• biz çocukken, galatasaray'ın avrupa maçlarından sonra, en fazla milli maçlara heyecanlanırdık.
    japonya'da, güney kore'de,
    şenol güneş'le, hakan'la, arif'le tarih yazarken,
    hiç kötü düşünmezdik.

    yine bir dönem, terim'le avrupa'da yaşandı milli başarılar.
    onda da iyiydi biraz havamız,
    yüreklerimiz...

    mesela, kulüp takımlarına uzak olanlar için, şöyle bir anlayış vardı önceden;
    "milli takımlıyım ben..."

    bu bile çok şey anlatırdı.
    milli takım dedin mi, kendi kulübünün önüne koyardın.
    o da, gelene geçene koyardı.
    elini kalbine götürdüğünde, dünya'nın öbür ucunda antrenman yapan oyuncun seni hissederdi.

    gelelim 2014'e...
    yeni türkiye'nin milli takımına...

    sahada oynayan bazı oyuncuları tanımıyorum bile.
    o kadar uzak kalmışım,
    o kadar içime sinmemiş bu milli takım...

    mesela geçmişte, bir ara turkuaz forma giydirmişlerdi takıma,
    içime oturmuştu,
    kan kırmızı formayı istemiştim,
    çok kızmıştım.

    valla şimdi, eflatun giydirip keten ayakkabı ile sahaya salsalar bizimkileri,
    zerre umrumda olursa,
    adam değilim...

    başkanı, başkan vekili, teknik direktörü, takımın abileri, kaptanları, teknik direktör yardımcıları...
    tarihin en içe sinmeyecek milli takımı...

    koyulan saçma sapan yabancı kuralları,
    dönen şikelerin gölgesinde milliyetçilik havası ile puan toplama taktikleri falan.

    oynadığı 20 - 25 dakikada 3 gol atan dünya lideri bir forvetimiz vardı, çağırsaydınız ya o'nu da milli takıma?
    israil'e, amerika birleşik devletleri'ne, almanya'ya falan döşeseydi ya muhteşem sağ yanıylan?

    ama bence, kimse milli takımımızın sabrını test etmeye kalkmasın.

    neyse,
    bu kadar temiz bir düzende,
    spora siyaset sokmacı dingiller uyarabilirler,
    uzatmayalım.

    zerre sikimde değil milli takımınız...
    kaybetsin...
    beter olsun...
    izlanda'lar, papua yeni gine'ler dayasın, döşesin...

    çünkü bu milli takımın taşıdığı ay yıldız ile,
    benim göğsümdeki ay yıldız bir değil beyler...

    her bokun yanlış, kokmuş ve iğrenç olacak; ama milli forma diyeceksin...
    sikerler böyle kolpa milliyetçiliği...
  • türkiye'nin son 10 yılında ki şampiyonalara odaklanalım...
    - 2000 avrupa şampiyonası = galatasaray'ın avrupayı kasıp kavurduğu yıllar. takımın belkemiği oyuncularının çoğu galatasaray'lı. sonuç : çeyrek final
    - 2002 dünya kupası = galatasaray'ın şampiyonlar liginde 2001'de çeyrek final 2002'de gruplu 2.tur gördüğü ve tsl'yi şampiyon bitirdiği sezon. yine takımın çoğunluğunu galatasaray'lı futbolcular oluşturmakta. sonuç = 3. lük
    - 2004 avrupa şampiyonası = galatasaray'ın tarihinin en kötü sezonlarından birinin ardından gelen şampiyona ve doğal olarak katılamadığı turnuva. sonuç : play-off
    - 2006 dünya kupası = galatasaray'ın 100. yılında şampiyon olmadığı 2005 yılında dünya kupası eleme maçlarını geçemediğimiz turnuva. sonuç : play-off
    - 2008 avrupa şampiyonası = galatasaray'ın son sampiyonluğunu yaşadığı 2008 yılında kadrosunda 8 galatasaray'lı futbolcunun bulunduğu ve başında galatasaray apoleti taşıyan td'ün bulunduğu şampiyona. sonuç : 3. lük

    istatistikler doğru söyler yalan söyler bunu bilemeyiz ama ortada böyle bir gerçek var. galatasaray başarılı olduğunda milli takımda başarılı oluyor...
  • uzun zamandır sahip olmadığımız elit seviye oyuncu grubu bulunduran takım.

    nedir? italya serie a liginin en değerli genç oyuncularindan cengiz, yine aynı ligin en dikkat çeken ve juventus transferi yapan stoperi merih, premier ligin en formda stoperi çağlar, fransa 2.si lille'in mac kaçırmaz sağ beki zeki, aynı lille'in 18 milyon € vererek aldığı ve git gide ortama ısınan ve kalitesini kanıtlamaya başlayan yusuf, yıllardır la liga'da celta vigo formasıyla belli bir standartı üstünde oynayan okay, milan'ın 10 numarası hakan, schalke 04'te, muhtemel bayern munich transferi beklenen stoperi ozan.
    ne kadar son maçlarda yararlanmamis olsak da, bu seviyeleri görmesi olası diğer gençlerden abdülkadir ömür.

    harika bir jenerasyon, güçlü bir savunma oyunuyla elemelerin en az gol yiyen takımı olarak, muhtemelen, 2020 ye gidiyor.

    umarim zamanla hücumda da bu savunma başarımıza yaklaşıriz çünkü en az savunmacılarimiz kadar kaliteli hücum oyuncularımız da var.
    teşekkürler hepinize, yıllar sonra bize milli maç günlerini heyecanla bekler hale getirdiğiniz için.
  • klasik bir laf var ya, "elin oğlu uzaya çıkıyor, biz hala bilmem ne" falan diye...
    hep katıldığım, kesinlikle haklı bulduğum sözdür.

    4 ekim 1957'de, sscb tarafından uzaya ilk uydu fırlatılıyor,
    bu anlamda amerika ile aralarında ilk uzay savaşı başlamış oluyor.
    2. dünya savaşı'ndan kalma teknolojilerle, iki ülke başta olmak üzere bir çok ilerici devlet kendini teknoloji ve bilim anlamında geliştiriyor.

    türkiye'de o sırada ne mi oluyor?
    850.000 dolarlık kauçuk ithal edecekmişiz, yukarıdaki tarihten 3 gün önce milliyet gazetesi'nde bu tip haberler yer alıyor.

    ve tahmin edeceğiniz üzre, aradan uzun yıllar geçtikten sonra, türkiye bir şekilde kendi uydusunu yapıp uzaya fırlatmayı deneyebiliyor.
    çünkü hep geriden geliriz biz...
    kadınlara seçme ve seçilme hakkı avrupa'nın bir çok ülkesinde yokken ülkemizde vardı, çünkü bir tek o dönem ilericiydik her anlamda,
    sonrası, internet deyimi yerindeyse, epic fail...

    halen bir yerli arabamız yok yüzde 100 donanımı ve beyni bizden olan.
    tıpkı keşif, buluş ya da çığır açan teknolojik ilerlemeyi sağlayamadığımız gibi.

    sporda, elle tutulur bir kaç büyük başarımız var,
    2'si galatasaray futbol takımımızın yıllar öncesinde gelen uefa ve süper kupa zaferleri,
    milli takımlar düzeyinde, tarihinin belki de en iyi kadrolarından biriyle, 1 dünya üçüncülüğü,
    1 avrupa üçüncülüğü...

    gurur duyduğumuz şeyler o kadar az ki, elin oğlunun hollanda'sı her maç farklı bir rekoru kırarken,
    biz hala karıncalanmış özetlerimizi izliyoruz...

    geri kalan mı?
    devşirme sporcularımızla kovalanan atletizm yarışmaları,
    80 milyonluk ülkeden adam gibi futbolcu çıkartamadığımız için adını ve kimliğini değiştirdiğimiz futbolcularla kovalanan hedefler,
    babası tarafından şirketlerine yaklaştırılmayan tipler tarafından yönetilen ülke futbolu,
    babalar gibi şike yapmış yöneticilerin dışarıda terör estirmesi,

    falan filan, bildiğiniz boktan memleket manzaraları...

    o kadar kötü olay, afet, terör, ekonomik ve siyasi bunalımların içinde, sadece galatasaray ve milli takım ile nefes alabilen türk taraftarlar,
    sadece 90 dakika dertlerinden uzaklaşıp kalpleri farklı atan türk futbolseverler,
    uzun yıllar olduğu gibi, bu sene de bir dünya şampiyonasında elin adamlarının takımlarını takip etmekteler.

    etmeyip napacağız, dizi mi izleyelim elimizde çekirdek tabağı ile?
    oturup almanya'yı konuşacağız, portekiz'i tartışacağız, "bosna çakıverse" diyeceğiz, muslera'ya dua edeceğiz.

    ama sahada, asla bir ay yıldızlı forma görmeyeceğiz.
    açıkçası üzülmüyorum, eleştirmek niyetindeyim sadece.

    çünkü futbolu iğrenç adamların yönettiği bir ülkenin,
    şikelerin cezasız kaldığı bir memleketin milli takımının,
    başarılı olmasını istemiyorum.

    nüfusu bir uşak, bir kastamonu etmeyen ülkeleri yenemiyoruz ki, çıkıp italya ile boy ölçüşelim.

    es kaza gidebilmiş olsaydık dünya kupası'na,
    dün* portekiz'e 4 atan almanya, bizimkilere kaç tane sallardı sence?

    zaten futbolu geliştirmek adına yabancı sınırı koyan federasyonun sözde milli takımından, başarı anlamında ne beklersin?
    sahadakiler, yeterince futbola yabancı zaten...
  • tff başkanı nihat özdemir, hocası şenol güneş olan türk milli takımı benim milli takımım değildir.

    bunlar gidene kadar milli destek, mestek yok. isteyen istediği kadar ofsaytlasın. organize kötülüğün parçaları bunlar. bundan sonra kimseye eyvallahımız yok. hocamız da aşağıda dile getirmişti daha evvel.

    https://twitter.com/...697517635801091?s=20
  • yıllardır anlaşılamayan şey buydu işte. biz aşırı başarılı, kupadan kupaya koşan bir takım istemiyoruz. zaten ne zaman öyle olmuşuz? milli heyecanı bize yaşatacak, karakterinden nefret etmediğimiz, sahaya futbol oynamaya çıkıp elinden geleni yapan ve kendini mafya olarak görmeyen futbolcular istiyoruz sahada. yani her anlamda yürekten destekleyeceğimiz bir takım görmek istiyoruz. bir de bu futbolcular genç olunca tadından yenmiyor.

    arda, caner, gg, selçuk, burak, gökhan, volkan şen görmekten midemiz bulanmaya başlamıştı.
  • arda turan'ın bilal meşe'ye saldırmasının üzerinden saatler geçtikten sonra olcay şahan tarafından şu fotoğraf paylaşıldı. biz birlikteyiz ve destek veriyoruz mesajı çok net sanırım.

    http://kralspor.ensonhaber.com/.../06/kralspor9569.jpg

    fotoğraftakiler sıralı tam liste;

    1-olcay şahan
    2-volkan şen
    3-oğuzhan özyakup
    4-caner erkin
    5-burak yılmaz
    6-selçuk inan
    7-mehmet topal
    8-ismail köybaşı
    9-emre çolak
    10-gökhan gönül
    11-arda turan
    12-cenk tosun
    13-semih kaya

    işte milli takım bu fotoğraftaki * biatçı, görgüsüz, vizyonsuz, primci, ahlaksız, saygısız aç futbolculardan kurtulup da enes ünal, yusuf yazıcı, cengiz ünder, çağlar söyüncü gibi oyuncuların oynadığı bir takım olana kadar ne yaptıkları umrumda bile değil, benim milli takımım değiller.
  • inanılmaz bir stoper jenerasyonu yakalamış takım. merih, çağlar, ozan, kaan. daha alttan mert geliyor ve basel'li eray'ın da (adı arsenal ile anılıyor) milli takımı seçeceği konuşuluyor. gelişimlerine devam ederlerse 3-4 senee içerisinde abartısız dünyanın en iyi stoper rotasyonuna sahip olacağız. birkaç sene önce bu ülkeden stoper çıkmıyor deniliyordu. gerçekten geldiğimiz nokta çok ilginç.
  • koskoca bir grup etabını duran top dışında gol yemeden kapatmayı neredeyse başarmış takımdır. eskiden milli takımımız aynı mevcut galatasaray gibi çok basit hatalardan, pozisyon bile vermeden gol yer bu yüzden mutlaka yenmemiz gereken alt-orta seviye takımları bile yenemezdik. şuan ki milli takım ise dünyanın en iyisi fransa' dan bile gol yemeyen bir yapıda. açıkçası mevcut takımla gurur duyuyorum. bu istikrarı korursak bir isviçre, rusya milli takımları gibi olup turnuvaya katılma konusunda sorun yaşamayıp top 10-15 takım arasına girebiliriz. helal olsun cocuklar böyle devam. emre b. hariç...
  • aday kadroda stoper olarak ozan kabak'ın sakatlığı sebebiyle yıldırım mert çetine yer verilmiş.

    merak ediyorum roma almasaydı seçilebilir miydi?

    eleştirmek istemiyorum ama gerçekten merak ediyorum.

    nazım sangare'nin türk olduğunu bilmeyen bir ekip acaba bu çocuktan haberdar mıydı?

    öte yandan son 3 senedir takımına katkı veremeyen oğuzhan özyakup hala forma şansı bulabiliyor. garip cidden.
  • 10 maç sonunda 23 puan almamız ve 3 gol yememiz ki bu 3 golün de tamamının duran toplardan olması defansif açıdan başarılı bir eleme grubu bitirdiğimizin en somut göstergesi. grup tarihimizin en başarılı performansını göstermemiz her ne kadar takdir edilmesi gereken bir konu olsa da zafer sarhoşluğuna kendimizi kaptırmadan da takımı bir konuda eleştirmemiz gerekiyor. grupta toplam 7 puan kaybettik ve bu puanların tamamını da grupta çekişmemizin beklendiği 2 takıma karşı kaybettik (1 fransa beraberliği, 1 izlanda beraberliği ve mağlubiyeti). nispeten daha zayıf olan diğer 3 rakibe karşı 6 maçta 6 galibiyet almamız konsantre açısından tabii ki çok değerli ama biz bu şampiyonaya gidiyorsak fransa ve izlanda ayarında takımlarla oynayacağız. umarım yazın bu büyük maçlarla ilgili skor alma işini de grubun geri kalan maçlarına yakın bir seviyeye çekebiliriz ve keyifli bir turnuva geçiririz.
  • euro 2020 elemelerinde; önümüzdeki maç içeride arnavutluk'u yenerse, fransa da deplasmanda izlanda'yı geçerse 19 ekim 2019 fransa türkiye maçı'na grup liderliği için çıkacaktır. kaldı ki grubu ikinci bitirsek bile euro 2020'ye direkt katılacağız. şu anda grupta tüm ipler bizim elimizde.

    bugün eğer bu noktalara geldiysek bu süper lig futbolcu uygunluğu sistemi sayesindedir. inatla buna balta vurmak isteyenler resmen türk futbolunu baltalamak istiyor!
  • şimdi bir galatasaray taraftarı bu takımı nasıl içten destekleyebilir? ciddi ciddi benim içime sinmiyor. akşam milli takımın maçı varmış* ee daha 2 gün önce teknik direktörünün* yaptığı açıklamalar, o bel altı şekilde mesajlı bildiriler* ve bize karşı oluşturulan cephe ile verilen akılalmaz cezalar varken ben neyin heyecanını duyucam? kesinlikle kabul etmiyorum bu durumu ve içime sindiremiyorum. bu ülkedeki birliği kimler bozuyor işte her şey açıkça ortada.

    teknik direktörü, başkanı, perde arkası oyunları, her şeyiyle artık gram şekilde bizim olmaktan çıkmış belli bir zümrenin belli bir ideolojinin milli takımı olmuştur. resmen 10 milyonlarca galatasaraylıyı bilerek ve isteyerek milli takımdan soğuttular. şimdi eserleriyle gurur duysunlar. tüm federasyon kurulları, teknik kadrosu, mhk'sı pfdk'sı her şeyiyle istifa edene kadar benim ve eminim milyonlarca galatasaraylının desteğini kaybetmiştir. adaletli, eşit, şeffaf, gizli ajandası bulunmayan insanlar tarafından yönetilene kadar da o destek verilmez.
  • şahsen izlemekten keyif aldığım takımdır. öyle çok iyi bir futbol oynamıyoruz ama.. bir kere sahada adam tayfası yok. eli belinde sürekli yürüyen, koşmaya mecali kalmamış sönük bir takım yok. gencecik gelecek vaad eden ve dinamik isimler var. bu bile tek başına izlerken zevk almamı sağlıyor. 2-3 seneye oturmuş çok iyi bir takım izleyeceğimize eminim.
  • ergin ataman ile fatih terim'in ismini beraber anmaya yeltenenleri bize göstermiş takım. bir de denmiş ki turgay'ın yol arkadaşı, tayyip'in adamı gibi laflar duymuyoruz. ben de diyorum ki "çünkü zırcahil olmak bunu gerektirir".

    ergin ataman'ı turgay ile beraber sırıtırken görmedik de ondan. ergin hoca yabancı sınırı kalkmalı deyip sonradan kıvırmadı da ondan. sene sonu konuşacağım ayakları yapıp sonradan susmadı da ondan. duymuyorsunuz. yoksa ona da karşı tavrımız net olurdu.

    kimse sizin gibi fanboy değil rahat olun.
  • bizim halkımız dil, din, ırk, mezhep, renk ya da siyasi ideoloji gözetmeksizin yalnızca iki yerde omuz omuza gelir. bir tribünde, bir de halayda.

    şu futbola aklımın ermeye başladığı ilk zamandan, 2008 avrupa şampiyonası sonrasına kadar milli maçlar hep bayram havasında izlendi. en azından ben böyle hatırlıyorum. en futbol cahilimiz bile televizyonun karşısına kırk yıllık futbolsever gibi otururdu. doğusu batısı dahil, ülkenin her yerinde maçlardan önce uyku tutmaz, heyecan yüzünden maç saatine kadar vakit geçirecek meşgale aranırdı. ne olduysa, ampul futbolun içinde yanmaya başladıktan sonra oldu. yandaş futbolcular, yandaş teknik adamlar, yandaş scoutlar, yandaş menajerler, yandaş yönetimler dadandı durdu türkiye futbolunun içine. kara para aklayan ve kulüp sömüren, siyasi çıkarları uğruna futbolu elindeki tespihe çeviren nice haşerat gördü bu gözler. görmeye de devam ediyor.

    milli takıma hakettiğinden fazla misyon yükleyip, savaşa gönderir gibi maça gönderen romantik futbolseverlerden gerçekten gönülden özür diliyorum. ben hiçbir zaman sizin gibi olamadım. bugün mili takımın yenilmesini, hatta rezil olmasını isteyen ben dahil nice insana bir kere neden diye sorsaydınız, emin olun birçok şeyin cevabını bulabilirdiniz. çünkü bunun ne ülke sevgisiyle alakası var, ne de milliyetçilik olgusuyla.

    milli futbolcuya küfretti diye taraftarı yerden yere vuran düz saçlı %100 çizgi film karakterleri, taraftara küfreden milli futbolcuyu da eleştirmesini bilseydi, bugün bu futbol bu hale gelmeyecekti. bugün türkiye'de futbol dediğin şey, kitlelerin mutluluğu olmaktan çıkıp, isteyenin istediği gibi at koşturduğu toplumsal bir bozukluk haline geldiyse, bunda yukarıda bahsettiğim amcaların aslan payı var.

    futbol romantikliği yapmaya hiç niyetim yok. beceremem de zaten. ama şimdi 2002 dünya kupasını bir hatırla. sevincinin de, üzüntünün de saflığını hatırla. her şey bu kadar dallanıp budaklanmadan önce; yenilse dahi takımınla duyduğun gururu, rüştü'ye özenip gözünün altına çektiğin kömürü, ümit davala gibi kestirdiğin saçını, hasan şaş'ı, yıldıray'ı, ilhan'ı bir damla hatırla. bizim bugün neden bu halde olduğumuzu o zaman daha iyi anlayacaksın.

    göksel gümüşdağ, fatih terim, recep tayyip erdoğan, acun ılıcalı, rıdvan dilmen, arda turan, emre belözoğlu, yıldırım demirören, erdoğan bayraktar... miden kaldırıyor mu bu isimlerin devamını?

    milli takım sevilmiyorsa, işte bu gibi insanlar ve bu gibi durumlar yüzünden artık sevilmiyor. her yerde söylerim, yine söylemekten kaçınmıyorum. benim milli takımım galatasaray'dır. galatasaray türkiye'dir.

    futbol dediğin şey bölgesel amatör lig'de oynanıyor. en azından elleri oraya değmiyor. beceremediklerinden değil. oradan herhangi bir çıkarları yok. uğraşmaya değmez. gencecik çocuklar futbol oynuyor orada. bedava maçlar. git tribüne otur, adam gibi futbol izle. galatasaray diye bir şey olmasa, kim siker süper denen yalova ligini?

    aha da gördüğün gibi. milli birlik ve beraberliği es kaza sağlayabildiğimiz tribünü aldılar elimizden. geriye bir tek halay kaldı. onun da eski tadı yok. düğünde müğünde zorla kaldırıyoruz milleti.
  • harun- zeki çelik ömer çağlar caner- okay oğuzhan- cengiz yunus hakan- cenk. bu ilk 11'de türkiye'de oynayan sadece 3 futbolcu var. milli takım hiç bir zaman bu kadar yurtdışında oynayan bir futbolcuyu kadrosunda bulundurmamıştı. bunun tek sebebi yabancı sayısını serbest bırakan fatih terim'dir. muhtemelen yusuf yazıcı ve abdulkadir ömür de yurtdışına transfer olacaklar. o yüzden lucescu hiç ağlayıp sızlamasın. elinde gayet yetenekli ve takımlarında süre alan futbolcular bulunuyor. hepsi de avrupanın üst düzey liglerinde oynuyor.
  • yabancı oyuncu sayısı kaidesinin meyvesini euro 2020'ye katılarak vermiş ay yıldızlı gururumuz.

    yabancı sınırlaması olsaydı takımdaki bir çok değerli lejyoner oyuncu fahiş garanti ücretli kontratlar alacak, kendilerini bu kadar geliştirme fırsatı bulamayacaktı.

    umarım bu hatadan dönülür, tekrardan tarık çamdal'lar yetiştiren sınırlı yabancı sistemine geçilmez.
  • kaptanı emre belöz olan takım. şimdi bazı arkadaşlar zannediyor ki biz bu takım yenilsin derken sanki ülkenin kötülüğünü isteyip vatana ihanet ediyoruz. kına yaksınlar falan havada uçuşuyor. asıl vatan hainliğini bu düzeni destekleyenler yapıyor. tabi ki 9 eylül izlanda türkiye maçını izlemedim ama bu hezimet-ki izlanda gibi bi takımdan 3 yemek, atak bile yapamamak hezimettir- malumun ilanıdır. arkadaşlar, dostlar nolur gözünüzü açın artık. saçma sapan yabancı kuralları, türk futbolcusunu değil, türk futbolcusunun ekonomisini geliştirir. amk ilkokul bebesine sorsan insanın rekabet ortamında gelişeceğini söyler sana. tabi tek sıkıntı yabancı sınırı da değil, ülkenin pisliği futbola sirayet etti. daha bugün melo'ya yapılanlar ortada. aziz yıldırım, yıldırım demirören ortada. maalesef fatih terim ortada. son olarak;
    (bkz: hedef 2023 dünya kupası)
    ha dış mihraklar o sene bizi kıskanıp dünya kupası düzenlemezse onu bilemem(!)