• 5
    taraftarların da kendini kaybettiği, rastgele atılan bir taşın ardından cümbür cemaat balıklama şekilde kuyuya tereddütsüz atladığı zamanlardır. bu durumun asıl suçlusu yıllar yılı akıl almaz asparagaslarla bir neslin, hatta birkaç neslin psikolojisini; transfere bakış olan açısını sağlıksız bir hale getiren türk spor basınıdır.
  • 7
    insanların içine büründüğü cinnet halini garip bir şekilde izlediğim; galatasaray'a bakış açımı ve taraftarlığımı ciddi şekilde sorgulamama sebep olan dönem. tüm camianın saygısını kazanan adamlar çıkıp o saygıyı yerle bir edebilecek "haber"ler veriyor, ismini duyurmak isteyen site bir transfer "haber", uyduruyor. insanlar 24 saat nöbet tutuyor. mütemadiyen çeşitli platformlarda birbirlerine laf yetiştiriyorlar. aynı insanlar resmi sitelerdeki transfer haberlerinden "x antrenör'ün y'yi takımında görmek istediğini söylediği belirtildi" temalı uydurmalara bile inanıyor. olur mu, olmaz mı, gelirse ne olur, kaç paraya gelir, faydalı olur mu gibi konularda sayfalarca yazı yazıyor. sadece kendi takımları olsa iyi, tüm takımlar için aynı takibi yapıyorlar ve aynı şekilde yorum yapıyorlar. bir yolu bulunup illa ki bok atılıyor. rakiplerin kendi aralarındaki yorumları daha sonra etrafa yayılıp makara konusu yapılıyor. gecenin üçünde telefon çalıp filanca adamı almışız diye haber verebiliyor insanlar, sanki o anda herkese haber verilmese adam gücenip gelmeyecekmiş gibi... herkes birbiriyle yarışıyor, bir söylentiyi bile ciddiye alıp dillendiriyor; olursa "ilk ben söyledim"in kavgasını verebilmek adına. onlarca espri türetiliyor anında. daha sahaya, hatta ülkeye ayak basmayan adamlar için efsaneler yazılıyor. sadece işini yaptığı için yöneticiler tanrılaştırılıyor. arma sevdalısı olması gereken adamlar "transfer"i, "yönetim"leri herşeyin önüne koyuyor... eğer tüm bunlar taraftarlığın gerekleri ise, sanırım ben iyi bir taraftar değilim...
  • 8
    sanıyorum 2009 yaz dönemi transfer döneminde frank ribery dısında gideceği takımın uzunca tartısıldığı oyuncu avrupa'da yoktur. ama gelin görün ki türkiye'de her yaz dönemi medyanın gazıyla bir oyuncunu transferi neredeyse 3 ay sürer. 3 ay olm bu boru mu? futbolcuyu kulubünden istersin ya evet der ya hayır. evet derse futbolcuyu ikna etmeye çalısırsın. olay biter. ama bizde kulüplerden önce futbolcularla görüsmek adet olduğundan transferler gereğinden uzun sürer. bu yaz döneminde önce mehmet topuz, sonra da sercan yıldırım. ikisinin içinde de büyük kulüpler var. mehmet topuz olayını biliyoruz. aziz yıldırım'ın ve yıldırım demirören'in kisisel hesaplasmalarına kurban gitti. sonunda kazanan kayseri oldu. * sercan yıldırım da ise nedense ortada bir fiyat yükseltme çabası var gibi seziyorum ben. her gün baska bir haber. her gün de baska bir bonservis bedeli. ortada net bir sey yok. birileri alttan alttan gazı veriyor, takımları karsı karsıya getiriyor, olay yine sen alamadın bak ben alacağım olayına dönüyor. bu alttan gazı veren kisilerin mutlaka bir kazancı vardır tabi. ama olayın bu kadar büyütülmesi türk futbol seyircisinde bir bıkkınlık getiriyor. diyeceğim odur ki bir an kim alacaksa alsın da kimi alacağını, su transferlerden kurtulup lige konsantre olalım. zaten bu saatten sonra, geldi takıma uyum sağladı diyene kadar form tutması birkaç hafta sürer.
  • 9
    özellikle 2009 sezonu inanılmaz mantıksızlıklarla dolu dolu geçmiştir. şimdi efendim, ronaldo'nun 94 milyon ettiği piyasada sneijder kati suretle 16 milyon etmez, edemez. ya da tam tersi. daha geçen sene euro 2008'de portekiz'de dökülen ronaldo ile hollanda'yı taşıyan, yönlendiren adam olan sneijder arasındaki uçurum saçmalığın daniskasıdır. dünya piyasasında buna benzer 10larca örnek de mevcut. yine türkiye'de de rastlamak mümkün. topuz'un çift haneli sayılarda gezdiği piyasa'ya keita ve elano gibi top klas adamlar sudan ucuza gelmiştir. gerçi burada haldun üstünel'in sihri de var tabi bir şey diyemeyiz. *
  • 16
    taraftar açısından bakıldığında gerçekten ilginç bir okadarda keyifli geçen dönem.hele birde fanatikse tamam.en çok spor gazeteleri bu dönemde okunur. en çok spor sitelerine bu dönemlerde girilir.scoutgs, fcn blog gibi.her yeni futbolcu başlığı didik didik edilecek şekilde okunur.incelenir.geldimi geliyormu gelecekmi gibisinden.sonra ismi geçen futbolcunun çeşitli kaynaklardan videolarına bakılır.başka sitelerden istatisliklere bakılır.her türlü iyi kötü görüş bildirilir.beğenmediği bir futbolcuysa kötülenir bir dahada kolay beri ilgilenilmez.artık geriden sessiz takip başlar.eğer istediği beğendiği futbolcu geldiyse hemen resmi siteye girilir.açıklamalar dikkatlice okunur.sonrasında hemen web e girilir.adam hakkındaki yorumlar tek tek okunur.masa başında kendi kendine öyle gazlara gelinir ki tarifi imkansızdır.adam hakkında övgü dolu, esprili güzel bütün yazılar başlıklar itina ile okunur.rakip takım taraftarlarına ince ince ayarlar verilir ,kızdırılır. masa başında monolog şekilde orgazmdan orgazma akılır.artık beyin uyuşmuştur. o anda transfer edilen adam dünyanın en iyi futbolcularından birisidir.gol kralıdır. defans uzmanıdır.b2b nin babasıdır.oyun kurucunun şahıdır.kalecilerin efendisi ve hocasıdır.aksini idda eden her türlü yazı kötülenir.yerin dibine sokulur.sanki babanın oğludur.öyle bir his verir.sanki onun yerine milyon € ları cebine sen sokacaksındır.müthiş bir duygudur.adam gelir idmana çıkar maça çıkar.işte orada büyü bozulur.o üzerine kadrolar kurduğun masa başında orgazmlar yaşadığın adam sıradan bir topçu gibi topunu oynar.artık seni için sıradanlaşmıştır.bazen coşturabilirde ama nedense çok azına raslanmıştır. bide kötü oynadımı sövmeler saymalar başlar.basitleşir basitleşir basitleşir.sonra birgün bir bakmışsın adam 3-5 kuruşa bir yerlere satılmış.bu hikayede burda bitmiş...
  • 22
    insanı futboldan soğutan, gelecek sezon bir an önce başlasın artık dedirten, hergün sözlüğün sol tarafında bir futbolcuyu getirme şenlikleri yaşanan, o getirilen fubolcunun ilah veya dünyanın en kötü futbolcusu yapıldığı, zaman zaman o gün üzerine oynanan oyuncunun, illa ki galatasaray takımı'ndan bir oyuncuyla kıyaslandığı, nefret edilesi dönem.
  • 23
    galatasaray için takvim ve yönetici açıklamaları geleneksel olarak şu şekilde ilerler;

    ocak ayı'nda "elimizi çabuk tutup transferleri gelecek sezon başlamadan bitirmek istiyoruz"

    mayıs ve haziranda; "bütün transferler kampa yetişecek, taraftarımızın içi rahat olsun"

    haziran sonu; "ince eleyip sık dokuyoruz acelemiz yok, hocamızla konuşup en iyilerini alacağız. taraftarımız müsterih olsun"

    temmuzda; "taraftarlarımız kaygılanmasın, lig başlayana kadar (ön elemelere kadar) taransferleri bitirmiş olacağız "

    temmuz sonu; "galatasaray'a yakışan oyuncuların peşindeyiz. bu oyuncuları türkiye için ikna etmek zor oluyor. süreç o yüzden uzuyor. 1-2 hafta içerisinde transferi kapatırız."

    ağustos ortası; "bu ayın sonunda kadar süremiz var, bir yabancı oyuncu daha almayı planlıyoruz, bazı alternatifler üzerinde duruyoruz, bir iki güne kadar açıklarız"

    ağustos sonu (transfer sezonu kapanır); "galatasaray'da transfer bitmez..."