resim
Abdullah Mucib Avcı
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:62
Uyruk:Türkiye
  • 2719
    kendisi çok beğenilmese de bir şampiyonluğu almıştır; bunun da bir başarı olduğunu yadsımanın anlamı yok bence.

    trabzon'un 21-22 sezonu şampiyonluğuna yönelik çeşitli yorumlar yapılabilecek olunsa da aynı durum 19-20 sezonu şampiyonluğu için başakşehir'e yönelik de yapılabilir ve ancak başakşehir'i mevcut hocamız okan buruk şampiyon yapmıştı.

    trabzon'u bilmem kaç sene sonra şampiyon yapmak ve dahi türkiye liginde şampiyonluk kazanmak başarıdır. kendisinin iyi kötü bir futbol bilgisi var; ötesinde kendisi kimya konusunda da pek mahir bir insan.*
  • 2534
    bu adamdaki ego 345 kupalı, 16 yıldızlı fatih terim de bile yok. hani fatih hocaya egolu falan derler ya. maç önü/maç sonu açıklamalarında birkaç süslü kelime, değişik cümleler kurar ki en iyisini ben biliyorum havasını yaratmak için.

    kopenhag'a elenip, hafta sonu da biz yapıştırırsak kendisi ıslıklanmaya başlayacaktır emin olabilirsiniz. devre arasına kalmadan da gönderilir, hem trabzon'dan alacağız tazminat hem de hâlen beşiktaş'tan aldığı maaşıyla fethiye ölüdeniz de tatil yapar.
  • 1869
    9 ağustos 2019 basın toplantısında oynadıkları formasyonla ilgili soruya "onu da burada söylemeyeyim. (gülerek) bulabiliyorsanız, siz bulun." şeklinde cevap veren, toplantıda bol bol "bilim", "saha içi", "geri-dönüş", "dominant oyun", "akıllı para" gibi kavramları kullanan teknik adam. kendisi taraftardan "zaman istemiyorum, destek istiyorum" diyor.
  • 2022
    fikret orman'ın beşiktaş'a attığı atabileceği en büyük kazık. 3 büyük takımın başına gelebilmesi büyük bir mucize. 2018-2019 sezonunda sıfıra yakın baskıyı bile kaldıramayıp son 10 hafta en yakın rakibine 8 puan fark atmışken gerilerden gelmelerine şampiyonluk baskısını kaldıramayarak izin vermiş, ve şampiyonluğu kaybetmiş. normalde birazcık taraftar baskısı olan herhangi bir kulüp onu kapı dışarı edebilecekken, fiko geldi dedi ki bu adam var ya, beşiktaş'ta başarır.

    hayır kardeşim, belki istanbulspor, osmanlıspor gibi seyirci baskısı nispeten olmayan takımlarda iyi hocalık yapabilir gerçi onda da ligin son haftalarında küme düşme potasındaysa mutlaka o küme düşme baskısıyla o takımı küme düşürür. konyaspor'da, eskişehirspor'da, ankaragücünde bile başarılı olma ihtimali sıfıra yakın.

    sen git türkiye'nin en büyük üçüncü takımının başına getir. insanlar ne kolay para kazanıyor be, şans olacak bir kere şans.
  • 1233
    20 şampiyonluğu olan, sayısını aklımda tutma ihtiyacı dahi hissetmediğim kadar türkiye kupası ve türkiye süper kupası olan, 4 sene üst üste şampiyonluk rekoruna sahip, bir sezonda 3 kupa rekoruna sahip, 1 uefa kupası ve 1 uefa süper kupası gibi tekrarlanmasını kaf dağının ardında olan bir takım olarak bizim bu kadar havamız yok. ama şu bir gerçek ki beşiktaş gibi başakşehir gibi görmemiş takımların da gerinmesi hiç çekilmiyor. feneri bile sevimli gösterecekler az kaldı.

    bu sene herkesin çenesini tekrar kapatmamız şart. haddinizi bileceksiniz!
  • 2393
    2018-2019 sezonunda 8 puanlık fark eridiği için trabzonspor'da da sonunu getiremez vb. deniliyor ama bence o şampiyonluğu kendisinin vermesinden ziyade galatasaray söke söke aldı. son hafta oynanan formalite maçı hariç 16 maçta 4 beraberlik 0 mağlubiyet aldık ki böyle bir performans çok azdır ligde. önümüzdeki 16 maçta 40 puan alalım son düzlüğe iddaalı gireriz yine. bu seneyse 14 maç sonunda en yakın rakibine 10 puan fark atması büyük başarı. üstelik rakip 3 büyüklerden biri de değil.
  • 370
    ulusal takım'ın oynadığı en son maçı seyretmeyi ne kadar da çok istiyordum. hafta sonu başlayacak, büyük turnuvanın en büyük favorisi portekiz'le oynayacağımız maçı merak ediyordum. dünya'nın en büyük futbolcusu ronaldo'yu seyretmek için kuruldum televizyon başına. pek takip etmem, kadrosunda var mı bilmem, beşiktaş'ta oynayanları da izlemek istedim. hatta, kadroda mı değil mi diye fernandez'i aradım bir taraftan. derken bizim takımın kadrosuna baktım. yolda görsem tanımayacağım, daha önce hiç seyretmediğim futbolcuları gördüm. şampiyon takımdan hiç kimsenin oynamadığına emin olur olmaz televizyonu kapattım. o andan sonra o maç benim ülke takımımın maçı değildi, maçın sonucunu ertesi gün istem dışı olarak öğrendim.

    yazalım bakalım, toparlarız nasıl olsa. bir küçük takım hocası için en kolay maç, fener'le, galatasaray'la oynayacağı maçtır. bunca yıllık taraftarım, şimdiye kadar fener'e 5-0 yenildi diye kovulan hiç bir küçük takım hocası görmedim. kendi sahasında galatasaray'dan 4 yiyen bir küçük takım hocasına küfür edildiğini futbol tarihi yazmamıştır.böyle maçı kollar küçük takım hocası. götürüsü sıfırdır, getirisi büyüktür. hezimet yesen hiç kimse ilgilenmez, ama uyarına gelir de bir punduna getirip çelme takabilmiş isen bütün dikkatli gözler sana doğru çevrilir. çoğu kan emici yazar, yenilen büyük takıma, hocasına saldırırken, akil, aklı dumura uğramamışlar, yenen küçük takım hocasında keramet ararlar. dedik ya, küçük takım hocası için bu maçlar kendisi için kader maçlarıdır. misal belediyespor, fenerbahçe'yi yendi diye sıralamada geleceği hiç bir yer yoktur. yenmese nerede olacaksa, yenince aynı yerde hizaya gelecektir.futbolcu için de o maçın önemi yoktur. yenerse, yendi diye transfer falan olmaz, golü atan futbolcuya madalya takmazlar. ne var ki bütün prim, bir timsah sabrında bekleyen hocalarınındır. bir gün bir bakarsın, bir cuma namazı sonrası kendini ulusal takım hocası olarak bulabilirsin.

    eşşek yükü para alıp, avrupa kupası finallerine götüremeyip kıçına teneke bağlanmış bir büyük hoca hiddink'in yerine, abdullah efendi, çok daha az paraya, futbolumuzun derin devletinin sadık bir kulu olarak getirildi. cebinde, ramazan aylarında tuttuğu oruçlar, gittiği umreler, kıldığı namazların yanında küçük takımın küçük hocası olarak büyük takımlara aldığı bir kaç işe yaramaz puan vardı. her ne kadar kendisi geldikten sonra futbolumuzda kızılca kıyamet kopmuş olsa da, arada maç oynanmadığından kaynayıp gitmiş, geliş sebebi, getirenlerin kimliği dikkatlerden kaçmıştı. en baba futbol ulemaları kendi derdine düşmüşken, kimin basiret bağlanması sonucu ulus takımının başına getirildiği belli olmayan abdullah efendiyle uğraşmanın alemi yoktu. netice de hemen hemen bir yıl geçmiş, milli maç oynanmamıştı. hayat ne güzeldi milli takım hocaları, yöneticileri için.

    lizbon'dayız, portekiz ulusal takımı, 70.000 kişinin önüne, turnuvanın favorisi olarak ülkesinin en iyi futbol oynayan 11 i ile sahada. takımı yolcu etmeye, moral vermeye gelen binlerce portekiz'li , gözbebeği ronaldo'sunu seyretmeye gelmiş. portekiz hocası'nın en ufak bir egosu, kaygısı, sakatlanır, ceza alır korkusu yok. sürmüş sahaya. bir portekizli için ronaldo'yu canlı sertemenin tek yolu, milli takımlarının ülkelerinde oynayacağı maçtır. o maçta o futbolcuyu oynatmak bir hoca için ulusuna saygıdır. maç bir hazırlık maçı olmasına rağmen stadyum tıklım tıklımdır. her ne kadar kendi takımlarına bir payanda, son bir moral vermek istemek olsa da, yoğunluğun başka sebebi de oynayacakları takım da az buz bir takım değil, bünyesinde dünya'nın en büyük takımında oynayan, oynama ihtimali bulunan futbolcuları barındıran türkiye olmasındandır. dolayısıyla türkiye ulus takımının, portekizli seyircilere izleteceği büyük futbolcuları mevcuttur. ülke liginin uzak ara en büyük futbolunu oynayan, unutulmaz goller atan, kullandığı serbest vuruşları seyredilmek istenen selçuk inan'ı, daha bir yıl evvel kasaba takımında yedek iken, şampiyon takımın bankosu olan semih kaya'sı ise abdullah efendi'nin yanında yedek kulübesini pas pas yapmaktadır.

    hiç kimse beni ikna edemez. milli takım deneme tahtası değildir. neticede ister gazozuna maç olsun, isterse dünya kupası yarı finali olsun türk milli takımı, türk pasaportu taşıyan, türk milli takımda oynama hakkı olan en iyi 11 ile sahada çıkma mecburiyetindedir. selçuk inan'ı oynatmamak, lizbon'da maça gelmiş 60.000 kişiye, televizyon başında maçı seyreden milyonlarca türk'e saygısızlıktan başka bir şey değildir. küçük takım hocasının kalibresinin ne olup olmadığını göreceğiz. ilk ciddi puan maçına bakacağız. abdullah efendi, hoca olmaya, kesin hoca değilsin de, eğer adamsan selçuk inan'ı o maçta oynatmazsın.

    sen bir garip, küçük takım hocasının çalgıcısıyken, be abdullah efendi, nene gerek senin gümüş zurna.2012 deyiz, 2014 yılında olimpiyat stadının poyrazını o nurlu yüzüne yiyeceğin garantidir. bu günlerin keyfini çıkarmaya bak. o günlere kadar, galatasaraylı futbolcuların onuruyla oyna, camiden çıkma egonu tatmin et, amirlerinin kemiğini yala, bir günlük beylik beyliktir. yine de bu takım bizim, bir kıyağım olsun. eğer bir turnuvada en az bir yarı final maçı oynamak istiyorsan, tarihe bak, en az 7 galatasaray futbolcusu ilk 11 inde olmalıdır. gerisi yıkımdır, uçurumdur, galatasaray türkiye, türkiye galatasaray'dır.
  • 1521
    sezon sonu fenerbahçe olur, beşiktaş olur, milli takım olur, bir şekilde artık başakşehir'den ayrılacağını düşünüyorum. orada artık verimlilik olarak zirveye ulaştı ve daha ileri gidebileceğini sanmıyorum. zaten gelen soruya kendi planlamasında da büyük takımlar 3-4 sene sonra olabilir demişti. yanlış hatırlamıyorsam 3 sene önce.

    normal şartlarda hangi takıma giderse gitsin başarılı olabileceğini düşünüyorum, takımına birden fazla oyunu verimli bir şekilde oynatması avantaj ama oyuncular üzerinden milli takımda yaşadığı sıkıntıları büyük takımlarda da yaşaması yüksek bir olasılık. en yakın örnek geçen sezon aykut kocaman ile valbuena tercihinin ağır şekilde eleştirilmesi. sistem kelimesini kullanarak, takımın en yetenekli görünen oyuncusunun kenarda oturmasını büyük takım taraftarları kabullenemiyor.

    kısacası, milli takımda baskılara direnememiş ve başarılı olamamıştı. tekrar baskının olduğu bir ortamda bu kez başarabilir mi bilemeyiz. ancak, ülkemizde yerli teknik adam yönünden alınabilecek risklerden birisi.

    ayrıca, başakşehir'i bırakırsa yerine aykut kocaman'ın geleceğini düşünüyorum. çünkü, aykut kocaman'ın oynattığı futbola, taraftar baskısı olmayan, para ve başarı odaklı bir kulüp katlanabilir.
App Store'dan indirin Google Play'den alın