• 6
    sansasyonel saçmalıklarla kazanç elde edenleri, belli bir güruhun adamı olanları ve tarafsızlıklarıyla değerlerini gösterenleri olmak üzere;
    benim nazarımda 3'e ayrılmaktalar.

    sonuncusundan başlayayım.

    bu tür, ülkemizde çok az bulunur.
    hak yeme, adam kayırma, kulüp yönetimlerine göz kırpma, şike ve teşviği destekleme gibi adi amaçları yoktur.
    dinlerken, ciddi anlamda sizde etki bırakır.
    kulübünüze iyi ya da kötü getirdiği tüm eleştirilere eyvallah ettirir.
    çünkü bilirsiniz ki, dürüsttür.

    ikinci saydığım, belli bir güruhun adamı olma türü ise, rıdvan dilmen örneğinde olduğu gibi, ilk bakışta bilinir.
    çalıştığı kurum olan, aynı zamanda bir başka klik adamının kanalında, saatlerce verilen fenerbahçe görüntüleri ve diğer tüm programlarda, alenen bu kulübü öne çıkartıcı, yanlış, taraflı ve subjektif yorumları görülmektedir.
    yaptığı hiç bir yorum objektiflikle bağdaşmaz, keskin çizgilerle özneldir.
    bu arkadaş gibi, medyada bir kaç tip daha rahatlıkla ayırt edilebilir.

    gel gelelim ilk yazdığım türe...
    ve aynı zamanda bu yazının sebebine...

    ahmet çakar, erman toroğlu vb. bir kaç ismi bu sınıfa sokmak kaçınılmazdır.
    gecenin bir vakti bu arkadaşları rüyamda mı gördüm?
    hayır.

    galatasaraylı bir arkadaşım, facebook'ta bir erman toroğlu videosu paylaşmış.
    fenere giydirmiş erman burada.

    hatırlarım, beşiktaşlı arkadaşlar da bir ara bazı yorumlarına bayılırlardı erman'ın.
    sonra bir dönem de nefret ettiler.

    fenerbahçeliler yer yer sövmüştür kendisine, yer yer de videolarını ve program kayıtlarını keyifle izlemişlerdir.
    sonra yine sövmeye devam etmişlerdir.

    hani bizim sözlükte meşhur bir söz var ya, "göte göt demek" şeklinde.
    hani her entryde olmazsa olmazımız.
    bu saydığım arkadaşlar, sırf böyle görünebilmek için sert çıkışlar yapsalar da, kanaatim bu değil.

    şimdi sen, ülkece tanınan bir adam olarak, bir camiaya sallasan, bir de kendine has üslubun ve az da esprili şekilde bunu gerçekleştirsen, sosyal medya seni konuşur mu?
    konuşur...

    videoların, rakip takım taraftarlarınca tıklanma rekoru kırar mı?
    kırar...

    aynı görüntüler, yeri geldiğinde tüm taraftarlarca, rakip takım taraftarlarını kızdırmak için paylaşılır mı?
    paylaşılır...

    bizde öyle sulu, öyle lakayt bir medya var ki,
    ve halk olarak öyle balık hafızalıyız ki biz,

    dün bize sövsen, yarın sırf fenere salladığın için alkışlarız biz seni.
    aynı şekilde, fenerlisi de, diğerleri de böyle...

    o nedenle, bu tür aç kalmaz kardeşim.
    sen, ekran karşısında bu tipleri beslemeye devam et...
  • 8
    dünyanın en boş beleş mesleklerinden biri. elbette işinin hakkını veren, bilgisi ve kendini ifade becerisi olan insanları tenzih ederek diyorum bunu. benim için bir ali ece, bir uğur meleke, bir mehmet demirkol fikirlerine katılsam da katılamasam da dinlerken bana bir şeyler verebilecek insanlardır örneğin. bir filmden bahseder, bir kitaba atıfta bulunur, bir sistemi analiz eder anlatır falan. ama bu saydığım adamlara benzer insan sayısı ne yazık ki bir çırpıda sayılabilecek kadar azdır. geri kalanlar artık ya tuttukları takıma göre taraftarlık yaparlar, ya boyunlarındaki zincirin sahipleri nasıl konuşmalarını isterlerse öyle konuşurlar ya da para uğruna şebeklik yaparlar televizyonlarda. çoğu zaten kendini ifade etme özürlüsüdür.

    bir de onu dinleyeceğime bunu dinlerim gibi bir argüman var. dinlemeyin abi, hiçbirini dinlemeyin. sana bir şey katmayacak adamı dinlemeyin. sinemaya gidip reis filmine gireceğime recep ivedik' e girerim diye filme girmek gibi bu. ikisi de bok gibi film çünkü.

    he şimdi bunun dedim diye de zevkler ve renkler tartışılmaz argümanı gelir bir yerlerden belki diye peşinen yazayım; bazı şeyler zevkler ve renkler meselesi değildir, o şeyden analyıp anlamama meselesidir.
  • 9
    üzücüdür ki ne şu anki süperlig yayıncı kuruluşunun içerisinde bulundurdukları dişe dokunur kişilerdir, ne türkiye kupası yayıncısının, ne trt'nin...

    daha önce bir kaç entry'mde bahsetmiştim ama bu kişiler üzerinden tekrarlamakta da fayda görüyorum; bu ülkenin maalesef amiyane tabirle "yaparız aaabi!", "hallederiz!", "nokta noktacı deyince orada bi' duracaksın birader, bak şurda burda sor herkes bizi gösterir!", "nokta nokta bizden sorulur!" mantığında hayatlarını idame ettiren, herkesin kendi bildiği işi yapmamasından ileri gelen çok büyük bir sorunu mevcut. öyle böyle değil çok büyük bir sorun bu. geniş kapsamlı düşünün... herkesin kendi bildiği işi yapmaması noktasını lütfen geniş kapsamlı düşünün.
    başlıkla alakalı sonucunda da iki cümleyi bir araya getiremeyen, sportif bilgisi yerlerde, araştırmaktan - öğrenmekten uzak, yenilikleri takip etmeyen eski kafalı bireyleri (mesleğine tutunamamış eski teknik direktörler, eski futbolcular, gazeteciler vs.), milyonların izlediği kanallara sırf eş - dost, tanınırlık kisvesi ile yorumcu olarak koyarsanız ne izlediğimizden ne de dinlediğimizden aldığımız keyfe pozitif bir etki etmiş olursunuz.

    şimdi reha kapsal'ın maç esnasında söylediklerini bir düşünelim... kendisinin bir yazar olduğunu ve o sözcükleri art arda dizip buraya yazdığını düşünelim... sonuç: ilk ihbarla birlikte bir mesajınız var yeşili, bir çöp kutusu sarısı. o derece bir türkçeye uymazlık... anlatmak istedikleri ekstra bir bilgi birikim gerektirmediği gibi o istediklerini de yeterli bir türkçe ile iletemiyor adam. maç boyunca dur durak bilmeden konuşması ise apayrı... ses rengi dinleyiciyi irite etmeyecek, düzgün bir ifade yeteneği olan ve kendine güvenen herkes bu adamın yaptığının misli daha iyisini rahatlıkla yapabilir. hiçbir araştırma yapmadan basmakalıp tabirlerle laf salatası yapan ve biz izleyicilerin keyfinin içine eden bir kişi kendisi maalesef.

    18 eylül 2018 galatasaray lokomotiv moskova maçı ve gökhan zan. yahu yapmayın etmeyin. gökhan'ın orada ne işi var? gökhan zan'ın kişiliği, futbolculuğu, galatasaraylılığı vs. sevilir sevilmez bu ayrı bir konu. "yorumcu" olarak gökhan zan'ın orada ne işi var? necati ateş'i bir aralar oturttular yorumcu koltuğuna... olacak iş mi? levent tüzemen? gürcan bilgiç?
    kendini yorumculuk adına hiç ama hiç geliştirmeyen, üzerine herhangi bir eğitim almayan, araştırmayan bu kişiler neden milyonların izlediği müsabakaların yorumcu koltuklarına oturtulur?

    şeyi merak ediyorum bu kişiler acaba kaan kural gerçeğinden haberdarlar mı? hiç izleyip dinlediler mi adam neler anlatıyor? ne bileyim hiç caner eler dinlediler mi? emre özcan? inan özdemir? yücel tuğan? (emre yazıcıol, erman yaşar, orkun çolakoğlu gibi muazzam anlatıcılar da var tabii fakat başlık yorumcu olduğundan mütevellit...)
    yayıncı kuruluşun ismail şenol gibi bir anlatıcısı var mesela illa yorumcu arıyorsan maça koy ismail'i, işi o olmamasına rağmen oradaki herkesten çok çok daha iyi yorumlar o maçı. ali kırçıl var. erdem bitik'i transfer ettiler... bu adamlar süper lig maçlarını zaten anlatmalılar kendi fikrimce orası ayrı konu fakat illa yorumcu arıyorsanız kanal bünyesinde bu insanlar. öyle uzaklarda çözüm aramaya gerek yok. reha kapsal, gürcan bilgiç, levent tüzemen vs. bunlar o uzaklar işte. yapmayın! yandı! kulaklarımız cayır cayır yandı, yapmayın!

    sıkıntılı bir diğer mevzu da futbolculuğunun son dönemlerini yaşamakta olan bir acayip tayfa daha eklenecek televizyon ekranlarına... huf ): yorumculuk yapmazlar umarım. kanallar kendi bünyelerinde maç önü/sonu programlarına alsınlar bunları en büyük ümidim bu. tercih etmem, izlemem olur biter.
    açarım socrates dergi youtube kanalının lokal 90 programını, emre özcan ve orkun çolakoğlu'nun galatasaray analizlerini dinlerim. oh mis.