• biz çocukken, galatasaray'ın avrupa maçlarından sonra, en fazla milli maçlara heyecanlanırdık.
    japonya'da, güney kore'de,
    şenol güneş'le, hakan'la, arif'le tarih yazarken,
    hiç kötü düşünmezdik.

    yine bir dönem, terim'le avrupa'da yaşandı milli başarılar.
    onda da iyiydi biraz havamız,
    yüreklerimiz...

    mesela, kulüp takımlarına uzak olanlar için, şöyle bir anlayış vardı önceden;
    "milli takımlıyım ben..."

    bu bile çok şey anlatırdı.
    milli takım dedin mi, kendi kulübünün önüne koyardın.
    o da, gelene geçene koyardı.
    elini kalbine götürdüğünde, dünya'nın öbür ucunda antrenman yapan oyuncun seni hissederdi.

    gelelim 2014'e...
    yeni türkiye'nin milli takımına...

    sahada oynayan bazı oyuncuları tanımıyorum bile.
    o kadar uzak kalmışım,
    o kadar içime sinmemiş bu milli takım...

    mesela geçmişte, bir ara turkuaz forma giydirmişlerdi takıma,
    içime oturmuştu,
    kan kırmızı formayı istemiştim,
    çok kızmıştım.

    valla şimdi, eflatun giydirip keten ayakkabı ile sahaya salsalar bizimkileri,
    zerre umrumda olursa,
    adam değilim...

    başkanı, başkan vekili, teknik direktörü, takımın abileri, kaptanları, teknik direktör yardımcıları...
    tarihin en içe sinmeyecek milli takımı...

    koyulan saçma sapan yabancı kuralları,
    dönen şikelerin gölgesinde milliyetçilik havası ile puan toplama taktikleri falan.

    oynadığı 20 - 25 dakikada 3 gol atan dünya lideri bir forvetimiz vardı, çağırsaydınız ya o'nu da milli takıma?
    israil'e, amerika birleşik devletleri'ne, almanya'ya falan döşeseydi ya muhteşem sağ yanıylan?

    ama bence, kimse milli takımımızın sabrını test etmeye kalkmasın.

    neyse,
    bu kadar temiz bir düzende,
    spora siyaset sokmacı dingiller uyarabilirler,
    uzatmayalım.

    zerre sikimde değil milli takımınız...
    kaybetsin...
    beter olsun...
    izlanda'lar, papua yeni gine'ler dayasın, döşesin...

    çünkü bu milli takımın taşıdığı ay yıldız ile,
    benim göğsümdeki ay yıldız bir değil beyler...

    her bokun yanlış, kokmuş ve iğrenç olacak; ama milli forma diyeceksin...
    sikerler böyle kolpa milliyetçiliği...
  • türkiye'nin son 10 yılında ki şampiyonalara odaklanalım...
    - 2000 avrupa şampiyonası = galatasaray'ın avrupayı kasıp kavurduğu yıllar. takımın belkemiği oyuncularının çoğu galatasaray'lı. sonuç : çeyrek final
    - 2002 dünya kupası = galatasaray'ın şampiyonlar liginde 2001'de çeyrek final 2002'de gruplu 2.tur gördüğü ve tsl'yi şampiyon bitirdiği sezon. yine takımın çoğunluğunu galatasaray'lı futbolcular oluşturmakta. sonuç = 3. lük
    - 2004 avrupa şampiyonası = galatasaray'ın tarihinin en kötü sezonlarından birinin ardından gelen şampiyona ve doğal olarak katılamadığı turnuva. sonuç : play-off
    - 2006 dünya kupası = galatasaray'ın 100. yılında şampiyon olmadığı 2005 yılında dünya kupası eleme maçlarını geçemediğimiz turnuva. sonuç : play-off
    - 2008 avrupa şampiyonası = galatasaray'ın son sampiyonluğunu yaşadığı 2008 yılında kadrosunda 8 galatasaray'lı futbolcunun bulunduğu ve başında galatasaray apoleti taşıyan td'ün bulunduğu şampiyona. sonuç : 3. lük

    istatistikler doğru söyler yalan söyler bunu bilemeyiz ama ortada böyle bir gerçek var. galatasaray başarılı olduğunda milli takımda başarılı oluyor...
  • klasik bir laf var ya, "elin oğlu uzaya çıkıyor, biz hala bilmem ne" falan diye...
    hep katıldığım, kesinlikle haklı bulduğum sözdür.

    4 ekim 1957'de, sscb tarafından uzaya ilk uydu fırlatılıyor,
    bu anlamda amerika ile aralarında ilk uzay savaşı başlamış oluyor.
    2. dünya savaşı'ndan kalma teknolojilerle, iki ülke başta olmak üzere bir çok ilerici devlet kendini teknoloji ve bilim anlamında geliştiriyor.

    türkiye'de o sırada ne mi oluyor?
    850.000 dolarlık kauçuk ithal edecekmişiz, yukarıdaki tarihten 3 gün önce milliyet gazetesi'nde bu tip haberler yer alıyor.

    ve tahmin edeceğiniz üzre, aradan uzun yıllar geçtikten sonra, türkiye bir şekilde kendi uydusunu yapıp uzaya fırlatmayı deneyebiliyor.
    çünkü hep geriden geliriz biz...
    kadınlara seçme ve seçilme hakkı avrupa'nın bir çok ülkesinde yokken ülkemizde vardı, çünkü bir tek o dönem ilericiydik her anlamda,
    sonrası, internet deyimi yerindeyse, epic fail...

    halen bir yerli arabamız yok yüzde 100 donanımı ve beyni bizden olan.
    tıpkı keşif, buluş ya da çığır açan teknolojik ilerlemeyi sağlayamadığımız gibi.

    sporda, elle tutulur bir kaç büyük başarımız var,
    2'si galatasaray futbol takımımızın yıllar öncesinde gelen uefa ve süper kupa zaferleri,
    milli takımlar düzeyinde, tarihinin belki de en iyi kadrolarından biriyle, 1 dünya üçüncülüğü,
    1 avrupa üçüncülüğü...

    gurur duyduğumuz şeyler o kadar az ki, elin oğlunun hollanda'sı her maç farklı bir rekoru kırarken,
    biz hala karıncalanmış özetlerimizi izliyoruz...

    geri kalan mı?
    devşirme sporcularımızla kovalanan atletizm yarışmaları,
    80 milyonluk ülkeden adam gibi futbolcu çıkartamadığımız için adını ve kimliğini değiştirdiğimiz futbolcularla kovalanan hedefler,
    babası tarafından şirketlerine yaklaştırılmayan tipler tarafından yönetilen ülke futbolu,
    babalar gibi şike yapmış yöneticilerin dışarıda terör estirmesi,

    falan filan, bildiğiniz boktan memleket manzaraları...

    o kadar kötü olay, afet, terör, ekonomik ve siyasi bunalımların içinde, sadece galatasaray ve milli takım ile nefes alabilen türk taraftarlar,
    sadece 90 dakika dertlerinden uzaklaşıp kalpleri farklı atan türk futbolseverler,
    uzun yıllar olduğu gibi, bu sene de bir dünya şampiyonasında elin adamlarının takımlarını takip etmekteler.

    etmeyip napacağız, dizi mi izleyelim elimizde çekirdek tabağı ile?
    oturup almanya'yı konuşacağız, portekiz'i tartışacağız, "bosna çakıverse" diyeceğiz, muslera'ya dua edeceğiz.

    ama sahada, asla bir ay yıldızlı forma görmeyeceğiz.
    açıkçası üzülmüyorum, eleştirmek niyetindeyim sadece.

    çünkü futbolu iğrenç adamların yönettiği bir ülkenin,
    şikelerin cezasız kaldığı bir memleketin milli takımının,
    başarılı olmasını istemiyorum.

    nüfusu bir uşak, bir kastamonu etmeyen ülkeleri yenemiyoruz ki, çıkıp italya ile boy ölçüşelim.

    es kaza gidebilmiş olsaydık dünya kupası'na,
    dün* portekiz'e 4 atan almanya, bizimkilere kaç tane sallardı sence?

    zaten futbolu geliştirmek adına yabancı sınırı koyan federasyonun sözde milli takımından, başarı anlamında ne beklersin?
    sahadakiler, yeterince futbola yabancı zaten...
  • yıllardır anlaşılamayan şey buydu işte. biz aşırı başarılı, kupadan kupaya koşan bir takım istemiyoruz. zaten ne zaman öyle olmuşuz? milli heyecanı bize yaşatacak, karakterinden nefret etmediğimiz, sahaya futbol oynamaya çıkıp elinden geleni yapan ve kendini mafya olarak görmeyen futbolcular istiyoruz sahada. yani her anlamda yürekten destekleyeceğimiz bir takım görmek istiyoruz. bir de bu futbolcular genç olunca tadından yenmiyor.

    arda, caner, gg, selçuk, burak, gökhan, volkan şen görmekten midemiz bulanmaya başlamıştı.
  • arda turan'ın bilal meşe'ye saldırmasının üzerinden saatler geçtikten sonra olcay şahan tarafından şu fotoğraf paylaşıldı. biz birlikteyiz ve destek veriyoruz mesajı çok net sanırım.

    http://kralspor.ensonhaber.com/.../06/kralspor9569.jpg

    fotoğraftakiler sıralı tam liste;

    1-olcay şahan
    2-volkan şen
    3-oğuzhan özyakup
    4-caner erkin
    5-burak yılmaz
    6-selçuk inan
    7-mehmet topal
    8-ismail köybaşı
    9-emre çolak
    10-gökhan gönül
    11-arda turan
    12-cenk tosun
    13-semih kaya

    işte milli takım bu fotoğraftaki * biatçı, görgüsüz, vizyonsuz, primci, ahlaksız, saygısız aç futbolculardan kurtulup da enes ünal, yusuf yazıcı, cengiz ünder, çağlar söyüncü gibi oyuncuların oynadığı bir takım olana kadar ne yaptıkları umrumda bile değil, benim milli takımım değiller.
  • ergin ataman ile fatih terim'in ismini beraber anmaya yeltenenleri bize göstermiş takım. bir de denmiş ki turgay'ın yol arkadaşı, tayyip'in adamı gibi laflar duymuyoruz. ben de diyorum ki "çünkü zırcahil olmak bunu gerektirir".

    ergin ataman'ı turgay ile beraber sırıtırken görmedik de ondan. ergin hoca yabancı sınırı kalkmalı deyip sonradan kıvırmadı da ondan. sene sonu konuşacağım ayakları yapıp sonradan susmadı da ondan. duymuyorsunuz. yoksa ona da karşı tavrımız net olurdu.

    kimse sizin gibi fanboy değil rahat olun.
  • bizim halkımız dil, din, ırk, mezhep, renk ya da siyasi ideoloji gözetmeksizin yalnızca iki yerde omuz omuza gelir. bir tribünde, bir de halayda.

    şu futbola aklımın ermeye başladığı ilk zamandan, 2008 avrupa şampiyonası sonrasına kadar milli maçlar hep bayram havasında izlendi. en azından ben böyle hatırlıyorum. en futbol cahilimiz bile televizyonun karşısına kırk yıllık futbolsever gibi otururdu. doğusu batısı dahil, ülkenin her yerinde maçlardan önce uyku tutmaz, heyecan yüzünden maç saatine kadar vakit geçirecek meşgale aranırdı. ne olduysa, ampul futbolun içinde yanmaya başladıktan sonra oldu. yandaş futbolcular, yandaş teknik adamlar, yandaş scoutlar, yandaş menajerler, yandaş yönetimler dadandı durdu türkiye futbolunun içine. kara para aklayan ve kulüp sömüren, siyasi çıkarları uğruna futbolu elindeki tespihe çeviren nice haşerat gördü bu gözler. görmeye de devam ediyor.

    milli takıma hakettiğinden fazla misyon yükleyip, savaşa gönderir gibi maça gönderen romantik futbolseverlerden gerçekten gönülden özür diliyorum. ben hiçbir zaman sizin gibi olamadım. bugün mili takımın yenilmesini, hatta rezil olmasını isteyen ben dahil nice insana bir kere neden diye sorsaydınız, emin olun birçok şeyin cevabını bulabilirdiniz. çünkü bunun ne ülke sevgisiyle alakası var, ne de milliyetçilik olgusuyla.

    milli futbolcuya küfretti diye taraftarı yerden yere vuran düz saçlı %100 çizgi film karakterleri, taraftara küfreden milli futbolcuyu da eleştirmesini bilseydi, bugün bu futbol bu hale gelmeyecekti. bugün türkiye'de futbol dediğin şey, kitlelerin mutluluğu olmaktan çıkıp, isteyenin istediği gibi at koşturduğu toplumsal bir bozukluk haline geldiyse, bunda yukarıda bahsettiğim amcaların aslan payı var.

    futbol romantikliği yapmaya hiç niyetim yok. beceremem de zaten. ama şimdi 2002 dünya kupasını bir hatırla. sevincinin de, üzüntünün de saflığını hatırla. her şey bu kadar dallanıp budaklanmadan önce; yenilse dahi takımınla duyduğun gururu, rüştü'ye özenip gözünün altına çektiğin kömürü, ümit davala gibi kestirdiğin saçını, hasan şaş'ı, yıldıray'ı, ilhan'ı bir damla hatırla. bizim bugün neden bu halde olduğumuzu o zaman daha iyi anlayacaksın.

    göksel gümüşdağ, fatih terim, recep tayyip erdoğan, acun ılıcalı, rıdvan dilmen, arda turan, emre belözoğlu, yıldırım demirören, erdoğan bayraktar... miden kaldırıyor mu bu isimlerin devamını?

    milli takım sevilmiyorsa, işte bu gibi insanlar ve bu gibi durumlar yüzünden artık sevilmiyor. her yerde söylerim, yine söylemekten kaçınmıyorum. benim milli takımım galatasaray'dır. galatasaray türkiye'dir.

    futbol dediğin şey bölgesel amatör lig'de oynanıyor. en azından elleri oraya değmiyor. beceremediklerinden değil. oradan herhangi bir çıkarları yok. uğraşmaya değmez. gencecik çocuklar futbol oynuyor orada. bedava maçlar. git tribüne otur, adam gibi futbol izle. galatasaray diye bir şey olmasa, kim siker süper denen yalova ligini?

    aha da gördüğün gibi. milli birlik ve beraberliği es kaza sağlayabildiğimiz tribünü aldılar elimizden. geriye bir tek halay kaldı. onun da eski tadı yok. düğünde müğünde zorla kaldırıyoruz milleti.
  • harun- zeki çelik ömer çağlar caner- okay oğuzhan- cengiz yunus hakan- cenk. bu ilk 11'de türkiye'de oynayan sadece 3 futbolcu var. milli takım hiç bir zaman bu kadar yurtdışında oynayan bir futbolcuyu kadrosunda bulundurmamıştı. bunun tek sebebi yabancı sayısını serbest bırakan fatih terim'dir. muhtemelen yusuf yazıcı ve abdulkadir ömür de yurtdışına transfer olacaklar. o yüzden lucescu hiç ağlayıp sızlamasın. elinde gayet yetenekli ve takımlarında süre alan futbolcular bulunuyor. hepsi de avrupanın üst düzey liglerinde oynuyor.
  • kaptanı emre belöz olan takım. şimdi bazı arkadaşlar zannediyor ki biz bu takım yenilsin derken sanki ülkenin kötülüğünü isteyip vatana ihanet ediyoruz. kına yaksınlar falan havada uçuşuyor. asıl vatan hainliğini bu düzeni destekleyenler yapıyor. tabi ki 9 eylül izlanda türkiye maçını izlemedim ama bu hezimet-ki izlanda gibi bi takımdan 3 yemek, atak bile yapamamak hezimettir- malumun ilanıdır. arkadaşlar, dostlar nolur gözünüzü açın artık. saçma sapan yabancı kuralları, türk futbolcusunu değil, türk futbolcusunun ekonomisini geliştirir. amk ilkokul bebesine sorsan insanın rekabet ortamında gelişeceğini söyler sana. tabi tek sıkıntı yabancı sınırı da değil, ülkenin pisliği futbola sirayet etti. daha bugün melo'ya yapılanlar ortada. aziz yıldırım, yıldırım demirören ortada. maalesef fatih terim ortada. son olarak;
    (bkz: hedef 2023 dünya kupası)
    ha dış mihraklar o sene bizi kıskanıp dünya kupası düzenlemezse onu bilemem(!)
  • umurumda bile olmayan futbol takımı. tek zoruma giden şey bu takımın futbolcuları benim vergilerimle prim kazanıyor, 650 bin euro hem de.

    bu arada kimse babamı tanımaz burada o yüzden anlatayım; 58 yaşında. zamanında sigortasız işlerde çalıştığı için -inşaat işçisi emekçi biri- emekli olamadı. şimdi emekliliğini doldurmak için çalışıyor. hafta içi sabah 6da kalkıp işe gidiyor. akşama kadar tuvalet temizliyor. aldığı ücret asgari ücret.
    bu ülkede benim babam gibi emekçi milyonlarca insan var. asgari ücretle 150 küsur senede kazanacak bu emekçi insanlar o 650 bin euroya.

    o parada benim de hakkım var. milliyetçilik, vatan bayrak sevgisi diye laf anlatıp milyonlarca lirayı cukkalayan tüm futbolculara hakkım haram zıkkım olsun.
  • 7-8 sene öncesinde belçika için neler düşünülüyorsa, şuan milli takımımız için de aynı şeyler düşünülebilir.

    üstelik oyuncuların neredeyse hiçbiri türkiye'de de forma giymiyor, aptal yönetici, iş bilmez hocaların ellerinde çürüme ihtimalleri de yok.

    muhteşem bir jenerasyon var.

    biz daha kendimizi küçük görmeye devam edelim.

    avrupa'da bile zeki gibi bek, merih gibi stoper, dorukhan gibi ortasaha, cengiz gibi kanat yok denecek kadar az.

    hasan ali bile iman gücüyle mbappe'ye adım attirmiyor

    yusuf gibi abdülkadir gibi adamlar kenarda bekliyor, lükse bak

    ayağınıza taş değmesin çocuklar.
  • milli takımın oyuncu havuzu;

    kale;
    volkan babacan, onur kıvrak, tolga zengin, harun tekin, mert günok, serkan kırıntılı, muammer yıldırım, volkan demirel

    stoper;
    hakan balta, serdar aziz, ömer toprak, ersan gülüm, semih kaya, yalçın ayhan, ahmet çalık, caner osmanpaşa, çağlar söyüncü

    sağ bek;
    gökhan gönül, şener özbayraklı, ömer ali şahiner, sabri sarıoğlu

    sol bek;
    caner erkin, ismail köybaşı, hasan ali kaldırım, olcan adın, emre taşdemir, ömer bayram, eren albayrak, güray vural

    merkez orta saha;
    mehmet topal, selçuk inan, oğuzhan özyakup, ozan tufan, nuri şahin, mahmut tekdemir, tolgay arslan, okay yokuşlu, hamit altıntop(şaka şaka)

    ofansif orta saha;
    hakan çalhanoğlu, yunus mallı, mehmet ekici, emre çolak, bilal kısa, engin bekdemir

    sağ açık;
    gökhan töre, sinan gümüş, orkan çınar, tunay torun, ahmet ilhan, yusuf erdoğan

    sol açık;
    arda turan, alper potuk, volkan şen, yasin öztekin, olcay şahan, kerim frei

    santrfor;
    burak yılmaz, cenk tosun, enes ünal, muhammet demir, mehmet batdal, umut bulut, adem büyük, emre güral, sercan yıldırım, deniz yılmaz.

    bu oyuncu havuzunu daha önceden oluşturmuştum. ancak ekleme ya da çıkartma yapmak için mart ayı'ndaki kamp kadrosunun açıklanmasını beklemiştim. son hali de yukarıda yazdığım gibi. 64 tane futbolcu mevcut. bildiğimiz gibi yukarıdaki futbolculardan bazıları birden fazla mevkide oynayabiliyor. ben kafama göre bir mevkiye yazdım. bu futbolcuların birçoğu için "milli takım seviyesinde değil" diye düşünülebilir. ben sadece tepeden genel bir bakışla bu 64 kişilik bir oyuncu havuzunu oluşturdum.

    akşam saatlerinde açıklanan kadro (http://i.hizliresim.com/7gNg4v.jpg) aslında birçok şey ifade ediyor.
    1- (en önemlisi) volkan demirel adıyla nüfusa kayıtlı olan şahıs euro2016 kadrosunda yer almayacak.
    2- ömer toprak'ın bir sakatlığı var. kadroya çağrılmama sebebi bu sakatlık değilse ömer toprak da euro2016 kadrosunda yer almayacak. ama ben sakatlığından ötürü çağrılmadığını düşünüyorum. bekleyip göreceğiz. eğer fatih terim egoistlik yapıp ömer toprak'ı (özür dilemesine rağmen) çağırmazsa büyük hata yapar. aynı olayda göhkan töre'ye sahip çıkmıştı. malum olay yüzünden bir tepki vermeye hakkı olan ömer'e sahip çıkmazsa yanlış yapar.
    3- onur kıvrak, serdar aziz ve burak yılmaz ise önümüzdeki hafta iyileşip en azında avusturya maçında oynayabilecek durumda oldukları için kadroya alınmışlardır. bu da bence bu futbolculara bir mesaj aslında. "siz bu takımda banko yer alacaksınız. kendinizi hazır tutun".
    4- ahmet çalık, çağlar söyüncü ve kerim frei'ın kadroya alınması genç futbolculara bir mesaj. yoksa bu 3 futbolcu da henüz milli takım seviyesinde değil.
    5- nuri şahin'e de bir mesaj var. bu sezon sahaya çıktığı ilk maç olan 18 şubat 2016 borussia dortmund porto maçından beri toplam 5 maça çıkmış. henüz iyi durumda değil ama önümüzdeki 2 buçuk ayı iyi değerlendirip bol bol süre alırsa euro2016 kadrosunda kendisine yer bulacak. nuri gibi bir futbolcuyu herkes değerlendirmek ister.
    6- ismail köybaşı yükselen formuyla hasan ali'yi geride bırakıp kadroya girdi. bu seviyede devam eder ve sakatlık yaşamazsa euro2016 kadrosu içinde yer alacaktır.

    bu kadroda, yasin öztekin ve olcay şahan tercihlerinin ezbere yapılmış tercihler olduğunu da belirtmek lazım. yoksa bu iki futbolcunun da bu sezon iyi oynadığı maç sayısı 5'i geçmez. büyük takımda oynadıkları için ve gökhan töre sakat olduğu için şimdiki kadroda kendilerine yer buluyorlar. ancak euro2016'nın 23 kişilik kadrosunda yer almaları zor. ancak gökhan töre olmazsa ve arda turan orta sahada oynatılmaya karar verilirse kendilerine yer bulabilirler.

    benim milli takım için euro2016 kadrosu seçimlerim ise;

    kale; volkan babacan, onur kıvrak, tolga zengin.
    grup maçlarında, ilk maçta onur, ikinci maçta tolga oynadı. sonra volkan (nam-ı diğer volkihavuz.jpg) oynayacaktı ama maçtan siktir oldu gitti. dolayısıyla ortada bir başarı varsa bu başarıda volkan babacan'ın payı vardır. bu yüzden 1. kaleci, ben her ne kadar beğenmesem de volkan babacan olmalıdır. avrupa'nın çeşitli kulüplerinde oynayan bir sürü genç kaleci var, biliyorum. ama bana göre kaleciliğin önemli bir kısmı tecrübedir. bu yüzden kadrodaki 3. kaleci tercihimi tolga'dan yana kullanıyorum.

    bekler; gökhan gönül, şener özbayraklı, caner erkin, ismail köybaşı.
    sağ beki zorlayabilecek pek futbolcu yok zaten. sabri 32 yaşında. sezonun geri kalan kısmında 5 gol 5 asist falan yaparsa ancak düşünülebilir. ama mümkün değil tabi ki. diğer aday ise konyaspor'un sağ beki ömer ali şahiner. bu sezon istikrarlı bir grafik çiziyor ve konyaspor'un başarısında da pay sahibi. ancak şener'i kesmesi çok zor.
    sol bekte ise bir çok alternatif mevcut. emre taşdemir'in bir sakatlığı söz konusuydu. uzun süredir oynamıyor. ömer bayram ve eren albayrak sol bek için adaylar ancak ismail'i kesebilmeleri pek mümkün değil. keza olcan adın'ın da kadroda sol bek olarak yer bulabilmesi için 40 fırın ekmek yemesi gerekiyor.

    stoperler; serdar aziz, ömer toprak, hakan balta, yalçın ayhan.
    serdar, ömer, hakan üçlüsünden ikisi oynayacaktır. ömer toprak özür dilediği için kadroya alınmalı diye düşünüyorum. stoper rotasyonumuz böyle zayıfken ömer'den faydalanılmalı. iki sezondur yalçın ayhan ciddi ciddi iyi oynuyor. geçen sezon transfer döneminde beşiktaş, gösterip vermeyerek kendisine çok büyük ayıp etti. eğer beşiktaş'a transferi gerçekleşseydi hem beşiktaş hem de milli takım iyi bir stoper kazanmış olacaktı. ben, ahmet çalık ya da çağlar söyüncü diye gevelemek yerine yalçın'ı alır kadroya koyardım. sizler ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama bence iki sezondur oynadığı futbolla yalçın bunu hak ediyor.
    ersan'ın çin'de ne derecede oynayacağı henüz muamma. caner osmanpaşa'yı ben beğeniyorum ancak düşünülmüyor, normaldir. semih kaya ise bu sezon çok formsuz.

    merkez orta saha; mehmet topal, selçuk inan, oğuzhan özyakup, nuri şahin(ozan tufan).
    belki de en zor seçimin olduğu yer orta saha. mehmet topal defansif olarak alternatifi olmayan bir futbolcu. oğuzhan bu sezon ilk yarının futbolcusuydu. selçuk ise takımı euro2016'ya taşıyan adam. her ne kadar şu sıralar formsuz ve fizik olarak zayıf olsa da bir an önce toparlanıp kendisini turnuvaya hazırlamalı. nuri şahin kapasite olarak belki de en iyi futbolcumuz. ancak kapasitesini sahaya yansıtmada çok ciddi sıkıntıları var ve çok sık sakatlanıyor. yine de iyi durumda olursa 1. tercihim nuri olur. sonra ozan.

    ofansif orta saha; hakan çalhanoğlu, yunus mallı.
    kritik bir mevki ofansif orta saha. sadece duran top özelliğinden ötürü bile kadroya alınabilecek bir futbolcu hakan. ancak o da şu sıralar formsuz. yunus mallı bu sezon yükselişte. boşuna ısrar edilmedi o kadar, kadroda bulunacaktır.
    bilal kısa 33 yaşına girecek. zaten pek formda olduğu da söylenemez. kadroyu zorlayamaz. emre çolak ve mehmet ekici ise bu sezon çok az forma şansı buldular. şu euro2016'da oynama fırsatı varken nasıl olur da kendilerini kasmaz bu futbolcular gerçekten çok şaşırıyorum. birisi kötü galatasaray'da mustafa denizli'nin gözüne giremedi. diğeri "erkan'dan yumruk yedim" diyerek sezona küstü. erkan yüzsüz yüzsüz oynuyor birader. ya sen de çak ağzına bir tane ya da çık oyna. muhtemelen sezon sonu ayrılır trabzonspor'dan.

    sağ/sol açıklar; arda turan, volkan şen, alper potuk, gökhan töre.
    galatasaray ve beşiktaş kontenjanından yasin, olcay milli takım deneyimi olan ve kadroyu zorlayabilecek oyuncular. ancak bu 4 futbolcu sağlıklı olduğu sürece kadroya girebileceklerini sanmıyorum. arda orta saha olarak düşünülürse birisi tercih edilir.
    sinan gümüş'ün sakatlığına gerçekten çok üzülüyorum. sakatlanmayıp aynı performansla devam etseydi hem genç olmasından, hem galatasaray kontenjanından, daha da önemlisi iyi bir sağ açık olmasından dolayı kadroda yer bulacağını düşünüyordum. orkan çınar da önümüzdeki sezonlarda rekabete girebilecek bir futbolcu.

    santrafor; burak yılmaz, cenk tosun.
    burak yılmaz, transferi ve sakatlığından dolayı yaklaşık 2 aydır maça çıkmıyor. bu ciddi bir dezavantaj. sakatlığının ne derecede olduğu da bilinmiyor. ama milli takıma çağrıldığından dolayı iyileştiğini varsayabiliriz. burak'ı zor bir 2 buçuk ay bekliyor. kendisine iyi bakıp euro2016'ya hazır olarak gelmeli.
    şenol güneş'in işleyen oyunu bozmama isteği sebebiyle cenk beşiktaş'ta hak ettiğinden daha az süre alıyor. ama o sürelerde elinden geleni yapıyor. beşiktaş'ta olduğu gibi milli takımda da ikinci forvet cenk olacaktır.
    normalde ben, bir mevkiden kısıp, o kıstığım mevkide mehmet topal, arda turan gibi birden fazla mevkide oynayabilen futbolcularla idare edip turnuvaya 3 santraforla giderdim. 3. santrafor da mehmet batdal olurdu. batdal milli takım seviyesinde bir futbol değil. ancak fiziki özellikleriyle forvete çeşitlilik katacağı aşikar. bu sebepten ötürü kendisine kadroda yer verilebilirdi. belli ki fatih terim batdal'ı pek düşünmüyor. başakşehir'in as forveti olan mehmet batdal bu sezon ligde 8 gol attı. muhammet demir trabzonspor'da henüz kendini bulamadı. böyle giderse yedeğe çekilir. umut bulut 33 yaşına girdi. ne yazık ki artık milli takım seviyesinde değil.

    milli takımı bu yaz güzel bir macera bekliyor. bir hırvatistan olmasak da kağıt üzerinde kaliteli bir takımız. futbolcularımız her biri %75-80'i ile oynadığı takdirde ben başarılı olacağımızı düşünüyorum. merak ettiğim konu ise nasıl bir sistemle oynayacağımız. arda merkezli bir oyun olacağından ötürü barcelona modeli gibi arda'yı sol iç yada sol ofansif orta saha tarzı deneyebilir fatih terim. bu durumda kadroda sol açık kullanacak mı yoksa solu komple caner'e bırakacak, kestirmek zor. bunu henüz kendisi de bilmiyordur zaten. bu durumda bazı ihtimaller söz konusu;
    1- arda sol açık, hakan ç. ofansif orta saha, selçuk(oğuzhan), topal(nuri) merkez orta saha, volkan şen sağ açık.
    2- arda sol açık, selçuk, topal(nuri), oğuzhan merkez üçlü, hakan ç. sağ açık.
    3- arda sol iç ofansif, hakan ç. sağ iç ofansif, topal(selçuk) merkez orta saha, volkan şen sol açık, gökhan töre(alper) sağ açık.
    4- arda sol iç ofansif, selçuk(oğuzhan) sağ iç, topal(nuri) merkez orta saha, hakan ç. sağ açık, volkan şen sol açık.
    5- her ne kadar fatih terim'in 4-6-0'ını beğenmesem de hatta genel olarak 4-6-0'ı saçma bulsam da; arda false9, volkan sol açık, selçuk, topal(nuri), oğuzhan merkez orta saha, hakan ç. sağ açık gibi bir şey de deneyebilir. ancak bunu burak sakat iken denedi. burak kadroda ve hazır olduğu sürece bunu yapacağını sanmıyorum.

    bence fatih terim 2. seçeneği kullanıp sol kulvarı caner'e teslim eder. tabi bu tahmin sadece. daha çok zaman var. 24 mart 2016 türkiye isveç maçında tam kadro sahada olursak yavaş yavaş fikir sahibi olabiliriz. bu arada galatasaray'dan, milli takımda yeri garanti olan sadece 2 futbolcu (yasin'in yeri garanti değil) olması düşündürücü. yeni ayrıldığı için burak'ı da galatasaray kontenjanından sayarsak sayı 3 oluyor ki bu da düşük bir rakam. semih yerini nasıl kaybeder, olacak iş değil. semih'in artık kendini sorgulaması gerekiyor. keza emre çolak da öyle. 94 doğumlu sinan gümüş sakatlanmasaydı kadroya girebilirdi sevgili semih ve sevgili emre. şöyle bir düşünün bakalım "nerede yanlış yapıyoruz?" diye. umarım bulursunuz.

    yazı biraz uzun oldu. sabredip okuyan herkese beni dinledikleri için teşekkürler. fikir alış-verişi için ya da unuttuğum bir şey varsa mesajlarınızı bekliyorum.

    saygılar.
  • milli takım için özellikle bugün çıkan haberler ne yazık ki doğrudur.

    fransa'da milli takımın içinde olduğumuzdan net olarak karamsar tabloyu görebiliyoruz. oyuncular gruplaşmış. kimsenin birbirine saygı duymuyor. ne yazık ki fatih hocamın disiplininden eser yok. 20 yıldır tanıdığım fatih terim gitmiş yerine dublörü gelmiş sanırım. mentör diye dahil edilen tuncay şanlı ve tümer metin takımın altını oyuyorlar. tümer metin elinde telefon bütün gün olanları şansal abisine rapor ediyor. gökhan gönül yalvar yakar fenerbahçe'ye dönme çabasında. gece yarılarına kadar aziz yıldırım'a ulaşma derdine düşmüş. prim konusu herkesin dilinde. milli duyguyu hisseden ya da vatan sevdasına oynayan bir tane futbolcu yok. bu tip söylemler ancak reklamlarda kalmış.

    demirören ile fatih hoca bugün bir araya geldi. görüşme bitmiş değil. fakat gelen duyumlar fatih terim'in arkasındaki gücün daha fazla kendisini desteklemeyeceği yönünde. bu durumda turnuva sonrasında yollar ayrılırsa sürpriz olmaz. aykut kocaman ismini şeytanın biri üfürmüş üst kesime. bakalım neler olacak?

    son olarak ailesine gelen tepkilerden ötürü fatih terim rahatsızlık geçirdi. sosyal medyada yazılan her şeyi takip ediyorlar.
  • 7 eylül 2018 türkiye rusya maçı ile umut vermiş, 10 eylül 2018 isveç türkiye maçı ile taraftarı ile barışmış milli takımımız. adam tayfası temizlendi. sırada tüpçü var. daha sonra doğru yapılanma ile başarılı bir dönem yakalayabiliriz.

    takıma kaleci olarak harun, stopere ömer toprak, forvete umut bozok eklenebilir. umarım lucescu dersini almıştır ve şener, hasan, topal üçlüsünü takımdan uzak tutar.
  • 1994 doğumlular:
    hakan çalhanoğlu
    okay yokuşlu
    kenan karaman
    kaan ayhan
    nazım sangare
    abdülkadir parmak

    1995 doğumlular:
    gökhan akkan
    ozan tufan
    emre taşdemir
    umut meraş
    irfan can kahveci

    1996 doğumlular:
    çağlar söyüncü
    uğurcan çakır
    dorukhan toköz

    1997 doğumlular:
    yusuf yazıcı
    cengiz ünder
    mehmet zeki çelik
    enes ünal

    1998 doğumlular:
    merih demiral
    hüseyin türkmen
    berkay özcan

    1999 doğumlular:
    abdülkadir ömür
    ozan kabak
    güven yalçın
    mert müldür
    doğukan sinik

    25 yaş ve altı milli takım oyuncu havuzu bizlere çok şey hayal ettirebilecek takım. bu oyuncu havuzunda hali hazırda çok üst seviyede oynayanlar da var yeni parlayanlar da parlaması muhtemel olanlar da. bu listeye dahil edebileceğimiz daha çok genç de var bunlarla sınırlı değil yani. aklı başına gelebilecek genç oyuncularımız da var. bu genç arkadaşları tamamlayacak yunus mallı, cenk tosun, emre akbaba gibi oyuncular da mevcut.

    inşallah bu oyuncu grubu mümkün olduğunca bu ülke dışında top oynayacak, bizim kirli futbol dünyamızdan uzak kalacak ve hepimizin milli takımını oluşturacaklar.
  • "milli takimi desteklemeyenler vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
    irkçi, sikecilerin takimi bu, dedi milli takimi desteklemeyenler.
    milli takimi desteklemeyenler vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
    bir sözlükte çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
    bir sözlükte, içinde binlerce sayfa sikeden, irkçiliktan, tüpçüden sikayet olan.
    federasyon ve iktidar, kuluplere anormal yayin gelirleri hibe etti.
    "irkci-sikeciler siyasi ikbal ugruna taraftarlari stada sokmuyor, dedi milli takimi desteklemeyenler,
    milli takimi desteklemeyenler vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
    evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
    hainiyim, ben vatan hainiyim.
    memleket futbolu surulen tarlalarinizsa,
    giden tesvik primleri ve satin alinan maçlarsa memleket futbolu,
    siyah derili futbolculara f.cking nigga diye honkurenlerin korundugu yerse memleket futbolu,
    memleket futbolu, tupçunun kader ortaginin tum basini azarladigi yerse,
    bir diktator propagandasi icin tribunler terorist ilan ediliyorsa memleket futbolunda,
    memleket futbolu aziz yildirimsa, nihat ozdemirse,
    memleket futbolu yildirim demirorense, tokat yiyen suatsa,
    cas kararinin uygulanmadigi, sikecilerin el ustunde tutuldugu yerse memleket futbolu,
    memleket futbolu, malum partinin statlari, malum partinin takimlari, malum partinin polisleri, malum partinin biber gaziysa,
    memleket futbolu, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
    ben milli takimi desteklemeyenlerdenim.
    yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
    milli takimi desteklemeyenler vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
  • sağ elinizi bir saat kullanmadığınızı düşünün, şu satırları bu kadar hızlı yazabilir misiniz? sağ bacağınızın olmadığını düşünün, boğazda güzel bir tur atabilir misiniz kolay kolay. bir de çift bacak ile yaşamaya alışıp o bacağın birini daha sonra kaybettiğinizi düşünün. o hayal kırıklığını kaldırabilir misiniz? ayağı kırılsa dünyası yıkılan insanlar değil miyiz?

    bugün ne mi oldu, ampute milli futbol takımımız gitti avrupa şampiyonu oldu. tek bacak ile oynadılar, yürekten oynadılar. engelli sporu kaybedeni olmayan bir spordur, bu onurun içinden kendilerini şampiyon olarak çıkardılar ve gururumuz oldular. gözyaşlarına boğulduk, ağladık.

    o takımın kaptanı osman çakmak, maçtan saatler sonra kendisine o golü izlettirdiklerinde ağlıyor, yediğimiz golu görünce ahh diye iç geçiriyor. kendisi güneydoğu gazisi, bu ülke için bu şampiyonluktan çok daha fazlasını yıllar önce bacağını kaybederek verdi.

    sizler ne mi yaptınız? üç kuruş para için, benim için değil ha sizin için üç kuruş, elinizin kiri çünkü sizin bu para, gittiniz milli takımı fransa'da sattınız. karılarına milyon dolarlık arabalar alan adamlarsınız, hani 'adam'larsınız ya. gittiniz o paralara bu ülkeyi sattınız.

    izlanda ve finlandiya'yı yenemediniz, yenseydiniz şu an türkiye 2018 dünya kupası'na katılacaktı. hayatta hedefi bile olmayan, cahil çomarlarsınız, fazlası değilsiniz. dünya kupası bir futbolcunun en büyük hedefidir, bir şölendir. o şölene katılmak için izlanda ve finlandiya'yı yenmeniz gerekiyorsa gidip de o paraların hakkını vereceksiniz, o şanın şöhretin hakkını vereceksiniz. izahı yok bunun. o 2 maçı kazanmakla yükümlüydünüz, beceremediniz. üstüne üstlük de oyundan çıkarken güldünüz, üzülmediniz. yarın banka hesabınızı kontrol edeceksiniz, 10 milyon euro'dan fazla para göreceksiniz ve hayat sizin için galericilerinizle, mankenlerinizle, sükseli mekanlarınızla akmaya devam edecek.

    sizin için lafı fazla uzatmaya değmez. siz o 2 maçı kazanıp dünya kupası'na gitseydiniz bugün şampiyon olan ampute milli takım futbolcuları bile kendi şampiyonluklarından çok belki sizi dünya kupasında görebilecekleri için, ülkeleri en büyük kupaya kaldığı için sevineceklerdi. içlerinizden bazıları onların idolü, hala idolü. şu önemi kavrayamadınız ya, size yazıklar olsun.

    milli takımı sattığınız için asla affedilmeyeceksiniz, şerefsizsiniz. bu ülke çok büyük bir ders aldı bugün, yüreğin ne olduğunu gördü, herkes sizin ne olduğunuzu da gördü. daha küçük duruma düşemezdiniz. size söyleyebileceğim tek şey "adam"sınız ya hani, adamlar grubundan gelsin.

    utan utan,
    utanmayan insan olur mu lan?