• 582
    orta saha çizgisinin gerisinde dünyanın geçiş hücumu konusunda en usta ayaklarından salah’ı boş bırakıp 60 metre top sürdürüp gol yiyen takımımızın maçı.

    salah ile en yakın oyuncumuz arasında 5 metre var, olm adamı niye savunmuyorsunuz? halı sahada böyle hata yapsan halı sahaya o adamı tekrar çağırmazlar.

    yani bazen bazı şeyler küfürsüz yazılamaz da, zorlamıyorum zaten, yani bu nasıl bir amatörce hatadır ya. şampiyonlar liginde oynayacak takım böyle hata yapar mı?

    top ayağından kaçar yersin, bir yerine çarpar rastgelir yersin de böyle gol yiyemezsin.

    resmen çıldırmış olmalısınız.
  • 583
    lizbon maçı bunlara büyük akıl vermiş zaten. kendi evlerinde kendi seyircileri önünde hücum düşünmediler bile.

    geride beklediler. biliyorlar ki biz allah ne verdiyse öne çıkacağız. mutlaka arkası boş olacaktır. bunları da iyi değerlendirdiler.

    asıl sorun ise biz neden ev sahibi geride beklerken komple önde basıyoruz? topu ayağımızda tutsak bile yeter. karşımızdakinin gücü belli.
  • 584
    hiçbir şey okumadım, biraz sakinleştim. yunusumuzun hatası olmasa ve 1/0 başlamasak başka şeyler konuşuyor olabilirdik.

    rakibin 1/0 önde başlaması, hoca değişikliği, uğurcan karın ağrıları ile birlikte osimhen'in olmaması gibi etkenlerle maçın hikayesini sezondan ayrı değerlendirmek gerekiyor.

    ne bu trabzon'dan bize rakip olur ne de diğer takımlar, bugün öz eleştirimizi yapıp sezon sonu şampiyon olmak için çalışmamız gereken bir günü geride bıraktık.
  • 585
    berbat oynayıp 4-0 mağlup olduğumuz maç. maçın akabininde bütün futbolcularımız eleştiriliyor fakat trabzonspor’un ilk 11’inde melih kabasakal ve mustafa eskihellaç vardı. hatta ben nwaiwu ve pina’yı da beğenmiyorum. hakem’in sane’ye yapılan müdahaleye vermediği bir kırmızı kart var. fakat sonuca etki etmeyeceğinde bence hepimiz hemfikiriz.

    maç boyunca üretkenliğimiz dipte olduğu gibi yaratıcılığımız da berbattı ve en net pozisyonumuz ofansif katkısı oldukça kötü olan jakobs’un ironik şekilde driblingi ve harika şutu ile geldi. bu maçı ben direkt okan buruk’a yazıyorum. kaç senedir bu takımın başında. emekleri için teşekkür ediyoruz, başarılı da buluyorum fakat artık kronikleşen bazı düşüncelerini tamamen bırakması lazım. lig bu sene hataları tolere etmeye daha az meyilli.

    senelerdir eksik olduğu değişiklik konusu, orta sahayı geri plana atması, futbolcuların form durumlarını geri plana atması ve geçmişlerini ön planda tutması gibi yanlış davranışları tekrarlamamalı. aynı hatalarla başarısızlık ile cesurca yaptığı hatalar aynı kefede değildir. denedim olmadı demesi için taraftarda kredisi çok fakat aynı hataların kredisi çok az. hepimizin derdi galatasaray kör göze parmak hatalar can sıkıyor. cesurca hata yap ve hakkıdır, tutmayabilir diyelim.
  • 586
    bu maçı kazansaydık ligin kalanında bize maç kazandırmayacak bir tff ve hakem yapısı olacaktı. gözünüzü açın başka galatasaray yok. dün bir röportajda “lütfen gsyi yenin” diyen güçlü bir adam ve maç günü tribünlerde salah transferinin sponsoru bulunuyordu. tekrar ediyorum bu maçı kazanabilirdin ama ligin kalanında başka şeyler yaşardın.
  • 587
    okan buruk: "thomas reis'in bulgaristan'da nasıl oynattığına biraz baktık. ilk 11'i görünce daha geçiş oyuncularıyla oynamaya çalışacaklar. ilk 11'den bunu görüyoruz."

    maç öncesi okan buruk hocamızın vermiş olduğu röportajı sizinle paylaşarak bir şeyler yazmak istedim. zira çok sıkıntılı geçeceğine emin olduğum bir karşılaşmaydı fakat okan hocamın bu açıklamasından sonra bir nebze olsa rahatladım.

    fakat 90 dakika boyunca izlediğimiz galatasaray uzun yıllardır gördüğüm en ahmak golleri arka arkaya yedi. okan buruk mikrofona verdiği demeçten kendi bile ders almamış olacak ki daha 3. dakikada taç atışı kullanırken topla tüfekle rakip sahaya yüklenirken golü yedik.

    ben basit bir adamım. muzu görürsem o muzu yerim. basit zekamla özellikle ilk gol hakkında konuşmak istiyorum.

    1- galatasaray'ın defans hattının en hızlı adamı ismail jakobs, hatta sporting maçında hoca apo'ya güvenmediği için arkaya kaçan toplarda sigorta olsun diye kendisini stoper oynattı. neyse şimdi gelelim işin komik kısmına. maçta kenardaki taç atışını kullanan adamın ismail jakobs olması okan buruk ve ekibinin futbola ne kadar uzak ne kadar ezbere bir taktikle bu zamana kadar ilerlediğinin göstergesi.

    hayatı boyunca muhammed salah bu tür gollerden 30 tane atmıştır, hiç mi önlem almıyorsunuz? dakika 3 neden apo ve davinson ceza sahasında gol arıyor? bu resmen bir akıl tutulmasıdır bu nereden bakarsan bak bir ahmaklıktır.

    2- döndük dolaştık yine yunus'un 10 numara oynamaya çalışırken batırdığı bir karşılaşmayla yüz yüze geldik. sağır sultan bile biliyor ki yunus 10 numara oynayamıyor, hele kalıplı orta sahalara karşı hiç oynayamıyor, süper kupa finalinde fenerbahe kendisini sahadan sildi, bu maç fabinho aynı şekilde kendisini bitiren adam oldu. burada suç yunus'un değil adam sezona çok iyi başladı, okan hoca inatla bu hatayı yapmaya devam ediyor.

    okan buruk'un oynatmaya çalıştığı futbolu artık herkes ezberledi, biraz beynini kullanabilen hoca galatasaray'ı çok zor duruma sokabilir. sporting maçının ilk yarısı okan hoca başka bir futbol oynayıp umut vermişti ama bu deplasmanda ne kadar hata yapabilecekse yine o kadar hata yaptı.

    galatasaray tarihine kara leke olarak geçecek bir maç daha okan buruk hanesine yazıldı.
  • 588
    bu maçla ilgili sorunları görmemek imkansız. en futbol cahili bile maçtaki yanlışları görmüştür.

    mesele sadece bu maç da değil aslında. büyük sorun oyuncularımızın becerilerinin takımımızda kaldıkça azalması. futbolcu yeteneği öğütüyoruz adeta. antrenmanlarda şut ve pas çalışmıyor gibiyiz. ya da yeterince çalışmıyoruz. oyuncularımız önündeki adama pas atamıyor. havadan gelen topa rahatken önünde 4 arkadaşı varken topu aralarındaki rakibe atıyor mesela. şimdi herkes dürüstçe düşünsün bakalım bu maçta trabzonspor'un attığı gollerin pozisyonlarını bizimkiler bulsa kaçını atarlardı? ben bir tanesi için bile kesin gol olurdu diyemiyorum. mesela saviolo'nun gelişine vurup attığı golde bizimkiler ne yapardı? yüzde yüz eminim topu bir kontrol ederdi, sağa sola çekip vurmaya kalkarken savunma oyuncusu gole engel olurdu veya bizimki topu dışarıya veya kaleciye atardı. salah'ın ilk ve son gölündeki koşuyu bizimkiler atardı savunma yetişirdi veya son vuruşu yine yapamazdık. 60. dakikalarda falandı galiba kontra yakaladık. 2'ye 1 yakaladık. olmadı. yeni transfer leao kullanamadı. zaten bizim kontralar sonuçlanmamıştır. çalışmıyoruz belli ki. kolayca ve amatörce harcıyoruz. bu takım antrenmanlarda ne çalışıyor hiç emin değilim.

    bahsettiğim kontra atak ve jakobs'un deniz'e pas atmayıp vurup kaleci ve direkten dönen top bizim adımıza kırılma anı olabilirdi. gol olsa devamı gelebilirdi ama olmadı. beceremiyoruz. golleri sadece körlemesine atmaya çalışıyoruz.

    bir de dakika 70'de savic sane'ye yaptığı hareketten kırmızı kart görse belki maç dönebilirdi de. futbol bu. trabzonspor duygusal takım. bir anda eksik kalsalar peşinden bir gol atsak her şey lehimize dönebilirdi. 20 dk + uzatmalar az bir süre değil. ama bunlar hep olasılık permütasyon kombinasyon vesaire. o değil de o pozisyonda sane neyseki ayağını kaldırmak üzereymiş. ağırlığı verdiği anda darbeyi alsa bacağı kırılırdı.
  • 589
    izlemeyi en erken bıraktığım galatasaray maçı olabilir.
    1-0'dan sonra beraberliğe yaklaştıgimiz anlar oldu. 1-1'e inanmaya başlamıştım. 2 olunca ve 2.golun geliş şekli sebebiyle tamamen maçı bıraktım.

    golden ziyade, golün oluş şekli gerçekten rahatsız ediciydi. adamlar top hareketli halde kullandı faulü. hakem tekrar ettirdi. ikinci kez kullandılar. gene aynı planla oyunu başlattılar. biz sadece izledik.
  • 591
    bizden daha zayif bir kadroya sahip olan bir takimdan dort gol yedigimiz mac. su trabzon takimindan salah disinda bir oyuncuyu kadromuza istemeyiz. tum bunlara ragmen hala sadece oyuncu performansi uzerinden degerlendirme yapip hocaya toz kondurmamak akil tutulmasi.

    her maglubiyetten sonra 'osimhen oynasaydi, yunus orda golu kacirmasaydi, sanchez'in ayagi kaymasaydi' gibi bahaneleri duymaktan bikkinlik geldi.
  • 592
    torreira-lesley-batrakov üçlüsüyle çıkıp ön tarafı leao-deniz-sane veya yunus yapsak gül gibi geçebileceğimiz maçtı. yedek oturan kanatları da hücum tazelemek için alabilirdik.

    savunması saatli bomba olan, arkaya koşmaktan başka çaresi olmayan takıma kafası kesilmiş tavuk gibi basıp paramparça olmayı sindiremiyorum.

    tek yapacağımız şey ikinci bölgede karşılamak; trabzon gelmiyorsa da sakince pas yapıp maçın temposunu ve tribünlerin enerjisini aşağı çekmekti. açılacak boşluklardan pozisyon bulmama imkanımız yoktu.

    en olmayacak planla en olmayacak hatalarla başlayıp öyle de devam eden ve utanç verici şekilde biten maç olmuştur.
  • 593
    kaybedilen bir şey yok değil mi?
    eserinizle gurur duyun sayın galatasaray yönetimi, teknik ekibi ve scout ekibi. 4 senelik tüm şampiyonluk avantajlarının kullanılamadığının, çöpe atıldığının ve durumun vahametinin resmidir bu maç. kadro planlamasının, kadro mühendisliğin, adına ne derseniz deyin galatasaray futbol takımını inşa ederken benimsediğiniz anlayışın iflas ettiğinin göstergesidir bu maç.
    tüm galatasaraylılar gibi gönül isterdi ki; yenilenen, gelişen ve bir plan dahilinde üzerine koyarak ilerleyen, oyuncu fabrikası bir futbol takımı altyapısı kurulsun ve genç yetenekler monte edilerek farklı oyun planlarını da uygulayabilen bir mozaik ortaya çıksın.
    evet şampiyonluk kaybedilmedi, kaybedilen bir şey yok!
App Store'dan indirin Google Play'den alın