• 16 ağustos 2019 denizli maçı sonrası bariz değişikliklerin yapılması gereken maçtır. benim düşüncem 3-4-1-2 sistemini uygulamamız.

    ortada donk sağda luyindama solda ozornwafor orta dörtlüde sağdan başlayarak linnes- nzonzi- seri- ömer bayram- önlerinde babel onunda önünde belhanda ve olursa falcao

    https://galatasaray11.com/51746

    yuto ve mariano’nun hali ortada. ömer bayram ile linnes sağ ve sol çizgiye hareketlilik getirebileceği gibi savunma anlamında orta alana dinamizm kazandırabilirler. ömer bayram ilerde de oynar ama ikiside bek orjinli oyuncular. belhanda’yı babel yerine düşünebilirdim ama belhanda bizim kaleden ne kadar uzak kalırsa o kadar iyi. üstüne babel orta alanda top tutup takımı ileriyede taşıyabilir. yada babel ileri ikilide atalay geride’de olabilir.

    bu sistemle rakip ya uzun topla bizi eksik yakalamaya çalışacak yada hızlı hucüm ve oyuncularla kanatlardan delmeye çalışacaklar. uzun top denerlerse geri üçlüyle süpürürüz. hızlı hücümlarda ise ömer bayram ve linnes’in çabukluklarına ihtiyacımız var.

    olur mu olmaz mı bilemem ama bir şeyleri değiştirmemiz gerektiği kanaatindeyim.
  • nihayet biletler satışa çıktı.

    ilginçtir geçen sezonun son maçı pek çok blok ceza almış ve ben bunu şimdi passo.com.tr'de gördüm.

    cezalı olanlar bir zahmet gidebileceklere devretsin. tribünlerde boşluk olmasın.

    --- alıntı ---

    karşilaşma ile ilgili bilgiler

    önemli bilgilendirme

    · pfdk kararıyla; 05.05.2019 tarihinde oynanan galatasaray a.ş. - medipol başakşehir fk karşılaşmasında kuzey tribün 104,105, 106, 107, 108, 109, 205, 206, 207, 208, güney tribün 118, 119, 120, 121, 218, 219, 220, 221, bati tribün 102 blokta yer alan seyircilerin bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine karar verilmiştir.

    detaylı bilgi : http://www.tff.org

    --- alıntı ---
  • çok uzun bir analize ihtiyaç duyulmayacak bir maç. .

    bir kaç istatistik iş görür bence.

    https://gss.gs/WHh.jpg

    xg yani gol olma beklentisi...

    https://gss.gs/6zf.jpg

    kaleyi bulan şut grafiği. 17 şutun 5'i kaleyi bulmuş.

    https://gss.gs/a01.jpg
    https://gss.gs/Neu.jpeg

    pas grafiği... mariano ile feghouli 53 kere kendi aralarında pas alış verişi yapmışlar. emre mor da dahil edilince gruba 80'nin üzerinde pas demek ki tek bir kanat üzerinden yapılan yoğun baskının ters kanatta işlemediğini görüyoruz. buradan nagatomo ile ilgili bir fikir sahibi olabilirsiniz.

    https://gss.gs/Srj.jpg

    bu xg üzerinden hücum yönleri...

    https://gss.gs/yzO.jpg

    bu da en sevdiğim bölüm. nedir bu? topu geri kazanmak için geçen sürede rakibin kaç pas yapmasına müsaade edildiği.. hani seri atılınca yandık bittik diyorlar ya işte bu onu yalanlayan bir istatistik.. galatasaray seri'nin atılmasından önce topu rakibe vermiş bile...

    galatasaray'ın ikinci yarının başında adem'in oyunu girmesiyle birlikte golü bulduğu 60. dakikaya kadarki bölümde topla oynama oranı %82,5... konyaspor dakika başına bir başarılı pas yapabilmiş. tekrar ediyorum dakika başına bir başarılı pas...

    6 şutu var galatasaray'ın iki isabet var onlarda ryan babel'den gelmiş.
    golden sonra, seri'nin atıldığı ana kadarki bölümde konyaspor'un topla oynama oranı %61,6.. seri atılıp maçın bittiği ana kadar ki topla oynama oranı %69,5 ...

    şimdi futbol istatistik değildir.
    buradan yola çıkarak ben galatasaray'ın feghouli ile mariano kanadındaki pas bağlantısını kapatsam üzerine birde nzonzi ile seri'ye baskı uygulasam...

    https://gss.gs/sdN.jpg
    https://gss.gs/4sU.jpg

    mariano, 79 başarılı pasın sadece 23'ünü ileri oynamış. yani %29'unu.

    https://gss.gs/JMs.jpg

    önemli paslar denen bölüm sadece ortalar.. bunun es geçilmemesinden yanayım. diğer kanatta yuto var. toplam 42 pas yapmış 25 ağustos 2019 galatasaray konyaspor maçında. bunların sadece ama sadece 7'si ileriye.

    https://gss.gs/w5h.jpg

    galatasaray 495 pasın, 64'ünü geriye, 227'sini yana, 204'nu ise ileriye oynamış.

    tüm bunların ışığında, galatasaray 2,36 xg'ye sahip. yani gol olma olasılığı az pozisyonlar yaratmış.
    kurduğu baskı/xg pozisyon olarak bakarsak. yani galatasaray kuru gürültü bir baskı yapmış. net bir golcü veya sobolev tarzı bir target man ile farklı bir yapıya dönüşebilir galatasaray. ancak şu anki mevcut kadro ile gol bulmakta zorlanması çok normal...

    baskının getirdiği oyun ideale yakın gibi görünebilir ancak, savunma arkası koşuların özellikle adam büyük girdikten sonra 4-4-2 ye dönülmesiyle birlikte iki merkez oyuncusu (seri ve nzonzi) ceza sahasına yaklaşmasının ardından gerçekleşmesi oyun yapısının takımın durumunu da göz önüne alarak değişmesi elzem.
  • "sana maç kaybettiren oyunculardır. sana maçı kazandıran oyunculardır-
    teoriler değil. taktikler değil. şans değil. batıl inanç değil. tanrı değil. oyuncular-
    kadroyu sen seçersin ama oynayan onlardır. kazanan onlardır, kaybeden onlardır ya da berabere kalan onlardır-
    sen değil. menajer değil. onlar. oyuncular- "

    galatasaray, denizlispor mağlubiyetinden sonra geçen pazar yeni sezonun evindeki ilk maçında son saniye golü ile konyaspor'la puanla paylaşınca, "sosyal medya taraftarı" da birden karaları bağladı, yelkenleri suya indirdi, ağzındaki baklayı çıkardı. iki sezon arka arkaya şampiyon olmuş kadronun beceriksizliğinden tutun da bırakın imparatorluğu, "ilah" mertebesine konulmuş fatih terim'in futbol bilmezliğine kadar "klavyesi olan konuşmaya" başladı...yukarıdaki satırların sahibi brian clough'un da lanet takım (the damned united) ta dediği gibi "başarısız olmanı isteyen adamlar. kaybetmeni isteyen adamlar. ölmeni isteyen adamlar. fred wallace gibi adamlar var; tribünlerde, yedek kulübesinin arkasında, soyunma odasının dışında, koridorlarda, toplantı odalarında ve barlarda dikilen ve kaybetmeni isteyen adamlar..." evet, taraftar kisvesi altında, sarı-kırmızı forma içinde "sevdiğinin?!" kaybetmesini isteyen adamalar birden çıkıverdi ortaya... oysa çok değil, şimdi hocalığını tartıştıkları fatih terim'in daha iki ay evvel "sekiz de kapanır on sekiz de kapanır" sözünü ağızlarından düşürmeyen adamlar...

    ilk dakikalarda konyaspor'un peşi sıra attığı üç korner dışında muslera'nın kalede olup olmadığını göremediğimiz şekilde rakibi kendi yarı sahasına hapseden galatasaray, "tam takım" savunma yapan konyaspor karşısında gol bulmak için elinden geleni yaptı. belhanda'nın sakatlığında oyun kurma rolü feghouli'ye verilmiş ve kanada da emre mor görevlendirilmişti. feghouli-emre-mariano üçlüsü ile rakibin sol tarafından gelmeye çalışan galatasaray, feghouli'nin pasında diagne ile de pozisyon buldu ama kaleci serkan şanslıydı. dakikalar ilerleyip sağ kanattan aranan gol gelmeyince, galatasaray topu nagatomo'ya yollayarak sol kanatta gelmeye çalıştı ama ali sami yen'e beraberliğe gelmiş aykut kocaman'ın takımını açamadı. devre biterken de ortadan delmeye çalıştı rakibini ev sahibi oyuncular, özellikle 41. dakikada seri-yuto-feghouli paslaşmalarından üretilen tehlikeli atakta cezayirli oyuncu son vuruşu iyi yapamadı ve ilk yarı golsüz bitmek durumunda kaldı.

    ikinci kırk beş dakikaya emre mor'un yerine adem büyük değişikliği ile başladı galatasaray. maç öncesi röportajında emre'ye kendini göstermesi adına bir şans verdiğini belirtmişti fatih terim ama görüldü ki emre henüz kondisyon olarak 90 dakika çıkaracak güçte değil ve ilk devre yerine ikinci yarılarda yorulmuş rakip üzerinde daha etkili olabilir. maçta görülen bir başka sıkıntı ise feghouli'nin de kanatta oynamaya alışık olması sebebiyle sağ tarafta taç çizgisi kenarında emre ve feghouli bir çok kez birbirlerinin pozisyonunu bozdular, kendi kendilerine alan daralttılar. adem'in oyuna girmesiyle feghouli de rahatladı ve mariano ile birlikte daha rahat hareket edebildiler. bu arada adem büyük demişken, ligi bilen, türk hakemlerini tanıyan adem bu sezon galatasaray'a oldukça faydalı olacaktır.

    ikinci yarının başlamasıyla birlikte rakibe nefes aldırmayan galatasaray, sağlı sollu ataklarda adem'le, babel'le, diagne ile tabelayı değiştirecek pozisyonlar da buldu ama aranan gol ancak babel'in imzası olan ve beşiktaş formasıyla sıkça gördüğümüz ceza sahası dışından topla buluşup, bir hamle ile rakibi geçip sağ ayağı ile köşeye yolladığı "füze" ile geldi.
    öne geçen galatasaray ikinci golü ararken feghouli'nin orta sahada seri'ye attığı gereksiz ve orantısız pasta seri'nin rakibine yaptığı hareketle geçen haftadan sonra bu hafta da 10 kişi kalıyordu. denizli'de belhanda orta sahada gereksiz bir pas hatası yapmış ve dönüşünde marcao ikinci sarı karttan oyundan atılmıştı. "topun kıymetini bilmek" diye bir tabir var ya, o kadar anlamlı ki, futbol ciddiyetsizliğe hiç gelmiyor...

    seri'nin pozisyonuna önce sarı kart gösteren mete kalkavan, var'dan görüntüleri izleyip kararını düzeltti ve fil dişili oyuncu kariyerindeki ilk kırmızı kartı görmüş oldu. karar doğruydu, itirazımız yok ama lig daha yeni başlıyor ve bundan sonra başta mete kalkavan olmak üzere maç yöneten hakemlerin bu tür pozisyonlarda çıkaracakları kartları dikkatle izleyeceğim, bakalım bir standart olacak mı yoksa forma rengine göre mi karar verilecek. bunu niye mi yazıyorum, aynı hakem geçen sene oynanan ankaragücü-fenerbahçe maçında dirar'ın rakibinin ayağına bastığı pozisyonda sadece sarı kartla yetinmişti, üstelik var'da uygulanıyordu o sezon. mete kalkavan'ın beşiktaş-trabzonspor maçında quaresma'nın yusuf'un ayağını kırarcasına yaptığı hamleye sarı kart vermesini de unutmadık da, o günlerde var yoktu bahanesine sığınılabilir.

    kırmızı karta kadar rakibi boğan sarı-kırmızı formalı aynı oyuncular, birden savunmaya çekilip, 1-0a yatmaya çalıştılar. mehmet demirkol buna "lejyoner sendromu" adını verdi maç sonu yorumunda. "galatasaray formasının büyüklüğünü ve iç sahada oynamanın daha farkına varamayan oyuncular rakibin sayısal üstünlüğünden dolayı geri çekildiler" diyordu demirkol maçı yorumlarken. evet, doğru olabilir ama takımda çok yeni oyuncu yoktu, geçen sene şampiyon olmuş topçular çoğunluktaydı o dakikalarda. demirkol'a kısmen katılmakla birlikte, sezon başı olması, havanın oldukça sıcak ve nemli olması ve topçuların da fizik-kondisyon olarak daha lige tam manasıyla hazır olmamaları nedeniyle sarı-kırmızılı topçular "gayri ihtiyarı" savunmaya çekildiler. iyi de savundular kalelerini, pozisyon da vermediler konyaspor'a da, son saniyede bilardo topu misali oradan oraya giden top jonsson'un önünde kaldı ve o da başarılı bir plase ile muslera'yı mağlup etti.

    "sana maç kaybettiren oyunculardır. sana maçı kazandıran oyunculardır-" der ya clough, son saniye golü olmasa alkışlanacak olan da bu oyunculardı, o talihsiz gol sonrası puanları kaybeden de bu oyuncular oldu. belki de sezon sonu "üst sene üst üste şampiyon olduk" tezahüratları yaptıracak oyuncular da bunlar. t-shirt değil ki bunu beğenmedim, yenisini alalım diyelim, ya da yemek değil ki "berbat ben bunu yemem menüde başka ne var" diye soralım... formaya ihanet etmedikçe, bir taraftar olarak sonuna kadar topçuya sahip çıkarsak başarı gelir. şu an takımın golcüsü diagne'dir ve onu ıslıklamak galatasaray'a zarar verir, bereket maç sonu çıkarken başta ultraslan olmak üzere stadın büyük çoğunluğu kendisini alkışladı. gol atamadı tamam ama fena da oynamadı, üstelik yaz boyunca istenmeyen adam yaftası yemiş, her platformda kendisine küfürler edilmişken...

    maçta dikkatler diagne'nin gol atıp atamayacağı kadar, yeni transfer steven nzonzi'nin de üzerindeydi. fernando'nun takımdan ayrılmasından sonra onun boşluğu seri ve donk ile doldurulmaya çalışılmış ama istenilen verim alınmamıştı. fransız oyuncu takımla ilk maçına çıkmasına rağmen oldukça başarılıydı, hatta babel'in golünde de attığı pasla istatistik hanesine "asist" de yazdırmış oldu. oynadığı mevki itibarı ile fizik gücü ve oyun zekası üst düzey olursa başarılı olabilirdi nzonzi ve siftah için geçer not almış oldu.

    selçuk'la da bitirelim. denizlispor maçındaki performansı eleştirilecek boyuttaydı ama konyaspor karşısında kaybedilen iki puanı selçuk'a bağlamak "tanrılar kurban istiyor, o da sensin" demekle eş değer. selçuk 86. dakikada oyuna girdi ve sahada uzatmalar dahil sadece 10 dakika kaldı, o esnada ne yapması bekleniyordu, ki kendisi savunmadan ziyade oyun kurmaya yönelik bir oyuncu, takım geriye çekilmişken selçuk da aslı görevini yapmaktan uzaktı. marcao cezalı olmnyıp marcao-luyindama sahada oynuyor olsaydı, o dakikada selçuk değil de donk girebilirdi oyuna ama donk sahadaydı ve kenarda tecrübeli selçuk vardı, hoca da ona güvendi...

    kaynak ve maçtan fotoğraflar:
    https://ultrasmovement.blogspot.com/...ray1-1konyaspor.html