• 2 gün kalan maç.

    https://gss.gs/Jow.jpg *

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    beraberliğe fit olmadığım maç. çünkü biz beraberliğe fit olunca kaybediyoruz.

    başakşehir'in sezona kötü başlaması ve bizim iyi başlamamız bu maç öncesi pek önemli değil. 17 eylül 2020 neftçi bakü galatasaray maçından sonra bu sabah geldik ülkeye. bugün bir antrenman ve yarın kampa girecek takım. ibfk bir haftadır bu maça hazırlanıyor.

    normalde ibfk deplasmanında 1 puan kötü demezsin ama artık iç saha-deplasman olayı bitti. bu sezon(20-21) her yerde kazanmaya çalışacağız. 3 puan için 1 puanı riske edeceğiz. 40 maç yapacağımız sezonda felsefe bu olmalı.
    ha her maç özelinde beraberlik kötü sonuç değil diyeceğin maçlar olur ama hiçbir deplasmana öyle gitmemeliyiz. çünkü taraftar yok.

    iyi futbol oynayan takımın şampiyonluğunun daha olası olduğu bir sezon bu sezon(20-21). taraftar etkisi yok, sadece futbol olacak. hakemler de bir yere kadar etki edebilir. eğer sahada kalırsak ve iyi olursak bu sezon bizim sezonumuz olur.

    ilk hafta ibfk'yi izledik. bizden iyi değiller. onlar maçı tutmak ve atabilirlerse bir tane atmayı deneyeceklerdir. olayları bu.

    kazanırsak bir anda ibfk ile 6 puan fark yaparak son şampiyonu uzun süre arkamızda tutabiliriz. *

    dilerim maçta yenik duruma düşmeyiz. bu takıma karşı geride oynamayı sevmiyorum. onlar üzerimize gelsin, ağır stoperlerinin avantajını biz kullanalım.

    ilk golü biz atarsak bence kazanırız ve eğer kazanabilirsek ligin ikinci yarısında avrupa'da devam ediyor olursak kendimize puan kaybı opsiyonu yaratabilme imkanını bugünlerden sağlamış oluruz.

    (bkz: hedef 23)

    (bkz: konsantrasyon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • normalde gerçekten yazmayı planlamıyordum.

    hatta bazı arkadaşların "sanki atom parçalıyorsun birader ne bu artistik? futbol çok mu karışık bir spor amk havalara bak?" şeklinde tepki gösterdiğini de biliyorum...

    şu anda bu entryi yazma nedenim de aslında bir arkadaşa bakıp çıkmaktan öteye gitmeyecek.
    neyse başlayalım bence...

    konuşulması gereken ilk konu fatih terim effect...
    nedir bu? derseniz 2019-2020 sezonunun ikinci yarısında ligi hallaç pamuğu gibi atan takımın az biraz farklı versiyonunun, umulmadık isimeler ile net bir oyuna dönmesi. orta saha transferi yapılmamış iken taylan - emre kılınç - belhanda üçlüsünden bir dikey tiki taka takımı çıkarmak her baba yiğidin harcı değildir.

    hocanın sezona şapkadan tavşan çıkartarak başlamasını elbette kimse beklemiyordu ki özellikle hazırlık maçlarındaki görüntü iyi sinyaller vermiyordu.

    burada asıl olayın taylan'ın yeni rolü olduğunu düşünen gruptayım elbette ama hocanın ufak dokunuşunun oyunu nasıl 180 derece değiştirdiğini de atlamamak gerek. seri'nin regista olarak konumlandığı takımda, lemina iki stoperin arasına giriyor ve takım 3-1-3-3'e çeviriyordu. feghouli'nin mariano'ya alan açmak için merkeze kaydığı asimetrik bir 4-1-4-1 oynuyordu. temelde durum buydu. asimetrik düzenin sorunu savunmaya geçişin zor olmasıdır ama takım geçen sezonda bir çok maçta 4-4-2'ye geçerek rakibi karşılıyordu.

    bu sezon ise hoca asimetrik düzenden vazgeçip daha net bir takım ortaya koyuyor. bu da daha az saha içi görev farklılığı demek. kanat oyuncusunun ana görevi neyse onu yapmakla yükümlü. ekstra ihtiyaca cevap vermek zorunda değil. bu oyuna iki şekilde yansır.

    1. savunma düzeninin daha kolay sağlar
    2. oyuncunun daha az efor harcar

    bunun yanında hoca bir kitap gibi takımı giriş - gelişme - sonuç olarak 3'e bölmüş.

    marcao ve luyindama'nın tandemi ile başlayan ve taylan'ın seri kadar derine gelmeden oyun kurulumundaki ilk istasyon olması ile başlıyor her şey. burada bir parantez açalım. galatasaray geçen sezon bazı maçlarda 600 pas yapıyordu ve pas yapmak o takım için bir amaçtı. ancak ne zaman pas yapmak amaç olmaktan çıkıp araç olursa o zaman güzel futbolda beraberinde gelir.

    geçen sezonki takımın böyle bir sorunu vardı pas yapmak araç olmaktan çıkmıştı ve sanki 500 pas yapınca bir gol yazılıyormuş haneye gibi davranıyordu. yataya yayılan paslar sayıyı arttırıyordu ama oyun üstünlüğü gibi gözüken şey aslında kısır bir oyuna doğru evrilmişti. özellikle pandemi sonrası durum buydu.

    bu takım ise yatay pasları sadece oyunun yönünü değiştirmek için kullanan, dikine hareket eden ve pas hızını mümkün olduğunca arttırmaya çalışan bir takımda dönüşmüş durumda. seri'nin top almak için geldiğinde yüzünü dönmek için yaptığı ekstra pası taylan yapmayınca, galatasaray oyunu hızlandırmayı başardı.

    geçen sezon 100 kez topla buluşan seri varken bu sezon buna yaklaşan biri yok.
    geçen sezonu 460 pas ortalaması ile bitiren galatasaray neredeyse 100 pas daha az yapan bir takıma dönüşmüş durumda.

    2019-2020 : https://gss.gs/ayu.jpg
    2020-2021 : https://gss.gs/3p2.jpg

    (bkz: topla buluşma...)
    aradaki farkın bu kadar büyük olması seri'sizlik ile açıklanamaz. galatasaray'ın yataydan, dikeye geçişini simgeler.

    konu burada hocanın taktiksel yeniliğine geliyor.
    hocanın kurduğu v formasyon ile birlikte orta sahadaki 3'lü ile kanatlardaki inside forvetler ile bir v formu oluşuyor. topu şişirmek yok, oyunu kurmak için iki stoperin arasına hatta savunma çizgisinin arkasına gitmek yok.

    https://gss.gs/vn1.jpg

    stoperlerin 5-6 metre önüne konan bir regista, önünde bir advanced playmaker (kanatlardan oyun kurabilen) ve yine orta saha özellikleri olan bir winger (on numara oynamışlığı var) ile 6-8-10 üçlüsü ile takım geçen seneden daha hızlı oynayabilir hale geldi. tabi burada çokça sefer bu takım pozisyon oyunu oynayamaz çünkü o bekler ile zor dememizin üzerinden 6 ay geçmiş ki iki bekte değişmiş durumda. yani galatasaray 7 oyuncu ile hücum edebiliyor. bu işi daha da kolaylaştırıyor ama asıl olay savunmada.

    tüm dizilişler takımın saha üzerindeki savunma pozisyonu üzerinden isimlendirilir.
    rakibi nasıl karşılıyorsan aslında o şekilde dizilirsin. galatasaray rakibi 4-4-2 karşılıyor. geçen seneden farkı ise pres yapabilmesi. şu ana kadar maksimum 20 dakika yapabildi ama rakibi kenar beklerine yönlendiren bunu yaparken de son derece sistematik alan daraltan bir takım izlemek çok zevkli elbet.

    orta saha ve kanatları bu şekilde kullanarak önce rakibi enlemesine savunma boyunu uzatırken arda'nın geriye gelerek oyun kurucu görevine döndüğünde emre'yi arda'nın bulunması planlamış bölgeye sarkması ile rakibi dört 8 numara ile şaşırtmış durumda oluyorsun. taylan'ın baskı yediğinde marcao'nun oyun kurabilme özelliği sayesinde baskı boşa çıkıyor.

    emre kılınç, arda turan, feghouli, belhanda ile oluşan kanat ve 8 numara saha içi rotasyonu sayesinde rakibin markaj şansını en aza indirip, beklerin hücum katkısı ile birlikte bir anda 7 kişi ile hücum eder hale gelince de alan markajını yok ediyorsun. müthiş bir zeka... bunu yapmadan hemen önce de takımı ikiye bölüp 5v5 haline sokuyorsun. şimdi bunu yapmak muazzam bir oyun içi zeka gerektirir. bir organizma gibi hareket etmelisiniz. hocanın oyuncu değişikliği sonrası gelen ikinci goldeki rotasyon oyuncularının olaya dahil olmasına bakarsanız takımın organizma gibi hareket ettiğini anlarsınız.

    rakibi dört dört iki karşılaması da aslında şunu anlatıyor.
    alan parselasyonu her şeydir. hocanın geçen ocak ayından beri yaptığı bir şey bu. şimdi geçen sezon söylenen bir şey vardı ki ben bunu futboldan anlamaya başladığımdan beri söylüyorum. orta sahadan bir oyuncu alıp onu stoper gibi kullanmak orta sahadaki oyuncu sayısını azalttığı gibi savunma anında oyuncuların dengesini de bozar.

    lemina ve seri varken lemina'nın topla alan kat etme özelliğini bu şekilde bir oyunla yok etmiş seri'nin gereksiz derece geriye gelmesi ile oyun akılımız geriye gitmişti. seri'nin en iyi maçı olan fenerbahçe maçında ise bu olmamıştı çünkü lemina stoperi üçlememişti. böylece sayıca orta sahada aşağıya çekilmemişti takım.

    şu an tüm oyuncular yapmaları gereken hücum ve savunmadaki rollerini yeri getiriyorlar ve efor olarak aşağıya gelmiyorlar çünkü ekstra bir yükleri yok. üzerine piri'nin etkisini de ekleyince 70'nci dakikadan sonra bile hala üst seviyede kondisyona sahip bir takım kalıyor ortada.

    bilinçli hücum, hücumun sonlanması ile birlikte daha az pozisyon yemeye başlayan bir takım haline geliyor galatasaray. iki stoper ile savunma yaptığını düşünürsek savunma anlamında 4-4-2'nin parselasyonu olayı başka bir seviyeye getiriyor ki haftalar geçtikçe daha akıcı bir oyun izleyeceğimizi düşünmekle beraber bazı sorunlarda yaşanacak.

    emre'nin şu anki yedeğinin ömer olması, emre akbaba'nın şu düzende ona uygun bir rolün olmaması, arda'nın ve feghouli'nin oyun akıllarının çok yüksek olması ama fiziksel olarak bir o kadar geride olmaları etebo'nun ve olası orta saha transferinin taşları ne şekilde oynatacağı çok büyük soru işaretleri. çünkü şu anda kim çıkar kim girerse sanki tüm büyü bozulacakmış gibi...

    neticede, fatih hocanın saha içine geri dönmesi, full konsantre bir şekilde lige odaklanması, daha düne kadar orta saha konusunda kabus yaşayan taraftara taylan - emre kılınç ve belhanda ile cevap vermesi ve bunu verirken de ligde şu ana kadar oynadığı iki maçında ilk yarılarında büyük üstünlüğü takımın 60-70 dakikaya oyunu yaydığında olabilecekler konusunda heyecanlandırıyor.

    ilk 20 dakika başakşehir'in bir tane bile şutu yoktu. bırakın kaleyi bulmayı şut atamadılar.
    geçen sezonun ikinci yarısındaki maçta ilk 20 dakika 4 şutu vardı başakşehir'in... iki maç arasında çok zaman farkı olmadığı için kıyaslıyorum. ilk yarının sonunda başakşehir'in 3 şutu vardı ve bunlardan sadece biri isabetliydi.

    hocanın ikinci yarıya topu başakşehir'e bırakma tercihini de ayrıca kutluyorum. pası amaçtan çıkarım araç olmaya doğru ivmelenmesini sağlayanda bu zihniyet olacak zaten. çok doğru ve yerinde bir tercihti.

    tüm bunların ışığında orta sahada kimsenin aklına gelmeyecek iki oyuncu ile (taylan'dan regista, emre kılınç'ten sol iç - 8 numara) şapkadan tavşan çıkaran ve hücum planı yok, taktiksel olarak bir şey bilmiyor, pirlo haklı serzenişlerinde bulunan ve takım kaybettiğinde terim istifa diyenlerin bazılarını utandıracak şekilde bir anlayışa büründürdüğü takımı ile hocanın bu sezon rahat bir şampiyonluk almasını istiyorum.

    çünkü saha dışında yaşanan siyasi işlerin saha içine yansıdığı bir dönemde, camia olarak emile zola okumakla övünen gruptan tek ses çıkmazken fatih terim'den ses çıkıyorken tüm bunlarla uğraşırken ne yazık ki saha içine odaklanamadığı bir sezonun hemen ardından, böyle bir geri dönüş imparatorun işidir. tabi ki kaybedecek, kötü oynayacak ama bu zeka pırıltısını görmemek, görüp de kafayı kuma gömmek doğru değil.

    son söz; ışıl ışıl parlayan bir takım... kıymeti bilinmesi gereken koca bir çınar.
    galatasaray şu anda tam anlamıyla bir fatih terim takımdır...
  • "galatasaray bir his takımıdır. renklerine aşık, birbirlerini seven futbolcuların takımıdır. galatasaray feragat ve fedakârlıklarla çalışacak futbolcuların takımıdır. galatasaray şımarıkları, kendini beğenmişleri, yalnız kendini düşünenleri sevmez. kısacası galatasaray, bir halatı hep birlikte çekenlerin, hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır."

    gündüz kılıç

    dakikalar 59'u gösterirken maçı yayınlayan kanalın kameraları falcao'nun saha kenarına oyuncu değişikliği işaretine odaklanmıştı. oyunun galatasaray adına en iyilerinden olan sarrachi rakibiyle girdiği mücadelede yerde kalmış ve baldırını acıyla tutuyordu. fatih terim de kenarda açma-germe yapan oyunculardan linnes hemen yanına çağırmış ve hazırlanma talimati vermişti. norveçli apar topar oyuna girerken, uzak köşeden arjantinli takım arkadaşı yüzünde acı, seke seke oyunu terk etmekteydi. iyi oynarken maçtan ayrılmak kimsenin arzu etmeyeceği bir durumken, bir de sakatlık ihtimali daha da can yakıyordu.

    on üç dakika sonra ise fatih terim, oyunu kontrol etmek için "diri ve enerjik" diagne, babel ve etobo'yu sahaya sürerken, arda, falcao ve feghouli kenara doğru ağır ve yorgun adımlarla yol almaktaydı. işte o an baba gündüz'ün sözü aklıma geliverdi, zira kaptan arda hocasının tebriğini aldıktan sonra doğrudan yedek kulübesine hareket etmiş ve sakatlanan marcelo sarrachi'nin başını geçmiş olsun diyerek öpmüştü... hep birlikte sevinen, hep birlikte üzülenlerin takımı olmuştu galatasaray...

    bu noktada kaptan arda turan'a da bir özür borcumuz olsun; ismi galatasaray ile anıldığında transferine karşı çıkanlardan biriydim, beraber takıldığı arkadaşlarını düşündükçe galatasaray'ın havasını bozacağını zannediyordum ama yanıldım, zira arda takım içinde gruplaşma yapmadı, tam tersi birlik beraberliği sağlamak için tecrübesini kullandı...

    zorlu ve yorucu olması beklenen fikstürün ilk üç maçından galatasaray alnının akıyla çıkmasını bildi. 7 gün evvel gaziantep fk'yı, 3 gün önce de neftçi'yi mağlup ederken, bu pazar da son şampiyon başakşehir'i yendi, hem de bolca alkış toplayan bir mücadele sonrası... darısı diğer maçlara diyelim...

    sezon başı tam takım çalışmanın etkisiyle fatih terim kafasındaki ideal kadroyu kurmuş ve iki lig maçında da aynı oyuncuları sürmüştü ilk devre oyuna. topçular da nasıl ki antep maçında, arzulu ve istekli başladılarsa, başakşehir karşısında da misafirden ziyade ev sahibi havasıyla giriştiler mücadeleye ve çok zaman geçmeden de aradığı golü falcao'nun penaltısı ile buldu galatasaray. belhanda'nın bir serbest vuruş sonrası yaptığı ortada hava topuna yükselen luyindama'nın kafası demba ba'nın iki koluna çarpmış, hakem atilla karaoğlan net gördüğü pozisyonda topu var'a atmıştı. ilk dakika taylan'ın kafasına tekme atan demba ba'ya sarı kart çıkarmak nasıl zoruna gittiyse, galatasaray lehine erken bir penaltı da içine sinmemişti ama pozisyon açık ve netti: penaltı çalınacaktı...

    golün rahatlığı ile daha da özgüvenli oynayan galatasaray, tüm oyuncularıyla maç öncesi hocasının verdiği talimatları harfiyen yerine getiriyordu. emre kılınç ve arda kanatta ve orta sahada bir birine yardım edip, pozisyon değiştirerek oynuyor, marcao luyindama'nın kaptırdığı topa vücüdunu siper edip, arkadaşının hatasını telafi ediyor, belhanda taylan'ın kademesine girip, yatarak savunmadan top çıkarıyor, sarrachi ve omar rakibin iki kanadını etkisiz hale getiriyordu. herkes görevini yapıyor, pozisyonlarını kaybetmiyor ve hal böyleken de ev sahibi istediği kadar oyunu galatasaray yarı sahasına yıkmaya çalışsın, topu ayağında tutsun, fatih'i tedirgin edecek pozisyon bulamıyordu. fatih terim sahadaki topçularının da gayretiyle ilk devre eski öğrencisi okan buruk'u "satranç tahtasında" zor durumda bırakmıştı...

    ikinci devre, okan buruk crivelli ve mbombo'yu oyuna alarak galatasaray savunmacıları arasında ezilen demba ba'nın yanına fransız forveti de ekleyerek ikili hücüm hattı oluşturdu. geçen sezon yine iç sahada 1-1 biten maçta da aynı stratejiyi geliştirmiş ve golü bulmuştu. oyun planını değiştirmek ev sahibinin etkinliğini arttırdı ve pozisyonlar da buldular ama sarı-kırmızılılar oldukça konsantreydi, kolay gol yemeyecekleri belliydi. özellikle 51. dakikada gelişen ani başakşehir atağında topla buluşup hızla kaleye doğru ilerleyen visca'yı taylan kolayca bırakmadı, omuz omuza mücadele edip, kötü bir "al da at" pası atmasını sağladı ve fatih de demba ba'dan erken davranıp mutlak bir golü önledi. mücadele demişken, maç eksiği olduğu gözlenen arda'nın "tecrübesiyle" o çok meşhur kayarak, rakipten top çaldığı bir pozisyonda, feghouli'nin şutunu mert zorlukla çıkarmış, dönen topta falcao pozisyondan yararlanamamıştı.

    ve fatih terim'in rakibi "şah" yaptığı hamle 72. dakikada sahaya sürdüğü enerjik oyuncularla oldu. pandemi sonrası fifa'nın devreye soktuğu 5 oyuncu değişikliği en fazla kulübesi güçlü takımların faydasınaydı ve bayern münih bu sene şampiyonlar ligini kazanırken bunu çok kullanmıştı. ilk devre ve ikinci yarının 10-15 dakikası var gücüyle savaşan alman topçular yorulduktan sonra hans-dieter flick, 4-5 oyuncuyu kenara aynı anda alıp, yerlerine taze kanı sürüyor ve baskı ve pres aynı seviyede devam ediyordu. fatih hoca da oyundan düşmeye başlayan oyuncularını kulübeye alıp, fiziki yönden güçlüleri oyuna dahil edince tekrar oyunda ipleri eline aldı ve çok geçmeden belhanda'nın harika golüyle okan buruk'u "mat" etti. faslı orta saha alkışlanacak bir vuruşla skoru değiştirdi ama golde diagne'den başlayıp emre kılınç'a, ondan babel'e, galatasaraylı futbolcular "aynı halatı birlikte çektiler"...

    farkın ikiye çıkması ve bitime sayılı dakikaların kalması başaksehir'i "duygusallığa" itip, eldeki bütün forvetleri sahaya sürmeye neden olmuş, turunculular savunma güvenliğini ikinci plana atınca maç da orta sahaların kolayca geçilip iki kalede pozisyonların izlendiği bir mücadeleye dönüşüverdi. galatasaray babel ve belhanda'nın geliştirdiği ataklarda diagne ile yararlanamazken, ev sahibi turunculular ise kerim frei ile galatasaray savunmasını zorladılar. önce kerim'in kafa vuruşunu yakın mesafeden çelen fatih öztürk, daha sonra kerim frei'n ortalarında demba ba ve crivelli'nin kafa vuruşlarını da çelerek, "halatın" bir ucundan o da tuttu deplasmanda üç puan kazanılırken...

    gol atan manşetlere çıkar, asist yapan oyuncu golcüden tebrik alır, kurtarış yapan kaleci kale arkasındaki foto muhabirlerine poz verir, topu çizgiden çıkaran savunmacı penaltı atmış kadar konuşulur da, takımın bütün "ağır işlerini" yapan ön liberolar pek fark edilmez. arabanın kaporta parlıyordur, jantlar çeliktir, camlar siyah film kaplıdır da motoru kimse görmez, konuşmaz. taylan antalyalı da başakşehir karşısında takımın "dinamosuydu", savunmayı organize etti, takımı atağa kaldırdı ve haklı olarak maç sonu fatih terim'den hak ettiği övgüyü aldı. yolu daha uzun genç oyuncunun ama arkasında fatih terim varken, aynı tempoyla çalışıp, saha içinde de elinden geleni yaptıkça çok daha iyi yerlere gelecektir...

    maçın hakemi atilla karaoğlan'ı maç sonu yayıncı kuruluşla verdiği demeçte fatih terim tebrik etti ama bana göre çok daha başarılı değildi, özellikle skirtel'in falcao'ya yaptığı harekette penaltıyı kaçırması, marcao'nun dirseğinde sarı kartı vermemesi ve demba ba'yı oyunda tutması gözlemciler tarafından hanesine eksi puan olarak yazılacaklar anlardı...

    kaynak ve maçtan fotoğraflar: http://ultrasmovement.blogspot.com/...r0-2galatasaray.html
  • bu sene elimden geldiğince tüm galatasaray maçlarını yorumlamaya çalışıyorum. uzun bir taktiksel analiz olacak, sıkıcı olmasın diye görsellerle ve verilerle desteklemeye çalıştım.

    bu maçı ben 2 evrede yorumlamayı uygun gördüm. geçmiş ve bugün olarak kabaca iki başlık altına toplayabiliriz.

    geçmiş:
    okan buruk ve başakşehir fk birlikteliği galatasaray ile 2 maç yaptı. birincisi 22 kasım 2019 galatasaray başakşehir maçıydı. maç 1-0 başakşehir üstünlüğü ile tamamlandı ve galatasaray'ın uzun süreli evinde yenilmeme serisi sona erdi. şimdi o maçta okan buruk'un çıkardığı kadroya bakıyoruz.

    https://gss.gs/0eR.jpg

    okan buruk bu maça 3 merkez orta sahanın yanında, merkez orta saha özellikli irfan can'ı kanada çekerek, hem orada bir oyun aklı yaratmaya, hem mariano-feghouli ikilisine daha dirençli bir defans hattı kurmaya, hem de irfan'la topu tutmaya çalıştı. irfanın merkeze kayan oyun stili, arkasında top tekniği ve oyun bilgisi iyi olan clichy'nin önünü rahatlattı, 2.yarı da ise guldbrandsen ile fişi çekti.

    ikinci maçta ise yani 28 haziran 2020 başakşehir galatasaray maçında ise başakşehir eksik galatasaray karşısına ideal düzeniyle çıktı. ancak galatasaray tarafından oynanan oyunun başakşehir'i sürklase etmesi nedeniyle, okan buruk hemen 2. yarı başında, ligin ikinci yarısında çokça denediği 4-4-2 düzenine döndü ve belki de maçtaki en dominant 15 dakikasını oynadı. 51. dakikada aleksicin golü bulması verim verse de, galatasaray'ın forvetsiz çıktığı maçta ilginç efektif oyunu skoru 1-1 yapmıştı. maçın ilk 11'lerini burdan görebilirsiniz.

    https://gss.gs/jKG.jpg

    bugün:
    bu bilgiler ışığında maçın 11'leri sistemlere düştü ve bu 11'leri şöyle yorumlayabiliriz. öncelikle başakşehir 11'ine bakarsak

    https://gss.gs/40A.png

    okan buruk, geçen sene kendisine 1-0 deplasman galibiyeti getiren sisteme benzer bir şekilde oyuna çıkmak istedi. sol kenar oyuncusu chadli henüz hazır değildi. elinde hazır olan merkez orta sahalardan irfan can yerine bu sefer aleksic'i kenara kaydırmayı tercih etti ki belki de aleksic'in kariyerinde bu mevki neredeyse en az oynadığı yerlerden biri. ancak burada bazı hataları oldu.

    1) geçen sene kendisine galibiyeti getiren düzende merkez üçlüsü, azuibuke-mahmut tekdemir ve mehmet topal'dı. bu üçlü bu hafta sahaya berkay-irfan-mahmut üçlüsüne göre defansif açıdan daha kompakt, maç tecrübesi açısından daha tecrübeli, fizik açısından daha güçlü ve kondisyon açısından daha diriydi. azuibuke-mahmut ve mehmet rakibi oynatmamak üzerine daha başarılı bir üçlü şüphesiz.
    2) clichy-hasan ali kaldırım farkı. 14 eylül 2020 atakaş hatayspor başakşehir maçında görmüştük ki, visca'nın kontrol altına alınıp, tüm atak yükünün hasan ali kaldırım tarafına yıkılması başakşehir'in yaratıcılığını önemli derecede etkilemişti. fatih terim'in kayıtsız şartsız her maçta edin visca'yı çok iyi sindirdiği düşünülünce, atak yönünün başakşehir soluna kaymaması imkansızdı. ancak burada da bir farklılık vardı, ne aleksic sol merkeze dönük kenar oynamayı irfan kadar iyi biliyor, ne de hasan ali clichy kadar başarılı bir şekilde oyun kurulumu ve yönlendirimi yapabiliyordu. hele bi de bu sene denklemde, defansif zaafları olan mariano yerine galatasaray sağ bekinde bir lokomotif edasıyla oynayan omar olunca başakşehir'in 2 kanadı da kesilmiş oldu.

    bugün için ön bilgi açısından galatasaray teknik yönetimi:
    1)fatih terim belli ki bu sene aşırı hırslı ve odaklanmış bir şekilde çalışıyor. kampın açılmasından beri, olası orta saha transfelerinin gecikeceğinin farkında olsa gerek ki, taylan ve jimmy durmaz'ı hazırlık maçlarında 6 numara oynarken gördük. seneye de taylan'la başladı ki şuan tüm spor camiası taylan'ın farkını konuşuyor.
    2)fatih terim geçen sene bi türlü hızlanamıyor, topun dolaşım hızını galatasaray istediği kadar yükseltemiyordu. geçen sene hız sorunu çözümü için ömer bayram'ı merkez orta saha rolüne çekti ve kısıtlı yetenekli, kısıtlı teknikli, yüksek hızlı ve yüksek azimli bir oyuncudan ligin en çok asist yapan ikinci oyuncusunu yarattı.
    3)bence kesinlikle fatih hoca, guardiola'nın david silva, de bruyne, bernardo silva gibi 10 numara özellikli kanat oyuncularından 8 numara yaratması olayından etkilenmiş (bunu taaaa 1.5 sene önce bir entrymde belirtmiştim ancak fiziksel olarak bir entry'e bkz veremiyoruz diyebiliyorum, isteyene özelden mesaj atarım) ve acaba sağda mı solda mı oynar denen emre kılınç'ı merkez orta saha rolüne yetiştirmiş. bunda yine geçen sene ömer bayram'dan aldığı verimin kendisini pozitif etkilediğini düşünüyorum.

    galatasaray ise maça şu 11 ile başladı.

    https://gss.gs/7Rj.png

    fatih terim, bu maça kazanan kadroyu korudu ondan böyle çıktı demek işin biraz kolayına kaçmak olur. şimdi asıl galatasaray ne yaptı ona bakalım.

    https://gss.gs/JeI.jpg (görsel matchstudytr.com adresinden alınmıştır.)

    1)terim visca tehdidine karşı daha çok önlem alıp başakşehir'i yeteneksiz sol kanadına hapsetmek istedi, buna bağlı olarak da saracchi'yi orta saha çizgisinin biraz daha gerisinde gördük.
    2) saracchi'nin daha geride kalması takımın genişlemesine engel olacağı için arda'yı daha kenarda, omar'ı daha çizgilere basan, feghouli'yi daha içerden konumlanan bir pozisyonda gördük.
    3)arda'nın kenar oynaması takıma oyun aklı getirirken, başakşehir sağ kanadına gerçekleştirilecek half space koşu eksikliğini emre kılınç ile gerçekleştirdiğini izledik.
    4)takımın ana pas istasyonları da arda-saracchi ve belhanda-omar oldu ki ikisinde de amaç emre kılınç ve feghouli'yi kaçırmaktı.

    ikinci yarıya 1-0 önde giren galatasaray'a karşı okan buruk'un hamlesi hasan ali'yi değiştirip felç olan sol kanadı kurtarmak (fenerbahçe'nin 7 sene tahammül ettiği hasan ali'ye okan hoca 135 dakika anca tahammül edebildi.) ve geçen sezon 2.maçında kendisine gol getiren 4-4-2'ye dönmek oldu ve bu dönüş ile birlikte 45-60 arası başakşehir, galatasaray oyun sistemini ve pas kanallarını çözene kadar oyuna hükmetti. açıkcası ben başakşehir'in bu periyotta karşı bir hamle gelmez ise gol bulacağını düşündüm çünkü visca'yı tutmakla görevli marcao-saracchi ikilisi, çiftlenen forvet ikilisi ile adam paylaşımında hata yapmaya başladı ve pozisyon verdik. bu sırada hiç istemeyerek söylüyorum bunu gerçekten özür dilerim, bu maç özelinde "hayırlı bir sakatlık" oldu ve saracchi-linnes değişikliğini gördük. linnes defansif açıdan hem daha kuvvetliydi, hem de kenardan adam paylaşımı hakkında direktif alarak girdiği için anında sol kanadı toparladı. saracchi'ye çok geçmiş olsun ancak bu maça devam etse gol yeme ihtimalimizin olduğunu düşünüyorum. gol bulamadıkça direnci hem fiziksel hem de mental açıdan düşen başakşehir, 60 sonrası galatasaray kulübesinden gelen kaliteli ayakların top tutumu ve hızlı atağa çıkımı ile birlikte darmadağın oldu ve hem 2'yi yedi hem de 3 ve 4ü yiyecek pozisyonlar verdi ve maçı galatasaray 2-0 kazandı.

    maçın adamı: favori younes belhanda, plase fatih öztürk, sürpriz mbaye diagne.marcao da çok sağlamdı
    maçın hayal kırıklığı: edin visca ve aleksic.

    uzun oldu, okuyan herkese teşekkür ederim.