• 156
    mevzu sadece burak yılmaz'ın gol kaçırması değil, mevzu gerçekleri görmek. maç içerisinde bruma da çok gol kaçırdı. fakat bruma diğer oyunculara da bir çok gol pozisyonu hazırladı. sol beke yardıma geldi. orta sahaya geldi. burak ne yaptı? gol pozisyonları dışında adını duymadık. ne zaman kanada çıkmaya çalışsa top kaybetti. yanından geçip giden stoperlere ayağını dahi uzatmadı. e bu durumda bir de kolay pozisyonları atamıyorsan, kusura bakma ama 1 numaralı sorumlu sen olursun. demek ki neymiş? mesele sadece gol kaçırmak değilmiş.
  • 157
    ya bizim takim kadar salak takim yoktur yemin ediyorum su ligde, sinirden kendimi sikicem ya. bes kurusluk top oynamayan kim varsa puan aldi, abi her mac 10-12 gol kaciriyoruz kafadan, kaleye bulan tek sut gol oluyo allah kahretsin.

    bitmedi su siktigim burak sevdasi. anlayin amk artik, herif mal, odun, bos kaleye gol kacirmanin formsuzlukla aciklanacak tarafi yok. formsuz olursun, normalde calim atabilecegin yerde atamazsin veya pozisyona girmen gerekir giremezsin, burak denen patavatsiz dunya pozisyona giriyor, yok abi atamiyor. eskisehir'de atamadi, besiktas'ta atamadi, antalya ve rize'de cuvalla gol kacirdi. sonra sow daha iyi deyince fenerli oluyoruz amk.
    su adam gitsin yerine muhammed'i mi alirsiniz, besiktas'tan pektemek'i mi alirsiniz ne yaparsiniz, bu beceriksiz damacananin oynayip da bi dolu pozisyona kacirdigimiz maclari kazaniriz hic olmazsa.
    sansi yok degil, beyni yok beyni. sampiyonlar liginde oynatiyoruz biz bi de bu adami, saka gibi.
  • 158
    maçı hakandilek ile kuzey tribününden izledik. 2011-2012 döneminden beri her yıl neredeyse en az 8 maça giden biri olarak söylemek zorundayım ki bu taraftar ve bu takım bu sezon sonunu çok zor getirir.

    kulaklarıma ve gözlerime inanamadım. içip içip mi geliyorlar yoksa trollük mü anlamadım ama küfür yemeyen oyuncu kalmadı. bakın tribünde küfür olur, eyvallah ona bir şey demiyorum. bu vaziyet normal bir şey değil abartıydı. düşünün, selçuk inan kırmızı kart gördü tribündeki üç sırada karışık yerlerden fatih terim'e bile ana avrat düz gidildi.

    evet, selçuk kırmızı kart gördü ve fatih terim küfür yedi.
    engin gol attı alkışlandı 70-90. dakika arasında küfür yedi.
    drogba top indirdi alkışlandı 1-1'den sonra küfür yedi.
    amrabat top kaybı yaptı ıslıklandı küfür yedi.
    amrabat kenara alındı müthiş ıslıklandı.
    burak her top kontrol edemeyişinde ve kenara alınırken küfür yedi, ıslıklandı.
    umut bulut'u oyuna sokmayan kenar yönetime giydirildi, umut girince "neden bu kadar geç" diye yine sövüldü.

    bakın normal tepkiden bahsetmiyorum. büyük ihtimalle bizim üst kısım komple sarhoştu diyip unutmak istiyorum. zira oyuncu değişikliği yapılırken kenara alınan oyunculara inatla ıslık çalacaksak işimiz iş. alkışlayan herife bile salyalarını saçarak "niye alkışlıyorsun" diye bağıran tipler mevcut. allah korusun 1-2 maç daha üst üste berabere kalalım o zaman göreceğiz şenliği. inşallah olmaz, aman diyorum aman.

    o güruhtan bazıları bu yazımı okuyorsa, kendinize gelin amk. maç 7-1 bitseydi başka olurdu değil mi?

    ayrıca o hakemi değil, o hakemi atayanın...

    ekleme: tabii bu her tribünde olan şey değil. tüm taraftara yıkmamak gerek ama kuzeyden uzak durun.
  • 163
    "giden her sevgilinin ardından"

    "giden her sevgilinin ardından , hep biz olduk el sallayan !" bildiğiniz gibi "nevizade geceleri"nin ilk dizeleridir.aynen böyle bir durum bizimkisi.efsanemiz fatih terim'e,yine arkasından el sallıyoruz ... öğrencileri ve yardımcıları ümit davala , hasan şaş ve taffarel 'e emanetiz. ligin 6. haftasında çaykur rizespor önündeyiz.tribünler dolu , hava güzel ama yine bir tarafımız eksik !

    fatih terim'siz ilk maçımıza iyi de başlıyoruz."ilk 20 dakika şok pres" felsefesine tribünlerde ekleniyor , yürüyoruz rakibin üzerine.içimizden birşeyler koparcasına "fatih terim" için bağırıyor taraftarlar.arena'da "parçalı formalılar" ruhlarını koyuyor ortaya.gole kadar burak yılmaz'ın iki net pozisyonuna , bruma adeta nazire yapıyor. kaçan pozisyonlara inat , "psiko engin baytar" çıkıyor sahneye ... "bende varım" diyor ! bruma'nın getirdiği topu , sol ayağının içiyle filelere gönderiyor.sonrası mı ? bütün takım , soluğu yedek kulübesinde alıyor.tribünlerde "imparator fatih terim" sesleri arena'yı inletiyor.

    golden sonra daha büyük bir iştahla dönüyoruz oyuna.kaldığımız yerden devam ediyoruz.selçuk inan'ın frikiği,bruma'nın, ribery'den izler taşıyan adam eksiltme ve hız yeteneklerine , bir o kadar ters , son vuruş eksikliği ekleniyor.ilk yarıda çaykur rize'yi oyundan silerken kaçan gollere hep beraber yanıyoruz.

    ikinci yarının daha rahat geçmesini beklerken ,karşımızda daha dirençli bir çaykur rizespor buluyoruz. karadeniz temsilcisi , kweuke ile ikinci yarının 40.saniyesinde topu direğe nişanlıyor. cenk ahmet'in oyuna girmesiyle daha fazla hücuma çıkıp , orta saha hakimiyetini eline alan çaykur rizespor'a , daha fazla pozisyon veriyoruz. 55.dakikada , sercan kaya'nın kullandığı kornerde tevfik köse skoru 1-1'e getiriyor ve antalya maçının "devam filmi" başlıyordu.

    golden sonra kendimize gelip , burak yılmaz ve bruma ile pozisyonlar üretirken yine gol kaçırma yarışında liderliğe oynuyoruz."girmeyince girmiyor" denilesi bir maçı yaşarken , üzerine selçuk inan'da ikinci sarıdan oyundan atılıyordu.galatasaray herşeye rağmen yine pes etmeyip ; pozisyon aramaya , üretmeye , çabalamaya ve gol kaçırmaya devam ederken , takım kaçırmaktan bıkmayınca mücadele de 1-1'lik skor ile tamamlanmış oluyordu.

    "pınarbaşı bruma bruma yar yar aman"

    yeni transfer bruma , bu akşam ilk kez 90 dakika oynarken , kendisine inananları mahcup etmedi.arda turan'dan sonra,türk futbolu böyle bir yetenek izlememişti.bu akşam her pozisyonun içinde vardı.hücum anlamında tekniği ile adam eksiltip arkadaşlarına pozisyonlar hazırlarken , oyunun defans ve mücadele kısmında da hiçbir zaman yılmadı.mücadele edip top kazandı ve kazandığı topları da olumlu kullanmayı başardı.takım oyunu ve pas oyununa yatkınlığı ile takım arkadaşlarına pozisyonlar yaratırken , girdiği pozisyonlarda son vuruş eksikliğine kurban gitti.galatasaray tribünleri ,19 yaşında ki genç portekizli'yi izlerken nasıl heyecanlandıysa , diğer takımın taraftarları da bir o kadar heyecanlanmıştır.19 yaşında böyle bir teknik ve yeteneği bizlere izleme imkanı sunan , transferde emeği geçen herkesi tekrardan kutlamak gerek.galatasaray 'a "2.ribery" hayırlı olsun (sonu benzemez inşallah) !

    kronikleşen "burak yılmaz" sendromu

    geçen sezonun ilk yarısında ki futbolumuzu bir hatırlayalım.topa sahip olan (genelde topu eveleyip geveleyen) ,bu seneki kadar pozisyon üretemeyen , mücadele eden , savunma hataları yine ön planda , pres yapan ve girdiği pozisyonları da burak yılmaz ve umut bulut ile değerlendiren bir galatasaray vardı. genel fotoğraf bu şekildeydi. burada ki kilit oyuncu burak yılmaz'dı. bizim maç boyu girdiğimiz pozisyonları (genelde bu pozisyonlar burak yılmaz'a hazırlanır veya burak yılmaz o pozisyona girerdi) burak yılmaz tabelayı değiştirerek sonuçlandırırdı.hal böyleyken , devre arasında yaratıcılığı yüksek bir oyuncu aradık.sneijder bu yaratıcı isim oldu.yanına bir de yaşayan efsane "drogba" eklendi.burak yılmaz 'a bu iki oyuncu destek verdi.bu destek sonucu burak yılmaz , 2012-2013 sezonunun toplamında çıktığı 39 maçta(süper lig ve şampiyonlar ligi baz alınmıştır.) 32 gol 8 asist yaptı.yani takımın attığı 40 gole direk etki yapmıştır.ayrıca maç başına 0,82 'lik bir gol yüzdesi vardır ki gayet etkileyici bir orandır.(falcao geçen sezon a.madrid formasıyla çıktığı 42 resmi maçta 34 gol 3 asist yapmıştır.) amaç falcao-burak yılmaz karşılaştırması değildir.amaç,galatasaray'ın bu sezon aldığı 4 beraberliğin sebebini açıklayabilmektir.geçen sezon burak yılmaz gol atarken maç kazanıyorduk , bu sezon daha fazla pozisyona girip atamayınca , kazanamıyoruz.bu sezon burak yılmaz kendini bulduktan sonra takım yine kazanmaya başlayacaktır.burada unuttuğumuz bir isim var ki , çaykur rizespor maçında ısınmaktan buhar olan umut bulut'tur.formu gayet iyi seviyede olmasına rağmen , burak yılmaz'ı kaybetmemek için umut bulut'u kaybetmeyi göze alıyoruz.umut bulut'un yerine kendinizi koyarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.burak yılmaz kazanılması gereken bir yetenektir , umut bulut'ta ha keza kaybedilmemesi gereken bir pres gücüdür.

    "tam bağımlı ultraslan"

    rahmetli alpaslan dikmen ağabeyimizi andığımız bugünlerde (#kahpeeylül ), çaykur rizespor maçı daha büyük bir önem arzetti. hafta içinde fatih terim'in arkasında olduklarını ileten ultraslan , tüm dünyaya kendini hayran bırakan koreografiler oluşturan alt grupları ile beraber , bu maç içinde birşeyler düşünmüşlerdi herhalde ! merakla stada gidip , tribünleri göz gezdirdiğimizde sadece alpaslan dikmen için ufak bir pankart haricinde fatih terim'e hazırlanmış tek bir pankart dahi yoktu.arkasında durduğumuz adamı, imparator'u bu şekilde mi uğurlayacaktık peki ? bu mudur tam bağımsız ultraslan ? "yönetim izin vermedi" nidalarına hiç girmemek gerek , malum mottomuza ters ! bizi hiçbir yönetim bağlamamalı ! bizler "tam bağımsız" taraftar oluşumuyuz ! ben demiyorum , rahmetli alpaslan ağabeyimiz öyle söylerdi. 2008'in #kahpeeylül'ünden bu yana , yavaş yavaş eriyor bu mottomuz ! hemde rahmetli'nin kemiklerini sızlata sızlata eriyor ! bugünde daha çok sızladığı kesin. bu gidişle de daha çok sızlayacağa benziyor !

    http://renginesadik.blogspot.com/...-mac-yazs-giden.html
  • 165
    bir diğer çok gol kaçırdık diye sevindiğimiz mücadele. tamam her takım bir maçta dünyaları kaçırabilir ama bu bir sezonda bir kere filan olur her 4 maçın 3'ünde olmaz. sen büyük takımsın yakaladın mı atacaksın, bizimkilerde öyle bir şey var ki sanki maç 250 dakika istediğimiz an gol atabiliriz gibi rahatlar.

    evet rahatlar ve bizi yiyip bitiren bu, madrid'e karşı da böyleler rize'ye karşı da böyleler, ve bu huylarından vazgeçmezlerse rüzgar çok pis terse döner.

    ayrıca maçın sonucunu yönetime bağlayan hastalara allah acil şifa versin.
  • 166
    maç skorunu bir yana bırakıyorum.
    bu maçta günyüzüne çok net çıkan bazı olaylar oldu terim sonrası.
    selçuk inan gibi bir isim kırmızı kart görüyor, futbolcular birbirlerine sürekli kızıyor, tam önümde drogba'nın muslera'ya fırçası mesela, daha bir çok pozisyon sonrasında bu tarz tartışmalar oldu. bunlar düşündürücü. takım içinde bir bozukluk var, umarım yeni gelecek hoca buna son verebilir. yoksa bugün maç 1-1 biter yarın 3-0 kazanırız. ama bozulan takımın kimyası kolay kolay düzelmez. tabi galatasaray da mahalle takımı değil, futbolcuları da profesyonel. en kısa zamanda takım içi birlikteliğin sağlanması dileğiyle.

    dip not: takımın kimyası bozuldu demiyorum, elbette 1-2 maçla olmaz bu. ama önüne geçilmezse gidişat o yönde.
  • 168
    bu kadar gol kacirdiktan sonra berabere kalmamizin normal oldugu mac. hatta yenilmedigimize sukredelim. forvetlerimiz sanki gol pozisyonuna girmekle tatmin oluyorlar gibi. o pozisyonlari gole cevirmedikten sonra baskili oynamak falan bir ise yaramiyor ne yazik ki. burak yilmaz'a gelince, bu adamin duzelmesi icin yuhalanmasi ya da umut'un arkasinda kalmasi degil, bir mucize lazim. yani bir mac denk gelecek, iki tane atacak ve duzelecek. yanlis hatirlamiyorsam, bursaspor macinda da gol atarak, arka arkaya en fazla gol atma rekorunu egale etmisti. ama o gunden beri golu yok. ona sansinin donecegi iyi bir mac lazim ve umarim bu bir sonraki akhisar maci olur. ayrica yedigimiz goldeki adam paylasimini anlayan varsa beri gelsin. drogba tarafindan kovalanan iki tane rizeli oyuncu ve onlari havaya sicrama zahmetinde bile bulunmadan izleyen masum dany.
  • 170
    bruma'nın topla kaleye girme çabalarının sonuçsuz kalması yüzünden farklı şekilde kazanacağımız yere beraberlikle tamamladığımız maç. 2013-2014 sezonunda şampiyon olmak istiyorsak bana göre en büyük dersi bu maçtan çıkarmalıyız. kriz ortamına rağmen güzel bir performans gösteriyorsun ama meyve yok, ürün yok... engin baytar'ın golüne duacı olmuştuk, oysa tam yeni bir başlangıç, yeni bir çıkış maçıydı. bir işi yaparken sonuna kadar en doğru şekilde yapmak gerçekten çok önemli. vallahi futbolda tevekküle bile yer yok. gerekirse döve döve o topa o çizgiyi geçireceksin. hadi sorun değil en azından bruma'yı kazandık diye teselli edeyim diyorum kendimi ama bu maç sayesinde kendisini pek de kazandık denemez.