin realitesi gereği geri dönemedi. ama fatih terim eninde sonunda galatasaray'a döndü. ihanetin acısıyla yaktığı yüreklere sizin hiç ihanete uğradığınızı hissettiğiniz oldu mu sorusunu sorarak döndü. damardan ilaç alan bir hasta gibi uyuştuk önce, ne de olsa bu damarlarda onun yeri bambaşkadır malum... ama er ama geç hepimizin gönlünü teker teker yeniden kazandı, hepimiz de dünden razıydık ya o da ayrı konu...

    bugün galatasaray yine iki sene üst üste şampiyon. bugün yine galatasaray'ın başında "düzenin adamı" başkanı iki kere yenip koltuğu kazanmış bir yönetim var. ilk sezonunda fenerbahçe'nin, ikinci sezonunda bizzat devletin en tepesinden destekli başakşehir'in elinden kupayı söke söke almış bir galatasaray var. ve fatih terim'in arkasında yine 25 milyonluk bir ordu var...

    en önemlisi geçmişten çıkardığımız derslerimiz var. bugün hocanın da, kulübün de, camianın da hala aklında ve taze eleman sürecinde yaşananlar... büyük aşklar efsanedir ya hani hikayelerde, filmlerde falan.. türlü türlü oyun oynanır yine eninde sonunda birbirlerine sarılıp o dalaverelerden çıkarlar... bugün galatasaray ve fatih terim aynen öyledir işte...

    pireyi deve yapıp üzerine yorganı yaktıramayacaklarını bildikleri için, bir daha birbirimize düşüremeyeceklerini bildikleri için bugün fatih terim'e yapılan sistematik algı operasyonu var. internet ortamında sözlüklerde, sosyal medyada hatta bazı içerik hazırlayan eğlence sitelerinde dahi tam gaz devam ediyor bu. iki temel hedef var; ya hocayı çileden çıkartıp çok büyük bir ceza almasını sağlamak, ya da aleyhinde kamuoyu oluşturup bir şekilde dolaylı yoldan itibarsızlaştırarak bir şekilde yolundan alıkoymak...

    fenerbahçe ve beşiktaş'ın zaten istediği bu haklı olarak. basının rekabete olan ihtiyacından ötürü bunu istemesi bir kenara, bunun bir gündem olarak kalması bile zaten işine gelir. yayıncı kuruluşu, federasyonu, siyasi erki falan zaten onların bir de kendi aralarındaki kavgalar falan var...

    dediğim gibi biraz düşününce temelde hak verilebilecek kaygılar bunlar... biz aynı durumda olsak biz de bir şekilde kovalardık...

    peki neden mi ali koç ateşle oynuyor?

    ücreti mukabilinde içerik üreten sosyal medya kullanıcılarının, para uğruna her türlü rezilliği yapabilecek sözlük yazarlarının ve kendini sadece klavye arkasında birilerine hakaret ederken birey hissedebilen ziyan türk gençliğinin eline bırakılması çok tehlikeli bir iş bu. hele hele toplu taşıma aracında boş koltuk için birbirini bıçaklayanların olduğu bir ülkede çok çok daha tehlikeli...

    bu tiplerin yaptığı her adi küfürlü paylaşım, her sataşma, her karşılıklı mention, her iğrenç demenin hafif kalacağı cümle kocaman bir ormana nefret tohumları saçmaya devam ediyor. okurken bile insanın midesini kaldıran laflar artık sıradanlaşmış durumda. mevkisi, ünvanı, niteliği, eğitim durumu ne olursa olsun her an her çeşit insan bu konulara müdahil olup başına bela açmaya devam ediyor...

    bu yazılanların %10'unu duysa cinayet işleyecek insanlarla ve ne acıdır ki bu yazılanların %110'unu söyleyebilecek insanlarla dolu bir ülke burası...

    10 gün sonra galatasaray-fenerbahçe maçı oynanacak bu ülkede. sırf bu şekilde yarattığı bu iğrenç gündemin etkisiyle stadda, stad yolunda, x ilindeki bir cafe'nin önünde allah korusun oluk oluk kan akmasını geçtim; bir tek kişinin saçının teline gelecek zararın bile vebalini taşıyabilecek mi kendisi? yoksa ailesi dahil sicili temiz her patronun iş cinayetlerinden sonra kalabalığa "arkadaşımız için çok üzüldük, ailesinin yanında maddi ve manevi anlamda duracağız" diyip millet arkasını dönünce telefondan "gereğini yapın beni uğraştırmayın" diye talimat vermesi misali yoluna devam mı edecek?

    sanırım bu satırları okuyan herkes cevabı biliyordur.

    tıpkı eğer başkanlık koltuğunda oturmasaydı, o sakallı hafif kilolu arkadaşın yerine kongre kürsüsüne çıkıp başkanım bizi bu fatih terim hegemonyasından kurtarın diye ağlayacak durumda olduğunu bildiğimiz gibi...
  • 4214
    https://twitter.com/...fdRNTsCwqSQ2T6NQVR7g

    ah ah gollük orta boşa gitmiş... hiçbir istisna belirtmeksizin “istediğiniz kanalda” demiş ali koç. çağıracaktık bunu galatasaray tv‘ye, açacaktık canlı yayını, stüdyoyu da üzerine kilitleyip kısacaktık yaka mikrofonunu, arkasındaki ekrana verecektik 1 saat boyunca “fener ağlama” şarkısı eşliğinde melo’nun pipisiyle attığı golün tekrarını. çerezimizi alıp tepinmesini izleyecektik.

    dursun başkan da karşısında oturup gevrek gevrek sırıtsa yeterdi :(
  • 3039
    --- alıntı ---

    ersun yanal için: ben varken olmaz. (oldu)

    bankalar birliği için: futbolu bankalara ipotek etmektir. (anlaşma imzaladı)

    mehmet ali aydınlar için: fb'ye şike yapmayan başkan taahhüt ediyorum dedi. hala kaldıramıyorum. (kaldırdı)

    maa için: sponsor olacaksa futbol olmaz. (oldu)

    --- alıntı ---

    fenerbahçe'nin pek omurgalı (!) başkanı.
  • 764
    çocukluk hayalini gerçekleştirip tuttuğun takıma* başkan olmuşsun. gençsin, yakışıklısın, hayvan gibi zenginsin. keyifler gıcır. ilk iş scout ekibi adı altında çalışan ama futbolcu izlemek yerine bütün gün kulüpte yasadışı kumar*** oynayan suicide squad'ı yollamışsın. zaten bu küçük hareketinle bile kulübün futbol aklını 90 kat arttırmışken üstüne bi de fransız fussball direktor getirtmişsin. of of ali'yi durdurabilene aşkolsun.

    taraftar zaten hepten kafayı yemiş. çıkıp mars'a tesis yaptım desen inanacak vaziyette. başkan uzatta emelim diye yalvaran bile var. dayıyorsun kombineyi emiyorlar, forma için birbirini bıçaklayan mı ararsın, ali koç atatürk'ün reankarnesi diyen mi ararsın, taraftarı tutana aşkolsun. "abi 2 seneye cl'de final görürüz, 5 sene içinde barcelona karımız olur karımız" diye coşanlar antu da bile "yavaş aq" diye uyarılsa da genel olarak taraftar 50 yıllık diktatörünü daha yeni meydanda linç etmiş bir arap gibi şen ve mutlu. ellerinde bir keleşleri eksik.

    fakat hala tam olarak mutlu değilsin. taraftar iyi, yeni hocanın burnu bi garip ama en azından aykut değil, fussball direktör havalı ama hala mutlu değilsin çünkü hala kulübün borcunu bilmiyorsun. aziz başkanın "yae 400-500 milyon dolares ya vardır ya yoktur" açıklaması aklına geliyor. "ulan bu nasıl borç bildirimi aq, aradaki fark 400 milyon lira be aziz baba" diye iç geçiriyorsun. bu işi çözse çözse ecnebi yeminli mali müşavirler çözer diyerek en baba firmaları görevlendirip aziz başkanın son süprizini öğrenmek için beklemeye başlıyorsun.

    ve sonunda o beklediğin gün geliyor. odanda kahve-sigara-twitter sefası yaparken birden comolli ve ardından gözlerinden kan akan isviçreli mali müşaviri gelin stili taşıyan kaleci ayı volkan odaya giriyor. volki mali müşaviri comolli'nin karşısındaki boş deri koltuğa "iyice hademeye döndük aq" diye mırıldanarak bırakıp odadan destur almadan çıkıyor. kader anı diye geçiriyorsun içinden. isviçreli mali müşavir yarı ölü halde "c'est impossible. que diable est cette merde? je ne peux pas le croire. c'est réel. cela ne peut pas être réel. dis-moi que ce n'est pas réel.." diye mırıldanıyor. comolli'ye "ne diyo bu aq" der gibi bakıyorsun. comolli halden anlamayan bir fransız olduğu için yüzüne boş boş bakıyor. franszca derslerini astığına bir kez daha pişman oluyorsun. whatsapp'dan tercüman samet'i görüntülü arayıp " samet sor bakalım neymiş borcumuz evladım" diyerek toplantıyı başlatıyorsun. fakat o da ne? isviçreli mali müşavir cebinden küçük bir post-it çıkarıp masaya bırakıyor ve depar atarak odadan çıkıyor. noluyor aq diyerek kağıda uzanıyorsun ve "621 milyon euro" yazısını görüyorsun. o an kainatla olan bağlantın kopuyor. dyo ustalar ligini övmeye çalışan evren turhan gibi boş gözlerle comolli'ye bakıyorsun. comolli aynı boş gözlerle sana bakıyor. tercüman samet'in "ali bey, ali bey, ali abi, abiiiiii iyi misin başkan?" sorusunu duymuyorsun bile. "ulan arçelik'i satsam bile bu borç kapanmaz aq" diyip sigaradan son bir fırt çekip kahveyi fondipliyorsun.
  • 4060
    erkan özdamar'ın askerden 'çürük' raporu ile muaf olduğunu, nasıl maç yönetebileceğini sorgulamış. 12 km de koşmuş, iyi rakam diye eklemiş.

    yani bir insan bu bilgilere nasıl ulaşır aklım almıyor. baba sen askeriyede görevli misin? türkiye'de çürük raporu sadece fiziksel engelden dolayı mı alınıyor? belki adamın cinsel yönelimi farklı?

    kardeşim özel hayatın gizliliği diye bir kavram vardır. elinde fiziksel yetersizliğe bağlı çürük raporu alındığına dair bir belge var mı? ya da nasıl olsa diğer durum olsa da, bu çocuk bunu bu toplumda açıklayamaz mı diyorsun? bunu bir tehdit olarak mı kullanıyorsun? insan mısın?

    ar damarın çatlamış senin, bence sen de askerlik yapmasan olurmuş. tsk'ya sesleniyorum, böylelerini askere falan almayın. sonra dövünce, bizim askerlik uzuyor.
  • 3939
    fenerbahçe spor kulübünün sahibi.

    nankör fenerbahçe taraftarı istifa et falan diyor. hayırdır lan! kimi kimi yerinden kovuyorsunuz. adam her şeyi cebinden öderken, italya'ya, hull city'e el altından adam gönderirken "başkanım dola boynuma", ilk sarsıntıda "ali koç istifa". adam satın aldı fenerbahçe'yi satın. kürek takımının donuna kadar sponsor. transfer çalımı diye birbirinizi parmaklıyordunuz. çakıl taşıyla mı atıldı lan o çalımlar! elini çekse acınızdan ölürsünüz, nankör itler.

    başkanım arkandayız.
  • 3550
    --- alıntı ---

    ali koç: "fenerbahçe'ye şike yaptı diyenlerin hepsi fetö'ye hizmet etmektedir."

    --- alıntı ---

    fenerbahce sike yapti.

    haydi, sayin ali koc. acin bana bir dava, ben de size karsi dava acayim, mahkemede goruselim. bakalim kim hakli bulunacak. hodri meydan.

    sen kimsin de insanlari suclayabiliyorsun? cebindeki para fasist beynini gizleyemiyor iste...
  • 5703
    (bkz: #3880191)

    geçen gün şöyle bir şey yazmıştım maç siniriyle. düşününce fark ettim ki arog ciddi ciddi bunun hikayesi resmen. hani 17 yıl önce bir fenerbahçeli tarafından değil de bugün bir galatasaraylı tarafından çekilse şüphesiz muazzam bir ali koç parodisi olarak okurdu herkes.

    maviş gözlü, ağlak, baba sorunu yaşayan, sürekli yancılarının ilgisine muhtaç zalim bir lider,

    milleti gücüyle esir ediyor, gelişim düşmanı, despot,

    kendi futbolcusunu bile kafeste tutuyor,

    "futbolda çok iyiyiz" deyip milyon yıl önce alınmış kupaları gösteriyor * ve hayatında ilk kez top gören bir topluluktan bile küsküyü yiyor,

    hepsinden önemlisi de bir numaralı yancısı karga amk!

    o zaman bizden kendisine gelsin:

    sımsıkı taş gibi sımsıkı taş gibi dimdik! *
  • 4752
    dünkü konuşmasını dinledim biraz. aklıma birisini getirdi.

    yıllar önce çok büyük bir şirkette iş görüşmesine girmiştim. görüşme sonunda görüşmeyi yaptığım kalite direktörü kadın bana şöyle söyledi. "her şey olumlu sonuçlanırsa size bir teklif sunacağız. bu tip konularda prensip olarak kesinlikle pazarlık etmem. teklifi ona göre değerlendirirsiniz. pazarlık durumundan hoşlanmıyorum ve asla söz konusu olmayacaktır."

    teşekkür edip çıktım. türkiye'nin önemli şirketlerinden biriydi ve kalite müdürlüğü pozisyonu için görüşmüştük. yanlış anlaşılmasın bunların şirketleri falan değil. beni tanıyanlar bilir, işim olmaz. şirketten metrobüse kadar taksi kullanacaktım. bi abinin taksisine bindim. avrupa yakasındaki taksiciler hep daha bir pratik ve hayatı bilen insanlar gibi gelmiştir bana. neyse selam verdim metrobüs durağına gidecegimi söyledim. yüzüme baktı abi, iş görüşmesi mi diye sordu evet dedim. biraz hoş beş ettik işte, inşallah hayirlisi olur dedi. kardeşim bir şey söyleyim dedi, bu şirketin maaşları yüksektir, teklif gelirse mutlu eder diye düşünüyorum iyi kazanıyorlar inşallah olur dedi. eyvallah dedim.

    2 gün sonra yazılı teklif geldi ve beklentimin altindaydi. şirket çok güçlüydü, iş guzeldi ve mevcut isimden memnun değildim ama yine de tam olarak içime sinmesi gerekiyordu. risk aldim. teklifi yazılı olarak reddettim. çat 5 dakika sonra ik departmani aradı. ama şöyle ama böyle anlatiyor kız. dedim bu paraya asla olmaz. kapattım. kapattım ama bir yandan direktörün sözü aklıma geliyor bir yandan taksicinin... direktör blöf yapmadiysa sıçtım. taksici belki de sirketteki insanların çok kazandığını düşünüyordu ama ona öyle görünüyordu. neyse ki bu bekleyiş çok sürmedi. 10 dakika kadar sonra kalite direktörü aradı. hani şu maaş konusunda pazarliktan hoşlanmayan. * sizin beklentiniz neydi dedi sanki soylememisim gibi. sayı bu ve bunun altında iş değiştirmem mümkün değil dedim. ama soyle böyle başladı anlatmaya, benimle pazarlık yapıyor :) olmaz dedim. değerlendirip yeniden döneceğiz dedi. ertesi gün revize teklif tam istediğim sayıda geldi ve iş oldu. taksici abim sen bir aslansın.

    organizasyonda bu hanımefendiye bagli olarak çalışmaya başladım. ilk toplantilarda "asla taviz vermeyeceğiz, kabul edemeyiz, şöyle yapamayiz" dedigi ne varsa kafama not ettim. çünkü pazarlık mevzusunda olduğu gibi bu kadın, olmasını istemedigi ama olabilecek şeyleri en baştan asla olmaz blofuyle karşılıyor olabilirdi. haftalar gösterdi ki tam olarak böyle oluyordu. ta iş gorusmesinde çözdüğüm kadın ne zaman blöf yapsa anlıyordum. örneğin çok iyi çalışan bir mühendisimi terfi ettirmek istediğimde şef yapariz ama maaşına asla ara dönemde zam olmaz dediğinde anlıyordum ki gidip ik departmanina bastirirsam o zami alacağım. yani kadın bir şeyi asla yapmiyoruz diyorsa blöf yaptigini, daha önce yapılmış örneği olduğunu anlayabiliyor ve bastiriyordum. kariyerime ve kalite departmanina bir süre altın çağını yasattim. neyi yapmadık, yapmayız dese yapiyordu.

    ali'nin dünkü konuşmaları bu kadını hatırlattı bana.

    fenerbahçe'nin kolay şampiyon olduğu sezon yok diyor. :)

    hakemleri de yenmek zorunda mıyız dediğinde zaten ağzımdaki çayı püskürttüm.

    aynen ali aynen. başkalari belki bunlara inanır da benim kulağımın arkası bile kalmadigi için yemem. yiyene afiyet olsun!
  • 2391
    geçen sene ülkenin cumhurbaşkanı "başakşehir'i ben kurdum" derken; sırf başakşehir, galatasaray ile şampiyonlukta çekişiyor diye hiç sesi çıkmamış zengin evladı. geçen sene en büyük başakşehir tarafıydı, işin ucu kendisine dokununca mı aklına geldi devlet desteği. kenan evren lisesi arazisi kendilerine yok pahasına verilirken de hiç rahatsız olmuyordu devlet desteğinden.
    onca imkana ve zenginliğe rağmen ortaya çıkan bu işte, safi gözyaşı.
    8 şubat 2020 tarihindeki ağlamasında mustafa cengiz'e verilmiş hak mahrumiyeti üzerinden algı kasmaya çalışıyor, ne alakaysa.
  • 5978
    erden timur'a laf edeceğim diye bence resmen gaf yapmış. erden timur biz 300 yapıyoruz sizde rakam söyleyin halk desteğini arttırsın demiş. bu da üstüne rakam kalacak diye bizde para yok demiş. birde buradan erden timur'a laf söylüyor. ya kardeşim sen fenerbahçesin sen koç holdingsin. 250 konut 500 milyon yani 15 milyon euro filan yapıyor. koskoca koç holding beşiktaş'a fener'e sponsor olacağına deprem bölgesine konut yapamıyor mu.cem yılmaz gösterisinde ben ali koç'a yardım topladım derken bir bildiği varmış.
  • 3985
    bir perşembe günü yorgun argın gece eve gelir,
    aberlour 16'sını koyar,
    bitkin halde koltuğa uzanır,
    viskisini yudumlarken kafa dağıtmak için televizyonu açar,
    o sırada fenerbahçe türk futbolunu domine etmiş,
    üst üste şampiyonluklar, kupalar, yıldızlar almış,
    derken avrupa'da bir final,
    fenerbahçe finalde ingiliz devini dize getirmiştir,
    ve kupa fatih terim'in ellerinde tam havaya kalkarken bir ses yükselir,
    "hadi ali kalk yerine yat" der nevbahar hanım,
    viski dökülmüş, saat sabah 4'ü bulmuş,
    terim belgeseli bitmiştir...
  • 1731
    hayatta kendi başardığı en ufak bir şey bile olmayan ve çok parası olan bir insan. zengin demiyorum çünkü bana göre zenginliğin ölçütü kendisinin sahip olduğu şeyler değil, öyle olsa da kendisinin hak ettiği bir sıfat değil.

    ali koç maddi olarak çok güçlü bir ailede dünyaya gelmiş birisi. bu yüzden kendisini suçlamıyorum elbette. nasıl ki sen, ben mevcut ailelerimizi kendimiz seçmediysek o da seçmedi. bunun sonucu olarak da hayatta parayla elde edilebilecek neredeyse her şeye hiçbir çaba sarf etmeden sahip olmuş birisi. bakın ben romantik bir insan değilim ama diyorum ki bu adam hiç ''ekmek kavgası'' vermemiş hayatında. hiç kavga etmemiş, hiç mücadele etmemiş bu hayatla. var olma, hayatta kalma, karnını doyurma, saygınlık kazanma, kendini gerçekleştirme gibi ihtiyaçlar için hiç uğraşmamış. ''çok parası olan bir insan.'' yazdım ancak gerçekçi olmak gerekirse mevcut dünya düzeninde çok parası olan insanlar parayla alınabilecek şeylerden fazlasına sahip oluyorlar ya da mevcut dünya düzeninde birçok şey parayla alınabilir durumda. iddia ediyorum ali koç'un hayatı boyunca sahip olmak için uğraştığı tek şey fenerbahçe başkanlığı. tabii türkiye'nin en zengin ailesinin maddi gücünü arkasına almış birisi olarak, camiada artık nefret edilen bir başkanla yarışmış birisi olarak, zaten bütün camia tarafından çağrılan biri olarak o makama sahip olmak için de ne kadar uğraşmıştır ya da buna ne kadar ''uğraşmak'' denir bilemem. düşünsene adamın hayatı boyunca verdiği tek önemli sayılabilecek mücadele bu. yine de üstte yazdım ya ''mevcut dünya düzeninde birçok şey parayla alınabilir durumda.'' diye. evet birçok şey ama her şey değil. işte bu yazının konusu birçok şeyin dışında kalan şeyler.

    futbol ilginç bir oyun. hem tam anlamıyla saçma sapan paraların döndüğü hem de hala paranın istenilen başarıları getirmediği bir oyun. tam ''evet ya sanırım parayla oluyor bu iş.'' dediğimiz anda o tarihin, kültürün veya başka şeylerin kendisini hissettirdiğini görüyoruz. ali koç'la kıyaslanmayacak kadar parası olan şeyhler, petrol zenginleri şampiyonlar liginde her yıl tokadı yeyip dönüyor. psg bütün avrupa'nın dalga geçtiği bir takım oldu. manchester city para akıtmaya başladığından beri ki 10 yıl oldu, şampiyonlar liginde sanırım bir defa yarı final gördü sadece. bu 10 yılda ligde sadece 4 defa şampiyon oldular ki onda da son 3 yıldır guardiola gibi bir isimle çalışıyorlar.

    ali koç'un hiçbir şey için mücadele etmediğinden bahsettik. bir şey için mücadele etmeyi geçtim, doğru düzgün bir yerde bir liderlik yapmış mı, bir işi yönetmiş mi emin değilim. zaten koç ailesinin de en işe yaramazı olduğu söyleniyor. sözün özü bu adam niye fenerbahçe başkanı oldu? tek sebebi var: para. ali koç'un tam anlamıyla başka hiçbir vasfı yok. fenerbahçe taraftarı ve çok parası var. tekrar ediyorum: o parayı da kendisi kazanmadı, o kadar parası olmasında kendisinin en ufak bir payı yok. bunlar için kendisini suçlamıyorum.

    ali koç'un belki de en büyük şanssızlığı, başkanlığının ilk senesinde fatih terim'in yönetimindeki galatasaray'a denk gelmesi oldu. fatih terim...

    geçtiğimiz günlerde hocanın tazminatıyla ilgili bir şeyler saçmaladı ali koç. o açıklamaların saçmalığını geçiyorum. o tazminat fatih terim'in 2 yıllık performansına verilmedi. o tazminat koskoca 50 yıla verildi. dişiyle, tırnağıyla kazıya kazıya bu ülkenin sadece spor tarihine değil; direkt olarak tarihine geçen adama verildi. 70'li yıllarda futbol oynayan ve memleketinden galatasaray'a o dönem için çok ciddi bir bedelle transfer olan fatih terim'e verildi. galatasaray'da sayısız defa forma giymiş fatih'e verildi. galatasaray'da oynadığı 11 yılda bir kere bile şampiyonluk görememesine rağmen taraftarın sevgilisi olarak veda eden fatih'e verildi. teknik direktörlük kariyerinin henüz 3. senesinde 1 maç da olsa milli takımın başına geçebilen fatih'e verildi. bu ülkeyi ilk kez avrupa şampiyonasına götüren fatih terim'e verildi. galatasaray ile 4 defa üst üste şampiyon olan, en sonunda uefa kupasını kaldıran, real madrid'i yenerek süper kupayı da kazanacak olan ve 2002'de dünya 3.'sü olacak olan kadroyu kuran fatih terim'e verildi. sonra 2008'de türkiye'yi yine avrupa şampiyonasına götüren ve şampiyonada unutulmaz bir şekilde yarı finale gitmemizi sağlayan fatih terim'e verildi. sonra galatasaray'ı yine 2 sene üst üste şampiyon yapan, şampiyonlar liginde çeyrek final oynatan fatih terim'e verildi. sonra da toplamda 4. kez, kendisi yönetiminde 3. kez avrupa şampiyonasına gittiğimiz fatih terim'e verildi.

    ali koç bunun ne demek olduğunu asla anlamadı, asla anlamayacak. ali koç gibi doğduğu anda birçok şeye sahip olan tipler, sıfırdan kazıya kazıya bir ülkenin futboldaki kaderini değiştiren adamı kolay kolay anlayamazlar. en azından ali koç gibileri. fatih terim'in ''imparatorluğa'' giden yolunu asla anlayamaz. bunun nasıl zor olduğunu anlayamaz. fatih terim, bu ülkede insanların hayal bile edemeyeceği şeyleri başardı. buna rağmen 2019 yılında bile hala kendisini ispatlamaya çalışıyor. fatih terim bu ülkeye kendisini zorla kabul ettirdi, doğrusuyla ve yanlışıyla. egosuyla ve başarılarıyla. egosu başarılarını tetikledi, başarıları egosunu. fatih terim deyince insanların aklına bir şey geliyor. bir karakter geliyor. ''evet belki egoist, evet belki bazen hırsı yüzünden kavgacı bir yapıya bürünüyor ancak fatih terim hayal eder, bu hayallerini gerçekleştirmek için çabalar, cesurdur, kaybetmekten korkmaz, pes etmez...''
    bu arada ali koç'un karakteri ne? sakin bir adam mı, tutkulu bir adam mı? vizyonlu bir insan mı? elindeki imkanların ötesinde ne hayal kurmuş? neyi başarmış? bir şey başardıysa bunu nasıl başarmış? hayatta ''bunu ben yaptım'' diye gururlanacağı ne var mesela? bilmiyoruz. belki kendisi de bilmiyordur. bir insanın karakteri bir şey için çabalarken belli olur. çünkü önemli şeyler başarmak için önce bir karakter koymanız lazım. fatih terim'in arsenal maçında hücum oynatırken sergilediği cesur karakter, kupadan sonraki meşhur ''first of winner'' muhabbetinde ''önce ben konuşacağım'' dediği andaki gibi hırslı bir karakter, ''8 de kapanır 18 de.'' dediği andaki gibi pes etmeyen bir karakter.

    ali koç, fatih terim'e ''sokak kabadayısı'' demişti. varsın hoca sokak kabadayısı olsun. ne fark eder? muhtemelen ali koç'un ailesinin parasını yurt dışında ezdiği dönemde hoca bu ülkeye futbolda kazanmayı öğretti. bu ülkedeki futbol camiasına bir hedef koymayı, bir hayal kurmayı, kaybetmekten korkmamayı ve başarmayı öğretti. pes etmemeyi ve hatta tüm dünyaya ''türkler pes etmez.'' anlayışını hatırlattı. böyle kabadayıya can kurban. bütün bunlara rağmen fatih terim sürekli eleştirilirken, ali koç bunca falsosu olmasına rağmen kimse bir şey demiyor. bu arada hocanın kabadayı hali de ali koç'tan çok daha kaliteli bir insandır o da ayrı.

    işte bu kadar farklı iki karakter. ali koç'un en büyük şansı, şimdi belki de en büyük şanssızlığı oldu. hiç mücadele etmemiş biri olarak, mücadele ede ede tarih yazmış bir adamın karşısına çıktı. birçok şeye sahip olabilir ancak fatih terim'in sahip olduğu bazı şeylere hiçbir zaman sahip olmadı, olamayacak. bu yüzden de 18/19 sezonunda olduğu gibi kaybetmeye, parasıyla rezil olmaya devam edecek. daha boynu bükük çıkacağı çok fotoğraf var.

    parayla başladık, parayla bitirelim. fatih terim, ali koç'un laf ettiği o tazminatı çocuk esirgeme kurumuna bağışladı. ali koç gibi para içinde doğmuş bir adama o paralar çerez parası olarak gelebilir ama fatih terim için bile o para çok büyük bir para emin olun. buna rağmen bağışladı o parayı. ali koç bunu da asla anlayamaz.

    "arkadaşlar biz adı geçenlerin çoğuyla rakip bile değiliz. aynı şeyleri hiç yaşamadık. aynı yoldan yürümedik, aynı yollardan geçmedik. benzer başarılarımız da yok. üstüne üstlük rütbemiz de farklı''
App Store'dan indirin Google Play'den alın