Türkiye Süper Lig 11. Hafta Karşılaşması
21:00 Ali Sami Yen Arena
2 - 2
  • kendi evinde 3 mactir fenerbahce’yi birak yenmek gol dahi atamayan bir takim varken, milletin ”gömecegiz, ezecegiz, 7-0” gibi tuhaf tuhaf yorumladigi karsilasma. fenerbahce’nin derbi basarisini ve derbi sansini bir kenara atmamak lazim. 1-0 olsun bizim olsun maclardan biridir.

    ligde oynadigi son 5 resmi macta kendi evinde erzurum’u zar zor yenmis, bursa’ya yenilmekten son anda kurtulmus, deplasmanda resmen ezilerek akhisar’dan 3, malatya’dan 2 yemis, gol dahi atamamis ve son dakikalarda attigi balik golle antalya’yi 1-0 zar zor yenmis bir takimin sahaya cikacagini unutuyorsunuz. fenerbahce rezil durumda olabilir ama galatasaray da mukemmel bir durumda degil. fenerbahce son 5 macta galatasaray’dan daha fazla puan almis. ayaklariniz yere bassin.
  • kazanacağımızı tahmin ettiğim derbi. bugüne kadar herkes gibi ben de bazen tahminlerimde haklı çıktım, bazen yanıldım ama kağıt üzerinde eksiklerimize rağmen bu maçı kazanacak güce gayet sahip olduğumuzu düşünüyorum.

    ilk faktör "şu ara" ne kadar eleştirsem de fatih terim. hocanın türk telekom arena'da şimdiye kadar normal sezonda fenerbahçe, beşiktaş, trabzonspor ve hatta başakşehir'e karşı çıktığı büyük maçlardaki performansı 11'de 11. bir daha yazayım; 11'de 11. sadece 2011-12 sezonundaki süper finalde oynanan 3 maçı da kazanamadık. o maçlarda da galibiyeti hak eden taraf olmamıza rağmen 2 beraberlik, 1 yenilgi aldık. tek yenilgimiz de herkesin hatırlayacağı üzere bir futbol mucizesi olan 22 nisan 2012 galatasaray fenerbahçe maçı.

    ikinci faktör takımın türk telekom arena'daki lig performansı. son iki sezonda 22 maçta 20 galibiyetimiz ve sadece 2 beraberliğimiz var. futbolla ilgilenen herkesin iyi bildiği üzere galatasaray, içerde farklı oynayan bir takım. bu durumun takıma verdiği özgüven de cabası. işin bir diğer güzel tarafı da fenerbahçe'nin deplasman performansı. şimdiye kadar lig+avrupa'da çıktıkları 8 deplasman maçında sadece 1, o da 1-0'lık konyaspor galibiyeti almışlar. bu maçların 5'inde gol dahi bulamazken, ligde de sadece kazandıkları maçta gol atabilmişler. bizim iç sahadaki defans performansımız da epey iyi bu arada. lig+avrupa'da toplam 7 karşılaşmada sadece 2 gol yedik ve bu 2 gol de penaltı.

    üçüncü faktör bana göre fenerbahçe'nin orta sahası. mehmet topal - jozef de souza gibi sert ve defansif bir ikili sonrası elif elmas - jailson ikilisi n'diaye - donk karşısında yumuşak kalacaktır. kaldı ki jozef benim için fener'in en iyi ve en sağlam oyuncusuydu. yeri doldurulamadı ve devre arasına kadar da doldurulamayacak. bizdeyse eksikler malum. serdar aziz, onyekuru ve eren'in son durumu henüz belli olmadığı için kesin bir şey diyemiyorum ama şu maçta sağlıklı bir fernando, nagatomo ve emre akbaba epey fark yaratırdı. yerlerine oynayacak oyunculardan ömer bayram soru işareti, donk elinden geleni yapar ama sağda kim iyi bir performans verebilir muamma. onyekuru yetişirse gözüm kapalı yazarım zira sinan gümüş maalesef ilk 11'de yedekten gelip verdiği katkının yarısını bile veremiyor. defansta da serdar aziz'in bir şekilde oynaması lazım. her şeye rağmen rakip fenerbahçe ve linnes-maicon-ozan-ömer bayram hattına karşı elbet bir şeyler üreteceklerdir.

    bir de işin ikili maçlar kısmı var. bakın fener'in bize önemli bir üstünlük kurduğu 2000-10 dönemi bitti. insanlar hala o süre zarfında fenerbahçe'nin bize aldığı bol gollü galibiyetleri hatırlıyor ama fenerbahçe'nin 2010 itibariyle bize karşı 3 gol attığı bir maç bile yok. 2010'dan beri oynanan 23 derbide fener'in 9, bizim 7 galibiyetimiz var. 7 de beraberlik söz konusu. gayet de dengeli bir durum. biz biraz daha kupa maçlarında öne çıkmışız, fener ise lig maçlarında ama bu süre zarfında fenerbahçe'nin bize karşı türk telekom arena'da oynanan 9 maçta da üstün oynadığı tek bir maç bile yok. tahmin edersiniz ki; tarihin en kötü başlangıcını yapmış takımın da bunu yapma şansı yok. iki son dakika galibiyeti, bir de mucize galibiyetleri var. adamların tek dayanağı da bu zaten ama papaz her zaman pilav yemez sevgili sözlük. tarihimizin en kötü zamanlarında bile sizi yendik diyen adamları yine çok kötü oldukları zamanda burada 3'lük yapıp silindir gibi ezmişliğimiz de var.

    uzun lafın kısası bu takıma güvenin ve inanın. hepberaber başaracağız.
  • bir taç yüzünden galatasaray puan kaybetmemeli diyorum ama sonra aklıma ilk gol öncesi elif'e çalınan uydurma faul geliyor. hadi bunu da es geçeyim diyorum aklıma bu kez geçen seneki 22 ekim 2017 galatasaray fenerbahçe maçında milyonların saniye saniye gördüğü ama bir tek cücü ve yancısı tarık ongun'un görmediği hasan ali'nin elle oynayıp penaltı çalınmayan pozisyon geliyor. yahu onu da geçeyim diyorum; 13 nisan 2016 galatasaray fenerbahçe maçında podolski'nin attığı %100'lük golü aleks taşçıoğlu'nun ofsayt diye kestiği pozisyonunu hatırlıyorum. ulan hepsini geçiyorum aklıma 18 ekim 2014 galatasaray fenerbahçe maçında yarım metre taca çıkan toptan attıkları gol gözümde beliriyor.

    kimse kusura bakmasın. dünkü maçta hakemi es geçiyorsanız büyük yanılgı içindesiniz.

    ekleme: hakem yüzünden berabere kaldık demiyorum, sadece hakem es geçilmesin diyorum.
  • mümkünse sözlükte yorumlanmaması gereken maç.

    sağolsunlar yazarlarımız sayesinde fenerbahçe bize 6-7 gol atacak gibi düşünüyorum artık. hocası olmayan ve 10 maçta 9 puan toplayan takım biziz sanırım.

    rehavete girmeyelim ama şu maç için dahi olumsuz konuşuyor ve çekiniyorsak kapatıp sözlüğü gidelim. bu takımdan hiçbir halt olmaz demektir bu.
  • sahada bildiğin yumruk yumruğa kavga çıktı amk.

    sizin allah bin belanızı versin, 2-0'dan aptal aptal maç veriyorsunuz sonra da zorunuza gidiyor kavga ediyorsunuz.

    kimse kusura bakmasın ama fenerbahçe galibiyeti kaçırdı.

    tribündeki lakayt taraftarıyla, siktiri boktan futboluyla, gamsız oyuncularıyla nefret ettirdiniz iyice takımdan.

    en az 2 tane kırmızı kart kesin.
  • 25 gün kalan maç.

    http://gss.gs/t1s

    maç sonunda yukarıdaki gibi hissetmek dileğiyle.

    eğer bu maça şımarık çocuklar gibi havalı havalı çıkar ve "kümede kal fenerbahçe ehe ehe" falan çekersek 22 aralık 1999 fenerbahçe galatasaray maçından önceki gibi 3 atıp 1 sayacağız falan dersek hedef 22 yolunda ağır darbe alır, fenerbahçelilere de gün yüzü göstermiş oluruz.

    fenerbahçe'nin tarihinden aldığı gücü, büyük takım olduğunu ve derbilerdeki psikolojik üstünlüğünü unutmadan iyi hazırlanıp basıp geçmemiz gerekiyor.

    2017-2018 sezonu'nda evimizde 17'de 16 yapmış tek puan kaybını da o dönemki kötü fener'den almıştık. 22 ekim 2017 galatasaray fenerbahçe maçına yine handikap yapma motivasyonuyla çıkıp eksik de kalınca 1 puana sevinmiştik.

    bu sebeple bu maça giderken puan durumu ne olursa olsun, ezeli rakibimizi küçümsemeden hazırlanacağız ve rencide edeceksek de bunu sahadaki oyunumuzla yapacağız.

    inşallah vurduğumuzun gol olduğu güzel bir derbi olur. şaka maka az kaldı.
  • oynanmasına iki gün kalan maç.
    maç bittikten sonra çoğu galatasaraylı, "ya kardeşim ben de gözümde büyütüp durmuştum bu maçı. bir şey zannettim. boşu boşuna strese sokmuşum kendimi. rahat bir şekilde oynadık ve kazandık işte." diyecek.
    ben maçtan çok maçın tekrarını seyredeceğim zamanı düşünüyorum açıkçası.
    galibiyetimizle sonuçlanacak olan maçın tekrarını, sütlü kahve ve rulokat eşliğinde seyretmeyi planlıyorum.
  • hakem ile 2 gol atıp, maç sonu kasıtlı olarak kaos çıkarmak suretiyle, şampiyonluğa oynayan takımımızı yaraladılar. ali sami yen’de alınan beraberlik ve bizi ittikleri sözde kaos onlar için büyük bir başarı. şimdi bu afyon ile yollarına devam edecekler. biz as takımın yarısı yokken 10 kasım 2018 kayserispor galatasaray maçı ile küllerimizden doğarak kaos beklentisine reaksiyon verdik. bunlar ise bu afyon ile uzun vadede çok büyük zararlı çıkacaklar ve allah’ın izniyle derbinin kazananı aslında galatasaray olacaktır.
  • oynanmasına 4 gün kaldı.
    bu maç konusunda çok şey konuşulacak ve hiç şüphesiz ki çok şey yazılacak.
    sakatımız çok. son oynadığımız maçlarımızda istediğimiz sonuçları alamadık.
    ama bu maç sıradan bir maç değil ve işin güzel tarafı, bu maçın sıradan bir maç olmadığını bilen bir teknik adam, yani imparator fatih terim takımımızın başında.
    bu maçı kafasında binlerce kez oynamış olan ve oynayacak olan bir hoca başımızda.
    sakat oyuncularımızın son durumunu bilmiyorum.
    kimin oynayacağını bu günden de bilmek çok güç.
    ben her şeye rağmen hocamıza, teknik ekibimize ve takımımıza sonuna kadar güveniyorum.
    biz galatasaray'ız.
    biz zor günlerin adamıyız.
    çıkacağız, oynayacağız ve kazanacağız.
    evet, kazanacağımızı iddia etmekten de imtina edecek değilim.
    sinmenin alemi yok. temkinli konuşmanın, "top yuvarlaktır.", "derbilerin favorisi olmaz.", "büyük lokma ye, büyük söz konuşma." gibi yuvarlak laflardan da uzak duruyorum.
    bu derbinin favorisi galatasaray'dır.
    elbette avantajlı taraf biziz.
    seyirci var, hoca faktörü var, sahaya kim çıkarsa çıksın, aslan gibi oynayacak 11 aslanımız var.
    sinerjisini takıma gönderecek milyonlarca galatasaraylı var.
    yok bir de favori olmayacak mıydık allah aşkına?
    onlar bizden korksun.
    ilk dakikalardan itibaren oyunu ele alıp; gereken skoru alacağız.
    sabaha kadar oynansa da kazanacağız.
    skor tahminini de sonra yaparız.
    fatih hocamdan tek bir ricam var.
    sinan gümüş oynamasın. başka da bir şey istemiyorum.
  • neustadter (1,90 cm), skrtel (1,91 cm) göbeğine karşı yine yüksek orta atmak, geriden top şişirmek gibi saçmalıklar yapmayız umarım. eren dahi oynasa bu ikili eren'e kolayca fiziksel üstünlük sağlar. aksine yerden çabuk oynayarak, her hızlı hücum ettiğimizde tehlike yaratırız. hele onyekuru'nun sahada olması çok önemli. garry de gününde olursa bu ikili fenerbahçe'nin ağır stoperlerini her türlü zora sokar. hiçbir şey yapamasalar, birebir oynasalar dahi en kötü faul alır, çok rahat kart aldırırlar. hoca umarım bu hafta garry ve henry'i bu konuda özel olarak çalıştırır.
  • olaylar ve hakem konuşmayacağım. kendi evimizde lig 15.si ve hocası olmayan rezil fenerbahçe'ye karşı 50.dakikada güle oynaya 2-0 yapmış iken. bırak fark atmayı(ki olması gerekendi) bide kazanamıyorsaki, yazıklar olsun... bu kadar net. fatih hocayada bu kadro ve yönetimle allah sabır versin. bugün hocayıda eleştirdim hataları vardı ama şu takımın en az sorumlusu o.
  • bu maçtaki puan kaybının sorumluları;

    1- forvet almayan yönetim, kalbur üstü bir forvet olsaydı şu maçta fıratı feneri üst üste koyardık.
    2- fırat, 2-0 olduktan sonra resmen fenere çalışmaya başladı, malum pozisyonları söylemiyorum bile,
    3- taraftar, 60. dk da oley çekersen durduk yere rakibe gaz verirsin,
    4-muslera, e be abicim ne gerek vardı o penaltıya bu kaçıncı,
    5- belhanda, birader haksız taç verilmiş olabilir oyuna küsmeye ne hakkın var pozisyonu bıraktın golü yedik.
  • tarih 6 nisan 2013. yer türk telekom arena.*
    ve öncesi: tarih 25 şubat 2013. yer yine türk telekom arena.*

    aynı sezon içerisinde yaşanmış iki "destansı" maç ve akabinde gelen şampiyonluk. öncelikle ordu maçında sahadan atılan terim ve 2-0 dan maçı çevirişimiz. yapılan haksızlıklara işaret etme, taraftarı konsolide etme ve terim'in cezasının ertelenmesi. sonrasında gelen mersin maçı. yine terim'in atılması, maçın yine 1-0 geriden gelerek kazanılması ve maç sonunda hakemler, federasyon, eskisinden daha hırslıyım açıklamaları ile yine taraftarı kenetleyen bir terim.

    o sezon bize şampiyonluğu getiren maçlardı bunlar. kendi taraftarını ateşleyen açıklamaları ile bütün şimşekleri üzerine çeken terim, takım ve taraftar üzerindeki ölü toprağını atmayı başarmış; tıpkı akp gibi saflarını sıklaştırmıştı. kendi sahasında mersin gibi ordu gibi takımlara karşı vasat futbol da oynasa, kendi yarattığı illüzyonu ile şampiyonluğu süpürmüştü.

    ancak bu tavrın bazı sonuçları olacaktı. özellikle mersin maçından sonraki teknik ekipteki küheylan tavırlar, galatasaray yönetimi ile arası yavaş yavaş gerilen terim'in ipinin çekilmesi ile sonuçlanan olaylar silsilesinin meşalesini yaktı. önce abdurrahim albayrak ile sonrasında ise terim ve ekibi ile yollar ayrıldı. bu ise şampiyon olan takımın sonraki sezonlarını bir anlamda çöpe atmış oldu.

    eğer ki terim'in milli takım, yıldırım demirören ilişkileri olmasa taraftarda yönetime karşı daha da büyük tepki olacak ve terim bu durumdan hiç yara almadan çıkacaktı. en azından terim'in 3. galatasaray dönemi sonrası yaptıkları taraftarın biraz olsun gazını aldı ve yolumuza bir şekilde devam edebildik. zira taraftar nezdinde galatasaray sevgisinden ziyade terim sevgisi görmekteydik. her şeye rağmen çok sevilen başarılı bir başkan bir tarafa, galatasaray efsanesi bir teknik adam diğer tarafa savruldu. olan galatasaray'a oldu.

    yıllar yılları kovaladı, terim milli takımdaki güç dengelerini ayarlayamadı, siyasi endikasyonları hesaplayamadı. kısacası son milli takım kariyerini doğru inşa edemedi ve nihayet kavga gürültü ile bitme noktasına geldi. terim azmi ve hırsı yeniden toparlanmayı gerektirir. tam da ihtiyacı olan ortam galatasaray'da mevcuttu ve tıpkı kendisi gibi galatasaray da bitme noktasındaydı. bu ikilinin ten uyumunu bilen taraftarın, demokles'in kılıcı (sinan engin buna demokrasinin kılıcı diyor, teallam) gibi galatasaray'ın üzerinde duran terim faktörünün yeniden bir araya gelmesi için uğraşması sonucunda 4. terim dönemi başlamış bulunmaktaydı.

    yeniden toparlanmak, toparlamak için geldiğinin bilincinde olan terim mahkemelik olduğu federasyon bünyesinde oynanan ligde bir teknik adam olarak öncelikle o olgun ve vakur duruşu ile arz-ı endam etti. önce gönülleri fethetti. sonra şampiyon oldu gücüne güç katarak yeniden ünvanına kavuştu. imparator...

    bu esnada yönetim değişti fakat terim'in gücünden faydalanma prensibi değişmedi. bütün anahtarı teslim almış bir şekilde, taraftarı belki de hiç olmadığı kadar arkasına alarak kasırgaya dönüştü. şampiyonluk kutlamalarında imparatorluk hanedanı gibi kızları, torunlarıyla boy gösterdi. kendi kontrolünde olan transfer politikalarının işlememesine rağmen taraftar hiçbir şekilde terim'e toz kondurmadı. maicon ve donk ikilisi forvet oynarken kimse ne yapıyorsun demedi, üstelik sihirbaz ilan edildi.

    vee son olarak bu maçta yapılan koreografi ile bu kulübün sahibi sensin denildi. işte tüm bu vaziyet-i ahval içerisinde maç sonunda sezon başından beri (porto maçı* hariç) top oynamayan takımını, çok büyük eksikleri olan ve 3-4 maçtır kazanamayan ekibini hasır altı etmek suretiyle sazı eline aldı. yine başta bahsettiğim maçlardaki tavırları takındı ve tabiri caizse son kozunu oynadı. daha evvel ocak ve haziranı işaret etmişti. transferi hedef göstermişti. sonra sürekli sakatlanan oyuncularını işaret etmişti. şimdi de son olarak hakemleri ve federasyonu işaret etti. bundan sonra hedef; taraftarı kenetleyerek, futbolcuların aşırı mücadeleleri ile bezeli, konsantrasyon soslu bir sezon. bütün bu durumun tam da bu maçtan sonra olması tesadüf değil. fenerbahçe maçı'nın yaratacağı etkinin gücünü hafife almamak gerekir.

    peki bu durum bizi bu sezon kurtarır mı? bütün şimşekleri üzerine çeken terim ile içeriden sorunlar yeniden baş gösterir mi? yönetim her fırsatta taraftar tarafından dayak yerken terim'in omuzlarda taşınması sorun olmaz mı? bunların hepsinin cevabını zamanla öğreniriz. yaşadıkça tarihin tekerrür huyunu vurgulamaktan başka elimizden bir şey gelir mi, hep birlikte görürüz.

    bu maç bana iyi gelmedi, taktik-teknikten başka yerlere kaydık yine camia olarak. sonumuz hayrolsun...
  • fenerbahçe yeni malatya ve göztepe maçlarını tabir-i caizse tek topla kaybetti. net bir pozisyon vermişlikleri yok bir şey yok, birinde volkan'ın hatası birinde yayın dışından muhteşem bir şut ve 2 mağlubiyet. ne kadar iç sahada da oynasa beşiktaş'a karşı da üstünlük kurdular ara ara. yenilen gol dahi yine uzaktan şut, kontrayla yenilmiş pozisyon ya da oyunu geride kabul ederken değil. bir tek kayseri maçında ezim ezim ezildiler onu da kaybettiler zaten. puan durumuna bakıp 3 atarız 5 atarız demek bence gerçekçi değil o yüzden. fenerbahçe yine sıkı bir orta saha kurgusuyla oynayıp bizi bozmaya çalışacaktır beşiktaş ve başakşehir maçlarındaki gibi. kendilerine olan lig derbilerindeki şanssızlığımız ve uzun süreli galibiyet hasretimiz de düşünüldüğünde 1-0 galibiyet çok iyi bir sonuç olur.

    ayrıca, hiçbir maç oynanmadan kazanılmaz. şu anki gündemimiz;

    (bkz: 19 ekim 2018 galatasaray bursaspor maçı)

    olmalı.
  • arefesinde yine fener'in dibe vurduğu bir maç daha geldi çattı.
    ne varki, bu sefer biz de kısmen onlara benziyoruz.
    farkımız, biz ama öyle ama böyle biraz daha fazla puan topladık.
    oynanan oyun kalitesi olarak adamlardan halliceyiz.
    kabul, zaten kadromuz kısıtlı.
    kabul, sakatımız çok.
    ama ne olursa olsun gözünüzü seveyim, sahaya çıkan takımın da ortaya somut şeyler koyması gerekmez mi?
    kadro ne olursa olsun, şimdi fener maçında
    icraat bekliyoruz takımımızdan.
    etkisiz, silik, ve ne oynandığı belli olmayan bir oyun görmek istemiyorum artık.
    siz biraz çaba gösterin yeter, maçı zaten taraftar alacak...