• 2
    19 ekim 2018 galatasaray bursaspor maçı' nda bir kez daha şişirildiğini anladığım tür. bizim millici tayfa bayılır yerli hocalara. yabancıları ellerinde olsa bir kaşık suda boğarlar. alın size yerli hoca. oyuncuları yatar, kalecisi 1 dakikada aut atışı kullanmaz., taç kullanırken rica minnet kullanır. sonunda 1 puanla da ayrılır.

    ne güzel başarı değil mi? yaşasın yerli hocalar.
  • 3
    pişmanlıktır.

    uzun uzun açıklamaya gerek yok aslında ama, yine de birkaç şey yazalım da niteliksiz entry olmasın.

    - oyun planı yapmıyor bu beyler zahmet edip. bu ülkede ne oynadığı doğru düzgün belli olan takım yok. her şey oyuncu kalitesine endeksli. yapılan maç önü maç sonu yorumları da dahil. avrupadan bir maç izliyorsun, oradaki orta sıra takımlarının bile bir oyun planı var. ne yapmak istedikleri belli. adamlar bizim gibi erzurumspor'a, akhisarspor'a karşı falan da oynamıyorlar, bildiğin barcelona, liverpool, olympique lyon falan rakipleri.

    ya siz savunması baskı yiyen bir türk takımının planlı şekilde pas yaparak baskıyı kırabildiğini gördünüz mü?

    - rakip analizi de yapmıyor bu beyler. tek bildikleri ilerideki atletik oyuncunun önüne top atmaya çalışmak. 1. lig'teki takım da aynı şeyi deniyor süper lig'in zirvesindeki de. rakibe göre değişkenlik falan da göstermeyen bir durum, rakip kim olursa olsun aynı. rakip kapansa bile hala taktik aynı. hadi bunu geçtik, bari duran toplara çalışın. bu ülkede gökhan gönül 10 yıldır kornerde ön direkten arkaya aşırıtıp gol attırıyor. 10 yıldır!!!

    ama sorsan bu beylere "yerli teknik adamlarımızın artık hiçbir eksiği yok avrupalı meslektaşlarından" değil mi?

    - bir de bu arkadaşlar hep formsuzlar. 3 yıl formsuz kalabilen türler var aralarında. benim asıl anlamadığım kısım o. fiziksel kaliteyle değil de, beyinle yapılan bir işte nasıl formsuzluk olur. hiç formsuz muhasebeci gördünüz mü siz? hadi diyelim fiziksel kaliteyle yapılıyor, biz neden teknik direktör olarak 65-70 yaşındaki dedeleri çalıştırıyoruz ki, gençler çalışsın. teknik direktörlükte form olmaz, ya iyi çalışıyorsundur, ya da kötü çalışıyorsun, işini savsaklıyorsundur. bu kadar basit.

    - bir de bu arkadaşların hemen hemen hepsinin dalkavukları var. hem medyada hem de taraftarda. bunlar kahpe bizans filmindeki anaç hatun gibiler.

    https://www.youtube.com/watch?v=mGVYVuvH6ko

    bu kişiler apayrı bir konu zaten, buna ayrı bir entry yazmak lazım.

    çok daha uzun yazılır aslında da bu kadar yeter.
  • 4
    fatih terim dışında avrupa standartlarında olan hiçbir yerli direktör yok fakat zico'dan beri de bu ligde yabancıların şampiyon olamadığını da hatırlatayım. bunun sebebi ligimizde başarının sadece futbolla alakası olmaması. bu lige mancini'ler, del bosque'ler, rijkaarlar geldi, taraftarlar tarafından teneke bağlanıp gönderildiler. bu yüzden pişmanlık olduğu iddiasına katılmıyorum.
  • 7
    karşı olunması ile yabancı sınırını istenmesi arasında bir fark göremediğim topluluk. ikiside apaçık ırkçılık.

    bir insanın türk olup olmamasının teknik direktörlükle ne gibi bir alakası olabilir. teknik direktörlük genlerden gelen bir özellik mi veya çevresel faktörlerin sağladığı bir özellik mi? gayet de her akıl sağlığı yerinde olan bu işe gönül vermiş insanın kendisini çalışarak istediği bilgi seviyesine gelebileceği bir meslek.

    çevresel faktörler'den kastım kişinin bilgi durumuna bir katkı yapmayacağı yoksa onun dışında psikolojik baskısı falan zaten teknik direktör'e değil direk türkiye'de yaşamayı pişmanlık olarak değerlendirilmesine gider. bu benim görüşüm değil kesinlikle ama eğer çevresel faktörler sıkıntılıysa bu yerli teknik adamların değil halkın sorunlu olduğunu gösterir.
  • 8
    konumuz yerli teknik direktörlerin kendini gelistirmemesi. haklılık payı var, peki suç sadece kendilerinde mi. united ile ile ilk sekiz yılında şampiyonluk görmemiş bir ferguson var önümüzde. 8 yıl. son 15 yılında şampiyonluk görememiş wenger var. bu sene belki de klopp şampiyonluğu 7 puan farktan verecek ama klopp takımın başında kalacak. dönelim annemizin ligine, türk futbol tarihinin en başarılı hocası için taktik bilmediginin yazıldığı bir ülke de neyin geliştirmesi. bizde büyük takımlar al şampiyon yap diye hoca getiriyor ve şampiyon yapamazsa güle güle. diğer kulüpler al hoca bu takımı kümede birak deniyor ve adam iyi bir lobisi yoksa sürekli o tarz oynayan takımların başına geçiyor. o da oraları oynamak konusunda kendini geliştiriyor. sergen yalçın, gittigi her takımı küme de bıraktı. bir tek sivasla sezona başladı onda da iyi olmadı buna rağmen, popüler bir futbolcu olduğu için besiktas için adı geçiyor. sürekli okuyan, kendini geliştirmeye çalışan hikmet karaman'ın adı hiç bir zaman geçmez. hikmet karaman'ın çok begenmem ama adam uğraşan biri. sen taraftar olarak sabırlı misin da teknik direktorunun kendini gelistirmemesine kızıyorsun. bu arada terim'in taktik bilmeyip harala gurele oyun oynattigini iddia edenler, eskiye gitmeden müthiş taktisyen olduğu söylenen abdullah avci'yi nasıl mat ettiğini geçen seneki başakşehir maçında izleyebilir. yoksa uefa serüveninde, dortmund ve leeds deplasmanlari da çok özeldir ama onları net bir şekilde izlemek eski olduğu için çok zor.
  • 11
    bir zamanlar fatih terim, şenol güneş dışında en iyisi ertuğrul sağlamdı. bursada şampiyon olduğu sezon.
    büyük takımlarla başarı yakalayan yerli teknik direktörler küçük takımları çalıştırmaya yanaşmıyor. küçük takımlarla başarılı olanlarsa büyüklerde tökezliyor. en yakın örneği abdullah avcı.
    herhalde ülkede her meslek grubunda olan sıkıntı bunlarda da var. mental rahatsızlık. ya oldum diyorlar ya olamıyorlar.
  • 12
    dünya çapında olmayan, sığ ve yöresel kalan teknik direktör tipidir. bunun tek istisnası eskiden fatih terimdi, gitti milanda falan çalıştı ki bu çok büyük bir işti o da son senelerde gelenden geçenden 5-6 yemeye başladı. bir de istisna olarak şenol güneşin beşiktaştaki seneleri sayılabilir ama benim bildiğim daha ingilizce bile konuşamıyor, durum bu kadar vahim.

    konumuza dönecek olursak bu yerli arkadaşlar dil bilmezler, yurt dışında retard fc'yi bile çalıştıramayacak kadar dünyadan kopuk arkadaşlardır. günümüz kulüpleri de teknik direktörlerde ısrar etmedikleri için bu yerlilerle kısa dönemli kontrat yapar ve sürekli değiştirirler. yerli teknik direktörlerin hayatı bir nevi vedat milörün anadolu gezilerini benzetilebilir, sürekli şehir değiştirirler.

    bu arkadaşlar o kadar yerel ki çoğu bir dil bile konuşamıyor. dünya futboluyla ilgili bilgileri de fevkalade sınırlı. bu sene en iyisi olarak gösterilen rıza çalımbay bile dünyada herhangi bir orta düzey takımda çalışacak yeterliliğe sahip değil. örneğin en son bir transfer videosuna denk geldim ve gerçekten profesyonellikten de ne kadar uzak olduklarını bir kez daha anladım.
    https://twitter.com/...911859802988547?s=20

    sonuç olarak kulüplerimiz bu antrenörlerle ilerleyemiyor. türk futbolunda kalkınma için kaliteli yabancı teknik direktörlere ihtiyaç var.