• 1
    galatasaray futbol takımı;

    - 21 türkiye süper ligi şampiyonluğu
    - 17 türkiye kupası şampiyonluğu
    - 15 türkiye süper kupası şampiyonluğu ( cumhurbaşkanlığı kupası dahil edildi )
    - 1 uefa avrupa ligi şampiyonluğu ( yeni adıyla )
    - 1 avrupa süper kupası şampiyonluğu

    fenerbahçe futbol takımı;

    - 19 türkiye süper ligi şampiyonluğu
    - 6 türkiye kupası şampiyonluğu
    - 9 türkiye süper kupası şampiyonluğu ( cumhurbaşkanlığı kupası dahil edildi )

    beşiktaş futbol takımı;

    - 15 türkiye süper ligi şampiyonluğu
    - 9 türkiye kupası şampiyonluğu
    - 8 türkiye süper kupası şampiyonluğu ( cumhurbaşkanlığı kupası dahil edildi )

    trabzonspor futbol takımı;

    - 6 türkiye süper ligi şampiyonluğu
    - 8 türkiye kupası şampiyonluğu
    - 8 türkiye süper kupası şampiyonluğu ( cumhurbaşkanlığı kupası dahil edildi )

    fatih terim teknik direktörlük kariyeri ( galatasaray ile );

    - 7 türkiye süper ligi şampiyonluğu
    - 2 türkiye kupası şampiyonluğu
    - 4 türkiye süper kupası şampiyonluğu
    - 1 uefa avrupa ligi şampiyonluğu ( yeni adıyla )
    - 1 uefa avrupa süper kupası şampiyonluğu ( bu kupa sizin vicdanınıza kalmış )

    sadece basit ve ütopik bir denklem yapalım;

    yukarıda başta tabiki de galatasaray olmak üzere, 4 büyük takım ve fatih terim'in resmi olaraktan başarıları mevcut... ( resmi olmayan daha nice rakiplerin ulaşamayacağı başarılar da mevcuttur )

    1. denklem;

    fatih terim'i galatasaray'dan çıkarıp, fenerbahçe'ye koyalım... tartışmasız fenerbahçe türkiye'nin bayern münich'i olurdu... galatasaray, beşiktaş ile birlikte benzetme yaparsak schalke 04 ayarında '' geçmişte şampiyonlukları olan büyük sayılan kulüpler'' olurdu... ve fenerbahçe taraftarı, ülkenin futbol coğrafyası dağılımdan yola çıkarsak; ülkenin yüzde 80'nini kapsardı... şu an da bile fenerbahçe'nin cumhuriyet olduğunu savunanlar, herhalden durum böyle olsa diktatörlük ilan ederlerdi bu durumda...

    2. denklem;

    fatih terim'i galatasaray'dan çıkarıp, beşiktaş'a koyalım... şu an ki galatasaray neyse beşiktaş'ta o olurdu muhtemelen... taraftar sayısında ise; şu an galatasaray üstünlüğü beşiktaş'ta, beşiktaş'taki sayıda galatasaray'da olurdu... tek bir şey değişmezdi bence; ülke tinerciden geçilmezdi*... biz şerefli(!) olurmuyduk bilmiyordum da* üçüncü büyük olurduk kesin... her mecrada bizim şu an ezdiğimiz gibi, onlar bizi ezerdi bu durumda...

    3. denklem;

    fatih terim'i galatasaray'dan çıkarıp, trabzonspor'a koyalım... kesinlikle her türlü senaryoyu bir şekilde ülke kaldırabilirdi ama; bu senaryoyu asla kaldıramazdı*... az buçuk denklemle fenerbahçe'nin bir kaç adım önde olduğunu görebilirdik... sadece trabzonspor'un tarihi başarısı mayıstan mayısa gündem olur... trabzon şehri muhtemelen şehrin simgesi olarak, fatih terim'in futbol tanrısı şeklindeki heykelini her bir sokakta sergilerdi, her sokağın ismini fatih koyardı, doğan kız veya erkek çocuk fark etmez ismi fatih olurdu*... bence şehrin isminde de fatih ibaresi mevcut olurdu... bizim takım ise, trabzonspor kadar bile büyük olmazdı bu durumda...

    yani az buçuk matematiksel işlemlerle, fatih terim'in türk futbolunda galatasaray'a kattıklarını görebilirsiniz... ben fenerbahçe, beşiktaş, trabzonspor camialarının yerinde olsam; topumla, tüfeğimle, medyamla, siyasi çevremle elimde ne güç varsa fatih terim'i yıkmak için herşeyi yapardım... hele bu takımların taraftarları olsam, fatih terim nefretimin boyutunu tarif edemezdim... bu adamları bir şekilde anlıyorum, halen çıkmayan çok derin acıları var... ama; ''galatasaray'' sözlükte yazar olan, twitter benzeri mecralarda hesabı olan, hatta arkadaş çevremdeki bazı ''galatasaray'' taraftarları... yahu sizin ne acınız var? kebapçı selo ile kan bağınız varsa ya da tüpçünün holdinginde maaşlı çalışansanız veya yakın akrabasıysanız anlayabilirim belki... ya da geçmişte fatih terim ile kişisel bir problem yaşamışsanız da anlarım... benim gibi sıradan galatasaray taraftarı iseniz; bu adamı sevmemek; fenerlilerin alex de souza'yı sevmemesi, machester united'lıların alex ferguson'u sevmemesi, barcelona'lıların lionel messi'yi sevmemesi gibi bir şey bence... hatta belki de daha fazlası... böyle birşeyin mümkün olma itimali var mı yani?

    ya bir de şöyle bir sav var mesela; fatih terim'i galatasaray imparator yaptı diye... beşiktaş'lılar şenol güneş'i biz şampiyon yaptık dese anlaşılabilir bir durum ama ortada bir gerçek var, bir yazar arkadaşa da bu mesajı attım; '' çocuk anayı, ana da çocuğu büyütür'' diye bir laf vardır, bizim buralarda... evet biz fatih terim'i imparator yaptık belki ama; ''fatih terim'de bizi büyüttü'' arkadaş... bugünkü galatasaray'ın avrupa fatihi, avrupa kralı gibi lakapların kahramanıdır fatih terim... bugünkü galatasaray'ın büyüklüğün de de fazlasıyla payı vardır... siz ister kabul edin ister etmeyin bunu istatistikler yani gerçekler gösteriyor.. biraz yabancı seviciliğimizden dolayı; ismi fatih klopp, fatih mourinho ya da fatih ferguson olsaydı herhalden ülkecek tapardık kendisine.. bizim taraftarı geçtim bile... ingilizler iskoç ferguson'a '' sir '' lakabı verirken, bizim taraftarda kendi içinden çıkmış efsanesini yerin dibine sokmaya çalışıyor... ne kadar enteresan ne kadar tuhaf(!) değil mi?

    ben de eleştirdim bu adamı; halen ofsayt entrylerim arasında da duruyor... biliyorum eskiden yaşananları... biliyorum bu sezon ki durumları... biliyorum ortaları halen ön direğe kesiyor bizim takım, biliyorum kötü oynuyoruz... biliyorum sistemi yok... sistemi yok... sistemi yok... 1000 defa da yazsanız bir şey değişmiyor; ama bu adamın bizim için yaptıklarını asla ama asla silemezsiniz... görmezden gelemezsiniz... tamam eleştirin ama; saygısızlık yapamazsınız... hakaret edemezsiniz... saygı göstermek zorundasınız!!!... biz ne kredileri hamzalara, tudorlara verdik... kimlere verdik... efsanemize mi vermeyeceğiz? eğer; bu kredileri efsanemiz, imparatorumuza veremeyeceksek yazıklar olsun bize!!! bizim taraftarlığımıza!!! bu sezonu şampiyon tamamlayamazsa bile tribüne çağırıp bağrımıza basmalıyız... buralardan destek mesajı yollamalıyız... eğer; yapamıyorsak yazıklar olsun bize!!! bizim taraftarlığımıza!!! merak etmeyin en fazla 1 bilemedin 2 sezon daha kalır, başaramazsa da gider, bir daha dönmez... eğer; bu kadarcık sabrı da gösteremeyeceksek yazıklar olsun bize!!! bizim taraftarlığımıza!!! merak etmeyin; fatih terim'siz galatasaray'ı da gördük defalarca... ne durumlar da olduğunu biliyoruz o galatasaray'ın da merak etmeyin...

    evet ben rasyonel değilim; siz rasyonel olun... evet ben romantiğim; siz filozof olun... sorun değil arkadaşlar... herkesin canı sağolsun... siz de galatasaray'lısınız ben de... hem de sapına kadar... o yüzden sorun değil benim için... normalde böyle entryleri girmeyi pek sevmiyorum. ama; son dönemde fatih hoca'ya yapılan vefasızlıkları görünce kayıtsız kalamadım... bir yerim cız etti... sözlükteki bazı arkadaşlara onları kırmadan mesaj attım ya da bazı yazar arkadaşlara dokunmuş olabilir... eğer; az buçuk kırdıysam da affola... düşüncelerimin doğruluğuna inanırsam, babamı bile tanımam... o yüzden, alınmaca, kırılmaca olmasın... belki size göre siz haklısınız, ama ben böyle düşünüyorum...
  • 2
    türkiye'de düzgün bir eleştiri kültürü yok. açın emre taşdemir hakkındaki yorumlara bakın. beğenenler marcelo'dan filan bahsetmiş. beğenmeyenler de "izlediğim en kötü sol bek" demiş. bu yorumlarla dalga geçince "saygı duymalısıncılar" ortaya çıkıyor. en kültürlüsü de yine bu grup. seviye bu yani.

    gözüme çarpan bir sürü eksiğe rağmen galatasaray'a daha iyi birisi gelemeyeceği için fatih terim eleştirisi yapmaktan kaçıyorum. çünkü biliyorum ki güzel bir eleştiri yapsam arkasına "fatih hoca gitmeli" diyen birileri takılacak, ya da "sen nasıl imparator'a böyle dersin" diyen birisi saçma sapan bişeyler yazacak. ya siyah, ya beyaz ortası yok. siyasette bile küçük bir grup hariç çoğu ideoloji böyle. o küçük grup da asla türkiye'yi yönetecek oya sahip olamaz. neyse işte, yapıcı eleştiri diye bir kavram yok ülkede.
  • 3
    pragmatik bir insan olsa da takıntıları büyük olan bir hoca. zaman zaman bazı futbolculara takar ve o futbolcunun hayalinde ki futbolu oynayacağını düşünür. colin kazım içinde denemişti bir ara ama sonra vazgeçti. sorun terim'in eleştirilmesi değil. ben kendisine hiç bir zaman kırılmadim, yaşım gereği gördüğüm sampiyonluklarin çoğunun altında imzası var. benim için efsanedir. bu kadar sevmeme rağmen, erzurum maçında yanlış değişiklik yapınca aferin hoca çok iyi yaptın demiyorum. maç esnasında kızıyorum hoca daha onyekuru'yu ne kadar sabredecen diye. ama buraya gelip hocanın taktik bilmediğini, gazla işi yürüttüğünü falan yazmıyorum. yazana karşı da hocayı savunma ihtiyacı hissediyorum. bir de rakip analizi yapılmadığı yönünde eleştiri var. hiç bir büyük takım kendinden daha düşük kalibrede olan takıma özel önlem almaz. ne yani barcelona huesca ile oynamadan önce rakibin şu adamı var özel önlem mi alalım diyor. rakibin senden zayifsa hücum planları için analiz yapılır. çünkü taktiği, kapan, pres yap, hızlı oyuncuya at dışında başka birşey değil. hücum da niye planımız yok derseniz, bir çok kişi sistemin sıkıntısı olarak yorum yapıyor, bense orta saha oyuncularının yetersizliği olarak bakıyorum. hangi sistem de oynarsa oynasın bu oyunculardan süreklilik arz eden iyi bir oyun çıkmaz diyorum. ama seneye orta saha oyuncularini yine böyle oynayanlardan seçer ve gene takım kötü oynarsa yanlis yaptigini söyleyerek eleştiririm. ama.bu ona olan sevgimi de saygımi da değiştirmez. sistem yanlış diyenlere de kızmıyorum. belki onlar haklıdır. bu şekilde elestirenlerle özelden de konuşuyoruz.ama kusura bakmayın da taktik bilmiyor diye yazana karsida hocayı savunma hakkımız olsun. bu topraklar daha onun gibi bir taktisyeni yetistirmedi.
  • 5
    maalesef türk futbolunda fatih terim düşmanlığı had safhada mevcuttur.
    galatasaraylı olmayanların hocayı sevmemelerinin nedenlerini tartışmaya bile gerek yok zaten.
    onlar, fatih hocanın başarılarını kıskanıyorlar.
    kendi camialarının böylesine bir efsane teknik direktör çıkaramamasının üzüntüsünü yaşıyorlar yıllardır.
    bu nedenle hocaya saldırarak, onu yıpratmak, algı operasyonlarıyla hocamızın başarılarını olduğundan küçük göstermek istiyorlar.
    fatih terim'in çok büyük bir şans ile bugünlere kadar geldiğini, taktik bilmediğini, sadece motivasyonla takım idare ettiğini, kadro kurmayı bilmediğini, hep kendisinden önceki antrenörlerin ekmeğini yediğini, egolu, yüksek kibir sahibi bir insan olduğunu, milan'da şampiyonluk yarışının tam ortasındayken, kaybedilmiş hiçbir şey yokken takımdan gönderilmesine rağmen başarısızlık sonucu oradan gönderildiğini, başarılarını pek çok tesadüfün bir araya gelmesiyle elde ettiğini, uefa kupasının tamamen tesadüf olduğunu, galatasaray'ın uefa kupasını aldığı dönemde kadroyu hagi'nin kurduğunu, fatih terim'in, kendisini daima galatasaray'dan üstün gördüğünü, uygar bir insan olmadığını, kötü niyetli bir insan olduğunu, asla eleştirilmediğini, kendisinin yalakalarının, dalkauklarının olduğunu, başarılı olmama ihtimalini görünce hemen çamura yattığını ve çeşitli bahaneler ileri sürdüğünü, kendisini galatasaray'dan büyük gördüğünü, aldığı maaşın çok yüksek olduğunu, sergilediği davranışların etik olmadığını ve sair pek çok argümanı söyleyip duruyorlar.
    son dönemin modasına uymak suretiyle, yeni argümanları da dillendirip duruyorlar.
    hocanın kurnazlık yaptığı, kabadayı olduğu, kebapçıdan dayak yediği ve oradan kaçtığı çeşitli mecralarda pek çok kişi tarafından söyleniyor.
    bu söylenilenler tabii ki doğru değil ve kötü niyetli bir tavırla ifade edilen şeyler.
    ama beni üzen, galatasaraylı olduğu halde hocayı hakir görenlerin tutumu.
    bu duruma fazlasıyla üzülüyorum, şaşırıyorum, düşündükçe daha da şaşırıyorum.
    nedenlerini çözmeye uğraşıyorum; ama asla sağlam gerekçeler bulamıyorum bunu yapanları haklı çıkarmak adına.
    neden böyle yapıldığını hakikaten anlayamıyorum, kavrayamıyorum.
    galatasaraylı olduğu halde hocayı sevmeyen çok kişi tanıdım.
    benim hocayı neden bu kadar çok sevdiğimi sorgulayan ve bunu yanlış bulan pek çok kişi tanıdım.
    fatih hoca 21 aralık 2017'de "nerede kalmıştık?" deyince; "bundan böyle maça falan gitmiyorum." diyen çok iyi galatasaraylı olduklarını söyleyen kişiler tanıdım.
    gs tv'de 2017 yılında "efsane aslanlar" adlı bir belgesel yayınlanıyordu.
    belgeselin bir bölümünde konu fatih terim idi.
    hoca da tam benim şu anda söylemeye çalıştığımı ifade etmişti orada aslında.
    kendisinin camia içinde çok sevmeyeni olduğunu, bu durumun asıl tuhaf olan şey olduğunu belirtmişti.
    ben dünyada kendi camiasında bu kadar çok sevmeyeni olan bir teknik direktör görmedim.
    ilk kez fatih hoca'da tecrübe ettim bu durumu.
    hoca, eleştiriliyor gibi gösterilerek aslında hakir görülüyor.
    sonra da "ne var bunda canım? fatih terim galatasaray'dan daha mı büyük? hocanın dalkavuklarısınız siz. her şartta onu savunmak zorunda mısınız? sizin yüzünüzden hoca hatalarından ders alamıyor. sizin yüzünüzden hocayı eleştiremiyoruz. asıl siz hocaya zarar veriyorsunuz böyle yaparak." denilerek işin içinden sıyrılıp çıkıyorlar.
    "fatih terim'i imparator yapan galatasaray'dır. fatih terim galatasaray'dan büyük değildir." deniyor.
    sanki hoca ben galatasaray'dan büyük bir insanım dedi.
    "aslolan galatasaray'dır." demedi mi hoca?
    öyle bir atmosfer oluşturuluyor ki; hocayı savunanların üzerinde bir mahalle baskısı kuruluyor, etrafımız kuşatılıyor ve fatih terim hakkında olumlu şey söylemeye korkar hale getirilmeeye çalışılıyoruz.
    öyle bir hava oluşturuluyor ki; neredeyse fatih terim'i sevmek, ona değer vermek suç addedilecek.
    kimse hikaye anlatmasın kardeşim.
    durumun farkındayım ben.
    ne yapılmaya çalışıldığının babalar gibi farkındayım.
    kendi içimizde fatih terim'i sevmeyenler, hocanın tekrar bizden ayrılmasını istiyor.
    bu konuda "benim de çorbada tuzum olsun." diyerek hocaya yükleniyorlar.
    burada, "fatih terim'e saldırmanın dayanılmaz hafifliği" durumunu tespit ediyorum ben.
    bunu yapanlar, bir şeyi unutuyor.
    galatasaraylı olduğunu söyleyerek hocayı topa tutanlar, gerçekliği olmayan savlarla hocayı aşağıladıklarını sananlar, rakiplerimizin eline çok büyük kozlar veriyor.
    onların ekmeğine yağ sürüyor.
    rakiplerimiz, galatasaraylı olduğunu iddia ederek bunu yapanları gördükçe, ellerini ovuşturuyor.
    zevkten dört köşe oluyorlar. için için gülüyorlar.
    rakiplerimizi sevindiriyoruz, farkında mısınız?
    neden kendi değerimize, efsanemize bunu yapıyoruz?
    neden bu kadar nefret ediliyor fatih terim'den?
    neden neden neden?
    fatih terim size ne yaptı?
    herhangi bir maçta, o an için skor istemediğimiz gibiyse, dakika kaç olursa olsun hocaya çakılmaya başlanıyor.
    örneğin dakika 20 ve 1-0 gerideyiz, fırsatçılar hemen piyasaya çıkıyor ve başlıyorlar döktürmeye.
    sonra skor lehimize dönerse, bir şey yazmıyorlar.
    ama skor istemediğimiz gibi olursa, maç bittikten sonra "ben demiştim." diyerek, daha da büyük bir hırsla, şevkle, mutlulukla devam ediyorlar hocaya vurmaya.
    hiç unutmuyorum, euro 2016'da türk milli takımımız başarılı olamayınca, hoca için "riekerink'in yardımcısı olsun.", "türkiye futbol traktörü.", "parator" gibi sözler, cümleler sarfedildi.
    "fatih terim gelirse galatasaray'ı bırakırım." diyenler oldu.
    ama hiç bu sözleri söylememiş gibi hocaya imparator diyen, hiç bu sözleri söylememiş gibi attığımız gollerde bizden çok seviniyormuş gibi hareket eden pek çok kişi var.
    bu yazdıklarım bir sanrıdan ibaretse söyleyin, yalan mı bu yazdıklarım?
    artık saracak bir şey bulunamadı ve sonunda burada "fatih terim'in teknik direktör yetiştirememesi" konusu tartışıldı.
    aslında daha büyük bir sorun vardı ve bu tartışma yüzünden gözden kaçtı bu!
    sorun şu: fatih terim'in gözünün üstünde kaşı var!
    bunun tartışılması lazım kanaatimce!
    "kendisini sevmiyorum ama galatasaray'ın başarısı için destek veriyorum.", "hocayı daha iyi olsun diye eleştiriyorum.", "hoca inat ediyor ve hatalarından ders almıyor.", "bizim söylediklerimizi yapsa halbuki, ne kadar başarılı olacak." "ben hocayı yalakalarından koruyorum onu eleştirerek." gibi sözlerin samimiyetine zerre kadar inanmıyorum.
    sevgi böyle gösterilmez, eleştiri bu şekilde yapılmaz.
    dedim ya, ben farkındayım her şeyin.
    benim aldığım terbiyeye göre, dostlarımız, arkadaşlarımız, akrabalarımız, yakınlarımız başkalarının yanında eleştirilerek küçük düşürülmez.
    aile arasında, dost meclisinde alçak ve şevkatli bir ses tonuyla, sakince, kırmadan, dökmeden, düzgün kelimelerin seçilmesiyle yapılır bu eleştiriler.
    fatih hocaya yapılanlar acımasızlıktan başka bir şey değil.
    tekrar etmek istiyorum.
    yakınlarımızı, başkalarının yanında eleştirmek doğru bir tutum değildir.
    bir insana yaraşan, yapmak istediği bir eleştiri var ise bunu yapıcı bir şekilde, tatlı dille yapmak ve kapalı kapılar ardında yapmaktır.
    kaldı ki hoca 66. yaşını sürüyor bu hayatta.
    hoca tecrübesiz bir insan değil.
    biz gençler, saygı çerçevesinde, terbiyeli ve ahlaklı olmalıyız büyüklerimize karşı.
    gönül kırmak çok kolaydır.
    aslolan ve zor olan gönülleri kazanmaktır.
    fatih hocayı eleştirerek galatasaray'dan kopardığımızı düşünelim, bir fatih terim bulmak için kaç yıl bekleyeceğiz, yıllar geçse de bir fatih hoca daha bulabilecek miyiz?
    ayrıca, fatih terim'i galatasaray'a getiren de taçsız kıral metin oktay'dır.
    bunun da unutulmaması gerektiğini düşünüyorum.
    sözün özü, evet, maalesef ki türk futbolunda böyle bir düşmanlık vardır.
    beni üzen daha önemli şey de bu düşmanlığın içimizden yapılıyor olmasıdır.
    tek kişi kalsam da, ki kalmayacağımı adım gibi biliyorum, hocamı savunmaya sonuna kadar devam edeceğim.
    ben fatih terim hocamı çok seviyorum.
    4 yaşında öğrendim onun adını.
    beni galatasaraylı yapan en önemli insanlardan biridir hoca.
    hocamla tanışacağım günü de sabırsızlıkla ve heyecanla bekliyorum.
    sevmeyen sevmesin, kendisini sevenler hocaya yeter.
    allah benim ömrümden alsın, fatih hocama versin.
    son söz: nankörlük sevginin mezarıdır.