• 329
    kadro yapan arkadaşlar enteresan şekilde badou'yu kesmişler. fatih terim dinamoları hamalları sever. zaten 4-4-2 oynayacaksa merkezde hamala ihtiyaç var. ama bence;

    muslera
    mariano maicon serdar transfer
    fernando
    n'diaye selçuk/tolga/transfer
    belhanda
    feghouli gomis

    dizilişli 4-3-1-2 oynayabiliriz. sola da sol ayaklı asamoah vb bir box to box gelirse sol bekle takım zaten tam bir dinamo olur. ihtiyacımız olan sol bek sol açık merkez orta saha ve hızlı sprint yapabilen forvet.
  • 330
    fourfourtwo! uzun zamandır üst sıralarda olmasını dilediğim başlıktır. zaten kullanıcı adımda buradan geliyor.
    çünkü ben futbolu; “ iki bek, iki forvet ve zenci ön libero ile oynanan oyun " olarak tanımlıyorum.

    edit: çaylak entrysinin en az 500 karakterden oluşması.

    takımımız için en uygun formasyonda budur zaten. 2019-2020 sezonu son hazırlık maçında fatih terim’in oynatmaya çalıştığı eski sistemimiz.
    tabiki bu sistem için uyumlu melo ve selçuk tandemi gerekiyor.
    oyunu iki yönlü oynayan bir değil iki orta sahaya ihtiyacımız var. drogba-burak ikilisi ile 4-4-2 oynadığımız yıllarda melo ve selçuk skora en az 15asist/gol katkı sağlıyordu.

    seri’nin transfer edilmesi, fernando’nun takımdan ayrılmasının nedeni yalnızca geçtiğimiz yıl ki performans düşüklüğü değildir heralde. sadece yaşı ve 1 yıl kontratı kaldığı içinde gönderilmedi bence. çünkü fatih terim de dahil her teknik adam kadrosunda tek yönlü savaşan, top çıkaran ve saldıran bir fernando görmek ister. ancak bu tarz oyuncular 4-4-2 formasyonunda orta sahada üstünlük kuramaz. belhanda ve seri bunu başarabilirler.

    diagne’ nin satışı sonrası alınacak forvet(ler) ve orta sahaya yapılacak 2. transferden sonra hepimiz hocamızın aklındaki sistemi anlayıp, irdelemeye başlayacağız.
    bu transfer 4-4-2 için belhanda’nın takımdan ayrılması yada 4-3-3 anlamı taşıyor.

    sistem herşeydir ama sistem ne olursa olsun, değişmeyen tek gerçek galatasaray’dır.
  • 332
    4-2-3-1'e göre daha kötü sahayı parselleyen bir diziliştir bu. ayrıca defansif-ofansif olarak çok yönlü oyuncuların varlığını da gerektirir. bu yüzden zamanla modası kaçmış ve bugün diego simeone dışında bu dizilişi asıl dizilişi olarak benimseyen elit teknik direktör kalmamıştır.

    gelelim 3. fatih terim dönemine. 7 aralık 2011 galatasaray fenerbahçe maçına kadar fatih terim 4-4-2'yi asıl dizilişi olarak görmemiş ama bu maçtaki muazzam futboldan sonra 4-4-2'de ısrarcı olmaya başlamıştır. zaten fatih terim'in en büyük artısı da budur. bir doğruya ulaştı mı o doğruyu muhafaza etmede son derece başarılıdır.

    ortasahanın kanatları emre çolak ve engin baytar'dı. yedekleri riera oldu. her üç ismin de ortak özelliği koşan orta sahalar olması. en büyük artıları merkez ortasahaya oyun kurma ve top kapmada yardımcı olmalarıydı. elmander ve necati'ye bakıyoruz. bunların da pas oyununa katıldıklarına görüyoruz. takım defansına katkıları da muazzamdı. özellikle elmander bu noktada çok kilit faktördü. 4-4-2 sadece elmander için bile oynanmalıydı. melo-selçuk'u da es geçmemek lazım. melo biraz daha defansif, selçuk biraz daha ofansif oynuyordu ama ikisi de dengeli oyunculardı. melo defansifliğinden ödün vermezken ileri de çıkardı, 50-60 metrelik diagonal pas da atardı. çok yönlü oyunculardan kastımız da bu.

    12-13 sezonunda ise işler bozuldu. elmander, ujfalusi, necati, engin bir şekilde saf dışı kaldı. transferlerin hiçbiri tutmadı. istatistik ya da skor önemli değil. sadece oyundan bahsediyoruz. amrabat, hamit yanlış kanat oyuncuları oldu. hamit'in dinamizmi ve efektifliği yeterli değildi. amrabat da takım oyununa uyum sağlayamadı. umut-burak pres yapabilir diye alındı ama önceki forvetlerin topla ilişkilerinin iyi olduğu unutuldu. umut-burak yüzünden topa sahip olamadı bu takım. dany-chedjou ise dengesizdi. tüm yerleri çatırdamaya başlayan bu takımı defansif olarak tutamazlardı. melo-selçuk ikilisi ise yan aktörlerin yok olmasıyla sihrini kaybetmişti. 4-4-2'yi nihayetinde bozan drogba, sneijder transferleri yapılmasaydı galatasaray çıkmaz sokaktaydı. biraz zor da şampiyon olurdu. schalke'yi de geçemezdi. yani 4-4-2'nin başarısı için oyuncuların uyumu teknik direktörün isteğinden daha önemliydi.

    mevcut takım 4-4-2 oynayabilr mi? oynayabilir. fernando-ndiaye buna uyabilir. kanatlar da feghouli-belhanda olabilir. forvet sinan(yasin)-gomis olabilir. ama herhalükarda sol bek ve forvet transferlerinin yapılması şart. şu an için sadece teorik konuşuyoruz. bu takım 4-4-2 oynayabilir ama başarı için bu şart değil. oyuncularına göre taktik seçen, dizilişi değil mantaliteyi önemseyen her teknik direktör daha başarılı olur.

    fatih terim'in mantalitesi ne peki? verimliliği ve taktiksel kalitesi tartışılır ama aşırı presli bir hücum futbolu. bunu 4-4-2'yle bir kez daha başarabilir mi göreceğiz. ama dediğim gibi 4-4-2 de şart değil.

    edit: uyaranlar var. chedjou 13-14 sezonunda gelmiş. 12-13 sezonunda semih-dany vardı as stoper olarak. fark eden bir şey yok. semih de ujfalusi olmadan o bölgeyi taşıyamadı.
  • 334
    --- alıntı ---

    http://www.futbolakademi.net/...oads/2017/09/1-2.jpg

    futbolda en bilinen ve günümüzde de kullanılmaya devam eden formasyonlardan olan 4 – 4 – 2 formasyonu, grafikte de görüldüğü gibi kalecinin önündeki dörtlü defans oyuncusu, dört orta saha ve iki hücumcudan oluşur. defans hattı iki merkez savunmacıdan ve kenardaki bek oyuncularından meydana gelir. orta saha da benzer bir modeli takip eder ve merkez orta saha oyuncularıyla kenarlarda iki kanat oyuncusundan oluşur. hücum hattı da santrfor diye tabir edilen merkez forvet oyuncularından meydana gelir.

    4 – 4 – 2, seneler boyunca ingiliz futboluyla özdeşleştirilmiştir ancak aslında ilk olarak torpedo moscow ve dynamo kiev’de görev yapan rus antrenör victor moslov tarafından literatüre sokulmuş ve sahada uygulanmıştır. moslov, bu formasyonu kuran ve takımı topu kaybettiğinde rakibin topla oynama süresini azaltmak için bir pres oyunu geliştiren yenilikçi bir futbol adamıydı. aynı zamanda oyuncuların beslenmesiyle ve bunun performansa olan etkisiyle ilgilenen ilk antrenörlerden biriydi.

    `4 – 4 – 2’yi benimseyen takimlar`

    http://www.futbolakademi.net/.../09/2-2-1024x538.jpg

    futbolda başarı elde etmek için bir çok takım bu formasyonu kullandı. formasyonlar kültürel ve modaya uygun bir trend takip eder. 4 – 4 – 2 de 1966’da ingiltere’nin kendi evinde dünya kupası’nı kazandığı takım ile anılır. 80’lerin sonunda ve 90’ların başında arrigo sacchi, fabio capello gibi isimlerle hem domestik turnuvalarda hem avrupa’da zaferler yaşayan milan da bu formasyonu kullanıyordu. bu diziliş bugün hala futbol dünyasında yerini koruyor denilebilir. atletico madrid’de diego simeone sık sık 4 – 4 – 2 kullanıyor ve bir kez la liga’yı kazandı bir kez de şampiyonlar ligi finali oynadı. barcelona ve real madrid gibi dünya devi kulüplerle yarışıyordu ve çok önemli işlere imza atmayı başardı.

    muhtemel avantajlari ve kisitlamalari

    avantajları

    `1 –` takımlar savunmada ve hücumda sahaya iyi yayılmış olur ve alanları kontrol edebilir. savunma yapılırken dört defans oyuncusu ve dört orta saha çok iyi yayılarak alan daraltabilir, topa ve rakip hücumcularına baskı uygulayabilir, bir blok oluşturmak için aralarındaki mesafeyi de azaltarak rakibi sekiz savunmacı ve bir kaleciye karşı oynamak zorunda bırakabilir. aynı zamanda iki forvet oyuncusundan biri orta saha bloğuna katılırsa bu beşli bir orta saha anlamına gelir ve rakibin oynayacağı alan sınırlanır, sayıca defansta üstünlük oluşur. bunun sonucunda hücum yapan rakip, ileriye daha çok oyuncu göndermek zorunda kalır ve böylece de kontrataklara müsait duruma gelir.

    `2 –` bu diziliş aynı zamanda geniş alandan, kenarlardan hücum etme opsiyonları ve oyunun yönünü değiştirme olanakları sağlar. kenarlardaki orta saha oyuncuları, merkezdeki oyunculardan gelen destek, kademe ve pas opsiyonları sayesinde kendilerini biraz daha hücuma yaklaştırabilirler. bekler de bindirmeler yaparak hücuma destek verebilirler ve savunma topun kaybedilmesi durumunda defansif destek sağlayabilecek bir orta saha oyuncusunun katılımıyla birlikte üç savunmacı ve bir defansif orta saha şekline döner.

    `3 –` sistem açıkça belirlenen rollere ve sorumluluklara sahiptir. 4 – 4 – 2 ile 4 – 2 – 3 – 1 ‘i kıyaslamanız durumunda derinlik yaratan, geriden top alan iki orta saha oyuncusu ile hücuma daha yakın olan üçlü arasında nasıl farklar vardır? üçlünün forvet ile bağlantı konusunda rolü nedir? bu üçlü geniş alana mı yayılmıştır yoksa dar alanda mı oynar? bu gibi pek çok soru sorulabilir. burada anlatılmak istenen şudur: sisteme daha fazla ünite, blok eklemeniz durumunda saha içindeki karışıklık ve rol sayısı artar. takım halinde iyi işlemek için açık ve düzgün şekilde belirlenen rollere ihtiyaç vardır.

    `4 – 4 – 2 ile gelen kısıtlamalar`

    `1 –` merkez orta saha oyuncuları hem hücumda hem savunmada etkili olmak zorundalar ve bu yüzden bu becerilere sahip olmalılar. örneğin 4 – 2 – 3 – 1’e baktığımızda, hücuma katkı vermesi beklense de defansif görevlerden sorumlu iki orta saha oyuncusu vardır. bu formasyonda durum böyle değildir.

    `2 –` orta sahanın merkezindeki oyuncular aynı zamanda çok iyi iletişim kurmalı ve disiplinli olmalılar. eğer iki oyuncu da destek vermek için hücuma yönelirse ve top kaybı yaşanırsa, rakip için orta sahada derin boşluklar oluşur. bu yüzden hangi oyuncunun hücumu hangi oyuncunun savunmayı destekleyeceğine ve topun arkasında olacağına karar verilmesi için iletişim olmazsa olmaz.

    `3 –` defans, orta saha ve hücum olarak üç ünite şeklinde sahaya yayılmak rakibin muhtemelen bu hatları delip boşluklar bularak hücuma yönelmesi anlamına gelebilir. eğer rakip bir şekilde topu hücuma taşıyabilirse bir anda bir blok yani dört oyuncu oyundan düşebilir.

    `4 –` takımın kanatlar üzerinden, kenarlardan hücum etmesi durumunda öndeki iki forvet oyuncusu üç ya da daha fazla savunmacı artı kaleciyle başa çıkmak zorunda kalacağı için, üçüncü bölgeye daha fazla oyuncu gönderilmesi gerekecek ve bu oyunculara yöneltilen pasların da tam isabet olması gerekecek. eğer bir takım dörtlü savunmaya karşı 4 – 3 – 3 ile oynarsa o ekstra hücumculara sahip olmuş olur. 4 – 2 – 3 – 1 ile oynarsa en uçtaki forvet oyuncusu hemen arkasındaki üçlüyle kombinasyon kurabilir ve hücum etkinliği artabilir.

    --- alıntı ---

    kaynak: http://www.futbolakademi.net/...2ye-genel-bakis.html
  • 335
    terim yönetimindeki galatasaray'ı bu dizilişin diamond versiyonuyla izleyebiliriz. eğer feghouli'den gomis'in yanında serbest forvet, 11 numara olarak yeterli verim alınabilecekse gayette yararını göreceğimiz bir sistem olur.

    -------------------------------muslera---------------------

    mariano-------------maicon----------serdar aziz--------------linnes (lato)

    -------------------------------fernando--------------------------------

    -------------------ndiaye------------------tolga(selçuk)---------------

    ------------------------------belhanda----------------------------------

    -----------------gomis------------------------feghouli------------------

    eldeki kadroya en uygun bu şekilde oluyor. transfer döneminde bir sol bek+ bir box to box orta saha ve bir adette rotasyona katkı verecek forvet alınırsa ideale ulaşılmış olur diye düşünüyorum.
  • 337
    illa olması gerekmeyen sistemdir. galatasaray rakiplerini sindirmek için elinden geleni yaparsa o zaman diziliş benim umrumda olmaz. mücadeleden kaçınmayan, terini sonuna kadar döken ve başaramayınca üzülen ama pes etmeyen bir takım olduktan sonra üçlü, dörtlü, beşli sadece teferruat. yeter ki galatasaray adına yakışır bir mücadele sergilesin takımımız.
  • 345
    fernando takıma döndüğü zaman,

    ----------------muslera----------------
    --------maicon---------denayer-------
    mariano----------------------nagatomo
    ---------donk--------fernando----------
    rodrigues------------------------sinan
    ----------gomis-------eren-------------

    feghouli ve belhanda gibi ciddiyetsiz oyuncuların galatasaray forması giymelerini istemiyorum.
    bu ikisi sezon sonunda mutlaka satılmalı.
    bu ikili ile hiçbir takım şampiyon olamaz.

    ayrıca linnes asla ve asla galatasaray kalitesinde değil, o da sezon sonu gönderilmeli.
  • 350
    18 şubat 2018 kasımpaşa galatasaray maçında ilk yarı hiç de fena oynamıyorken ikinci yarıya 4-4-2'yle başlanması -bence- hataydı. hocanın neden böyle bir şey yaptığına anlam veremedim. serdar'ın sakatlandığı ve donk'un bu sebepten stopere çekildiği söyleniyor ama yedeklerde balta, ahmet ve koray varken iyi işleyen diziliş bozulmamalıydı. maçın kaybedilme sebebi elbette sadece bu değil ama selçuk-tolga ikilisinin koca 45 dakika boyunca orta sahayı tutamayacağı, eren'in ve kanatların bunlara yardım etmeyeceği aşikardı.

    4-4-2 üstünden dönen tartışmalar var bir de. kimisi çağ dışı olduğunu söylüyor kimisi hala işler bir sistem olduğunu. iki tarafın da haklı ve haksız olduğu noktalar var.

    evet, eğer forvet hattını konvansiyonel iki santrfordan oluşturursan ve orta sahan kemik gibi değilse 4-4-2 çağ dışıdır. (bizim düştüğümüz durum buydu.) fakat elinde doğru oyuncu grubu varsa 4-4-2 de an az 4-3-3 veya 4-2-3-1 kadar modern bir sistemdir. (aslında şunu söylemem bile zul. elinde oyuncu olmadıktan sonra 4-3-3 de çağ dışıdır ama 4-4-2'ye karşı anlamsız bir öfke var.)

    4-4-2'nin yıllarca tenkit edilmesindeki başlıca sebep, 2 forvetle oynamanın orta sahadan bir adam eksilteceği ve bunun da takım direncini azaltacağı, savunmayı zedeleyeceği üstünedir ki forvet hattında eren-gomis; orta saha göbeğinde de selçuk-tolga kullanılırsa bu fikri savunan adamı haklı çıkarırsın. lakin ki işin aslı öyle değildir.

    4-4-2'yi futbol tarihinde en iyi kullanan, sıfırdan tesis edip simeone, ranieri, benitez, ancelotti gibi hocalara ışık tutan kişi arrigo sacchi'dir. 80'lerin sonunda uygulamaya koyduğu 4-4-2'yle sadece italya'yı değil avrupa'yı da kendisine biat ettiren bir milan yaratmıştır. üstadın başarısını sadece 4-4-2'yle şerh etmek kendisine haksızlık olur aslında. alan savunması, çapraz pres (conte'nin de euro 2016'da uyguladığı), tümleşik bloklar vs. futbol tarihini değiştiren daha birçok icadı vardır reyizin. ofsayt taktiği de bunlardan biridir mesela. milan'a bunu öyle iyi uygulatmıştır ki 1990'da ofsayt kuralında değişikliğe gidilmesinin baş müsebbibinin kendisi olduğu söylenir. 1989'da real'i 5-0 yendikleri maçtan bir ofsayt tuzağı:

    https://www.youtube.com/watch?v=3Dnx16-tEF4

    neyse, sacchi için ayrı bir yazı lazım; 4-4-2'ye dönelim. bir kere böyle bir mastermind'ın savunmayı güdük bırakacak bir sistem kullanmayacağı kesin. hele ki adam adama savunma yapan ve rakibi yakaladığı yerde çiğ çiğ yiyen 5 savunmacıyla maça çıkılan seksenler italya'sında... 4-4-2 istenildiği takdirde çok iyi bir savunma dizilişidir bir kere. benitez'in bunun hakkındaki "4-4-2, var olan en iyi defansif sistemdir." lafzını veya sacchi'nin milan'daki regista'sı ancelotti'nin real'i çalıştırılırken söylediği "4-3-3 takımın ihtiyaç duyduğu dengeyi sağlamaktan uzak ve ileride pres yapmak için de çok uygun değil. amacımız hücum ederken 4-3-3'ü, savunma yaparken 4-4-2'yi kullanmak." sözünü anımsayalım.

    üzerinden neredeyse otuz yıl geçmesi hasebiyle doğal olarak sacchi'nin 4-4-2'sinin mazide kaldığı düşünülebilir, o yüzden atletico ve leicester'a bakalım. aslında sacchi'nin prensiplerinin pek de değişmediğini görelim.

    şimdi şu, sacchi'nin 4-4-2'si: https://i.hizliresim.com/VrrqMr.jpg
    şu, simeone'nin la liga şampiyonu atletico'su: https://i.hizliresim.com/A11RPq.jpg
    bu da premier lig şampiyonu leciester: https://i.hizliresim.com/NZZvRY.jpg

    simeone her ne kadar atletico oyuncusu olarak hatırlanıp hocalığıyla da bunu perçinlese de oyunculuk kariyerinin çoğu italya'da geçmiş biri. avrupa'ya 1990'da pisa'ya transfer olarak adım atıyor. arada sevilla ve atletico yapıp 96'da inter'e transfer olarak tekrar italya'ya dönüyor. (zaten inter'liler kendisini çok sever, kendisi de inter'e karşı boş değildir ve bir gün inter'i çalıştırmanın hayali olduğunu söyler.) 99'da lazio'ya gidiyor, burada 4 yıl oynayıp tekrar atletico ve sonrasında arjantin yaparak emekli oluyor. teknik direktör olarak avrupa'ya açılması da aynı futbolculuğu gibi yine italya üzerinden. 2011'de kariyerinin en önemli bölümü olarak tarif ettiği ve takımı küme düşmekten kurtardığı bir catania macerası var. yani italyan futboluyla son derece haşır neşir bir adam simeone. atletico'da oynattığı futbolu italyan işine benzeten de çoktur. zamanında paulo fonseca atletico'yu "ispanya'da oynayan bir italyan takımı." olarak betimlemişti mesela. ranieri de "leicester'ı atletico modeli üzerinden inşa ettim. onlar bir ispanyol takımı değil, italyan takımı." demişti. trapattoni "simeone'nin kötü futbol oynattığı büyük bir yalan. biz aslında birbirimize benziyoruz. aynı mantaliteyi paylaştığımızı söylersem kabalık etmiş olmam herhalde." diyerek el cholo'ya selam çakmıştı. gattuso'nun da "günümüzde italyan hocalar bize ait elli yıllık defansif anlayışı terk edip başkalarını taklit etmeye çalışıyorlar ama elin mourinho'su ve simeone'si bizim futbolumuzu oynatmıyor mu?" diyerek italyan hocaları topa tuttuğunu hatırlayalım.

    ranieri zaten bilindiği gibi italyan. napoli, fiorentina, parma, juventus, roma, inter, valencia, chelsea, atletico, monaco gibi bir dünya büyük kulüp çalıştırmış olsa da leicester'la olan şampiyonluğunu ve fiorentina günlerini bir kenara bırakırsan kariyerini tanımlamak için kullanılabilecek en iyi sözcük "vasat" olur herhalde.

    biri italyan, öteki italyan tandanslı bu iki hocanın sacchi'nin milan'ının mirasını yaşattığını söylemek mümkün. üç takım arasındaki oyuncu tiplemeleri bile üç aşağı beş yukarı aynı.

    sağlam kaleciler (libero tipi olmalarına gerek yok): galli, courtois, schmeichel
    enerjik bekler (denge açısından biri daha defansif): tassotti, maldini; juanfran, filipe luis; simpson, fuchs
    birisi daha teknik olmak üzere iki canavar stoper: costacurta, baresi; miranda, godin; morgan, huth
    birisi basan (anchor) diğeri dağıtan (regista) iki merkez orta saha: riijkard, ancelotti; gabi, tiago; kante, drinkwater
    birisi akışkan biri teknik ama ikisi de merkeze yardımcı kenarlar: donadoni, colombo; adam turan, koke; mahrez, albrighton
    safkan golcü ve çalışkan-pres yapan-oyun kuran ikincil forvet: van basten, gullit; costa, villa; vardy, okazaki

    yukarıdaki üç takımın yanına bizim 2011-2012 yılında şampiyon olan ve bence 2000 döneminden sonra en baskın futbolu oynayan takımı da ekleyebiliriz. sağlam kaleci: muslera / enerjik bek: eboue / defansif bek: balta / lider-teknik stoper: ujfa / markeci, hamleci stoper: semih / basan orta saha: melo / regista: selçuk / akışkan kenar: emre / teknik kenar: engin / safkan golcü: baros / presçi forvet: elmander

    (tipleme-oyuncu eşleştirmelerine birkaç ekleme-çıkarma yapılabilir elbet ama yukarıdaki kadrolarla birebir mukayese açısından ben böyle tanzim ettim.)

    sistemin oyun prensiplerine gelince çok şey söylenebilir ama iki husus çok önemli:

    1. kanatlar caniggia, overmars tarzı klasik açık veya kanat forvet değil de orta saha özelliklerini haiz adamlar olacak + bu sistemde trequartista olmadığı için yeri geldiğinde oyun kuracaklar, kilit pas atacaklar, ara pas akıtacaklar.

    2. forvetlerden biri pres yapmaktan gocunmayacak. (hatta ikisi birden böyle olursa daha evla: elmander-necati) orta sahayı beşleyecek, top sürecek, bağlantı vazifesi görecek.

    bunlar sağlandıktan sonra 4-4-2'nin işlememesi için bir sebep yok. teoride 2 kişiden oluşan orta saha pratikte 5'lenir ki bu takımın savunmasını taş gibi yapar. leicester 2016 şampiyonu olduğunda ligin en az gol yiyen 4 takımından biriydi. (manu-tottenham: 35 / arsenal - leicester 36.) atletico, 2014'te la liga şampiyonu olduğunda 26 golle ligin en az gol yiyeniydi. aynı şekilde biz 2011-2012 şampiyonu olduğumuzda yediğimiz gol 24'tü ki en az gol yiyen ikinci takım olan fenerbahçe'den 10 gol daha az yemiştik.

    ...

    demek istediğim şu ki dizilişin moderni veya iptidaisi olmaz. 3-5-2 öldü dersin, bir de bakarsın ki juventus şampiyonlar ligi finaline çıkmış; italya, euro 2016'da ispanya'yı ve belçika'yı tokatlıyor. 3-4-3 bitti dersin, chelsea gider bu sistemle premier lig'i kazanır. 4-4-2 çağ dışı dersin atletico la liga'yı, leicester premier lig'i kazanmış.

    mevzu tamamen elindeki kadroyla bağıntılı.

    kadron kalitelidir, 2011-2012'deki gibi dominant bir şekilde süper lig şampiyonu olursun. (biz)
    kadron daha kalitelidir, onca büyükbaş arasından sıyrılıp premier lig şampiyonu olursun. (leicester)
    kadron çok daha iyidir; barça-real ikilisini geçer la liga şampiyonu olur, üstüne iki kez şl'de final oynarsın. (atletico)
    kadron olağanüstüdür, hocan da dahidir; üst üste 2 kez şl'yi kazanır, daha mühimi dünya futbol tarihini değiştirirsin... (milan)

    fakat...

    orta saha özelliklerini haiz forvetin yoksa, kanatların merkeze yardım eden cinsten değil de sıfıra inen cinstense, merkez orta sahalarından biri fizik olarak bitik diğeri teknik olarak eksikse gider kasımpaşa'ya yenilirsin.

    fatih hoca'nın şu oyuncu grubuyla bu diziliş üzerinde daha fazla ısrar etmemesi temennisiyle...
App Store'dan indirin Google Play'den alın