• 1826
    25-26 sezonunun aralık ayı itibariyle bize çok pahalıya patlayan organizasyon. evet şampiyonlar liginde iyi bir noktadayız ancak ligden de fazlasıyla götürüyor bu esnada. sakatlıklar ayrı, zihinsel olarak da takım eylül ayından beri herhalde bir tek kadıköy deplasmanına %100'ünü verdi ligde.

    tamam burası önemli, hepimiz başarı bekliyoruz ancak ''amaan kim sikine takar ligi'' de değil yani. ligi iyice hazırlık maçlarına çevirdi takım. futbolcular kendini sakınıyor ''ucl oynayayım da ligde oynamasam da olur.'' diye. beyler özür dileriz ama sadece 8 maç oynayın diye bu takımda değilsiniz.
  • 1828
    galatasaray'ın tam da ait olduğu seviyedir. 6. hafta geride kalırken maç fazlasıyla 17. sıradayız. maalesef son iki ayda galatasaray'ın başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. bunun da en büyük sebebi kendi ülkesinde kendisine beslenen nefrettir. ülkesinin resmi futbol federasyonu alenen başarısız olsun diye futbolcularına, yöneticisine, taraftarına tuhaf cezalar vermektedir. bunun yanı sıra bir çok futbolcusunun en kritik dönemeçte sakatlığa kurban gitmesi de buna tüy dikmiştir. bu akşam ( 9 aralık 2025 ) fransa deplasmanında yedek kulübesine bakınca durumun vehameti bir daha ortaya çıktı. rotasyon yapamayınca aynı oyunculara çok yük bindi. sane, barış, torreira, apo, sanchez, sara gibi oyuncular fiziken çok yoruldular. ajax deplasmanından sonra karanlık bir tünele girdik adeta. sağa sola çarparak, düşe kalka gidiyoruz. esasında kaybettiğimiz çok da bir şey yok pozisyon olarak. en büyük üzüntümüz bundan daha iyisini hak etmemiz. galatasaray futbol takımı an itibariyle devler liginin en az gol yiyen takımlarından biri. tam kadro iken tüm takımlarla başa baş oynayabileceğini gösterdi. devler ligi'ni daha önce birden fazla kez kazanan liverpool ve ajax'ı gol yemeden yendi. 4. torba dezavantajı ile başladığı devler ligi serüveninde hafta itibariyle juventus, a. bilbao, villarreal, benfica, napoli, leverkusen, psv ve frankfurt gibi majör lig takımlarının üstünde yer alıyor. bütün bu sakatlık ve şanssızlıklara rağmen. galatasaray bir şampiyonlar ligi takımıdır beyler.
  • 1829
    ileri uçta her oyuncusu leroy sane kadar yetenekli olacak şekilde bir takım yapılarak gidilmesi gereken turnuva.

    aksi takdirde maalesef hüsran oluyor. yıldık yıllardır yeter da frankfurt maçı aynı dünkü monaco maçı aynı yakalayınca yapıştıracaksın kardeşim topu kaleye, atamayınca sana dönüyor o iş.

    buradaki takımların hiçbiri boş takım değil. yeri geliyor evinde saint-gilloise seni yeniyor. "sıfır" hata, "sıfır" kadro mühendisliği hatasıyla gitmediğimiz sürece maalesef hep üzülmeye mahkümuz.
  • 1830
    son iki maçtan 6 puan çıkarsak 15 puanla ilk 16 garantilenmiş olacak olan organizasyon. geri kalan iki maç şu ana kadar yaptığımız maçların hepsinden daha zor. en kolay kısmı 9 puanla geçebildik. sebep; kadro eksikliği ve sakatlıklar. aslında ikisi aynı şey.

    atletico çıkışa geçti ve çok kolay gol atıyor. city zaten anlatmaya gerek yok. bundan sonra 1 puan bile yazamıyorum.

    diğerlerine bakalım; atalanta gibi en fazla senin kadar para harcayan bir takım neler yapıyor. karabağ ki bugün ajax'ı yendiklerinde 10 puanla üstüne çıkacak bir takım kaç kez şl yaptı hayatında. sen bu tecrübeyle en kolay şeyden, yani para harca ve sırtını yasla politikasından vazgeçmiyorsun.

    peki ne yapmalıyız/ ne yapmalıydık. mental devrim. 1980'lerde derwall'in 1992'de kalli'nin 1996'da fatih hoca'nın yaptığı şey. zor ama yapamazsak buralarda takılıp kalacağız.
  • 1831
    evet maksadımız ingilizler gibi toplu olup türk olmayan takımları yenmek ancak seviye belli. bir tane iki tane yıldızla başarı yakalamak yirmi sene önceydi. takım bu yıl ligde bile koparıp gidemiyorken avrupada türk olmayan takımları yenmek hayalleri kuru bir romantizmden başka bir şey değil. hepimizin gayesi tabi ki gidebileceğimiz en üst noktaya kadar gitmek de kardeşim, frankfurt, usg, monaco senden iyi takım değiller. liverpool, tottenham, bayern maçlarında bir şekilde üst düzey top oynadık ama bizim seviyemiz o takımlarla baş edecek kadar değil. eline gelen bu ayar takımlardan da puan al bir zahmet.
    şahsen ilk 24'e razıyım. oradan da zaten eleneceğimizi düşünüyorum.
    bu tarz turnuvalar tecrübeyle, azimle, geniş kadro ve sağlam yedek kulübesiyle kazanılıyor. malesef bu saydıklarımdan hiç biri bizde tam değil. frank reijkaard'ın da dediği gibi bu takımda herşeyden azar azar var ama hiç biri tam değil.
    çıkarılacak çok ders var.
  • 1832
    beklentiyi doğru belirlemek gerekiyor, kazanımları da yok saymamak tabi.

    bu sezonu milat kabul edip önümüzdeki yıllarda her sene katılıp hiçbir zaman ilk 24’ün gerisine düşmemek ana hedef olmalı. ilk 8 çoğu zaman imkansıza yakın olacaktır, 9-24 arası da eşleşme açısından doğrudan bir avantaj denemez ama prestijdir en nihayetinde.

    sonraki turlar ise rakiplere göre ve adım adım, önemli olan süreklilik. bir sezon çeyrek final yapıp sonraki sezon ilk 24’e girememek kayıptır örneğin.
  • 1833
    şansın planlı olanın yanında olduğu gerçeğiyle biz bu plansızlıkla (şanssızlık değil bu) ancak bir iki sükseli galibiyet alır, sonunda da "önemli olan katılmaktı" deriz.
    zaten bu kafa yapısıyla öyle de demeliyiz.
    zira 3 yıldır prag'larda, alkmaar'larda, usg'lerde takılıp takılıp, hala ders almayıp, sezonun bu en kırılgan döneminde kolun kanadın kırık kalmayı sadece sakatlıkla ve şansızlıkla açıklayamazsın.
    bunun adı iş bilmemek, ders almamaktır, tedbir almayı düşünmemek ya da ihmal etmektir.
    (bkz: 9 aralık 2025 monaco galatasaray maçı)

    bu nedenle bu kafa düzelene dek benim için şampiyonlar ligi "önemli olan katılmaktı" tadındadır, beklentimi buna göre revize ediyorum.
  • 1835
    yarinki maclarda isimize yarayacak skorlar;

    kairat almaty vs club brugge – kairat kazansin yada berabere kalsınlar. bu durumda brugge bizim icin sorun teşkil etmez.
    bodø/glimt vs manchester city – berabere yada city alirsa bodo biter. yenseler bile cok zor.
    fc københavn vs napoli – ikiside 7 puandalar. en hayirlisi berabere bitirmeleri. birinden biri yenerse diğer icin çanlar çalar. bizim açımızdan her turlu sonuçta da bu iki takim hala sikinti olabilir.
    ınter vs arsenal – umurumuzda olmayan mac ama arsenal kazanırsa inter city'i(kendi macini kazanırsa)geçemez ve bu durumda bizim maca city yedek kadro çıkar.
    olympiakos piraeus vs bayer leverkusen – beraberlik bizim icin en iyi sonuc. leverkusen ile ayni puandayız.
    real madrid vs monaco – real yenerse iyi olur bizim icin. monaconun son maci juve ile. ucumuzda ayni puandayız.
    sporting cp vs paris saint-germain – psg yensin mumkunse.
    tottenham hotspur vs borussia dortmund – ayni puandalar (11). berabere bitsin mumkunse.
    villarreal vs ajax – umurumuzda olmayan mac.

    bu maçların sonucuna gore çarşamba günkü maçları yazacağım burada yine.

    ben büyük ihtimal yarin once bodo-city macini, sonrasında da ınter arsenal macini seyredeceğim.
  • 1838
    giderler düşünüldüğünde buradan gelen para ödülünün hiçbir kıymeti yok oyunculara böyle maaşlar verdiğimiz sürece. son 24 yapıp olay off oynasan 3 milyon avro alıyoruz, bu kadar. topladığımız puanlarla falan 15 milyon avroya geçmez gelen para ödülleri.

    artık düşük maaş yüksek bonservis ile genç potansiyellere yönelmemiz lazım.

    son 16'ya kalırsan 11 milyon avro veriyorlar direkt. ama ondan sonrasına gitmek zor çünkü zaten son 12 yılda 5 büyük lig takımları dışında çeyrek finalelde 3 kez benfica, 3 kez porto, 1 kez ajax yer alabilmiş.

    hedefleri doğru koymamız lazim. önce bunywni formatta kalıcı olmalı ve hedefi ilk 24 olarak koymalıyız. sonra ise hedef ilk 8 olmalı. ilk 8'e girdigin anda son 16 ya direkt kalmış oluyorsun ki hem çeyrek final şansın var hem asıl gelirler o seviyede başlıyor bir anlamda.

    bizim öncelikle her sene burada olup her sene ilk 24 yapmamız lazım. bunun için de ülke puanı önemli ve diğer türk takımlarının da avrupa'da başarılı olmalı lazım, buna fenerbahce de dahil. kaldı ki ben iki kulvarda giderken fenerbahçe'nin de aynı yoğun fikstüre maruz kalmasını isterim ben.
  • 1839
    bizim için çok büyük repütasyon kaynağı. resmi hesaplardan onlarca paylaşım, milyonlarca etkileşim… sağdan soldan bizim marşı okuyan ingiliz uşaklarını falan paylaşıyorlar. bizden başka bir türk takımı için göremeyiz böyle şeyleri. rakiplerimizin nefreti hep bu kıskançlıktan. işte bu yüzden ne olursa olsun ligde şampiyon olmaya devam etmeliyiz çünkü her yıl burada olmak zorundayız.
  • 1840
    sezon başında rakipler belli olduğunda rakip takım taraftarlarının en fazla 5 puan toplarla dediği galatasaray 10 puan topladı.

    galatasaray taraftarının bizi yakacak dediği abdulkerim, final maçında haftanın ilk 11'ine girdi. oynadığı 7 maçta takım 6 gol yedi, oynamadığı tek macta ise 5 gol yedi.

    ilkay gelirse bizi tek başına gruptan çıkarır oyunumuzu yükseltir diyenler vardı, ilkay en zayıf halka oldu.

    sallai için şampiyonlar ligi seviyesinde değil, hatta galatasaray seviyesinde değil deniliyordu, takımın en önemli isimlerinden oldu adam.

    bu sene için aklımda kalanlar bunlar grup aşamasında.
  • 1844
    buralarda olmak çok güzel çok.
    şuranın güzelliği tarif edilemez özellikle kazandığımız maçlardan sonra. ve özellikle büyük maçlardan sonra.
    galatasaray burada ligden daha yakışııklı duruyor.
    (bkz: 17 şubat 2026 galatasaray juventus maçı)

    o yüzden lige de tam konsantrasyon.
    keşke ilk 2, hatta 3 takım gitse de şampiyonluk 1 sene olmayıversin ne olacak diyebilsek ama öyle değil maalesef.
  • 1846
    (bkz: 17 şubat 2026 galatasaray juventus maçı)

    bütün sezon üzerine 8 şampiyonlar ligi maçı bu maçları oynamak, böyle zaferler kazanmak için oynanıyor benim nezdimde. hatta geçtiğimiz üç sezon bunun için şampiyon olunuyor. az alkmaar, sparta prag, kopenhag hezimetleri bugünler için yaşanıyor. çocukluğumuz bugünleri hatırlıyor. bugün 8-10 yaşında çocuklar bizim 2000’li yılların başında hissettiğimizi aşkı hissediyor. kafasını kaldırıp göğe bakıyor. özgüvenini kazanıyor belki. hani bir his takımı ya galatasaray. o his çokça bu his. biz de bu hissi 80’lerde neuchatel xamax zaferini yaşayan abilerimizden el alarak bügünlere getirdik. bugünün çocukları da 2050’lere taşıyacak. emeği olan herkesten allah razı olsun. günümüz şen olsun. allaha şükürler olsun. şen ola cimbom şen ola.!!!!!
  • 1848
    https://gss.gs/O3h.jpg

    herkesin şunu anlaması lazım. bu takım ilk 8'e kalamadıysa 1 numaralı sebebi hak etmediği için değil, şanssızlık ve okan hoca'nın beşiktaş maçında takımı bozmak istememesiydi. saygı duymak durumundayız ama her şeyimizi liverpool maçına verdik, saç telimize kadar 3 puana odaklandık. bu malum beşiktaş maçı sonrası takımın tamamı dağıldı. singo, eren, sallai (2 maç ceza), davidson'un kırmızısı ve kolombiya'ya gidip gelişi, lemina'nın sakatlığı ve stopere kaydırılması, abdülkerim'in yükselen performansı ama uyumsuz stoper tandemi problemleri, kazımcan'ı şampiyonlar ligi listesine yazamamamız, arda ünya'yı yakmamız (hala umut var), osimhen'in hem sakatlığı hem afrika kupası süreci bizi etkiledi. sane liverpool maçında oynamadı bile, unutmayın sonrasında da beşiktaş maçında çok etkisizdi. yani sane, beşiktaş maçından kadronun bugünkü haline geldiği süre zarfında çılgın atmaya başladı. barış alper ekran karartma ve antrenmanlara çıkmamasının neticesiyle "bu çocuk kastan verdi koşmak için" söylemlerini doğurdu. hem mental hem oyun olarak, hem de yeri doldurulamadığı için sezon başı barış'ı göremememiz doğaldı. yunus kalçasından ameliyat oldu, büyük bir özveriyle dönse dahi ilk 18'den ilk 11'e girişi sürecin yarısını kapsıyor. ilkay bize liverpool ve beşiktaş maçını çözdü ve o sekanstan bu zamana kadar sakatlıktan formsuz döndü. ıcardi'nin "son aylarım bay bay" ve kilo muhabbeti birleşince orada da bir depresyon hali ve erden timur süreci derken, eksik ve moralsiz bir dönemde fenerbahçe'ye maç vermemiz bizi düşüşün en kötü noktasına getirdi.

    gelinen durumda gaziantep ve kocaeli (yediğimiz ofsayttı, attığımız golde ofsayt değildi, hak yendi unutuldu) maçlarındaki puan kayıpları, keza trabzon maçı eksik ve formsuz takımın bizi kilitlemesiyle sahada bugünü temsil etmeyen bir potansiyelle oynamamızın neticesiydi. aynı dönemde monaco ve usg maçları da cabası ki bu maçlar bizi ilk 8'e sokacak maçlardı. okan hoca'nın 5-2'lik juve maçı öncesi söylediği gibi şu an en iyi halimizdeyiz, en geniş kadro ve en formda dönemdeyiz. her mevkide neredeyse iki kişi var ve hepsi formunun zirvesinde, bu durum kartopu etkisiyle olumlu anlamda büyüyor. bu takımın şampiyonlar ligi'nde yarı final oynayacağını öngörüyorum veya yarı finali alnının teriyle okan hoca'nın ve takımın hak ettiğini düşünüyorum. bizim yarı finale kadar giden eşleşme havuzuna baktığımızda 6 takım var. tottenham, liverpool, atletico, juve, biz ve club brugge. burada olacak takımlar belli ve hepsini ya ezdik ya da diş geçirdik, şimdi daha hazırız. korktuğum tek şey liverpool'un bize denk gelmesi. liverpool son 16'da atletico ile karşılaşırsa elenme ihtimalleri bize nazaran daha yüksek, bu durumda ıgor tudor'a karşı kader ağlarını örüyor. çeyrek finalde atletico eşleşmesini geçip yarı finale adımızı yazdıracağımızı ve diğer havuzdan psg, barca, chelsea, newcastle dörtlüsünden psg'nin bize geleceğini umuyorum. turnuvanın iki dev ejderhası arsenal ve bayern bu denklemde finale kadar bize denk gelmez. arsenal finalde denk gelirse de tarih tekerrür eder. okan hoca'ya çok teşekkür ediyorum, bunun hayalini bize hem oyunuyla hem de mantığıyla kurdurtabiliyor.
  • 1850
    oynadığımız riskli oyun getirdiği artılar bir tarafa bize savunma yönünde ekstra risk getiriyor. bu riski yönetecek kadar elit bir savunma oyuncularımız yok. tek zayıf karnımızın burası olduğunu düşünüyorum. bunun dışında her yerde her takımla kafa kafaya oynayabilecek seviyedeyiz kritik isimlerimiz fizik olarak istenilen seviyede olduğunda.

    çeyrek final ve ötesi hayalini görmemiz lemina, uğurcan ve sacha boey’a bağlı bana kalırsa. lemina sezgileri ve tecrübesiyle çok delik kapatabiliyor. uğurcan’ın ekstra kurtarışları bizi oyunda tutabiliyor. sallai’nin olağanüstü formuna rağmen hazır bir boey bizim için gerçekten elit bir bek ve davinson’un aldığı riskleri kapatabilir.
App Store'dan indirin Google Play'den alın