• 1
    alma ihtimalimiz kalmayan şampiyonluktur. bu saatten sonra apar topar forvet peşine düşmektense cidden u21den kim geliyorsa oynatıp sezon sonu ilk beşte kalmak yapılması gereken harekettir. kabul edelim ki bu sezon bizim sezonumuz değil. devre arası iki stoper kaybetmek resmi maçlara 3 gün kala aşılabilecek bir durum değil. sağlık olsun bu sene de böyleymiş.
  • 5
    açılın şampiyonluk hesabını yapıyorum.

    öncelikle polyanna bir karakter değilim, realistimdir. o yüzden tahminimi verilere dayandırıcağım.

    başakşehir sezonun* ilk yarısında 16 puan* kaybetti. çok basit bir hesapla bu sefer bizimle berabere kalacağını değil, yenileceğini düşünüyorum. bu da demek oluyorki bize 2 puan değil 3 puan kaybedecek. yani ikinci yarı düz mantık 17 puan kaybetmesini bekliyorum.

    6 adım geriden çıktığımız bu yarışta demek oluyorki 11 puan kaybetme hakkımız var. bu da 4 beraberlik 1 mağlubiyet hakkımız var demek. 1 beraberlik hakkımızı kullandık.

    kredimiz 3 beraberlik 1 mağlubiyet. içeride oynayacağımız maçları kayıpsız bitirmeliyiz. 7 deplasmanda 3g 3b 1m yapmak atla deve değil.

    tabii ki başakşehir ilk yarıdan* çok daha iyi bir performans sergileyebilir. öyle bir durumda işimiz zorlaşır hatta mucize denecek seviyeye gelir. ancak fikstür de bizden yana. şöyleki puan durumunun yukarısında kalan takımlarla (örn: beşiktaş, malatya) biz içerde oynayacak iken başakşehir deplasmanda oynayacak.

    bu hesap-kitap için bu haftayla beraber çok kritik bir üç hafta* olduğunu düşünüyorum. biz sırasıyla alanya(d)-trabzon-kasımpaşa(d) gibi zor bir fikstürden geçecekken, başakşehir kağıt üstünde çok da zor gözükmeyen akhisar(d)-erzurum-antalya(d) maçlarını oynayacak. bu üç haftanın* sonunda 6 olan fark en kötü 6 kalsa, daha sonrasında gelecek başakşehir'in zorlu fikstürüyle avantaj bize geçecek.

    bu sebeple "başakşehir şampiyon" , "şampiyonlar liginde bilmem kaçıncı torbadalar" gibi galatasaray ruhu ve kültürüne aykırı yorum yapan kişilerden uzak durun.

    umut kaybetmek yok. bunu bize en iyi galatasaray öğretti.

    şimdi herkes silkelensin. sinerjiye devam edeceğiz.

    inanıyoruz, başaracağız, biz galatasaray'ız.

    (bkz: hedef 22)
  • 7
    şampiyon olabiliriz bu konuda bir sorun yok. sıkıntı ilk yarıda çok az puan toplayabilmemiz. ibb ilk yarıda ki gibi 35 puan yapsa bizim 41 yapmamız gerekiyor. geçen sene yaptık bu senede 41 toplayabiliriz ki geçen sene deplasmanda berabere bile kalamiyorduk. ibb 35 puanın üstüne çıkarsa sorun o zaman başlar. 14 maç kaldı ve 42 puan var. 7 puan kaybedebiliriz ama ibb 38 yapsa kaybedecek puan 4, onlarda 41 yapsa 1'e iner ki o zaman imkansız olur. ikinciligi almada bir sorun olacağını düşünmüyorum, şampiyonluk için bizim alacağımızdan çok rakibin ne kadar kaybedeceği. trabzon maçında ki tertemiz desteklenirlerse çok rahat o puanları toplarlar.
  • 10
    gecen sene yaptigim gibi puan hesaplamami bir excel dosyasinda yaptigim sezondur. alanyaspor macina beraberlik vermistim, surpriz olmadi. kalan maclarda erzurum deplasmaninda maglup olacagimizi, kadikoy ve konyaspor deplasmanlarinda da 1 puanla donecegimizi yazdim. buna gore 7 puan daha kaybedip ligi 71 puanla bitirecegiz. akbilspor'un onumuzdeki 3 maci kazanip, malatya, sivas ve galatasaray deplasmanlarinda maglup olacagini, besiktas, fenerbahce ve konyasporu yenemeyecegini dusunmekteyim. 69-70 puanla ikinci olacagini umut ediyorum. ha yarin akhisar bi guzellik yaparsa surpriz olur.
  • 11
    galatasaray'ın bu sezon "hakem operasyonları" olmadığı sürece şampiyon olacağına inancım sonsuz. günü kurtarmak adına bu sezonu şampiyon bitirmemiz gerekiyor. asıl önemli olan bu sezon bittikten sonra gelecek sezonu iyi planlamak. umarım yine kaos dolu, son günlere bırakılan saçma sapan bir yaz dönemi geçirmeyiz.

    içinizi karartmayın. avrupa'yı hayal etmek zaten bu sene için lükstü. kasımpaşa maçıyla silkelenip vurup geçmemiz gerek.
  • 12
    24. hafta:
    1-) başakşehir - 54 puan
    2-) galatasaray - 46 puan

    birkaç hafta önce, erzurum deplasmanındaki puan kaybı ile böyle bir puan farkının oluşabileceğini tahmin ediyordum.. çoğu kişinin öngördüğü gibi. neyse bundan sonraki haftalar adına tahminim:

    25. hafta
    başakşehir'in rakibi: fenerbahçe / 1 puan.
    galatasaray'ın rakibi: antalya / 3 puan

    >> puan farkı = 6

    26. hafta
    başakşehir'in rakibi: kayseri (d) / 1 puan
    galatasaray'ın rakibi: bursa (d) / 3 puan

    >> puan farkı = 4

    27. hafta
    başakşehir'in rakibi: konya / 1 puan
    galatasaray'ın rakibi: malatya / 3 puan

    >> puan farkı = 2

    28. hafta
    başakşehir'in rakibi: beşiktaş (d) / 3 puan
    galatasaray'ın rakibi: fenerbahçe (d) / 1 puan

    >> puan farkı = 4

    29. hafta
    başakşehir'in rakibi: çaykur rize / 1 puan
    galatasaray'ın rakibi: kayseri / 3 puan

    >> puan farkı = 2

    30. hafta
    başakşehir'in rakibi: göztepe / 3 puan
    galatasaray'ın rakibi: konya (d) / 1 puan

    >> puan farkı = 4

    31. hafta
    başakşehir'in rakibi: sivas (d) / 1 puan
    galatasaray'ın rakibi: beşiktaş / 3 puan

    >> puan farkı = 2

    32. hafta
    başakşehir'in rakibi: ankaragücü / 3 puan
    galatasaray'ın rakibi: çaykur rize (d) / 1 puan

    >> puan farkı = 4

    33. hafta
    galatasaray rakibi: başakşehir / 3 puan

    >> puan farkı = 1

    34. hafta
    başakşehir'in rakibi: alanya / 1 puan
    galatasaray'ın rakibi: sivas (d) / 3 puan

    >> puan farkı = +1 ve şampiyonluk... anca böyle; takımların şimdiki durumlarını, artılarını ve eksilerini düşününce... olur mu bu iş? zor görünüyor hatta çok zor birçok etkenden dolayı... ama bakalım belki de 2005-06 sezonundaki gibi olmaz denilen şeyler olur ve bir ihtimal son hafta gelen bir şampiyonluğa daha şahit oluruz bu şekilde, inşallah... allah büyük.
  • 13
    elimizden gitmiştir. ama elimizden gitmesinin nedeni ligin ikinci yarısında, puan anlamında oldukça iyi bir performans göstermiş olmamız değil; ilk yarıda kah hakemler, kah terim, kah yönetim, kah federasyon nedeniyle takımın gasp edilen en az 10 puanıdır. şu an bu puan kaybıyla* bile normal şartlarda 4 puan önde olmamız gereken lige havlu attık sayılır.

    not: efendim olay net artık. 8 puan farkı devre arasından beri kapatamamışız şimdi 10 maçta mı kapatacağız? lütfen "nesnel bilgi" diye silmeyelim. durumu ne kadar çabuk sindirirsek ikincilik için şansımızı o derece koruruz.
  • 14
    ne sampiyonluklar yasadik biz. kotu de olsak dengesiz de olsak sampiyon olmak baska bir istir. dogru zor ama bence o kadar uzak da degil. bu psikolojiyi yonetmek baska bir istir. ben olabilecegimizi dusunuyorum. zor mu zor. ama cok da uzak degil. ergen tribine girmeye gerek yok. bir macta kavga cikar bir bozulur dengeler. bir bakmisin basaksehir yerlerde. burasi turkiye. futbol da degisik sampiyonluk da. bos yapmayin. bitti demek bitmedi dememekten daha kolay. ben zoru seviyorum. bakalim ne olacak.
  • 16
    galatasaray için artık çok zor olandır. 10 haftada bu şartlarda 8 puan fark kapanır mı? zor. hem de çok zor.
    ama tuttuğumuz bu takımın ve halihazırdaki hocasının geçmişte ne durumlardan ne başarılarla çıkabildiğini iyi biliyoruz. başaramayacaksak bile neden denemeyelim ki? neden savaşmayalım sonuna kadar? olmazsa zaten çok zordu deriz geçeriz, ama olursa, ki ben hala inanıyorum buna, sevincimizin kat sayısını düşünebiliyor musunuz?
    başakşehir'den, arkasındaki güçlerden ve kirli ellerle verilecek şampiyonluklarını aç gözlerle bekleyen herkesten nefret ediyorum. ama şu hayattan bir şey öğrendiysem o da şudur: ilahi ya da değil, adalet dediğimiz şey şaşmıyor.
    sözün özü, ligin zirvesi ve o şampiyonluk kupası için cüretimizi korumamız gerekiyor.
  • 17
    kabul edelim ki artık %90 gitmiş olandır.

    puan farkı 8. fenerbahçe deplasmanına * kadar bizim kolay, rakibin ise zor maçları var. puan farkı bu dönemde kapanabilir, belki yarı yarıya bile düşer. ancak sonrası iki takım için de zor hatta bizim için biraz daha zor bir fikstür. geri dönüşleri severiz de bu kadar büyük geri dönüş olmaz artık. gelecek sezonun planlamasını yapmalıyız. özellikle şu orta saha elden geçirilmeli.
  • 18
    bu sezon içerde hakem hatalarıyla kaybedilen en az 4 puan var. 23 kasım 2018 galatasaray konyaspor maçı ve 8 aralık 2018 galatasaray çaykur rizespor maçı. bakın fener maçı, bjk maçı ve bu akşamki erzurum maçını geçtim. sadece bu maçlarda adil kararlar verilse şu an liderin 4 puan gerisindeydik ve içerde de kendileriyle oynayacaktık. yani adil bir yarışmada bu zamanlarda herkes bilirdi ki galatasaray bu şampiyonluğu bırakmaz. ama ne yazık ki şampiyonluk galatasaray'ın elinden alındı ve malum takıma verildi.
  • 19
    kimsenin düşündüğünü ifade etme özgürlüğüne engel olamam ve olmayı da aklımdan geçirmem.
    bunu neden söyledim?
    sebebi şu:
    ben bu şampiyonluğu kazanacağımıza hala inanıyorum.
    sezonun 24. haftasının bitimiyle, başakşehirle aramızda 8 puan fark olmasına, ligin boyunun kısalmış olmasına, bugüne dek süper lig tarihinde son 10 haftaya 8 puan geride girmesine rağmen şampiyon olmayı başarmış bir takımın olmamasına rağmen inanıyorum.
    bu inancın nedenini soracak olursanız, teknik, taktik sebepler ileri süremeyebilirim belki.
    zira bakıldığında, başakşehir söz konusu sezonda şu ana kadar oynadığı 24 maçta 11 gol yemiş.
    biz ise 24 maçta 25 gol yemişiz.
    benim inancım hislerime dayanıyor.
    benim inancım kalbimin sesine dayanıyor.
    benim inancım, "galatasaray bir his takımıdır." mottosuna dayanıyor.
    benim inancım, matematiksel olarak şamsımızın olduğu her durumda vazgeçmememiz gerektiğini düşümeme dayanıyor.
    kendilerince haklı gerekçeler ileri sürmek suretiyle, takımımızın ilgili şampiyonluğu kazanamayacağını düşünen ve bu düşüncelerini ifade eden galatasaraylıları da çok seviyorum ve onlara da saygı duyuyorum.
    onların taktik ve teknik açıdan yaptıkları değerlendirmeleri de asla hafife almıyorum.
    onlarında şampiyonluğa inanan galatasaraylıları çok sevdiklerini adım gibi biliyorum.
    tek bir isteğim var, benim bu şampiyonluğa olan inancıma da katılınmasa bile ufacık da olsa saygı duyulmasını diliyorum.
    bildiğiniz gibi ben görme engelli bir insanım. bu nedenle maçları ancak dinleyerek analiz etme şansım oluyor.
    siz görenler kadar iyi analiz yapamayabilirim. ama emin olabilirsiniz ki siz çok değerli galatasaraylılar nasıl ki görerek maçı takip ettiğinizde büyük heyecan duyuyorsanız, ben de aynı heyecanı duyuyorum.
    sizin gördüğünüz; benim de dinlerken kaçırdığım, fark edemediğim taktik ayrıntılar olabilir. bu konuda ukalalık yapamam.
    3 mart 2019 erzurumspor galatasaray maçında, kalbim hiç atmadıysa bile dakikada 150 kez atmıştır, eminim, özellikle maçın ikinci yarısında.
    yani demek istediğim şu.
    ben, zaman zaman mantığımı bir kenara koyup; gerçekleşme olasılığı, görece çok az olan bir durumun hakikat olacağına inanmak istiyorum.
    evet inanmak istiyorum.
    ister olsun, ister olmasın, ben hayal kurmayı, "yok canım bu da olurmu hiç." denilen şeylerin olabileceğini düşünmeyi seviyorum.
    "ya olursa, ya gerçekleşirse." demek istiyorum bazen.
    ben 14 mayıs 2006'da sami yen'deydim.
    o günkü kayserispor maçımızı numaralıda takip ettim.
    aslında kapalı üste gidecektim ama numaralıya gitmek kısmet oldu.
    o gün şampiyon olacağımıza inanıyordum.
    eğer olamasaydık, öncesinde yaşadığım bu inanma halim için, duygu yüklü halim için asla pişman olmazdım.
    benim, 31 aralık 2003 günü babamın aldığı bir radyom var.
    yani 15 yılı aşkın süredir kullandığım bir radyo bu.
    bu radyoyla sayısız maçlarımızı takip ettim.
    2014-2015 süper lig sezonunda, 25 nisan 2015'teki eskişehirspor fenerbahçe maçında emre güral'ın attığı golü, 20 haziran 2008'de türk milli takımımızın hırvatistan'a attığı 120+2'deki golü, 12 mayıs 2012'de kadıköyde şampiyon olduğumuz fener maçımızın son anlarını, 2012-2013 sezonunda 0-2'den gelip 4-2 aldığımız 25 şubat 2013 ordu ve 0-1'den geri gelip on kişiyle 3-1 aldığımız 6 nisan 2013 mersin maçımızı, 15 nisan 2018'deki başakşehir maçımızda mariano'nun füzesini, 19 mayıs 2018 göztepe maçımızın bir bölümünü ve daha pek çok maçı, enstantaneyi, tarihi anları bu radyomdan takip ettim.
    bu sezonun kalan haftalarında, almış olduğum bir karar ile kısmet olursa bizi ilgilendiren tüm maçları ve tabii ki bizim oynayacağımız maçları bu radyodan takip edeceğim.
    ben de bu radyonun anısı çok büyük.
    bakalım bundan sonra ne olacak?
    galatasaray bu sezon ister şampiyon olsun, ister olamasın.
    ben galatasaray'ı, sarı-kırmızı parçalıyı, "rerererarara" die bağırmayı, "yenilsende yensen de" diye tezahürat yapmayı çok seviyorum.
    fatih hocam ister bu sene takımımızla şampiyonluk yaşasın, isterse yaşayamasın; ben fatih hocayı, onun güven veren sesini çok seviyorum.
    ben 27 mayıs 2001 pazar günü, fenerbahçe'nin süper ligdeki 14. şampiyonluğunu kazandığı günün ertesi gününde, fenerbahçe parkında, o sırada fenerliler şampiyonluk kutlarken, "kalplerde yıldız, gönüllerde ay, şampiyonsun sen galataaaaasaray." diye tempo tutuyordum.
    benim için galatasaray'ın maçının olması yeter.
    tabii ki kazanmamızı isterim, tabii ki yenildiğimizde üzülürüm.
    fakat o formanın sahaya çıkması, parçalının sahada mücadele etmesi beni her şeyden bağımsız olarak mutlu ediyor.
    ben buyum.
    belki bu yazıyı okuyacak olanlar benim mantıksız olduğumu, hayal sattığımı, futboldan çok da anlamadığımı, gereğinden fazla iyimser olduğumu, olması gerekenden daha çok duygusal olduğumu, hayal aleminde gezindiğimi düşünebilirler.
    saygı duyarım; fakat ben buyum.
    yıllardır yukarıda bahsettiğim ruh haline sahibim ve bunu değiştiremem.
    ben inanıyorum. matematiksel açıdan kesinleşene kadar, iddiamız devam edene kadar da inancımı sürdüreceğim.
    bunları yazarken aklıma 2 olay geldi.
    ingiltere premier ligue 2002-2003 sezonuydu.
    arsenal ile manchester united şampiyonluk için çekişiyordu.
    arsenal, sezon içerisinde yanlış anımsamıyorsam 8 puanlık bir farka ulaştı.
    ingiliz bahis şirketleri, arsenal'in şampiyonluğuna oynayanlara, arsenal'in şampiyonluğu kazandığını düşünerek paralarını ödedi.
    fakat sezon sonunda united şampiyon oldu.
    bir hikaye daha var, oda 2011-2012 sezonu ve yine ingiltere'den.
    sezonun bitimine 6 hafta vardı.
    manchester united, manchester city'nin 8 puan önündeydi.
    pek çok otoriteye göre artık bu iş bitmişti ve united şampiyon olmuştu.
    puan farkı bir anda inmeye başladı.
    35. hafta sonunda fark 3 puana kadar inivermişti.
    o hafta da, yani 30 nisan 2012 günü manchester city, manchester united'ı ağırlayacaktı.
    city, sezonun ilk yarısında united'ı deplasmanda 6-1 yenmişti ve bu maçı kazanması halinde ikili averajı ele geçirecek, zirveyi alacaktı.
    kompany'nin attığı golle city maçı 1-0 aldı ve 3 hafta sonra gelecek olan dramatik bir şampiyonluğa göz kırptı.
    ligin son haftasında, 13 mayıs 2012 günü manchester city, queens park rangers ile oynuyordu.
    hakem 90+5'i işaret ettiğinde city 1-2 gerideydi ve 2 gole ihtiyacı vardı.
    önce 90+2'de, sonra da 90+4'te attıkları gollerle tarihi bir şampiyonluğu, 44 yıl aradan sonra kazanmış oldular.
    işte o gol:
    https://www.youtube.com/watch?v=otzwxQxbpxQ
    yani olabilir! hala şansımız var!
    en azından denemeliyiz. denesek ne kaybederiz?
    ihtimal az da olsa bu ihtimal için umutlanmak kötü bir şey mi?
    isteyen inansın, istemeyen inanmasın. herkese saygı duyuyorum.
    ben radyomu alacağım, odamda o radyoyu açıp maçları takip edeceğim.
    vazgeçmiyorum!
    daha kaybetmedik, daha bitmedi!
    inancımızı yitirmememize rağmen şampiyonluğu kaybedersek, çok fazla şey kaybetmeyiz.
    giden sadece bir şampiyonluk olur.
    fakat, ihtimaller sıfırlanmamışken inancımızı tam anlamıyla yitirirsek, en güzel şeyi, ümitlenmeyi kaybedebiliriz.
    yaşamımızda zorluklarda yaşasak, sıkıntılar, üzücü olaylar da yaşasak, hayata dair inancımızı bence kaybetmeyelim.
    umutlu olmak, bir şeye tutunmak, istediğimizin olması için sevgi ve saygı çerçevesinde inat etmek kötü bir şey değildir.
    hep söylemişimdir, umutlu olmak insanı diri tutar.
    bir hedefe sahip olmak insanı diri tutar.
    amaçsızlık yerine, aritmetik olarak şansımız son bulana dek şampiyonluğu kovalamak bizi diri tutacaktır.
    yarışmaktan vazgeçmemeliyiz.
    henüz yarış bitmedi.
    ben galatasaray'ın söyleyecek bir sözünün daha olduğunu düşünüyorum.
    en azından söyleyecek bir sözümüzün olması gerektiğine inanıyorum.
    bu saatten sonra şampiyon olamazsak, çok büyük bir şey olmaz.
    ama denk gelir de olursak ne olur?
    kaç yıl konuşulur?
    unutmayalım ki; kaybettiğimizde değil, vazgeçtiğimizde yeniliriz.
    kaybedeceğimiz tek savaş, uğrunda savaşmaktan vazgeçtiğimizdir.
    ben gerçekçiyim ve imkansızı istemekten vazgeçmeyeceğim.
  • 20
    galatasaray için hala matematiksel olarak devam eden süreçtir. fakat şampiyonluğun oldukça zor bir ihtimale dönüştüğünün farkında olmamız gerekir.

    şampiyonluk inançla, sanrılarla, motivasyonla gelecek bir şey değildir. futbol sahasında kimin neye inandığının bir önemi yoktur. orada romantizm sökmez. romantizmin etki alanı bireyin zihnidir. hesap, kitap, çalışma, araştırma, pratik yapma, soğukkanlı olma gibi şeyler romantizmi önünde sonunda alt eder.

    şampiyonluk için en başta fizik gücü daha sonra da bir oyun planı lazım. fizik gücü konusunda şahsi olarak hala tatmin olmuş değilim. hadi kondisyon sorunu çözüldü diyelim, bizim bir oyun planımız yok. bireylere bağımlıyız.

    sorunlarımızın çözümü adına tek umudumuz fatih terim'in ise kafası başka şeylerle meşgul gibi. federasyon & mhk çıkmazından kurtulması gerekiyor. tamam, hakkımız yendi, kendisi de haketmediği cezaları aldı, eyvallah, hiç itirazım yok. iyi de 2018-2019 sezonunun başından beri iyi oynadığımız maç sayısı en fazla 2-3. o nasıl olacak?

    umarım hocamız yaptığı yanlışların farkına varıp gerekli adımları atmaya başlar. yoksa tren kaçıyor.
  • 22
    ligin bu haftasına kadar gerek hakemler gerekse de dış (!) faktörler çerçevesinde kaybedilen puanlar olmasına rağmen öncelikle bizim futbol oynamayı bir türlü beceremediğimiz bir sezonda şampiyon olma ihtimalimiz artık kalmamıştır. kendi ellerimizle, beceriksizliğimiz ve adeta isteksizliğimiz ile hediye ettik şampiyonluğu.
    bence fatih terim romantizmi ya da metin oktay ruhu demogojisi yapmayı bir kenara bırakalım zaten durumu sıkıntıya düşen metin oktay’ı kullanıyor da neyse. ilk yarıda fatih hoca büyük cezalar aldı kabul ama göz göregöre geldi o cezalar, başka zaman yaşlı kurt zeki adam diyoruz da daha stratejik davranılabilirdi çünkü dengelerin hangi yöne kaydığı belliydi ama yok biz kahramanlıklar seviyoruz!
    özellikle yönetimin basiretsizliği nedeni ile ilk yarıyı galatasaray (!) seviyesinde olan bir forvetimiz olmadan geçirdik ve ardından kamyonla para verip galatasaray seviyesinde olan diagne’yi (!) transfer ettik peki ne değişti, ben söyleyeyim hiçbir şey. her seferinde de bahane hep hazırdı “ bu takımı fatih terim kurmadı “ e arkadaşım o zaman kendince kursaydı, yazın eldeki parayı sadece emre akbaba’ya gömmeseydi, o zaman satsaydı istemediği adamı. kimse ama ozan hocanın sayesinde parladı satıldı ve para kazanıldı demesin, ozan’ ı şartlar ve taraftar parlattı geçen süreçte. bu takımın bir oyun planı yok, haftalardır ne oynadığı belli değil, şampiyonalar liginde basit bir gruptan çıkamadık, ligin bu haftasına kadar skandal puanlar kaybettik.
    artık taraftar olarak şapkamızı önümüze koymamız lazım, romantizm kasmak mı yoksa realite mi ? yeter kendimizi kullandırdığımız, gözlerimizi açalım, bu seneyi kaybettik önümüzdeki seneyi de kaybetmeyelim. bir not da fenerbahçe ve beşiktaş bu kadar kötüyken gidip şampiyonluğu başakşehire hediye eden beceriksiz yönetim ve teknik kadroya, hiç bahane aramasınlar çünkü tüm diğer faktörlerden önce kendileri görevlerini zamanında, doğru ve gerçeklere uygun yapmadılar.
  • 23
    elden kaçmıştır, lamı cimi yok. psikolojik üstünlüğü de verdik. elimizde tek bir şans kaldı, o da fenerbahçe'nin başakşehir maçından puan çıkartması, mümkünse galip gelmesi. eğer bu olursa, farkı 5'e indiririz bir hafta sonra da hikmet karaman kayseri'sine konuk olacak başakşehir'de ayaklar titrer. ama ben bunun olacağına ihtimal veriyor muyum, vermiyorum.
  • 25
    gözlerde çok fazla büyütülen şampiyonluktur. bu şampiyonluk hakkında sözlükte "tarihimizin en önemli şampiyonluğu", "geleceğimizi şekillendirecek şampiyonluk" tarzında yazılar okuyor ve bu duruma şaşırıyorum.

    bir şampiyonlukla gelecek yönlendirilseydi 2014-2015 sezonundan sonra yönlendirirdik ama o sezondan sonra iki buçuk sene hata üstüne hata yaptık.

    şu an bir galatasaray taraftarı neden mutsuz olur anlamıyorum. veya gidip fatih terim başlığında nefretini kusar onu da anlamıyorum. bunu fatih terimi ilk devrenin sonunda çokça eleştirmiş biri olarak söylüyorum ki şu an nefret kusulacak ümitsiz olunacak bir durumda değiliz.

    gelecek adına ümitsiz olması gereken takımlar yaş ortalaması 31 olan yapay takımlar, vizyon vizyon diye kafa ütüleyip borç harç içinde yüzenler ve gelecek adına hiçbir planı olmayan, hocasını kaybetmiş, son iki senedir de şuurunu kaybetmiş ve tekrar kazanacak durumda olmayan takımlar.

    ve galatasaray bu sene çok hata yapmasına rağmen en ümitli olması gereken takımdır. çok iyi bir hocası, baya baya iyi modern bir savunma tandemi, gayet iyi paralara satılabilecek creative 10 ve 88 numarası olan, kambur dediği elemanlarla bu sene sonunda vedalaşacak olan, 6 senedir düzenli scouting yaparak az biraz kendilerine güvenildiğinde mis gibi topçuları bulup getiren personellere sahip.

    he hocayı eleştimek isteyenler azıcık samimi olsalar daha ligin 11. haftası fb maçı sonrası eleştirirlerdi veya iyi geçirilmediği apaçık ortada olan yaz kampından sonra eleştirirdi. aklı başında olan gs taraftarını burada farklı bir yere koyuyorum.

    şimdi birazcık sakin olup hocaya destek olup doğru bildiklerimizi sonuna kadar savunup yanlışları edepli bir şekilde eleştirme vakti.

    21 şampiyonluğu olan türkiyenin en büyük takımı varsın 22. kere şampiyon bu sene olmasın ama yeter ki doğru hamlelerle geleceğe yol alsın