• 1
    yaklaşık iki senedir hakkında yazmak istediğim ama ne zaman yazmak için bilgisayar başına otursam bitiremediğim "golden zone" olarakta geçen bölgeye verilen isim diye tanımlayalım ama işlevi bu kadar basit değil.

    bir çılgın futbol sahasını 18 eşit parçaya bölmüş.
    http://gss.gs/HOk.png
    bunu yapma sebebi sahanın belli alanlarında geometri sayesinde fark yaratılabileceğini keşfetmesi olmuş. nasıl ki half-space bir ihtiyaçtan doğduysa zone'larda aynı ihtiyaçtan doğmuş durumda. buna göre zoneların amacı oyunculara bulundukları mevki ile ilgili alan savunmasını daha kolay bir şekilde öğretmek..

    alan savunması demişken, dünya üzerinde adamı savunma diye bir şey kalmadı.
    her güzel teknoloji gibi bu da bize biraz geç geldi. mesela ernst happel almanya ve hamburg futbol tarihine çoktan damgasını vurmuştu. taktikleri ilginçti. markajdan nefret ediyordu. ona göre adam adama markaj sahada 11 eşeğin olmasından başka bir şey değildi. 1996-00 arasındaki takım, sonrasında lucescu'nun galatasaray'ı ve beşiktaş'ından sonra bir daha alan savunmasına dair bir ibare görülmedi sahalarımızda.

    ernst happel dediğimiz adam şampiyonlar ligini iki farklı takımda kazanan ilk adamdır (69-70 feyenoord/ 82-83 hamburg)..

    1969'da alan savunması hakkında fikirler üreten insanlar varken biz bunu 1996'ya kadar tek takımda, ondan sonrada hiç bir takımda göremedik. çünkü, işin matematiği ile ilgimiz olmadığı gibi kendini geliştirmeyi düşünen insanlardan kurulu bir teknik direktör ordumuz yok... dünya nereye gidiyor? biz neredeyiz??? sorgulama sıfır.

    mesela son dünya kupasında yetenek olarak kısıtlı imkanlara sahip ülkeler 4-4-2 veya 4-4-1-1 oynadı. yetenek olarak ortalama üstü takımlar 4-2-3-1'i denedi. onların üstündekiler 4-3-3 oynadı... alan savunmasını dibine kadar yapabilenler 3'lü savunma çıktı (bizim ülkede hala 3'lü oynayan şampiyon olamaz algısı var unutmamak gerekir).. belçika mesela 3-4-3 ve türevleri ile oynadı, ingiltere keza öyle.

    peki biz ne yapıyoruz??

    okey oynuyoruz... al kızı ver papazı yapıyoruz filan. oyuncu izleme nedir? nasıl yapılır? çalım atan her oyuncu şahane oyuncudur algısı ne zaman biter? bu soruların cevapları maalesef yok. varsa yoksa rant... yabancı sınırı, durumu toparlama, günü kurtarma...

    mesele nedir biliyor musunuz?
    televizyon ekranına çıkan insanların formalarını çıkarıp konuşmaya başladıkları gün, bir taraftar grubuna yaranmak yerine futbolu konuşmak için ekranlarda oldukları gün muasır medeniyetler seviyesine geleceğimiz gündür. milyon dolarlık teknolojiye sahip olup iki analiz yapamayan adamlar ekrandan inerse (ki bu adamlar futbol oynamış insanlar) ve yerine rant için değil insanlık için hareket eden bireyler onların yerine geçerse o zaman işler düzelir. yoksa sahanın içinde ne olduğunda bir haber adamların konuşacağı tek şey hakem hataları olur, takımın başında fatih terim yoksa taktiksel varsa "bizi kıskanıyorlar mithat" modunda takılırlar.. sen bunu eleştirmek için bir şey dile getirsen seni komplo teorisyeni de ilan ederler çok zor değil bu.

    konudan saptığım sanılabilir ama bilakis konu için önemli şeyler bunlar sonuçta işin içinde ilim var...

    son yıllarda, oyunu merkezden kurma alışkanlığına sahip elit takım yüzdesi azaldı.
    bunun başlıca sebebi, merkezin oldukça kalabalık olması ve pep efekt. pep, half space diye oldukça sık kullandığım ve bence günümüz futbolunun bug'ı olan olaya olan takıntısı onu arjantin'e götürmüş burada 12 saat süren bir yemekte half-space'in ilk kullanıcılarından olan marcelo bielsa ile bunu tartışmıştı.

    sonra gelip barcelona'nın başına geçince bunu uygulamaya koydu ve boynuz kulağı geçti.

    half-space kullanımı ile birlikte zone 14 ve zone 17 kullanımı arttı.
    çünkü oyunu kurma görevini merkezdeki oyuncular kanatlara bırakmıştı. bu uygulamadan önce top merkezden forvet oyuncusuna aktarılması üzerine bir düzen yer alıyordu. 4-4-2'nin kanatları yerine önce jose mourinho ile 4-3-3 ve onun türevi 4-2-3-1'e bıraktı. artık kanat oyuncuları gol atan, oyun kuran yeri geldiğinde bir kanat savunmacısı yeri geldiğinde bir forvet gibi hareket eden bir pozisyona büründüler. günümüz futbolu 10 sene önce başlayan akım ile oyuncuları iki yönlü olmak zorunda bıraktı. bu yüzden belkide bir şeyi tam yapamayan oyuncu sayısı arttı.

    bununda başlıca sebebi oyun hızının artması.
    hani epl'de bir maç izledikten sonra türkiye liginden bir maça geçtiğinizde ağır çekim ile yayınlanıyor hissini fark etmişsinizdir. işte oyun o kadar hızlı ki biz -4x hızında oynuyoruz oyunu...

    işte bunun temel sebebi de günümüz futbolunda olmaması gereken adamların futbolumuzdaki varlığı...

    modern futbolun değişimi sırasında örnek takım barcelona idi.
    jose mourinho'nun inter'ine gelene kadar ki sürede deco'lu porto'su 10 numaraya muhtaçtı. ingiltere'ye gittiğinde elinde lampard vardı ve yanına tiago ile bir üçgen kurmuştu. iki 8 ile oynamaya başlamış kendini geliştirmiş ve yenilemişti. barcelona da benzer bir oyun kurgulamıştı. xavi ve iniesta ile birlikte iki net 8 numaralı (hatta bence busquets de bir 8 numara) bir oyun oynamış, beklerin biri (dani alves) sürekli hücumu düşünürken diğeri (abidal) geride kalarak savunmayı üçleyerek 4-3-3'ün 3-4-3'e dönüştüğü bir formatta oynayıp ne varsa kazanmıştı. sürekli kapanan savunmaları açmak için kanat - merkez - kanat oyunu ile half-space'leri kullanmıştı.

    https://twitter.com/...s/986937033636700161

    böylece bekin ileri çıkması ile rakibin defansif olarak boyunu uzatmış iki stoperin arasını, stoper ile beklerin arasını kullanarak, oyarak, araya sızarak buralardan gol bulmuştu. topun kendinde kalmasına yönelik (busquets'in de 8 numaraya yakın bir oyuncu olmasının faydasını görerek) oyun kurgusu ile rakibi koştururken kendisi topu koşturmuştu.

    bu pas oyununu oynamak kolay değildi ve daha önemlisi takım dizayn edilirken bu oyuna göre dizayn edilmesi gerekiyordu.
    sürecin zorluğu, tam olarak uygulanmasındaki çetin sorunlar, pep'i alt yapıdan beri tiki taka oynayan oyuncular ile bu sistemi kurmasını kolaylaştırmıştı belki ama daha sonra gittiği her yerde sahayı böyle bölecekti.

    parselasyon konusu oyunun en büyük gücüdür aslında. rakibe hareket alanı bırakmadan oynamak önemlidir. bu iki şekilde yapılıyor günümüzde ;

    1) alan parsellemek (diziliş tabanlı)
    2) pres yapmak (kaos)

    pres yapmak uzun uzun anlatılması gereken bir şey ama konumuz zone 14..
    alan parsellediğiniz zaman beraberinde alan savunması da yapmaya başlarsınız. bu nokta kazandığınız toplar ile hücuma çıkmak daha kolaydır çünkü hücuma çıkış anında her oyuncu savunduğu alanı kullanır. alanı doğru parsellerseniz doğru hücum edersiniz. biri olmadan diğerinin olması pek mümkün değildir.

    zone 14'de hücum anında devreye giriyor. şu sıralar belhanda'nın sıklıkla gol bulduğu bölge.
    kanat - merkez - kanat hücumunda zone 14 bölgesi genelde boş kalıyor. bunun sebebi stoperlerin derin atılan topta bile tek çizgi kalmaya çalışması ve alanı savunmak yerine içgüdüsel olarak adamı savunmayı düşünmesi.. bu durumda adamı savunmak isteyen bir stoper zone 17'yi savunmak istiyor bu sırada zone 14 boş kalıyor.

    işte buraya yerden kesilen her top gol tehlikesi demek.. çünkü tam olarak kaleyi cepheden gördüğü gibi savunmanın tüm dikkati zone 17'deki oyuncunun üzerinde...

    zone 14 sadece gol pozisyonu içinde değil aynı zamanda ikinci bir şans içinde çok önemli.
    doğru pas gelmediğinde zone 14 oyunu tekrar kurabilir magicball ile rakibi tek pasla taca çıkarabilir. bölgenin önemi bu yüzden çok önemli... ingiltere liginde geçen sezon atılan golerin yüzde 92'si zone 14 ve zone 17'den..

    https://twitter.com/.../1083292611253817344

    oyunu nasıl kanatlara açıp, merkezi demarke bırakıp, savunmanın boyunu uzatıp gol atıldığını gösteren bir video. zone 14'ü hem gol atma hemde öldürücü pas için kullanılan bir alan olarak oyununu tasarlayan bir takım. tabi ki buradaki en önemli şey topun hızı.. yani pas hızı. aktarım organlarının doğru yerde durması kadar pas hızıda rakibin pozisyon almasını engeller. siz hücum etmek için topu kanatlara atıp sonra o oyuncunun kişisel becerisine bırakırsanız her şeyi sonunda oyuncu bağımlı bir hale gelirsiniz..

    bu oyunu savunmak zor.
    çünkü sizi geriye doğru 5'li hatta 6'li bir hat kurmaya zorluyor, böylece hücum etmeyi düşünemiyorsunuz.
    eksik kaldığınız için ikinci topları alamıyor ve rakibin bir kere daha hücum etmesini seyrediyorsunuz.

    https://twitter.com/...s/996438941409652737

    bu yüzden zone 14'ü doğru kullanmak için rakibin defans hattını enlemesine uzatmak şart. bunun içine bek desteği kadar orta saha oyuncularınında hücum bölgesine girmesi, savunmanında rakip yarı sahada kurulması gerekiyor. ancak uzun tekrarlar gerektiğin hatırlatmama gerek yok.