• çocukluk hayalini gerçekleştirip tuttuğun takıma* başkan olmuşsun. gençsin, yakışıklısın, hayvan gibi zenginsin. keyifler gıcır. ilk iş scout ekibi adı altında çalışan ama futbolcu izlemek yerine bütün gün kulüpte yasadışı kumar*** oynayan suicide squad'ı yollamışsın. zaten bu küçük hareketinle bile kulübün futbol aklını 90 kat arttırmışken üstüne bi de fransız fussball direktor getirtmişsin. of of ali'yi durdurabilene aşkolsun.

    taraftar zaten hepten kafayı yemiş. çıkıp mars'a tesis yaptım desen inanacak vaziyette. başkan uzatta emelim diye yalvaran bile var. dayıyorsun kombineyi emiyorlar, forma için birbirini bıçaklayan mı ararsın, ali koç atatürk'ün reankarnesi diyen mi ararsın, taraftarı tutana aşkolsun. "abi 2 seneye cl'de final görürüz, 5 sene içinde barcelona karımız olur karımız" diye coşanlar antu da bile "yavaş aq" diye uyarılsa da genel olarak taraftar 50 yıllık diktatörünü daha yeni meydanda linç etmiş bir arap gibi şen ve mutlu. ellerinde bir keleşleri eksik.

    fakat hala tam olarak mutlu değilsin. taraftar iyi, yeni hocanın burnu bi garip ama en azından aykut değil, fussball direktör havalı ama hala mutlu değilsin çünkü hala kulübün borcunu bilmiyorsun. aziz başkanın "yae 400-500 milyon dolares ya vardır ya yoktur" açıklaması aklına geliyor. "ulan bu nasıl borç bildirimi aq, aradaki fark 400 milyon lira be aziz baba" diye iç geçiriyorsun. bu işi çözse çözse ecnebi yeminli mali müşavirler çözer diyerek en baba firmaları görevlendirip aziz başkanın son süprizini öğrenmek için beklemeye başlıyorsun.

    ve sonunda o beklediğin gün geliyor. odanda kahve-sigara-twitter sefası yaparken birden comolli ve ardından gözlerinden kan akan isviçreli mali müşaviri gelin stili taşıyan kaleci ayı volkan odaya giriyor. volki mali müşaviri comolli'nin karşısındaki boş deri koltuğa "iyice hademeye döndük aq" diye mırıldanarak bırakıp odadan destur almadan çıkıyor. kader anı diye geçiriyorsun içinden. isviçreli mali müşavir yarı ölü halde "c'est impossible. que diable est cette merde? je ne peux pas le croire. c'est réel. cela ne peut pas être réel. dis-moi que ce n'est pas réel.." diye mırıldanıyor. comolli'ye "ne diyo bu aq" der gibi bakıyorsun. comolli halden anlamayan bir fransız olduğu için yüzüne boş boş bakıyor. franszca derslerini astığına bir kez daha pişman oluyorsun. whatsapp'dan tercüman samet'i görüntülü arayıp " samet sor bakalım neymiş borcumuz evladım" diyerek toplantıyı başlatıyorsun. fakat o da ne? isviçreli mali müşavir cebinden küçük bir post-it çıkarıp masaya bırakıyor ve depar atarak odadan çıkıyor. noluyor aq diyerek kağıda uzanıyorsun ve "621 milyon euro" yazısını görüyorsun. o an kainatla olan bağlantın kopuyor. dyo ustalar ligini övmeye çalışan evren turhan gibi boş gözlerle comolli'ye bakıyorsun. comolli aynı boş gözlerle sana bakıyor. tercüman samet'in "ali bey, ali bey, ali abi, abiiiiii iyi misin başkan?" sorusunu duymuyorsun bile. "ulan arçelik'i satsam bile bu borç kapanmaz aq" diyip sigaradan son bir fırt çekip kahveyi fondipliyorsun.
  • kendisinden umutluydum ne yalan söyleyeyim.

    fenerbahçe için değil, aziz yıldırım'ın yarattığı nefret ortamının biteceğini düşünmüştüm ki isimler değişse bile zihniyet değişmiyor ne yazık ki... iyi eğitim almış olmanız, yalıda büyümeniz, bir kaç dil bilmeniz bir şey ifade etmiyor... avrupai bir havayla, cool'lluk ile hareket etmeniz günün sonunda eleştirdiklerinize benzemenize engel olmuyor.

    fenerbahçe başkanı olarak "avrupa'ya 5 yıl gidilmese iyi olur" diyebiliyorsunuz mesela.

    koç ailesi olarak ülkenin batıya dönük yüzü olması gereken ailenin ferdi bile olsanız fark etmiyor. fanatiklik kanınıza işliyorsa londra harrow school'dan mezun olsanızda, harvard üniversitesi'ni bitirip, jp morgan'da çalışsanız da bir şey değişmiyor. karalayıp, eleştirdiklerinizden farkınız kalmadığı gibi ağırlığınızı da kaybediyorsunuz.

    ülkenin gelmiş geçmiş en büyük teknik direktörüne, kendi bünyeleri altında çalışıyor olsa sırtında taşıyacağı bir adamı sırf sarı kırmızı renklere aşık diye "sokak kabadayısı" diyebilecek noktaya gelebiliyorsunuz ama tribünlerde rakibinize küfür edebiliyorsunuz. koymalı şarkılara eşlik edebiliyorsunuz. o zaman edep, ar, etik gibi kavramlar yok olabiliyor. çünkü fanatikliğin yaşı, ırkı, okulu yok, zengini, fakiri hiç yok... fanatik fanatiktir. holiganizm başkanların sergileyebileceği bir şey değildir ki tribünlerde atkı sallayarak aleni bir biçimde galatasaray'a küfür etmiş bir insanda olmamak gerek. ama kendisi kulübün hem holiganı, hem amigosu, hem başkanı... yakında teknik direktörü de olur... belki çoktan oldu bile.

    ben asıl sermaye piyasası kurulu'nun konferansınında söylediklerine gelmek istiyorum.
    çünkü söyledikleri çok acıdır.. ersun yanal ismi zikrediliğinde "benim vizyonumu anlamadınız" diyerek tersleyen adam "avrupaya gerekirse 5 yıl gitmeyelim" demiş açık açık.. aleni bir biçimde... bunu söylerken ispanya la liga'dan örnek veriyor zat-ı muhterem.. üst üste 2 yıl hiç bir takım zarar edemez diye ekliyor. bu durumda zaten 3 büyükler en az 20 sezon birinci ligde mücadele edemezdi... bu kuralların gelmesini istemek en iyi tabirle kandırmaca, tamamen olmayacağını, ilk karşı çıkacak kişinin kendisi olacağı şeyleri söyleyerek vizyon kasmaktan başka bir işe yaramayan cümleler bunlar.

    tabi sayın ali bey'in derdi başka.
    sayın ali bey'in derdi ffp.. ona takılacağını iyi bildiği için makas açılmasın derdinde. hemen yanında diğer konuşmacı fikret orman, bir kaç yıl evvel "bizi seviyelerine çekmesinler, bizim seviyemize gelsinler" diye sağda solda hava atıyordu. bugün ise 4 aydır futbolcu maaşı ödeyemiyor... riva'yı alacak parası olduğu algısını yaratırken, çıkıp gerçekleri söylemeyen bu hayal tüccarları, bugün gerçekler yüzlerine vurulunca "bilmem kaç dosya ile aldım ben bu kulübü" demesini iyi biliyor. o günlerde tribünler inlerken "doğru değil bu tip şeyler" demeyip kasım kasım kasılıyordu fikret bey...

    sayın ali bey, sow'un transferi sırasında cebinden para veren bir adam. sistemi eleştiriyor bugün ama değişmesi için bir çabası hiç bir zaman olmadı. o gün, o şartlarda sow'a 12 milyon euro vermek yerine sisteme savaş açmayı neden denemedi? çünkü holigan... o gün fanatik tarafı ağır bastı.

    finansal fair play eğer avrupa kupalarına katılırsanız sizi denetleyen bir yapı. uefa, "benim organizasyonlarıma katılan adamların finansal yapılarını denetlerim birader" diyor ve yapıyor. ali bey'in derdi o... o yapıdan kaçmanın yolu, tüm hareketlerinizi gören, sizi sürekli denetleyen uefa'dan kaçmak. çünkü, eğer arka yollara sapacaksanız, ülke içinde hiç bir iş yapmayan tff'den korkmanıza gerek yok. asıl korkmanız gereken uefa... ondan kaçmanın yolu da kupalara katılmamak..

    vizyon, misyon diyerek geldiğiniz nokta eleştirdikleri ile aynı nokta.
    aziz yıldırım, yıldırım demirören kafası. bravo.. demek ki mürekkep yalamak boş. holiganlık, fanatiklik ruhunuza işledimi, üzerinizdeki takımın markası, değeri hiç bir şey ifade etmiyor. içi boş ne de olsa...

    ali koç devletin içinde olduğu bir yapılanma lazım diyor.
    devlet diyor dikkat ediyor musunuz? federasyonların bağımsız olması gerektiğini söyleyen, öyle olmazsa hiç bir organizasyonuna katılamadığın fifa, uefa gibi kurumlar seni içeri almıyor ama paşamız, yalı çocuğumuz devlet yardım etsin diyor. siz ayrı bir cumhuriyet değil miydiniz???

    malmö, genk, zagreb döşeyip geçtiği bir yerde hala para pul mevzusu yapmak çok ağır çakallıktır.
    oyunu değiştirmek istediğine inandığım ama aslında tek derdi oyunu kendine göre değiştirmek olduğunu fark ettiğim ali koç, en fazla kötü bir aziz yıldırım kopyası olur. onu bile beceremez...
  • kendisinin bugün yaptığı açıklamalar gerçekten aslında ne kadar farklı ve şanslı olduğumuzu tekrar hatırlattı. benim hayalimde galatasaray genel kurulunun lise ve taraftar ile bir optimum uyumu var çoğumuz gibi. liseci zihniyet denilince sevmediğimiz bir sürü kavramı buna dahil edebiliriz ama kulübü liseden koparırsan tamamen veya taraftarın ağırlığını olması gerekenden biraz fazlaya kaçırırsan, sonuç ortada: al sana ali koç vizyonu.

    kesinlikle ben böyle düşünüyorum, biz bu rezil açıklamaları, avrupa neymiş yea vizyonunu görmüyorsak, bunu hissettiğimiz zaman taraftar olarak masaya yumruğumuzu vurabiliyor isek eğriye eğri doğruya doğru bunda hakkını verelim "dedelerin" de payı yadsınamaz.

    galatasaray'ın tarihinde yapacağı en önemli reform mevcut düzenine çok ince bir balans ile taraftarı da memnun edecek bir entegrasyonu yapabilmektir. bunun ama ne kadar hassas bir konu olduğunu bize yeniden hatırlattığı için vizyoner ali'ye teşekkürü borç bilirim.

    ben adım gibi eminim ki kendisinin bu entry tarihinde yapmış olduğu bu kepaze ve rezil beyanat bizim kulübümüzde olmaz, olmayacak. dinler dinlemez ilk tepkim şu olmuştur:

    iyi ki galatasaraylıyım!

    ligdeki durumumuzu falan unuttum gerçekten, biz çok daha anlamlı değerlere ve yapısal üstünlüğe sahibiz.
  • --- alıntı ---

    ali dürüst'ün emre akbaba görüşmelerinde bulunması hakkında;

    "bu olay garip bir şekilde sakin karşılandı. bana göre kabul edilemez bir açıklama yaptı. bu nasıl saygısızlık? tesadüf eseri bile olsa bir tff yetkilisinin orada bulunması güven ortamını bozar."

    --- alıntı ---

    madem saygısızlıktan dem vuruyoruz o zaman soruyorum;

    1- "dostluk" diye sürekli mesaj veriyorsun ama neden emre akbaba transferinde daha fazla para verip araya girdin?

    2- emre akbaba galatasaray'a gelebilmek için tüm takımları reddetti. buna rağmen kiminle prensip anlaşmasına varmıştın?

    3- prensip anlaşmasına vardığın adam, alanyaspor başkanı mıydı, yoksa alanya fenerbahçeliler derneği başkanı mıydı?

    teşekkürler.
  • sadece ndiaye ve emre akbaba transferlerinde yok zamanda bize 1.750 milyon euro fazla para harcamamıza sebep olmuştur.

    daha önce spk'da baskı yaptırarak sermaye artışımıza engel olmuş, avrupada aleyhimize lobi çalışmaları yürütmüştür.

    spor müdürleriyle toplantıları da çok meşhurdur. galatasaraya aleyhine yapılan haberlerin çoğunun müsebbidir.

    eee ne demişler bilirsin ali koç. galatasarayla uğraşanın çocuğu olmaz. bunlar daha güzel günlerin. gram acırsam namerdim.
  • dededen zengin sosyete gülü. 100 milyon avro ile gelecekmis he mi? buyursun gelsin. uefa’ya baskı yapalım müdahale etmesinler. kac para sokuyorsa soksun kulube.

    lan biz orhan ak, ferhat öztorun, saido gibi oyuncularla alex, anelka, appiah’lı fenerbahce’den sampiyonluk almıs takımız. galatasarayız olm biz hayırdır aq.
  • kendisinde gizli bir beşiktaş aşkı var. dün akşamki ''camiasına sesleniş''te lafı gene beşiktaş'ın stadını kendi imkanlarıyla yaptığına falan getirdi bir şekilde. daha önce de üç büyükler arasında ekonomik durumu en iyi takımın beşiktaş olduğunu (yalan veya yanlış bir şekilde) birden fazla defa tekrar etmişti.

    işin ilginci bunu yaparken kulübümüzün adını ağzına almaktan imtina etmesi. tolga ciğerci meselesi konuşulurken ''eski takımı'' diye bahsetti mesela bizden. daha önce çıktığı yayınlarda da dikkatimi çekti; ''galatasaray'' dememeye ant içmiş, nasıl bir travma yaratıyorsak kendisinde.

    dediğim gibi; ağzına almaktan çekinmesi beni çok üzüyor kulübümüzün ismini. umarım kurban bayramı'na kadar bu tavrından vazgeçer :)
  • fenerbahçe'ye başkan olursa kulübe sermaye girişi sağlayacaklarını da açıklamış kişi. ee başkan olursa bize de bundan sonra o fenerbahçe'ye aktaracaklarını belirttiği sermayeye destek olmamak düşer. yapıkredi hesaplarımı kapatmaktan tut, bir daha arçelik-beko almamaya tut, arabamı değiştirirken fiat'ın ford'un önünden geçmemeye kadar gider bu liste.

    kendimce yapabileceğim protesto budur. galatasaray'a karşı mücadele eden kişilere bir kuruş param geçmez.

    zaten olur da seçilirse boykot edeceğimiz yerler komple listelenir burda.

    bizim bireysel boykotomuzla ne koç holding batar ne başka bi şey olur ama galatasaray'a karşı çalışanlar benden bireysel olarak 1 kuruş beklemesinler.
  • avrupa yakası dizisinin bir bölümünde gaffur* kendisinin hastanede başka bir bebekle karıştığını ve sonradan durumun anlaşılıp hatanın düzeltildiğini anlatıyordu. sonra da bu olay üzerinden hatanın anlaşılmadığı paralel evrende kendisinin cem* ile karıştığını ve birbirlerinin hayatlarını yaşadıklarını hayal ediyordu. işte ben de aynı senaryoyu ali koç ve rambo okan üzerinden hayal ediyorum. acaba ali koç ve rambo okan hastanede karışsa nasıl olurdu? bence rambo da ali koç'tan farksız bir fenerbahçe başkanı olurdu.
  • kendisi sayesinde "gelişecek" olan fenerbahçe, galatasaray'ı itmez, yükseltmez. galatasaray, ezeli rakibine yetişme vizyonunda bir kulüp olmadı hiç bir zaman, aksine takip edilen, başarılı olduğu için rakiplerini de başarıya iten bir kulüp oldu.

    gönül verdiğiniz kulübü mü unuttunuz siz dostlar? ali koç fener'i yükseltecekmiş, bunu gören galatasaray da mecbur yükselecekmiş. yahu bu bizim değil, fenerbahçe'nin vizyonu. bizimki türk olmayan takımları yenmekti unuttunuz mu?

    edit: imla.
  • bugün işlerimden dolayı fb kongresini izleyememiştim. şimdi ali koç'un konuşmasını dinledim. valla şu düştüğü durumları görünce yazık dedim. koskoca koç ailesinin mensubu olup, fenerbahçe'ye başkan olmak için yaptığı şeyleri anlamıyorum. ben onun yerinde olsam "sizin bana ihtiyacınız var" diyip, hiç uğraşmam.
    (bkz: 3 haziran 2018 fenerbahçe seçimli genel kurulu)
  • şike yapılan 2011 sezonunda fenerbahçe yönetiminde olmasını,
    aziz metristeyken dümeni idare etmesini,
    58. madde değişmezse türk futbolu batar söylemlerini,
    şampiyonlar ligine yapı kredi'nin sponsor oluşunu,
    aslında bizim 5 yıldızımız var, peşine düşeceğiz zırvalarını komple bir kenara bırakıyorum. sadece 3 haziran 2018 günü seçimi kazandıktan sonra bile şike sürecini nasıl savunacağını anlatan bir adam benim için aziz'den farksızdır, zavallıdır, saygın değildir, aziz'in lacivertidir, fair değildir.

    ailesi bilmem ne kadar önemliymiş, aldığı eğitimler buradan bilmem nereye yol olurmuş s..mde olmaz. o konular başka konular ve başka şekilde değerlendirilir. özel sektör, ciro, ebitda, ihracat, katma değer, finans stratejileri, insan kaynağına değer konuşmuyoruz. kaldı ki o konularda bile koç şirketleri benim için yetersizdir. kendisinin sahip olduğu şirketlerden çok daha büyüklerinde çalışmış birisi olarak yazıyorum. o konular farklı. ben burada konuya galatasaray tarafından bakarım ve karşımdakinin ne ayak olduğunu anında anlarım. herkes ayık olmalı. bıktım bu "aykut kocaman aslında efendi adam", "serdar ali çelikler ne güzel yorumcu oldu", "ali koç düzgün bir ailenin eğitimli, efendi çocuğu" romantizmlerinden. ben holigan değilim fakat uğrunda canımı, zamanımı, paramı, emeğimi, sağlığımı feda ettiğim galatasaray aşkım için karşımdaki sinsi tehditleri fark etmek benim görevim. bu bağlamda ali koç'un eğitimi, şirketleri, parası, pulu umurumda olmaz. beni ilgilendiren galatasaray'a nasıl baktığıdır. nasıl baktığını anlamak için ise meşhur sözlük tabiriyle bilmem kaç iq yeterlidir. bu tip fanatik fenerbahçe zenginlerinin galatasaray'a bakışı yıllardır değişmemiştir. şimdi şampiyon olmuş, şampiyonlar ligi'ne gidecek, dursun'u def etmiş, grey weekend'de coşmuş taraftarların bazıları kafası rahat olduğu için ali koç güzellemeleri yapabiliyor. eğer bunları fb camiası başarmış olsaydı o zaman görürdüm. bu adamlar biraz palazlanıp öne geçince yaptıkları pislikleri unutmayın. şu an başları yerde diye sakın mütevazı sanmayın!
  • --- alıntı ---

    "futbolcularımız bu akşamki toplantıda bizlere gelecek sezon için onurlarıyla bank asya 1. lig'de oynamak istedikleri iletti. biz de yarın tff ile bir araya geleceğiz ve bu isteğimizi onlara bildireceğiz"

    http://tr.beinsports.com/...ume-dusmek-istiyoruz

    --- alıntı ---

    şike döneminde, takımın yöneticilerinden biriyken bu açıklamaları yapmıştı. şimdi ise başkan oldu ve içinde kalan son ukdeyi gerçekleştirmek istiyor.

    (bkz: arkandayız ali başkan)
  • 16.01.2019 tarihindeki camiaya sesleniş konuşması ile yine güldürmüş komik adam.

    şike sürecinden dem vurmuş. bu camiadan kim konuşsa, konuşmanın bir bölümünde olmazsa olmazdır zaten.

    aatıf’a biraz kızgınmış gidip rizespor ile anlaşmadığı için. üsluba bakar mısınız? yeni aziz.

    futbolda sonuç gelmeyince yapılan hiçbir şeyin anlamı olmuyormuş. yok canım? allah allah. “doğru şeyler yapılsa sonuç gelmez miydi?” diye soracak bir sunucu olmadığından sonuca gidemiyorlar. bu kulüpte en sevdiğim şey sorgulayanların olmaması. böyle olunca bir türlü düzelemiyorlar.

    cocu tercihi hataymış. tükürdüğünü yalamamak için aynısını comolli için hala söyleyemiyor. sanki comolli doğru tercih. sanki transferleri başkası yaptı.

    iyi ki ersun yanal’ı getirmişmiş. bir kaç ay önce ersun için “gündemimizde olmadı, olmayacak. unutun.” demişti.

    nitekim fb bildiğimiz fb. aziz’den sonra değişen pek bir şey yok. kafamız uzun süre rahat olacak gibi.
  • size çok ilginç bir şey söyleyeyimmi;

    bu koç yıllardır her yerde bizim zarar görmemiz için çalışır. bakın aleyhimize değil, zarar görmemiz için. hatırlayın aysal ne demişti sermaye artışı ile ilgili; renkli gözlü biri spkdaki bütün gücünü kullandı onay çıkmaması için. aha o renkli gözlü koç budur. bunun gibi daha 10 tane şey sayarım.

    sözlükte sevilmesinin tek sebebi muhalif olması ve bir efsaneye göre gezi olayları sırasında divan otelinin kapılarını açtırmasıdır.

    galatasarayın ebesini sikmek için uğraşmasını siktir et. gözleri çok güzel çünkü.

    ha son olarak sakın boykot falan demeyin, sözlükte çok kızıyorlar.
  • bilal'e anlatır gibi anlatmak gerekli sanırım.

    ffp çok değişik bir şey, mavi gözlü yakışıklı zengin çocuğu olsan bile bazı kurallar var ne gibi derseniz; efendim ben çok yakışıklı ve mavi gözlüyüm (ayrıca koç holding çok harika bunu unutmayalım) başkanı olduğum kulübe "koç holding bir harika dostum" şeklinde reklam verdim hemde 100 milyon mavi gözlü yakışıklı öyrosu karşılığında... diyemiyorsun (mavi gözlü ve yakışık ve en harika koç holding bu hep aklımızda ama)

    örneğin 2017 yılında sponsorluk gelirlerin 10 milyon euro 2018 yılında 100 yaptım dersen ffp sana diyor ki kardeşim benle yaptığın anlaşmaya bunun sadece belli bir kısmı yansıtırsın geri kalan kısmı yemez dursun kasanda (mavi gözlü ve yakşıklısın bunu biliyoruz)

    bu durumda bu adamın farklı yöntemler bulması gerekli örneğin şampiyonlar ligine direk katılmak 50 milyon euro civarında temiz bir para demek oluyor. şimdi bu şartlar altında siz olsanız (mavi gözlü ve yakışıklı oluyorsunuz bu durumda) bu seçeneği kovalar mısınız ? bunun için çalışır hadi çalışmayı bırak yoklama yapmaz mısınız ? ki vahşi kapitalist bir gelenekten geldiği için rakibinin zayıflıklarını avantaj olarak kullanmak konusunda bu kadar maharetliyken.

    başkan mustafa cengiz'den tut, bu iş ile uğraşan herkes yapılan anlaşmanın öncesinde birilerinin engel olmaya çalıştığından bahsetti anlaşma sonrası bile birilerinin durumu zorladığını kaşıdığını belirtti, şimdi ben çıkıp bu kaşımayı yapanın bu mavi gözlü yakışıklı olduğunu söylemiyorum ama olağan şüphelilerden biri olduğu gerçeğini siz değerli koç holding sevenler derneği üyelerine kabul ettirmek zorunda değil kimse.

    şimdi başlık altına bolca çok yakışıklı, çok elit, bir aziz yıldırım değil yazıp kendisine sevgi gösterisi yapmaya devam edebilirsiniz.

    bu arada belirtmeyi unuttum kendisi mavi gözlüdür ve koç holding bi harikadır.
  • malum 3 temmuz şike sürecinde, kulübümüzün yaptığı "takipçisiyiz" temalı paylaşım o kadar zoruna gitmişti ki her bulduğu mikrofonda bunu deklare etmişti. ünal başkan nasıl bilezik gibi geçirdiyse artık aklınca onun intikamını almak üzere kulübünün twitter hesabından takipçisiyiz temalı paylaşım yaptıran başkanımsı. tabii takip edeceksiniz oğlum, hatta puan durumu itibariyle takipçisi olduğunuz 14 takım var üstünüzde...
  • fenerbahçe futbol takımının bu kadar rezil kepaze oluşu oyuncu/oyun haricinde kendisinin iletişim tercihleriyle de alakalı.

    sinan engin'in bundan 6-7 yıl kadar önce canlı yayında sarf ettiği bir cümle vardı, "futbolcunun cenaze namazı kılınmaz" diye. söylemin üslubunu yanlış bulabilirsiniz pek tabii ama adamın demek istediği şey basitçe, "futbolcu sizi rezil de eder vezir de, kararında iyi davranacaksınız onlara, gerektiğinde sırtlarını sıvazlayacaksınız" idi. adam kısaca, "futbolcunuza yamuk yapmayın yoksa sizi yamultur" demişti.

    ali the overrated koç futbolcuları alenen taraftarın önüne attı rizespor maçı* sonrasında, 1.
    ali the overrated koç futbolculara akhisarspor deplasmanı* sonrası otobüs mobbing'i uyguladı, 2.
    ali the overrated koç fb tv'deki canlı yayında yayının moderatörüne, "senle ben oynasak daha çok puan toplardık" diyerek futbolculara bir kez daha gömdü, 3.

    futbolcular aptal değil, ali'nin söylemlerini duyuyorlar ve izliyorlar. takip etmeseler de kulaklarına gidiyor birtakım şeyler.

    adım gibi eminim diyemiyorum zira çok iddialı olur bu ama fenerbahçe bu kadar kötüyse bu yalnız yetersiz oyunla alakalı bir şey değil, işin içinde futbolcuların reaksiyonu da var.

    beter olun.