• https://d3j5vwomefv46c.cloudfront.net/...ovKgjNa46alzn4IbHQY_

    şöyle bir on bir çok iyi olur diye düşünüyorum sözlük. hamit* zaten geldi gelecek, bastos'u da alsak sol kanada yardırsa falan. bir de bastos bizim istediğimiz tarzda yani hem yardırıyor hem de defansa yardım eden bir futbolcu. ileride de elmander'in yanına burak yılmaz'ı koyduğumuz zaman rakip defansın anasını ağlatacak bir forvet hattı oluşacak. şu kadro süper olur be sözlük valla.

    bir de riera, servet, serkan, ceyhun takımdan gitse. culio takımda kalsa ve gökhan töre'de gelebilse iyi olur.
    çok şey istedim biliyorum ama olsun hayal kurmak güzeldir. olmayacak şeyler değil. *

    edit: düzeltme
  • --- alıntı ---
    https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/...775_1827417013_n.jpg

    galatasaray transferde inanılmaz bir ivme yakaladı. doğrusu dany nounkeu ile işe başladıklarında biraz burun kıvırmıştım ama akabinde gelen umut bulut hamlesi ve son birkaç gündür transfer gündemini sarsan hamit-burak-amrabat triosu galatasaray'ın transferdeki pozisyonunu bambaşka bir seviyeye ulaştırdı.

    galatasaray geçtiğimiz sezon "kötünün iyisi" avantajıyla şampiyonluğu elde etmişti. 2011-2012 sezonu çok sıradışıydı ve dağılmış trabzonspor, ne yaptığını bilemez beşiktaş ile tarihinin en karışık günlerini yaşayan fenerbahçe normal sezonda galatasaray'a rakip olamadı. play-off'larda heyecan bir nebze artsa da galatasaray ligin genelinde hak etmiş olduğu şampiyonluğu almayı başardı.

    gelin, beşiktaş'ın 2 kupalı şampiyon olduğu günleri hatırlayalım. transfer sürecini sessiz geçiren mustafa denizli'nin beşiktaş'ı takımı çok da ileri taşıyamayacak takviyeler yapmış, sonuçta o şampiyon takım bir sezon içerisinde tanınamaz hale gelmişti. yani diyeceğim o ki şampiyonluk, çok güzel bir olay olmasının yanında zorluklar da içeren bir paye. eğer kendinizi yeterli görürseniz, futbolun sürekliliği içerisinde şoklarla karşılaşmanız çok mümkün.

    işte galatasaray bu şoklara karşı gerekli önlemleri aldı ve kendini geliştirmeyi elden bırakmadı. dany transferiyle "acaba" demiştim ama umut, hamit, burak ve amrabat teknik direktör fatih terim'in geçen sezonki takımı yeterli görmediğinin bir kanıtı.

    bana kalırsa en önemli hamle hamit altıntop. hamit ne bayern'de ne de real madrid'de 11 oyuncusu olamadı hatta bayern'in direkt adamı değilken real'e transfer yaptı. bunlar hamit'in kara kaşı kara gözü hatrına olan şeyler değil. hamit günümüz futbolunda çok değerli bir meziyete, çok yönlülüğe sahip. sağ bek, sağ açık, ön libero, merkez orta saha hatta 10 numara bile oynayabiliyor. duran topları iyi kullanır, hareketli toplara iyi vurur, vs. vs. yani hamit altıntop modern futbolun istediği tüm özelliklere sahip. bir takımda hamit'in mevkisinde oynayacak 5 oyuncu olsa dahi güç benim elimdeyse hamit'i yine de transfer ederim.

    burak için soru işareti barındıran yorumcular, taraftarlar var. ben o kanıda değilim. burak henüz genç sayılabilecek yaşında hemen her şeyi yaşadı. parladı, söndü ve küllerinden yeniden doğdu. artık "istanbul onu bozar mı" düşüncesi taşımanın gereği yok. burak'ın son 3 sezonda futbolunun yanında kafasını da geliştirdiğini düşünüyorum. 3. istanbul büyüğü deneyiminde kendisini "tartışılma" riskine atmak istemeyecek ve onu işleyemeyen beşiktaş'la fenerbahçe'ye daha yakından bir ders vermek isteyecektir. açıkçası burak transferinde oyuncunun futbolundan çok, geliştirdiği kafa yapısı önemli.

    gelelim en tartışılan hamle amrabat'a. amrabat, kayserispor ile galatasaray arasında bir inatlaşma aracına dönüştü aylardır. en sonunda kayserispor asla vermem, galatasaray asla almam derken transfer bitmek üzere. amrabat'ın yeteneğini tartışacak kimseye "aptal" derim af edersiniz ama şu da var ki konuşmadan geçmek olmaz. amrabat kariyerinin şu ana kadarki kısmında takım oyuncusu olamadı. topu alıp götüren, isterse arkadaşına asist yapan, isterse yapmayan bencil bir futbolcu oldu. asist rakamlarını önüme koyup "bak, aslında öyle değil" demeyin lütfen. çünkü yukarıda bahsettiğim gibi, amrabat canı istediğinde asist yaptı, canı istediğinde şut çekti, canı istediğinde de bir çalım daha atayım derken topu kaybetti. sözün özü amrabat, şu ana kadarki transferler içinde fatih terim'i en çok uğraştıracak oyuncu. ama terim, oyuncuyu bu kadar istediğine göre elbet bir bildiği vardır.

    yeni sezonda forma kapma yarışında en büyük rekabetlerden biri elmander ile umut bulut arasında yaşanacak. iki oyuncuya şöyle bir baktığımızda benzer yönlerinin hayli fazla olduğunu görüyoruz. ikisi de çok mücadeleci, hırslı, yanındaki bitirici santrfora boşluklar açan türden oyuncular. bunun yanında ne elmander'in ne de umut'un bitiriciliği üst seviyede değil. yani bu iki ismin birlikte oynaması pek kolay değil ama beraber oynayacakları bitirici santrfor için büyük kolaylık yaratacakları açık.

    yazının başında dany transferini duyduğumda burun kıvırdığımı söylemiştim. hala aynı fikirdeyim. cl'de mücadele edecek galatasaray'ın daha iyi bir stoper almasını beklerdim. ama öyle zannediyorum ki fatih terim, alacağı stoperin semih kaya'yı ismiyle ezmemesi gerektiğini düşündü. yazıldığı gibi chivu gelseydi semih uzun müddet yedek kulübesinden çıkamayabilirdi ama dany, semih'in alt edebileceği türden bir oyuncu. transfere bu açıdan baktığımızda çok da yanlış gözükmüyor.

    yazıyı bitirirken şunu da ekleyelim. kap'a giden her transfer bitmiyor ama bu defa gelen haberler, büyük bir sürpriz olmazsa transferlerin gerçekleşeceği yönünde
    --- alıntı ---
    yazıyı göksel sert yazmıştır. kendi bloğundan aldım gerçekten çok güzel bir yazı yazmış. tüm her şey gözler önünde.
  • pes 2012'te en iyi oyuncu'da barcelona'yı 2-1 yenebilen takım. maçı yaparken sanki gerçekten yaşanıyormuş gibi hissettim.

    ilk olarak sanchez'den golü yedik. pes'in saçmaladığı dakikalardan biriydi. daha önceki bir entrymde de belirtmiştim, defansın gereksiz koşu yaparak buyur ağbi gol at demesi(fifa 2000'de oluyordu ya) gibi bir gol yedik.

    56. dakikada orta alanla ceza sahasının tam ortası gibi bir yerden melo'nun verdiği pas ceza sahasının sağ tarafındeki eboue'ye gitti ve eboue'nun şutunda top kalenin sol köşesinden gol oldu. taraftarlar bağırıyorlardı. ortam müthiş ben ise kendimden geçiyordum.

    83. dakika'da hamit'in pasında (yine ceza sahasının sağ tarafında olan) riera topla buluştu ve dani alves onu yere indirdi. aslında riera biraz da kendi kazandı bu penaltıyı. hakem penaltı noktasını gösterdiği anda içimdeki heyecan arttıkça arttı. dedim bu golü atmayı kim hak ediyor? her ne kadar kişiliğini pek sevmesem de melo dedim kendi kendime. ve melo topun başına geçti, kalenin tam ortasına attı topu. valdes ise sağ tarafa yattı ve gol oldu.

    http://imgim.com/3524inciv6160279.jpg
  • şampiyon takımdır.

    son düdük çaldığında sarı kırmızılı futbolcular zıplıyor, birbirinin üstüne atlıyor, kenardaki oyuncular ve teknik heyet sahaya dalıyordu.... sabri kupayı tutarken ayhan tüpçüyü itekliyor, kupa kamera ışıklarının gölgesinde havaya kalkıyordu...
    cüneyt çakır son düdüğünü çaldığında bu sezon resmen başlamıştı bizim için. 2012 şampiyonluğu son değil her şeyin başlangıcıydı.

    çok garip, tuhaf, extrem, acayip bir sezon oldu bizim için. her şey normal gidecek diye bekliyorduk. şampiyon olmuş kadroyu bozmayacaktık. tam tersine güçlendirecektik. ne yönetim ne de fatih terim başka bir ihtimale fırsat vermezdi. transfer sezonunda yapılacak hamleleri ben çok iyi biliyordum. kanatlarda eksiğimiz vardı. sağa hamit altıntop alınacaktı. solda eksik vardı. ben amrabat dosyası kapandıktan sonra nene transferi bekliyordum. ancak sürpriz bir şekilde ligin en iyi sol kanatlarından amrabat alındı. forvet eksiğimiz vardı. burak yılmaz ve sözleşmesindeki 5 milyon euroluk fırsat kullanılacaktı ve kullanıldı. felipe melo transferi en birinci ihtiyaçtı. transfer görüşmeleri çok uzadı ancak zor da olsa alındı. tabi bu transferlerin öncesinde kadroda derinlik sağlansın diye dany ve umut da sessiz sedasız transfer edilmişti. baros kadro dışı kalmış, necati'de daha çok süre alacağı bir takıma gitmişti. artık her şey tamamdı. şampiyon kadrodan büyük bir eksik yoktu. eksik bölgeler güçlendirilmişti. rotasyon oyuncuları alınmıştı. sezon başlıyordu.

    süper kupa finalinde umut bulut sezona fırtına gibi başladı. bütün sezon beraber oynayacağından habersiz olan semih ve dany hatasız oynamıştı. 1-0 öne geçmiştik. işte o anda cenabetlik bulutları ve hakem kokuları bize yalnız olmayacağımızı gösterdi. bu sezon berbat gidecek futbol ve hakem şansımız ilk o anda sahne almıştı. duran topta alex'in uzaya yaptığı vuruş sebepsiz yere tekrar edilmişti ve tekrar pozisyonunda emre çolak'ın götüne çarpan top muslera'nın eli ve direk arasındaki istense atılamayacak noktadan geçmişti. ilk hakem saçmalığı, yediğimiz ilk saçma gol bu anda yaşanmıştı. 2-1 öne geçtik ve bu sefer cristian'ın eliyle düzeltip vurduğu şut gol olmuştu. ne olduğunu anlamadan engin baytar atılmıştı. ancak maçı kazanmıştık.

    kasımpaşa maçında bir duran top golü daha yedik ve maçı zora soktuk. ancak kazandık. beşiktaş maçında saçma sapan 3 gol yedik. ancak beraberliği kurtardık. hafta içinde kaptan ve savunmanın her şeyi ujfalusi sakatlandı. savunmada sorun yaşayacağımız aşikardı. o anda cris isimli ihtiyar kel alındı. belki bir işe yarar diye ya tutarsa transferi. bursa maçında 2 duran top golü daha yedik. antalya'yı rahat geçtik ve o büyük gece geldi. seneler sonra oynayacağımız ilk şampiyonlar ligi maçımız. hafiften alışmaya başladığımız cenabetlikler sürüsü burada tavan yaptı ve eroin çekmiş gibi bizleri artık alışkın hale getirdi. bir net bir de tartışılabilir iki penaltı verilmedi. üç top direkten döndü ve 1-0 yenildik.ardından akhisar'ı rahat geçtik ve iyi sonuçlar elde ettiğimiz bir dönem burada bitti.

    orduspor maçında deplasmana gittiğimizde kimse sezonun akıbetini değiştiren maç olacağını tahmin etmiyordu. kafalar bir sonraki braga maçındaydı. maç 0-0 ve 1-0 iken iki top daha direkten döndü. ordu bizi yendiğinde herkese galatasaray'a karşı nasıl oynanması gerektiğini söylüyordu. o direkler içeri girip maçın skorunu değiştirse belki ligde bu kadar puan kaybı yaşamayacaktık. braga maçı içerideki ilk şampiyonlar ligi maçıydı. kötü oynadık. maç 0-1 iken bir top daha direkten döndü ve 0-2 kaybettik. arkasından gelen eskişehirspor maçında 90. dakikada 2 puanı muslera'nın kurtaramadığı 4. şut nedeniyle yedik. beni en kahreden maç buydu açıkçası. gençlerbirliği maçında berabere kaldık. berbat bir zeminde ancak bizim yiyebileceğimiz saçmalıkta yediğimiz bir gol ile geriye düştüğümüz cluj maçı oynandı. ilk golümüzü ve puanımızı alabildik ancak 90 dakika cluj kalesine orta açtığımız maçta 1-1 berabere kalmak ve taktiksiz oynamak zorunda kalmak bizi çıldırtmıştı. arkasından 3 gol atarak rahat kazandığımız kayserispor ve ibb maçları oynandı. tamam ya da devam maçının oynanacağı cluj deplasmanındaydık. 3-1 kazandık ve şampiyonlar liginde ihtiyacımız olan güven ve morali aldık. mersin maçı sezon içinde beni kahreden başka bir maçtı. 1-0 öne geçip biraz geriye çekildik ve bir kez daha duran toptan gol yiyerek puan kaybettik. kendi evimizde dört büyüklerin kabusu karabük'ten 3 gol yedik. ne oluyoruz derken manchester maçını müthiş bir atmosferde müthiş bir oyunla 1-0 kazandık ve bir topumuz daha direkten döndü. elazığ deplasmanında tam kabus yaşayacakken melo'nun kurtardığı penaltı ile 3 puanı alabildik. gaziantep maçında bir kez daha saçma gol yiyen takım burak'ın golüyle 1 puan alabildi. şampiyonlar liginde tamam ya da devam maçı için avrupa kıtasının en ucuna gittik. geriye düştüğümüz maçta braga'yı yenmeyi başardık ve şampiyonlar liginde üst tura çıktık. bu maçta da bir topun direkten döndüğünü unutmayalım. braga'dan direk sivas maçı için sivas'a geçtik. zor olacağı düşünülen maçı geçen seneki gibi rahat kazandık ve eve döndük. fenerbahçe'yi güle güle yendik. her şeyiyle güzel bir maçtı. bir topumuz daha direkten döndü. trabzon maçında pek oynayamadık ve ilk yarıyı kapattık.

    devre arası fantastik geçti. haftalar süren tartışmalar söylentiler arasında sneijder ve drogba gibi iki dünya yıldızını aldık. cris, sercan, ceyhun ise takımdan ayrıldı. ancak geçen sene kurulan sistem yavaş yavaş değişmek zorunda kalıyordu. geçen seneye göre ilk 11'in bankoları da büyük ölçüde değişmişti.

    kasımpaşa maçı ile ikinci yarıyı açtık. 1-0 öne geçtiğimiz maçta iki tane ronaldo vuruşu yaptı rakip. 2-1 yenildik. beşiktaş maçı da iyi geçmişti. 2-1 kazanmıştık. yediğimiz gol yine duran toptu. bursa maçından beraberlikle ayrıldık. zaten kazansak şaşardım. bursa da kadıköy 2 olmuş resmen. antalyaspor maçını güzel bir oyunla 2-0 kazandık. hemen peşimizdeki antalyaspor'a pozisyon bile vermemek önemliydi. akhisar maçı rahat görünüyordu ancak golün bir türlü gelmemesi drogba'nın gecesi olmasının vesilesi oldu. oyuna girip 5 dakika sonra gol attı. arkasından bir de asist yaptı ve maçı getirdi. schalke maçı kahredici bir maçtı. kötü oynamıştık ancak 1-0 öne geçmiştik. hamit direği vurdu ve 2-0 belki daha farklı bir skor alacağımız maçı defansın hatasıyla 1-1 bitirdik. yazık olmuştu maça. burak ile de birkaç net pozisyon yakalamıştık. 4-2 biten orduspor maçı fantastik ve sıkıntılıydı. saçma bir gol ve hakan balta'nın aptalca penaltısı ile ilk yarı 0-2 geri düşmüştük. devre arası fatih hoca ve bir süre sonra hasan şaş tribüne gönderildi. takıma inanılmaz bir güç geldi ve dört gol atarak maçı çevirmesini bildi. ancak hasan şaş ve fatih terim'i birkaç maçlığına kaybettik. eskişehirspor maçında son 2 yılın en kötü maçını oynadık. alınan 1 puan resmen hediyeydi. gençlerbirliği maçında hamit'in iki topu daha direkten döndü ve drogba'nın kaçan penaltısı puan farkını 4'e indirdi. hafta içinde almanya'da yazılan destan sonucu adımızı çeyrek finale yazdırdık. sonraki hafta kayseri'yi 3-1 yendik. belediye'yi 2-0 yendik. son yıllarda görülmemiş kadar iğrenç bir hakem yönetimi sonucu real madrid'e ispanya'da 3-0 yenildik. arkasından olaylı, kavgalı, gürültülü ve taraftarın söke söke kazandırdığı 3-1'lik mersin idman yurdu maçından sonra fatih terim'e verilen rekor ceza şampiyonluğun habercisi oldu. bu maçta da 2 topun direkten döndüğünü unutmamak lazım. arkasından efsanevi bir real madrid maçı oynadık içeride ve gururlu bir veda yaptık şampiyonlar ligine. peşpeşe kazanılan karabük, elazığ, antep ve sivas maçları sonunda artık şampiyon olmuştuk. fenere kadıköy'de hakemler yüzünden yenilsek de fazla önemsemedik. trabzonspor'u da 2-0 yenip ligi bitirdik.

    artık yepyeni bir sezon bizleri bekliyor.

    sezonun gariplikleri:
    hamit altıntop'un direkleri vurması: öyle garip bir durum ki bir futbolcu düşünün en kritik anlarda müthiş şutlar çıkartsın ama hep direği vursun. sezon içinde sadece 1 gol atıp 10 kez direği vursun. fazla konuşmak istemiyorum ama tarif edilemez bir durum.
    topların direkten dönmesi: bu sezon 20 kez direği vurmuşuz. hemen hepsi de kritik maçlarda olmuş. atarsak puan alabileceğimiz kritik anlarda olmuş. pek çoğunda kazanamamışız.
    takım olarak formsuzluk: 2012'de efsane bir şampiyonluk yaşayan bir takım var. 18-20 kişilik bir banko futbolcu grubumuz var. düşünün ki o takımın hemen hepsi geçen seneyi mumla aratıyor. hepsinin formu yerlerde sürünüyor. hücumcular skora etki edemiyor, defanstakiler skora bol bol etki ediyor. ligin ilk yarısında topluca düşen formumuz sezonun en garip şeylerinden birisi.
    duran toptan gol yemek: ligin ikinci yarısında biraz daha azalma gösteren sorunlarımızdan birisidir. ligin ilk yarısında başımıza çok büyük bela oldu. çok gol yedik. canımızı çok yaktı.
    liderliğin gitmemesi: normal bir sezon değildi bu sezon. çok puan kaybettik. bir şampiyonun almayacağı/almaması gereken bir puan ile bitirdik sezonu. ancak gariptir ki herkes için böyle geçti sezon. herkes çok puan kaybetti. biz de o kadar kayıp puanlara rağmen şampiyon olduk. işin garibi ligin başlarında 3-4 maç üst üste kazanamamamıza rağmen lider kaldığımız zamanlar da oldu. ligin ilk iki haftasında atılan gol veya alfabetik sıra nedeniyle olması lazım lider değildik. ben onu kabul etmiyorum. ilk günden son güne kadar lider kaldık. çok önemli bir başarı.

    yeni transferler:
    burak yılmaz: sadece 5 milyon euro bonservisle alındı. 10 gol atsa o kadar para verdik bir boka yaramıyorsun denemezdi. taraftar arasında ikiye bölünmüştü. bir grup burak yılmaz'ı sever ve başarılı olacağına inanırdı. diğer grup bundan bir halt olmaz, zaten sevmem grubuydu. ancak burak ikinci grubu göt edercesine şampiyonlar liginde 8 tane attı. ligde 24 gol attı ve kral oldu. lig ve sezonun en dikkat çeken futbolcusudur bence.
    umut bulut: sessiz sedasız transfer edildi. kiralıktı ve son derece düşük bir ücret alıyordu. yani maliyeti çok çok düşüktü. kendisine pek şans verileceği beklenmiyordu. kamptan önce ankara'da kendi kendine çalışmaya başladı. süper kupayı getiren golleri attı. ligde yamulmuyorsam 11 gol attı. hiç beklenmeyen bir çıkış yaptı ve ligin ilk yarısında fırtına gibi esti. rakip yarı sahada yaptığı ölümüne pres ile alkışı haketti ve sezonun en dikkat çeken isimlerinden biri oldu.
    dany nounkeu tchounkeu: görev onu hiç beklemedik bir şekilde yakaladı. rotasyonda işe yarar, kupa maçlarında oynar diye beklerken ujfalusi'nin cezalı olduğu süper kupa maçında iyi bir oyun sergiledi. iki maçlık aranın ardından ujfalusi'nin upuzun sakatlığı sonrası ilk 11'in bankosu oldu. defansta yaptığı müthiş hamleler, tereyağından kıl çeker gibi rakipten aldığı toplar, topu oyuna sokması ile dany kendisinden beklenmeyen bir performans sergiledi.
    nordin amrabat: bir sene bu adamı transfer etmek uğraştık. bir sürü iftiraya maruz kaldık. dosya kapandı derken bir anda anlaştığımız bildirildi. 8 milyon euro gibi yüksek bir bonservis bedeli ödedik. ancak bekleneni veremedi. şampiyonlar liginde asistler yaptı ancak bir türlü bekleneni veremedi. bonservisini de göz önüne alırsak sezonun en büyük hayal kırıklığı bana göre.
    hamit altıntop: türk takımlarının oynatmak istediği başarılı bir futbolcuydu hamit. cv'sinde bulunan real madrid, bayern münih ve schalke 04 isimleri onu çok çekici birisi yaptı. onunla anlaştığımızda kimse böyle bir sezon geçireceğini tahmin etmiyordu. keita'yı görmüş gözler hamit'ten memnun değildi. ancak sağ kanadın her yerinde oynuyor olması, topu ileride tutması ve takıma alıştıktan sonra yükselen formu ile fena bir sezon geçirmedi. özellikle şampiyonlar liginde kalitesiyle çok yararlı oldu. bir de şu direkleri vurmasa iyiydi.
    wesley sneijder:gürültülü bir transfer hamlesi ile parçalı formayı giymeye başladı. geçen yarım sezon onun için biraz da form tutma sezonuydu ama karabük, ordu, madrid ve kayseri maçlarında attığı kritik goller ile şampiyonlukta henüz ısınma sezonunda önemli katkı yaptı. oyun zekası ve öldürücü ara pasları ile gelecek sezonlarda rakiplerin kabusu olacağı açık.
    didier drogba: kendisi için ne söylesek az. o yüzden mavi fil diyip bitirmek istiyorum.

    diğer futbolcular:
    albert riera: geçen sezonun en çok eleştiri alan oyuncusuydu. yaz transfer döneminde gönderilseydi iyi olacaktı. ancak hakan balta'nın formsuz döneminde sol beke geçti ve özellikle ligin ilk yarısında müthiş oynadı. ikinci yarıda biraz savsaklasa da iyi idare etti. istenmeyen adam birkaç maç sol bekte oynayınca en sevilen oyuncu oldu. bu sezon riera en beklenmeyen performansı sergileyenlerden birisi oldu.
    semih kaya: ujfalusi'nin yokluğunda geçen seneki kadar iyi oynamadığını söylemekle beraber çok önemli şampiyonlar ligi tecrübeleri kazandı. dany ile uyum sağlaması biraz uzadı ancak uyum sağlayınca beraber iyi maçlar çıkardılar. gelecek sezon çok daha iyi olacak aslan.
    fernando muslera: şampiyonluk kupası her zaman ellerinin arasındaydı. ujfalusi'nin sakatlığı sonrası bozulan ve performansı düşen defansın arkasını en az hasarla kapattı. hem ligde hem şampiyonlar liginde harika maçlar çıkardı. adamsın!!!
    felipe melo: geçen sene çok büyük emekleri vardı. 3 ay transferi için uğraştık. herkesin gözünde alınması gereken ilk oyuncuydu. ligin üstünde bir kapasitesi vardı. ancak uzayan transfer sürecinin etkisiyle kamp yapmadı. bir türlü geçen seneki seviyesine gelmedi. saçma sapan sebepler yüzünden gördüğü sarı ve kırmızı kartlar ile iyice kendisinden bezdirdi. ligin 2. yarısındaki yüksek form grafiği ile kendisini affettirdi ancak sezonun ilk devresinde hayal kırıklıklarından birisi oldu.
    hakan balta: bir sezon iyi bir sezon kötü olduğu için bu sezon onun kötü sezonuydu. riera sol beke geçene kadar çıldırttı herkesi. umarım gelecek sezon iyi sezonu olur.
    emmanuel eboue: geçen seneki şampiyonluğun baş kahramanlarından birisiydi ancak o da bir türlü geçen yılki performansını gösteremedi. hatta bir dönem o kadar kötü oynadı ki sabri takımın değişmezi oldu. yaptığı bazı anlamsız hareketler de eklenince bu sezon hayal kırıklığı yarattı. ama son birkaç haftada ve şampiyonlar liginde çok iyiydi.
    emre çolak: geçen sezonun yıldızlarından biriydi ama bu sezon yaptığı saçma sapan hareketler, sebep olduğu duran toplardan yedirdiği goller ile kısa sürede kesik yedi. çok kötüydü bu sezon.
    engin baytar: sadece 1 saat izledik onu. o kırmızı kart bitirdi kendisini.
    gökhan zan: ligin ikinci yarısında önemli işler yaptı, çok kritik anlarda forma giydi ve ne kadar önemli bir yedek olduğunu gösterdi. gelecek sezon as değil ama gözümüz kapalı güvenebileceğimiz bir yedek olacak.
    yekta kurtuluş: o da rotasyon yapılan ve özellikle melo'nun sapıttığı ve kırmızı kart yüzünden oynamadığı maçlarda önemli işler yaptı. bir iki maç dışında yekta iyi bir sezon geçirdi.
    ufuk ceylan: kritik sivas deplasmanı dışında iyi oynamadı. zaten onun dışında da pek oynamadı.
    aydın yılmaz: her zaman olduğu gibi bu sezonda da aşırı kritik bir gol atarak* sezonu kapattı.
    furkan özçal: drogba ile aynı antreman sahasına çıktı. kariyerinin zirve noktasına bu sezon çıktı.
    çağlar birinci: :@
    johan elmander: geçen seneki en ciğerden oynayan, son enerjisini tüketene kadar pres yapan ulu johan'dı. ancak kadıköy'deki sakatlığın etkisinden kurtulamadı. üstüne cluj maçında yaşadığı sakatlık tüy dikti. ligin ilk yarısında iyi bir performans sergilese de drogba transferi ile forma şansı kalmadı. hep seveceğimiz büyük insan ulu johan.
    tomas ujfalusi: sakatlığı ile tüm defansın dengesini bozdu. big chief'siz bir sezon geçirdik. inşallah seneye aramızda olacak.
    sabri sarıoğlu: big reis eboue'nin afrika kupasında olduğu ve formunun düştüğü dönemde çok iyi oynadı. onun dışında pek forma şansı bulamadı. volkan'ı kedi gibi tutması bonusu oldu. takımın demirbaşı.

    sezonun futbolcusu:
    selçuk inan: her şeye rağmen takımı hem hücumda hem defansta bir maestro gibi yönetmeye devam eden selçuk inan sezonun oyuncusu bana göre. iyi ki varsın be. goller, asistler, penaltılar, frikikler, adamlık, asalet... kelimeler kifayetsiz kalıyor.

    fatih terim: büyük hoca. büyük galatasaraylı. doğru transfer hamleleri, taktiğe göre takım değil takıma göre taktik oluşturması, insan ilişkileri, oyuncu psikolojisini anlama gibi binbir türlü becerisi ile yaşayan efsane. uzun bir süre cezalı olmasına rağmen efsane bir sezon daha yaşattı bize. yeni sezonda efsane devam etsin.

    galatasaray taraftarı: 2 senedir tek bir olay çıkarmayan, tüm tahriklere rağmen takımını destekleyen, içeride dışarıda tribünleri dolduran, koreografide bir dünya markası taraftarın da bu şampiyonlukta payı büyük.

    ali sami yen arena: zeminiyle, ulaşımıyla bu sezon başımıza büyük dertler açsa da 2.5 yaşında ve 2. şampiyonluğunu yaşadı. "here lies manchester united and real madrid" şampiyonlar ligi çeyrek finali gördük. bence ali sami yen ruhunu çoktan kazandı bile. evimiz. mabedimiz.

    sezonun namussuzu:
    direk:
    http://gss.gs/1196921