• 3
    yaklaşık 10 kişilik bir grupla büyük umutlarla gittiğimiz maç. sonuna kadar inanmıştık turu geçeceğimize. ama daha 20. dakikada kabus gibi çökmüşlerdi üstümüze. sanki ilk maçtaki galatasaray gitmiş yerine alakasız bir takım gelmişti. maç bu şekilde malesef farka giderken, biz de tarihin en ağır avrupa mağlubiyetine tanıklık etmiş olduk. ama oradaki galatasaraylılar'ı unutamıyorum. nasıl özlemişler takımı, kültür çok farklı ama renkler her yerde aynı. hiçbir avrupa maçında takımı yanlız bırakmayan gurbetçi renkdaşlardan allah razı olsun...
  • 8
    barış özbek bu maça sağ bekte başlamış ve yeteneklerinin ne denli üstün olduğunu bize göstermişti. gurbetçi taraftarlarımız da stadı tıklım tıklım doldurmuştu ancak alınan rezil sonuç doğal olarak herkesi üzmüştü.

    o sezon aynı grupta bulunduğumuz bordeaux sayesinde, son dakikada uefa üst tur biletini almıştık, "almaz olaydık" derim bu maç aklıma geldiğinde...
  • 10
    bu maçtaki yenilginin perde arkasını neden hiç kimse göremedi ?
    veya bugüne kadar neden belirtmedi ?

    peki, siz yorulmayın.
    ben bir iki şey karalayayım en azından.

    turkcell süper lig 2007 2008 sezonu, bilek hakkıyla, 79 puanla zirvede tamamlayıp şampiyon olduğumuz bir sezondur. takımın başında, 2007 yazındaki isviçre kampından 6 nisan 2008 gençlerbirliği galatasaray maçına kadar karl heinz feldkamp bulunmaktaydı. 10 mayıs 2008 galatasaray gençlerbirliği oftaş maçına kadar da cevat güler abimiz idare etti ve sağolsun varolsun emekleri de boşa gitmedi...

    o sezon hedef 3 kupayı da müzeye götürmekti; lig kupası, türkiye kupası ve uefa kupası. lige bomba gibi bir başlangıç yapmış, 14. haftaya kadar hiç mağlup olmamış ve ligi lider götürmeye devam etmiştik. aralık-şubat arası bazı çatlak sesler çıktı, galatasaray'ın ekmeğine taş koymak isteyenler...

    22. hafta geldi. hafızası iyi olanlar hatırlayacaklardır, 2008 yılının şubat ayı. ülkenin her yerini bembeyaz bir örtü kaplamış, bütün statlar neredeyse maç oynanamaz hale gelmişti. ancak o haftaki bütün maçlar belirtilen gününde ve saatinde oynandı. biri hariç.

    normalde saat 19:00'da konya atatürk stadyumu'nda oynanması gereken 17 şubat 2008 konyaspor galatasaray maçı olacaktı. fakat kar, konya'da tam da galatasaray'ın maç için sahaya ısınmaya çıktığı anda tipi şeklinde bastırdı. çokça yağdı. bunun sonucunda hakem barış şimşek maçı tatil etti. bu maçtan 4 gün sonra da bayer leverkusen ile almanya'da çok önemli bir rövanş maçına çıkacaktık. federasyondan maçın başka bir tarihe ertelenmesini talep ettik. kabul edilmedi. maç bir sonraki güne hem de saat 13:30'a alındı. böylece o maçın ismi 18 şubat 2008 konyaspor galatasaray maçı oldu.

    çoğu futbolsever o maçta neler olduğunu biliyor. zaten üstüste maçlar yapmaktan yorulmuşsun. önemli bir maçın var. her yer yine kar. bu yüzden de uçaktı, otobüstü cartı curtu ulaşım sorunu yaşıyorsun, antrenman yapıp dinleneceğin zamanın yollarda heba olup uçuveriyor. uğur uçar'ın diz kapağı kırılmış, 1.5 sene çocuk top falan oynayamadı, ama ümit karan'ın attığı tek golle 0-1 kazanmışsın. buraya kadar iyi güzel.

    e ama o yorgunluk ?!!
    leverkusen'e karşı avrupa maçı oynayacaksın.
    o zamanlarda yine iyi takım.
    nabıcaz be kamil durumlarına düşüyorsun.

    o yorgunlukla 2 gün arayla maç oynayıp bir de almanya'ya gidip, hezimete uğramamak içten bile değildi. üzülsem de gayet normal karşılamak zorunda kalmıştım.

    merhum hasan doğan vardı o zamanlar federasyonun başında. çıkıp da bu yazar gitmiş merhum adama laf ediyor gibi algılanmasın, hiçbir şey de yanlış anlaşılmasın. buradaki hiçbir lafım şahsına ithaf edilmemiştir, derindekiler kendilerini zaten biliyorlar.

    edit: sutoglan uyardı, konya'da son 20-30 yılki en yoğun kar yağışıydı o zaman yağan kar.
  • 15
    o dönem elli yaşında olan (37) ve sezon sonunda futbolu bırakacak kel barbarez'den iki gol yemek bana şahsen çok koymuştu. bu barbarez de nasıl bir adamsa artık fifa 98'de bile gol atıyordu aldığım takımlara. istedim ki kral hakan şükür ile cevap verelim ama olmadı...

    bu maç yüzünden fenerbahçeli arkadaşlarım en az iki üç hafta "bayer leverkuuzın" diye dalga geçtiler benimle. yanlış olmasın o ara onların borusu biraz daha ötüyordu avrupa'da... kötü havalarda oynanmış kötü bir maçtı.
  • 16
    o zamanlar lisedeyim. okulla ev arası 20-25 km var ama servisle değil otobüsle gidip geliyorum. buna rağmen bizim bölgeyi çeken servisin yolcuları ve şoförüyle aram baya iyi, muhabbetimiz falan var çıkışlarda vs. servisçi serdar abi koyu fenerliydi, zil sesi de kıraç'ın 100. yıl marşıydı hiç unutmam. biz bununla bi gelenek başlattık nerdeyse her maç iddiaya giriyoruz. basit maçlar için 5 lirasına, dürümüne falan giriyoruz. derbilerde miktar biraz fazla oluyor, genelde 15-20 liralık tutarda yemek ısmarlama (iskender vs.) şeklinde tezahür ediyordu.

    neyse malum maçın olduğu gün okula gittim, çıkış saati geldi ben de indim okul çıkışının ordaki parkın oralarda takılıyorum. serdar abi geldi ve malum soruyu sordu..

    serdar abi - nesine?
    ben - ne nesine?
    s- lan akşam maçınız var leverkusen, nesine giriyoruz?
    b - hee onu diyosun. valla nesine istersen, nasılsa sen ödiceksin.

    ilk maçın içerde 0-0 biitmiş olması gereksiz bir güven getirmiş olacak ki rahat rahat sallıyorum. en kötü gollü beraberlik olur diye düşünüyorum.

    s - oğlum bak bu takım ona buna benzemez. dürümüne girelim uzamasın bu iş.
    b - yok abicim sen rahat ol. 100 lirasına giriyoruz. yerse tabi.
    s - lan bana ne yemicek, sen kendini düşün..
    b - beraberlik ortada yalnız, ben bize sen levere girdin.
    s - lan al senden korkan senin gibi olsun, beraberlik de senin olsun.
    b - eh iyi madem.. (hehehe enayii, harçlık olduk çarpı 3)

    sene 2008, hafızam beni yanıltmıyorsa haftalık harçlığım 50 lira falandı. keza bugün 80 lira olan aylık akbil o zamanlar 35 lira civarındaydı. 100 lira baya para yani benim için.

    eve gittim, nerede olduklarını hatırlamıyorum ama annemler falan yoktu yalnızım. o zamanlar d-smart'ın ilk yılları, biz direk almıştık herkeste yok havalıyım. maçı d-spor veriyor. ve yine sebebini hatırlamıyorum ama maç erken saatteydi, 6'da falandı galiba.

    her şey hazır, kuruldum tv karşısına. bir, iki, üüç, döört ver allah'ım ver... ulan o anki moral bozukluğumu hatırlıyorum da, bitik durumdaydım ya. ramiz dayı komadayken kenan birkan'ın onun başında hüngür hüngür ağladığı sahne var ya, heh onun gibi bi durumdayım. bir kaç ay öncesinde başlamış olduğum sigara artık daha anlamlı geliyordu resmen bana. o gün yatana kadar bir paketten fazla artık üretimde olmayan açık sarı paketli marlboro light tüketmişimdir. elenmişiz onun üzüntüsü zaten var, bir yandan da serdar abiye 100 lirayı nasıl vericem onu düşünüyorum, para yok aq.

    neyse ki lisede dostluk ortamımız bambaşkaydı da kimisinden 2 kimisinde 3-5 lira toplayıp arkadaşlardan tamamlayıp ödemiştim borcumu..

    normalde bir şey üzerine iddialaşmayı çok seven ben o günden sonra da kimseyle bir maç üzerinden iddiaya girmedim.

    (bkz: bu da böyle bir anımdır)