• 3
    16 saatte gidip, ac karnina stada girip, meshur sivas koftesiyle kendimize geldigimiz mac. yenilen 3 sacma gole karsin atilan 5 super gol ile sampiyonlugun alindigi, mac sonunda donumuza kadar islandigimiz fakat bu islanmayi hic umursamadigimiz mac.

    sonrasinda gece sivas'in meshur lokantalari ve ocakbasilarinda takilmalar, sampiyonlugu kutlamalar, otelde konaklama ve ertesi gun asker bulent ile ayni ucakta istanbul'a yolculuk. biraz samata biraz girgir ama basindan sonuna kadar cok eglenceli bir deplasman.
  • 4
    1 gün önceden sivas'a gidip konakladık. fakat bilet yoğunluğundan dolayı sivassporluların arasında izlemek zorunda kaldığım maçtır. lakin herşeye değmiştir. maçtan 7 saat önce takımdaki bazı şahsiyetler ile fotoğrafımı çekinmişimdir. maçtan 1-2 gün önce ve maç günü sivassporlular her türlü materyaller ile şehri kırmızı-beyaz'a boyamış, ama galatasaray'ı hesaba katmamışlardır.

    yenilen gol ile zaten sivaslıların arasındayım, bu gol beni çok sıkmıştır, fakat arda'nın ard arda iteleyişleri keyfimi yerine getirmiştir. ilk yarı skoru 1-2 olmak üzere takımımız öndedir. ikinci yarı mehmet yıldız yine keyfimi kaçırır, lakin ayhan füzeyi gömer. sezer yine keyif kaçırır, arda ve hakan şükür şampiyonluğun haberini eder. keyifle çıkarım stattan...

    fenerin 3-2'lik galibiyeti bir b*ka yaramamıştır. sivassporun golleri ile sevinmesine karşın sonra babayı alırlar.
  • 6
    tartışmasız ligin en çekişmeli maçıydı. her pozisyon skoru değiştirebilirdi neredeyse, sivassporun maça ortak olmasına biraz galatasaray kalecisi aykut ve defansı yardımcı olsada galatasaray inanmışlığını, bu sene şampiyonluğu ne kadar hakkettiğini bir kez daha gösterdi. tabi sivassporu sonuna kadar kutlamak lazım, yılın en iyisi galatasaray olsada sivassporun başarısı büyük takdir gerektirir. üç büyüklerden biraz puan toplayabilseydi şu an belkide imkansızı başarmışlardı.
  • 7
    bir anadolu takımının şampiyonluğa en yaklaştığı maç olarak tarihe geçen, bu ünvanına da fazlasıyla yakışan bir gol düellosu şeklinde tezahür eden karşılaşma. sivasspor bir ilki başarmak için istekliydi belki ama karşısındaki takım yıllarca kupalara ambargo koymuş olan, kenetlenmiş ve inanmış bir galatasaray'dı. sezon boyunca evde takip ettiğim tek maçtır ayrıca. sıralama hiç değişmiyordu. önce aşağıdaki kahvehaneden gelen gol sesi, sonra babamın mesajı, en sonunda sopcast'te golün görüntüsü *. *
  • 9
    yabancı bir memlekette ortalarda gezinirken, ne yapsam da skorunu öğrensem diye kıvrandığım, bir türk bakkalın (kesin fenerliydi) "ohooo yeniliyorsunuz, biter bu iş " dediği anda dünyamın yıkıldığı maç. bundan sonrası her beş dakikada türkiye'den birini aramakla geçti. kardeşimin "abla, beş beş beş" diye mesajını gördüğüm anda olduğum yerde ben de "seni sevmeyen ölsün" dedim. öyle bir maçtı ki bilet bulamamıştı çoğu taraftar, akın akın sivas'a göçmüştü sarı kırmızı yürekler. fenerbahçe maçı ile başlayan güzel haftaların bir devamı idi. çok değil bir sene önce bunları yaşattı bizlere galatasaray, varsın bu sene de saç baş yoldurmuş, üzmüş olsun. (bkz: seni sevmeyen ölsün)
  • 10
    arda turan ın hat trick yaptığı, inancın çok daha fazla kuvvetlendiği, deyim yerindeyse yürekleri ağıza getiren bir maç olmuştu. istanbul a dönüşte futbolcularımızın uçakta yaşadıkları, yaşattıkları gerçekten görülmeye değerdi. hatırlandıkça ''neden'' sorusuna verilebilecek cevaplardan sadece birine bile bir nebze daha yaklaştırıyor bu maç esnasında ve sonrasında yaşanılanlar...
  • 17
    hiçbir zaman cok büyük yıldız olmadığına inandığım, ama turk basınının hala ve ısrarla büyük yıldız olarak lanse etmeye çalıştığı arda turan'ın galatasaray futbol takımında tek başına maca damgasını vurarak büyük bir yıldız gibi oynayıp 3 gol attığı 2007 2008 sezonunun en kritik maçlarından birisidir. mac 3-3 devam ederken mehmet yıldız'ın onsekiz yayı üzerinden çektiği bir şutun direğin dibinden dışarı çıkması aklımda kalan en kritik andır. o şut gol olsa bu maçın skorunda 5 ile 3 eminim yer değiştirirdi!

    ayrıca bugüne kadar hiçbir zaman gerçek bir galatasaraylı ruhunu kendisinde görmediğim ve kanımın bir türlü ısınmadığı ayhan akman da maçın en kritik gollerinden birini atmıştır.

    ama unutmayalim ki adnan polat ihanetinin harcadığı en büyük kozlarımızdan hakan şükür ve hasan şaş'ın kulübede olması bile bir zamanlar bu takıma neler veriyordu onu hatırlatır bu mac bana. bir yanda oyuna girdikten hemen sonra takıma 5. golü kazandırarak bize derin bir nefes aldıran kral hakan şükür. diğer yanda serumlu haliyle hastaneden kaçıp sivasa gelen ve kenarda arkadaşlarını motive eden bir hasan şaş! sizleri harcayıp da florya topraklarından silmeye çalışanları tarihe affetmez bir gün bi yerlere gömer diyorduk ama bu kadar kısa zamanda olacağı aklıma gelmezdi! kral ve şaş'ı harcayan adnan polat anlayışının bugünkü aciz ve rezil durumunu gördükçe "allahım sen ne büyüksün" diyorum.
  • 21
    bu maçı tam yerinde, sivas 4 eylül stadyumu'nda seyretmiştim.

    bizimkilerle birlikte 1 gün öncesinden gitmiştik sivas'a. galatasaray kafilesi de bizden 3-4 saat sonra havaalanına inmiş ve kalacağı otele yerleşmişti. şehir adeta bayram yeri gibiydi. sivaslılar, takımlarının şampiyon olacağına yürekten inanıyorlardı. her yerde kırmızı-beyaz bayraklı, formalı, kaşkollu insanlar vardı. galatasaray'ın kaldığı büyük otel'in karşısına dev bayraklar ve posterler asmışlardı, takımı gece vakti uyutmamak ve sürekli rahatsız etmek için ellerinden geleni yapıyorlardı. otelin önüne gelip davullar, zurnalar çalıyorlardı. otomobillerin klaksonlarını durmaksızın öttürüyorlardı.

    biz de otele 500 metre mesafedeki bir yerde kalıyorduk. maçtan bir gün önceki gece, akşam yemeğinden sonra bizimkilerle beraber 1-2 tanıdık vardı, onlarla beraber çay içip 3 mayıs 2008 istanbul büyükşehir belediyespor trabzonspor maçını seyrediyorduk. peder bey birdenbire ''futbolcularla görüşmek ister misin ? otele göndereyim mi seni ?'' diye bir soru sormuştu bana. ''baba büyüksün! allahına kurban!'' nidaları ile uyudum o gece. sabah kalktığım zamanki o heyecanı anlatamam. babamla annem o saatte kpds sınavına girdikleri için otele gelememişlerdi. babam, bir arkadaşım ile beraber bizi çarçabuk otele göndermişti. geldik otelin önüne, anlatamam resmen mahşer yeri gibiydi... polis otelin önünü kordona almıştı. otele kimseyi sokmuyorlardı. biz tabii ki hemen içeri daldık. kafile de sabah kahvaltısından sonra sivas'ta hep beraber yürüyüşe çıkmış. biz de lobide dönmelerini bekledik. otel müdürü yanımıza geldi. bizi içeri aldığından dolayı kendisine teşekkür ettik. yarım saat kadar sonra, takım yürüyüşten döndü. hemen yukarı çıkmaları gerekiyordu. biz servet çetin, hakan şükür, orkun uşak, cassio de souza soares lincoln ve rigobert song'u kolundan tutup fotoğraf çekinebilmiştik.

    otel macerası bittikten sonra maça 7 saat kadar zaman kalmıştı. biletler ise çıktığı gün tükenmişti. maçı galatasaray taraftarlarının arasında izleyeceğimizi düşünürken, bu tükenmişlikten dolayı 4 eylül stadı'ndaki maraton tribünü'nde, meşhur coşkun vinç reklamının az yanında izleyecektik. çünkü, sağolsun adnan polat bey bütün deplasman tribününün biletlerini satın almış, bize de oradan bilet kalmamıştı. beşiktaşlı kuzenim de o zamanlar cumhuriyet üniversitesi'nde okuyordu. o da maça üzerinde sivasspor formasıyla gelecekti. atılan gollere sevinip, yediğimiz gollere üzülemeyeceğimiz belliydi. ''ne yapalım buna da şükür'' dedik ve stadın yolunu tuttuk. kuzenimle beraber, 3 galatasaraylı arkadaş maçtan 2 saat önce maraton tribününe giriş yaptık. tam ön sırada duruyorduk. hava yağmurluydu. stat yavaş yavaş dolmaya başladı. bizim taraftarların durduğu deplasman tribünü de tam karşıdan net bir şekilde görünüyordu. yaptıkları ''sen şampiyon olacaksın'' koreografisi de takdire şayandı doğrusu. sarı ve kırmızı fosforlu konfetiler sallıyorlardı, bu konfetilerin tam ortasında da süper lig kupasını temsil eden, beyaz bir pankarta boyanmış kupa şekli vardı. sivassporlular da bizim durduğumuz maraton tribününde dev bir kırmızı-beyaz bayrak açmışlardı. bizim takım da sahaya ''trafikte dikkat 10 bin hayat'' reklamı bulunan bir pankart ile çıkmıştı. siyah forma vardı üzerimizde, aykut erçetin ise turuncu kaleci kazağını giymişti.

    maç başladı. dedim ya, o tribünde herşeyi içimize atmak zorundayız, acayip zor olacaktı. 13. dakikada rigobert song, sivasspor'un kullandığı kornerde ters bir vuruş yaparak topu kendi kalesine yollamış ve ev sahibi ekip 1-0 öne geçmişti. biz de doğal olarak yıkıldık tabii ki, kuzenim ise deli gibi seviniyor. 39. dakikaya kadar fena bir baskı altında izlemeye devam ettik. işte arda turan o zaman sahneye çıkmıştı. 3 dakika arayla üstüste 2 gol birden atarak skoru 1-2'ye getirmiş, bizim de keyfimizi yerine getirmişti. yok yine sevinemiyoruz abicim, içimden sahaya dalıp sarılmak geliyor bizimkilere! içime atmak zorundayım, diğer galatasaraylı arkadaşlarım da öyle. ilk yarı böyle bitmişti. ikinci yarı başladı, 49. dakikada çok acayip bir gol yemiştik. mehmet yıldız durumu 2-2 yapmıştı. yine strese girdik... 3 dakika geçti geçmedi, ayhan akman 30 metre mesafeden hayatının golünü atmıştı. bu harikulade golün bile sevinci yok bende, ''oha'' diyebildiğimi hatırlıyorum. şimdi skor 2-3 idi. 66. dakikada sezer badur'un attığı gol ile yine bir beraberlik geldi, 3-3. yine stres zamanı... 76. dakika, arda, arda, arda! 3-4! oh be, rahatlıyordum içimden... fenerin gençlerbirliği ile oynadığı maç hiç umrumda bile değildi. sivaslılar bu golden sonra maçı bırakmışlardı, kral hakan şükür 87. dakikada affetmedi. skor 3-5 olduktan sonra yedek kulübesindeki herkes sahaya fırlamış, golün sevinci ile kucaklaşmışlardı.

    bütün sezonun en zor ve en önemli maçı buydu. 33. haftadaki liderliğimizi sürdürmüştük. 17. şampiyonluğumuza ulaşmamıza sadece ve sadece 1 hafta kalmıştı. takım taraftarların yanına gitmiş ve beraber sevinç gösterisi yapmışlardı. sivasspor tribünlerinde fazla bir üzüntü yoktu. işi buraya kadar getirebildiklerine bile sevinmişlerdi. stattan çıkarken bir taraftar ''manisaspor düşmüş'' demişti.

    yeniden döndük kaldığımız yere, sabahtan beri doğru dürüst birşey yememiştim. sipariş verdiğim tostu keyifle ve afiyetle mideye indirmiştim. 2-3 saat sonra da sivas'tan ''mutlu anılar'' ile ayrılmıştık.

    çok çileli ama çok tatlı zamanlardı...

    biletini hala saklarım...
    edit: bilet: https://twitter.com/...s/187555026078674944
  • 23
    mecidiyekoy meşalede izlediğim maçtır. mactan 2 gun evvel şu anda ex askım olan kişiyle tanısmıs kendisini maçı izlemeye davet etmiştim. macın stresinden ve arka arkaya gelen gollerden dengemi kaybedip agız dolusu kufurler bagırmalarla cemkirmelerle kan ter içinde bitirdim macı. galatasarayımın attıgı her golde ona sarılırım planıyla gidip 5 gol ve ozellikle sampiyonlukla donmek unutulmazdı. cimbombomum sen nelere kadirsin.
  • 25
    yedigimiz ikinci golde ender gorulen doga olaylarindan birisi gerceklesmis, hakan balta kaleci aykut'a sinirinden delirmistir. biraz hakan balta, cogunlukla aykut'un hatasindan yedigimiz bir goldu. ayrica sivasspor'un ucuncu golunden sonra sezer isimli elemanin yaptigi hareketler mac sonrasinda iade edilmistir. her zamanki gibi sakat olan tobias linderoth maci sivas'a gelip, tribunlerden izlemistir.