• 727
    ligin son 6 haftasına girilmiş, 27 maçta 20 gol yemiş takıma 3 gol atılmış, hala hunharca eleştiri yapmanın derdinde çoğu kimse.

    neymiş galatasaray kültürü bunu gerektirir,

    çok ta halt afedersiniz, şu saatten sonra 3 puan alındığı an benim olayım biter.

    puanları iyi oynayanlara değil rakibinden daha çok gol atanlara veriyorlar.

    eline ayağına sağlık takım.
  • 728
    jacobs, boey, singo, lemina, elmalı, barış... bu kadar pas özürlü futbolcuyla geriden defalarca oyun kurarak oyuna başladık. neyseki göztepe hocası bu özrümüzü ikinci yarıda fark edebildi. durum 0-2 iken bile defansımıza baskı yapmadan, topun arkasına geçerek oynadı. yani ilk 45 dakikayı bu kez izmir temsilcisi çöpe attı. zaten ikinci yarı baskıdan karşılık görünce dozajı arttırdı ama bu kez futbolun tanrıları galatasaray'dan yanaydı.

    stoilov, galatasaray'ın hava toplarındaki zaafiyetini her fırsatta değerlendirmeye çalıştı. neredeyse orta saha civarındaki taç atışlarını bile ceza sahasına uzun kullandırdı. her kornerde göztepeliler bir şekilde kafa vurmayı başardılar. yan top savunmamız maalesef iyice düştü. bazı pozisyonlarda galatasaray'dan kimse topa sıçramaya bile tenezzül etmedi. o ufacık juan ve helliton'un vurduğu kafaları ben sayamadım. maalesef artık nur topu gibi bir sorunumuz daha var: yan top savunması.

    singo'dan ikinci stoper olmayacağını anlamak için daha kaç puan kaybetmemiz gerektiğini bilmiyorum. yerini kaybediyor, en ufak bir şarjda dengesini kaybediyor, pas tekniği ve pas tercihlerinde çok zayıf. maalesef singo 3'lü oynayan takımlar için biçilmiş kaftan ama galatasaray için uygun bir profil değil.

    sezon sonuna doğru ayyuka çıkan bir diğer sıkıntımız da rakiplerin agresif ve sertliğine cevap veremeyişimiz. bunu herkes anladı artık. rakip forvetlerden resmen dayak yiyiyor stoperlerimiz. orta sahada herkes bize temas ederek oynuyor, döndürmüyorlar. sane içe kat ettiği anda sertlik görüyor, barış da bu sertlikten payını alıyor, sallai de. ve maalesef bu agresifliğe cevap veremiyor donuyoruz.

    evet, bir biçimde kazandık ama bunda şansımız ve stoilov'un yanlış bir anlayışla sahaya çıkışının yanında göztepe'nin ofansif yönünün zayıf olması da etkendi. yine de kazanmamız iyi oldu. takımımım artık bir ivmeye ihtiyacı vardı. hafta sonu kocaelispor ile sahamızda oynayıp galip gelerek arkamızdaki rüzgarı arttırmalıyız. buradan kimseye verilecek bir şampiyonluk yok galatasaray'da. türk futbolundaki konjonktüre bakınca allah muhafaza fenerbahçe ya da trabzonspor'dan birinin şampiyon olması durumunda hakkımızda passat medyasının neler yazıp çizeceğini düşünmek bile istemiyorum.
  • 729
    milli takım sonrası yorgun bir kadro. orta sahada topu ayağımıza almak zorunda olduğumuzdan bahsetmiştim. 2 x 6 numara garabetinden kurtulmaktan söz ediyordum. beklediğim kadrodan bir tek asprilla farklıydı. belki de doğruydu lang ve yunus’a mesaj vermek ama çok önemli değil, profiller benzer.

    ilk yarı ekstra gollerle 0-2 oldu. göztepe pres yapamadı. yaptığı anda direkt pozisyona girdik. yapmadığı anlarda bile vücut dili olarak fazla korkaktık. hızla topu ayağından çıkarmaya çalışıyor topçular. ne gerek var algılayamıyorum. sanırım oynadığımız bu yeni oyuna alışık olmayışımızla alakalı…

    nihayetinde ikinci yarı serbest bir şekilde düşmeye başladık. osimhenli, bas bas, uzun at, sekeni kovala, tempoyu arttır oyunundan pas oyununa dönüştüğümüz ya da dönüşmek zorunda kaldığımız için, farketmez, kolay bir geçiş olamazdı zaten. öyle kolay değil bir takım alışkanlıkları şıkır şıkır sağlamak. sağlam bir baskı yediğinde takımın alışık olmadığı düzende sallanmasına neden oldu. çok abes bir durum değil. pas soğukkanlılığını her saniye biraz daha bir kenara bıraktık.

    abes olan şu; sane koşmayı bıraktı. ne geri ne ileri. kenara alıp viral olan luis enrique’nin mbappe’ye yaptığı defansif aksiyonlarla alakalı bir konuşması vardı, onu kendisine yapmak gerekiyorken, oyunda tuttu hoca. bu durumu daha da abesleştirdi. sane’nin koşmadığı ve desteğe gelmediği yere sahanın ortasından asprilla gelince, o tereddütle doğru basamadı, baskısız orta yaptırınca golü yedik.

    sane’nin hem hücumda hem savunmada etkisizliği, gevşekliği, şampiyonluk stresi, tribünlerin coşkusu, momentum… derken korkak bir görüntü, aciz bir görüntüye dönüştü. e ilkay düştü doğal. bitik halde fiziken. bu kadro planlamasında orta sahada oyunu demleyen bir oyuncuya “mecbur” olduğumuzu düşünüyorum. bu durumda ilkay’a mecburiyet rezalet bir planlama yaptığımıza işaret ediyor. sara’nın bir an önce sağlıklı dönmesi gerekiyor 8 numaraya.

    sane kabak gibi bir sorunken, oyunda kaldı. asprilla-eren, jakops-sara biraz daha sertlik, biraz daha atletizme dönük değişiklikler oldu. aslında savunmaya dönük bir değişiklikti. bence o baskıda normal. elde çok kaliteli taktiksel devamlılığı sağlayacak, baskıyı kaldıracak oyuncular yok.

    ama…

    kenarda, lang, yunus hatta öne atılabilecek eren gibi alternatifler varken sahada kalması benim nezdimde kabul edilemez. bu durum takımın sahadaki gücünü düşürürken rakibe de momentum kazandırıyor. tıpkı icardi’nin trabzon’da sahada kalması gibi…

    hiç bir oyuncunun fanı ya da karşısında değilim. olması gerekenin olmamasına katlanamıyorum artık. oyunculara bu kadar müsemma görmek istemiyorum. şampiyonluk yolundayız yahu. i̇kinci yarı sadece 1 şut çektik. bu hale düşmeyi kenardan izlemek doğru değil. ya da tespitini yapamamak kabul edilebilir değil.

    takım içinde birbirini sevmeyen ya da memnuniyetsiz olan ya da farklı sorunlar yaşayan oyuncular olduğu aşikar ama saha içerisinde oynamayanı kenara alabileceğimiz bir kadromuz var yani. oyunun şeklini değiştirebilecek bir kadromuz var. bu konuda daha atik bir kenar yönetimi olmak zorunda! aksi halde şampiyonluk zor.

    sahada sadece formanın hakkını verenler kalmalı. icardi, sane gibi topu kaybedince hareketsiz kalan, topa gitsem mi gitmesem mi gibi asla kabul edilemez bir vücut dili sergileyen oyuncular sahadaki ağırlığımızdan yiyor. şampiyonluk puanların, fikstürün, matematiğin hesabıyla gelmez, sahada koyduğun ağırlıkla, özveriyle gelir.

    galatasaray’ı şampiyonluk yolundayken hiç bu kadar gevşek bir vücut dilinde görmemiştim. bir an önce kanatlardaki mücadeleyi arttırmak zorundayız.
  • 730
    ligin başında ve sonunda mükemmel oyun aranmaz. bu maç da öyle bir maç. kazanıp rahatlamak ve ölü toprağını üzerimizden atmamız gerekiyordu.

    ilk yarı çok rahat beş gol atabilirdik. bitircilikte çok daha ciddi olmalıyız.

    ince paslarda topun şiddetini ayarlasak çok rahat kaleci ile karşı karşıya kalabilirdik. her ne olursa olsun bu deplasmanı üç puan ile geçmek çok önemliydi. hepsinin ayağına yüreğine sağlık.
  • 732
    yazıldı mı bilmiyorum ama karşılaşmanın ilk yarısı (ikinci yarıyı izlemedim) göztepe aşırı temaslı bir oyun oynadı, hatta bir çok pozisyonda direkt kafaya nişan aldılar ama hakem bey bunları hep es geçti. bunun neticesi bizim takımın tamamı üç bölgede de kırılganlık gösterdi.
    belki bu maçı kazandık ama temaslı oyunda hemen düşmemeyi öğrenmemiz lazım (lig bitti neredeyse...)
  • 733
    ikinci yarının ilk 15 dakikasında 2-2 olsa o deplasmandan galip çıkma imkanımız yoktu.

    maçların herhangi bi 15 dakikasında kontak kapatmak çok garip. 15 dakikada 4lük 5lik olacağız gibi ataklar yiyoruz, sağlı sollu.

    bu işe artık bi çözüm bulunmalı bunun artık forvetle de ilgisi olmadığı açık, barış varken yedik o 15 dakikalık baskıyı. osimhen olsa da yerdik gibi duruyor ama o bakıyor ihtiyaç var stoper oynuyor bi tık topluyoruz.
  • 734
    burhan felek'te* takım gaza bastıkça izmir'de ppzisyon üstüne pozisyon verdiğimiz mistik maç.

    ilk yarısı en polyanna maç önü senaryolarından bile iyi gitmişken ikinci yarının ilk düdüğünden 3. golü atışımıza kadar geçen 30 dakikalık sürede sadece tek gol çıkmasının tek bir açıklaması olabilir;

    (bkz: tanrı bizim almamızı istiyor)

    maçı izlememiş olanlar ya da yıllar sonra bu entry okuyacaklar için şöyle anlatayım. altmışlı dakikalarda oyuncu değişikliği yaptığımızda "oh bari biraz zaman geçiyor" dedik.

    demek zorunda kaldık...

    ama öyle, ama böyle.

    bu sefer gökten kemik yağmadı, 4 puan farkı cebe koyduk. yola devam ediyoruz...

    (bkz: daha dört sene üst üsteyi alacağız galatasaray)
  • 735
    takımın yarısı (osimhen) yök.
    hoca ıcardi ile torreira'ya neşteri vurmuş.
    sane formasına kavuşmuş.
    uğurcan ve bay milli maçtan moralli dönmüş.

    galatasaray maça gol ile başladı. kazanılan bir serbest vuruşta sane'nin güzel ortasına iyi yükselen barış alper'in kafa vuruşunu o sırada izmir'de hoteller pahalı olduğu için ayakta uyuyarak geçiren göztepe savunması gol yiyerek geçiştirdi. sonra ilkay'ın cılız ortasıyla annesi muhtemelen kendisini kadir gecesi doğurduğu için 16 eylül 2021 galatasaray lazio maçında attığımız golün bir benzeriyle bir gol daha bulup zor sayılacak bir deplasmanda 0-2 ile soyunma odasına girdik. ne oldu ise soyunma odasına oldu zaten. muhtemelen takım ya esrara abandı ya da bi viski patlattılar. zira ikinci yarıya çıkmadılar.

    bunun adı rehavet ve disiplinsikliktir. okan hoca farkında ve gereğini yapacaktır, yapmıştırda.

    nitekim skor 1-2'ye gelince göztepe birden uefa kupası müdavimi sevilla'ya evrildi ve akın akın gelmeye başladı. neyse ki kalemizde göat uğurcan vardı ki, bir facianın eşiğinde dönüldü. son çeyreğe girildiğinde ise lemina, "rahat beyler" dermişçesine kornerden gelen topu yaptığı düzgün bir kafa vuruşu ile göztepe ağlarına gönderince tansiyonlarımız hafiften 12/8 e gelmeye başladı. golde göztepe defansı hotel fiyatlarından o kadar bezmiş olmalılar ki, ayaktaki uykularından hiç uyanmadılar ve 90+larda öyle bir pozisyon kaçırdılar ki bunu gelip burada ateyizler açıklasın!

    sonuç itibarı ile mutluyuz, umutluyuz, şampiyon olacağız.
  • 736
    bilmiyorum ama sanırım en fazla pas hatası yaptığımız maç olabilir. bu rakibin bizi iyi marke etmesiyle alakalı değil, topçularımızın yeteneklerinden ziyade mental sorunlarının olduğunu düşünüyorum. herkes görev bilincinde olsa da bir şaşkınlık var gibi. nereye ne zaman top atacağını yıllarca çalışan adamlar bu hataları yapmazlar. bir plan yapılmış maçta. defanstan paslaşarak çıkacaksak ve 2 orta saha markaj altındaysa ve pivot özellikli santraforun yoksa topu çapraza kanatlara açarsın. biz sürekli göbeğe attık ve kaybettik.
    burada aspirilla da, barış da oyun içine girme noktasında sıkıntılar çıkardı. topu 3. bölgeye atsak dahi tutamadık. singo özellikle donlara yaptı. abdülkerim bu konuda master yapmış resmen. olmadığı maçlarda böyle kendini belli ediyor. boey ve eren bence iyi maç çıkardılar. zaten kimin ne vereceğini herkes biliyor. çok rahat bitireceğimiz maçı zora soktuk. birden 2. golü de yiyorduk ki allah yüzümüze güldü. o golü yesek maçı bile verebilirdik. 2 duran toptan gol atarak maçı çözdük. bu da önemli bir done.
    maçta peki kimse yunus'u aradı mı? ya lang'ı? ama torreira çok arandı bana göre. sara bile fark yaratmaz. ama torreira öyle değil.
    inşallah o da ders almıştır ve kafasını toplamıştır. bana göre maçın adamı lemina'dır. attığı golün yanında topla ilişkisinin ne kadar iyi olduğunu bu maç gösterdi. tabi eski dinamikliği yok, alıp basıp gidemiyor. ancak doğru pas kararlarıyla takıma yön verebildi. bunda ilkay'ın da doğru yerlere gidip top olması, pasları isabetli atması çok önemli bir yer tutmakta.
    sonucunda zor bi deplasmandan kılçıksız 3 puan alarak göztepe'den bu sene 6 puan aldık.
    bir parantez de hocamıza. çok geç müdahale ediyor oyuna. aspirilla 2. yarı başlamamalıydı. net şekilde oyun bir top kapan, ve oyun açan bir orta saha istiyordu. gereksiz baskı yediğimiz dakikalarda daha gol yemeden dahi bu değişikliği yapabilirdi. icardi terchine bir şey demem ancak nhaga'nın yerine kaan tercihi berbattı.
    hakem ise bu tercihlerden daha berbattı. gecenin önüne geçmek çok istedi ancak olmadı.
    1 ayağa basma (faul vermedi), 2 yüze vurma (1 faul verdi diğerinde (icardi) oynattı ve faul verdiğine sarı vermedi ilkay'ın dudağı patladı o pozisyonda), 1 net kontraya çıkarken çekme (aspirilla'ya asıldı adam neticesinde atak da yedik) ile vermediği faullerle bizi ezdirdi.
  • 737
    tüm maçlar hakemin ilk düdüğü çalmasıyla mı başlar? hiç mi hakemin bitiş düdüğü ile başlayan karşılaşma yoktur? bence var, ve en yakını da dün gece izmir'de oynanan göztepe-galatasaray maçı...
    nasıl mı?

    cihan aydın, üç gün önce trabzon'da galatasaray'ın kaybettiği maçın son düdüğünü çaldığında stat hoparlörlerinden galatasaray'a küfürlü şarkılar başlarken, 17 yaşındaki topçu abdülkerim'e sinkaflı laflar ederken, okan buruk ve günay'ın "galatasaray kendisine yapılanlara şampiyonluk kutlamasında cevap verecek" cümlesiyle başlamıştı aslında göztepe maçı sarı-kırmızılılar için. "acaba galatasaray'dan şampiyonluğu alabilir miyiz" diyen trabzonlular, kendi elleriyle hazırlamışlardı galatasaray'ı çarşamba gecesi izmir'de oynayacağı deplasmana...

    avrupa'dan elenmiş ve haftada tek maç oynayacak galatasaray'ın neler başarabildiğini son üç yıl memleket dahilinde herkesin malumuydu ve göztepe'yi etüt eden okan buruk ve ekibinden galatasaraylıların şüphesi yoktu lakin sahaya çıkan kadroyu görünce şaşırmadık desek, yalan söylemiş oluruz... zira okan hoca hiç de alışık olmayan bir takımla çıkıyordu deplasmana: kalede uğurcan, sağ bek boey, sol bek eren ve stoperde abdülkerim'in yokluğunda singo ve sanchez tamamdı da, torreira'nın yerine ilkay, sara'nın yerine asprilla hiç de beklenmiyordu. ıcardi de yedekteydi de barış en uçta görev alacaktı, kanatlarda da sane ve sallai olacaktı... riskli bir seçimdi, kazanırsa deha, kaybederse hain olacaktı okan buruk...
    kazandı ve de rahatladı okan buruk... en yakın rakibiyle puan farkını dörde çıkardı ve daha teri kurumamışken bir sonraki kocaelispor maçının da ateşini yaktı verdiği demeçle...

    peki, ne yaptı, nasıl kazandı galatasaray?

    ev sahibinin savunmada boylu poslu ama ağır adamlarla kendisini karşılayacağını etüt eden okan buruk, kapalı savunmayı açmak için de en uca hareketli ve güçlü barış'ı koyup, etrafına da "pırpır" denen asprilla, sane, sallai gibi topçuları serpiştirmişti. daha da ötesi, lemina ve ilkay ile topu çevirip, göztepelileri üzerine çekip, boşluklarla savunmayı yarmak da planın içinde vardı. ilk devre bu senaryo fena halde de işledi. ne zaman ev sahibi çokça kullandığı taç atışlarıyla galatasaray kalesine gol için gelse, dönen topu kendi kalesinde tehlike olarak gördü. sallai'nin hatasında arda'nın karşı karşıya kaçırdığı pozisyonun dönüşünde sallai-ilkay işbirliğinde galatasaray ikinci golü bulması göztepe için acı bir deneyimdi. golü kaydeden ilkay'ın arkadaşlarının tebriklerini aldıktan sonra teniste sıkça gördüğümüz "pardon" sayısı gibi lis'ten özür dilemesi de sahalarda az karşılaştığımız örneklerdendi. gol sevinci demişken, daha dakikalar beşi göstermeden sane'nin serbest atış ortasında barış'ın kafayla maçın gol perdesini açması sonrası trabzon'da galatasaray'ın kullandığı 7-8 köşe atışını neden barış'ın kullandığı sorusu bir çok taraftarın aklına gelmiştir. abdülkerim ve ıcardi'nin yokluğunda koluna kaptanlık bandını takan barış'ın gol sonrası pazubandına bakış atması, sezonun akılda kalacak fotoğraflarından olacaktır.

    erken öne geçen galatasaray'da maç önü planı öyle işledi ki, ev sahibi sahada donakaldı, reaksiyon veremedi ve sallai biraz becerikli olsa ya da cömert davransa soyunma odasına giderken skorbord belki de 4 farklı bir skoru gösterecekti.
    ilk yarı arda'nın kaçırdığı ve cherni'nin auta giden cılız vuruşu dışında taraftarını heyecanlandıran pozisyonu olmayan göztepe, ikinci devreye juan'ın barış'ın golünün benzeri ile başladı. futbolu bilen taraftarının desteği ile eşitlik sayısı için de 15 dakika kadar dalga dalga geldiler uğurcan'ın kalesine. göztepeliler arzuluydu, baskı yapıyorlardı da galatasaraylılar da başta singo olmak üzere, sane'si, sara'sı ile ayaklarındaki topu rakiplerine "armağan" ediyorlardı. cherni'nin kafası ve efekan'ın uzaktan şutunda uğurcan "şampiyonluk modunu" açmışken, juan'ın aşırttığı ve kaleye süzülen topa yarım metreden janderson'un auta atması ise 2023 senesinde sami yen'de oynanan galatasaray-karagümrük maçının uzatma dakikalarında ofsaytta olduğu halde kaleye giden topa dokunup takımını golden eden serdar dursun'u hatırlatıyordu.

    "atamayana atarlar" derler ya, ev sahibi peşi sıra pozisyonları harcarken, galatasaray ise ikinci devre ilk defa göztepe kalesine geldi, kazanılan köşe vuruşunu sara kullandı ve lemina üç gün önce trabzon'da yapamadığını izmir'de yaptı ve attığı kafa golü ile takımını rahatlattı, göztepe'nin eşitlik umutlarını söndürdü. sonrasında da zaten torreira, ıcardi ve ilkay'ın oyuna girmesiyle galatasaray tekrar soğukkanlı bir şekilde sahaya yayıldı, topu çevirdi ve maçın son düdüğünü bekledi...

    maçı yöneten alper akarsu oyun genelinde pek ön plana çıkmadı lakin onuncu dakikada sallai'nin kaleciden seken topuna kafa vurmak için havaya sıçrayan asprilla'ya yapılan müdahaleyi görmemesi, dennis'in ilkay'a müdahalesine sarı kartı çıkarmaması, 60. dakikada asprilla'nın formasından çekilip düşürülmesine devam ettirip ev sahibinin atağına izin vermesi, ıcardi'nin yüzüne atılan dirseğe devam demesi ve en kötüsü de barış sakatlanıp yerde yatarken oyunu başlatması kendisi adına maçta eksi puan olacak kararlardı...

    lucescu ile de bitirelim... galatasaray ve beşiktaş'da şampiyonluk yaşamış, ulusal takımı çalıştırmış rumen teknik adamın vefatı sonrası galatasaray ısınmaya üzerinde lucescu t-shirtleri ile çıkıp, sahaya da "seni unutmayacağız" pankartı ile ayak basmışken, istiklal marşı öncesi yapışan saygı duruşunu ıslıklamak göztepe taraftarı gibi futbolu bilenlere yakışmadı. son nefesini yeşil sahada verecek kadar futbolu seven bir futbol emekçisini tribün kültürünü 14 haziran 1925ten beri yaşatanlar tarafından ayakta alkışlamasını beklerdik. olmadı, hayal kırıklığı yaşadık...

    kaynak ve maçtan fotoğraflar:https://ultrasmovement.blogspot.com/...e1-3galatasaray.html
App Store'dan indirin Google Play'den alın