• 1
    daha önce yazdığım (bkz: #2345532) şu entry sonrası kulüp tarafından arandığımda onlara şunu söylemiştim ;

    "aslında yazılması gereken daha çok şey var ama, kısa tutmam gerekti.."

    o eksik kalan kısmı tamamlamak lazımdı.
    özellikle taraftarlar olarak 4-4-2’ye olan bağımlılığımız yüzünden.

    birkaç yıl evvel, can sıkıntısı ile geçen bir hafta sonunda, bielsa kadar olmasa da arşivdeki eski maçları izlemeye başladım. ve fark ettim ki herkes gibi bende yanılmışım. izlediğim ilk maç leeds united’ı 2-0 yendiğimiz istanbul’daki maçtı. o maçı izlerken fark ettiğim bir şey beni rahatsız etti. o ana kadar kendimden o kadar emindim ki. steve jobs’un time dergisine kapak olamadığında yıllarca suçladığı daniel kottke’nin aslınsa bir suçu olmadığını 1998’deki imac launch’ı öncesinde fark ettiği gibi yıllardır inandığım şeyin doğru olmadığını fark ettim.

    “biz gerçekten 4-4-2’i mi oynadık??” (96-2000 ve 2011-13 arası)

    o gece bu soruyu sormuştum ve kendimi olabildiğince rahatsız etmiştim.
    artık geri dönüşü yoktu. o hafta sonu ile birlikte 1 ay boyunca yaklaşık 100 (galatasaray ve fiorentina) maç izledim. ve sonunda fark ettim ki arsene wenger bir noktaya kadar haklıydı..

    schalke 04 ile oynanacak top 16 maçı için eurosport’a “büyük usta” köşesinde şampiyonlar ligi için yorumlarda bulunuyordu arsene wenger… daha öncesinde yine eurosport’a euro 2008 öncesinde yaptığı yorumda da “benim bildiğim terim, takımı 4-3-3 düzeninde sürer ve başarılı olur”.. aynısını schalke 04 eşleşmesi öncesi de söylemişti.

    peki “futbolun profesörü” 4-3-3 dediği düzene biz nasıl yıllarca 4-4-2 dedik??
    bunun cevabı “hagi”’de ve asimetrik düzende saklıydı.. (mehmet demirkolcuğumun kaos futbolu dediği şey aslında tam olarak budur)

    daha evvel, carlos bilardo’nun maradona’ya özgürlük vermek için 3’lü oynadığından bahsetmiştim. fatih terim’de hagi’ye özgürlük vermek ve de onu mevkiye bağlamamak için asimetrik düzeni tercih etmişti. böylece hagi serbest hale gelirken, bir kişi eksik yapılan savunmanın zafiyeti en aza inecekti. dahası, hagi ve diğer oyuncular (hakan şükür hariç) demarke pozisyona geçecekti hücumda. zira, bizlerin 4-4-2 baklava (ecnebiler diamond diyor) arsene wenger’in ise 4-3-3 (hoca’nın ise söylediği gibi 2-5-3) diye düşündüğü şeyin aslında temelinde asimetrik bir 4-1-4-1 olduğu gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz.

    bunu ikinci gelişindeki maçların neredeyse tamamında görürken felipe’nin asimetrik düzene uyum sağlayamaması ve de forvet ile kanatların sadece hızlı olup pozisyon bilgisinden yoksun olması onu başarısızlığa itti. yoğurabileceği, yeninden şekillendirebileceği bir oyuncu kadrosu yoktu elinde. ama üçüncü gelişinde bu sorunu halletti.

    sezona başakşehir yenilgisi ile başlamıştı ki takım. melo’nun yanında sabri oynuyordu ve hoca elmander’e sıcak değildi.. biraz da ona sorulmadan yapılan bir transfer olduğu için mesafeliydi. ancak antep’e içeride 4-2 kaybedilen maçın ardından 4-4-2 gibi duran ama elmander’in biraz daha geride oynadığı 4-1-4-1 asimetrik düzene geçince seri galibiyetler gelmeye başladı.
    insanların 4-4-2 oynadığını düşünmesi çok doğal ancak sorun şu ki galatasaray aslında çift forvet gibi görünen asimetrik bir oyun oynamaktaydı.. zaten baros’un bu oyuna uyum sağlayamaması (sonrasında neler neler söylediğini hepimiz biliyoruz) ve necati ateş’i (necati, elmander'in açtığı alanı da kullandığı gibi on numara gibi oynadığı da oldu. ve hiç bir zaman yan yana görünmediler) alarak şampiyonluğu kolaylaştırdığını düşününce aslında tam anlamıyla 4-4-2 (bildiğimiz klasik 4-4-2) oynamamış demek daha doğru bir tanım olur.

    şu anda da aslında eren – gomis ikilisi ile yürümüyor oluşu da aslında hiç bir zaman 4-4-2 klasik (iki forvetin yan yana oynadığı) oynamadığımızın, sistemin asimetrik bir 4-1-4-1 olduğunun açık göstergesi (ki fatih hoca ısrarla bunu deniyor). çünkü en iyi sistem o... çünkü hocanın alametifarikası bu.. yani 4-1-4-1 asimetrik formasyon.

    üçüncü döneminin ilk sezonunda sağ ve sol açıklara aynı zamanda iç oynayabilen bir nevi yeni bir 2-5-3 yapabildiği emre çolak ve engin baytar’ı ters ayaklı olarak ters kanatlara koyması da ayrı bir taktik bilgeliktir.

    bu oyunun benzerini alves’in bir açık gibi oynadığı barcelona’nın 3-4-3’e dönen 4-3-3’ü olarak gösterebiliriz.

    http://www.clker.com/...L/G/M/K/3-4-3-hi.png

    4-1-4-1 asimetrik düzenin benzerini hamza hamzaoğlu ile kazanılan şampiyonlukta da görebilirsiniz.
    burak’ı biraz geri alarak umut’un arkasına yerleştirmek kimin fikriydi sizce??? ve nasıl bir 4-4-2'dir o?? (ayrıca drogba transferi ile burak'ı biraz kenara atıp aslında kanat forveti gibi değil necati ateş gibi kullandığı günleri de unutmayın!)

    fatih terim’in temelinde oynanması gereken oyunu işaretlediği, sneijder’in gelişi ve onun sola deplase olması yüzünden tam olarak işlemeyen ve 4-3-3’e mecburen evrilen sistemin sıkıntıları üçüncü sezonda ortaya çıkmıştı aslında. 5. hafta beşiktaş deplasmanında alınan galibiyet ile 2 galibiyet 3 beraberlik ile 9 puanı vardı takımın. beşiktaş maçında 72. dakikada golü bulduktan hemen sonra bile burak – umut değişikliği ile pres gücünü arttırıp, drogba’yı ileride tek, umut’u ise birkaç metre arkasına ve soluna yerleştirmişti. sneijder’i biraz sağa kaydırıp, engin baytar’ı değiştirdiği bruma ile maçı koparmıştı.
    4-4-2 diamond’dan 4-1-4-1 asimetriğe döndüğü gibi maç alıp yürümüştü...

    sonra rakip seyirci sahaya indi filan.. uzun hikaye orası.

    günümüzde ise 4-2-3-1 için kurulan bu takımın hücreleri şu anda 4-4-2’nin herhangi versiyonunu kabul etmiyor ne yazık ki... çünkü onun için gerekli olan şey bir arif erdem, bir necati ateş ancak elimizde bir saffet sancaklı var. bu yüzden hocanın “deplasman problemi mayıstan sonra çözülür” demesi normal.

    özellikle necati ateş’in 2011-12 sezonu devre arasında transferi deplasman maçlarında kendini göstermişti. normal sezonda antep deplasmanında bir gol, mersin deplasmanında iki gol bir asist, sivas deplasmanında iki gol bir asist, fenerbahçe deplasmanında bir asist (maç 2-2 bitti) manisa deplasmanında bir asist ve süper finalde trabzonspor deplasmanında iki gol attı (8 gol 5 asist) . hocanın neden bu cümleyi kurduğunu bu istatistikten anlayabilirsiniz. zira, bu formasyon (asimetrik 4-1-4-1) özellikle deplasman maçlarında elinizi rahatlatan en önemli unsur..

    hocanın kafasındaki oyun buydu.
    ama n’diaye’nin mecburiyetten doğan ayrılığı ile presi orta sahaya ile değil ön alana yaptırmaya mecbur etti. bu bir mecburiyet ve herhangi bir ffp cezası gelmezse (ki ben geleceğini hiç ama hiç düşünmüyorum) yaz aylarında transfer için 5-6 oyuncu (gönderilmeden) kadro, şampiyonlar ligi ve lig için fazlasıyla yeterli olacaktır. özellikle ikinci forvet, merkez orta saha (selçuk inan yerine) ve belhanda’nın montpellier performansının benzerini vermeye başladığı şu dönemdekini sezon boyuna yaydığı an seviye olarak top 16’ya çıkmak hiçte zor değil.

    önemli olan şeyin burada asimetrik 4-1-4-1 oynatacak necati ateş bulmakta. ilk onbire yapılacak bir merkez orta saha, bir ikinci forvet (feghouli’nin yerine yani) ve bir stoper ile sistem kusursuz çalışır hale gelebilir. ancak, umut bulut – burak yılmaz ikilisinin benzerini gomis – eren ikilisinden aramaya son vermek lazım... zira eren burak yılmaz’lık yapabilir mi? kesinlikle hayır.

    hocanın, şansı elindeki oyuncu grubundan iki üst düzey oyuncuyu satarak cebine koyacağı nakit ile (garry ve sofiane) daha ucuza (maaş bütçesini de aşağı çekerek) yepyeni bir takım kurabilecek olması. genç türk oyuncular, alt yapıdan geleceklerle birlikte iki sene boyunca bu sistemi uygulayabilirse bir seri şampiyonluklar zinciri daha eklenebilir.

    hocanın, sistemin dışında yaptığı ve düşündüğü en önemli şeyin “huzurun” sadece galatasaray’da olduğunu bir kere daha fark etmesidir..

    asimetrik 4-1-4-1 (yalancı 4-4-2) ile gelen 6 şampiyonluk ve bu sezonu idare ederken ayağına gelen fırsatı değerlendirip 7. şampiyonluğu haneye eklemek ve sonraki sezonda istediği transferleri yapıp, yeni bir çağ açmak hiçte zor değil. önemli olan sistemin oturması, zira hocanın oyuncuları maça hazırlamak, konsantrasyon kaybı gibi dertleri yok…

    yazar notu :

    hocanın italya’da özellikle fiorentina’da ne oynattığına hatta milan’da da ne oynattığına bakarsak asimetrik 4-1-4-1’in neler yapabildiğini söylemeye gerek duymuyorum. kaos futbolu diye adlandırılan asimetrik düzenin (mehmet demirkol’a göre kim nerede belli değil? –ne güzel kafalar bunlar-) ortaya çıkma nedeni hagi’ye alan açmak ve elinde ki oyunculara pres yaptırmak için gerekli alanı parsellemektir.

    şu anda ;

    https://i.hizliresim.com/Pl0XVN.jpg

    olması gereken ;

    https://i.hizliresim.com/Md1Mq9.jpg

    not :
    bazı oyuncuların satılması gerekli.
    zira artık oyuncu satmadan almak, ffp'nin bizim gibi takımlara sağladığı bir kolaylık değil. bu nedenle gerekli bazı ayrılıklar olacaktır. önemli olan sistemin işlemesini sağlayan yeni oyuncuların isimli ya da isimsiz olduğuna bakmadan destek görmesidir. çünkü, yaşanacak bu birliktelik beraberinde şampiyonlar ligi yarı finali getirebilir.

    edit :

    hocanın bu oyunu üç farklı teknik direktörün oynattığı oyunun birleşimidir.
    sepp piontek, arrigo sacchi ve carlos bilardo...